All for Joomla All for Webmasters

İletişim Tel: +90 544 795 01 01

Salı, 16 Şubat 2021 22:27

2021 VE SONRASINDA FORKLİFT TRENDLERİ Özel

Yazan
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Pandemi gelişmeleri engelleyemedi,

teknolojinin önüne geçemedi,

teknolojik gelişmeler aralıksız devam ediyor.

Forklift sektöründe de göze çarpıyor bu durum.

Forkliftlerde en önemli üç unsur nedir, diye sorulsa,

herhalde vereceğimiz cevap şöyle olurdu:

    • Güvenlik,

    • Ergonomi,

    • Bakım

Şimdi bakalım bu kritik 3 alanda neler oluyor.

2021 ve sonrasında izlenecek forklift trendleri

Güvenlik, ergonomi ve düzenli bakım burada değinmek istediğimiz en önemli üç unsurdur. Mademki, bu üç unsur bu kadar önemli, o zaman bunlarla ilgili olarak, herhangi bir tesiste forkliftlerin değerini koruma ve hatta yükseltme konusunda neler yapıldığına bakma zamanı gelmedi mi?

 

Forkliftlerdeki belirli özellikler gelip geçici olurken, üç temel özellik sabit kalır: güvenlik, ergonomi ve bakım. Nihayetinde, bu üçlü, forklift operatörlerinin ve özellikle ekipmanın kendisindeki aşınma ve yıpranmanın azaltılmasıyla doğrudan ilgilidir. Her üçü de hem forkliftleri hem de operatörleri fabrikada ve depoda en yüksek verimliliği sağlayacak birincil değerli kaynaklar yapmaya odaklı faktörlerdir.

Bu ilginç bir soruyu gündeme getiriyor:  Bunca yılın ardından, bu üç alanda gerçekten daha ne kadar yenilik, ya da inovasyon mümkün olabilir? Bilin ki, beklediğinizden daha fazlası. Muhtemelen en son bir forklift kiraladığınız veya satın aldığınız tarihten bu yana bir hayli zaman geçmiştir. Bu arada, tedarikçiler boş durmadılar, bu üç temel alanda iyileştirmeler yapmaya devam ettiler.

Bunlara şöyle kısaca bir göz atarsak, örneğin, mevcut denge ağırlıklı forkliftlerinizde, özellikle 8-9 metrenin üzerindeki yüksekliklerde daha hassas yük konumlandırması için takılmış kameralar var mı? Forkliftlerinizde güvenlik için hala "dead-man pedalı" diye bilinen pedallar mı var, yoksa bunların yerini sensörler mi almış? Hala "makinayı pestili çıkıncaya kadar çalıştırma" dünyasında mı yaşıyorsunuz, yoksa kullanıma dayalı koruyucu önleyici ve hatta kestirimci bakıma geçtiniz mi? Ve liste böyle devam ediyor. Güvenlik, ergonomi ve bakım söz konusu olduğunda, önde gelen forklift tedarikçilerinden bazılarının bugün en önemli bularak söylediklerinin özetine şöyle bir göz atarsak... .

Ne yazık ki, tüm sektörde dilden dile dolaşan en iyi güvenlik öykülerinden hiç birinin forkliftlerle doğrudan ilgisi olmadığını görüyoruz. Ama, unutulmaması gerekir ki forkliftler ve güvenlik, birbirinden ayrı düşünülmesi mümkün olmayan iki eleman. 1987 yılında Paul O’Neill, Aluminium Company of America (Alcoa) firmasının yeni CEO'su olarak bir basın toplantısında medyaya tanıtılmıştı. Ve ardından öyle şeyler söylemişti ki…..

"Bugün sizlerle Alüminyum sektörü hakkında değil, işçi güvenliği hakkında konuşmak istiyorum. Alcoa'yı Amerika'nın en güvenli şirketi yapmayı planlıyorum."

Wall Street analistleri şaşkına dönmüşlerdi o zaman. Ama, Paul karlılıkla ilgili stratejisi hakkında tek söz söylememişti.

Aslında güvenlik, Paul'ün bu patinaj yapan geri kalmış alüminyum üreticisi firmayı yeniden canlandırmak için kullanacağı kâr stratejisinin adıydı. Paul yıllar sonra ayrıldığında, başlangıçta onun başarısız olacağını öngören ve hatta kafalarında üstünü çizenler tarafından bile artık son derece başarılı bir lider olarak kabul edilmişti. Paul iyi bir gözlemci ve analist idi, bu işe soyunduğunda, güvenliğin gizli bir silah olduğunu biliyordu.

Endüstriyel Forklift Tedarikçileri Birliği (ITA) Başkanı Brian Feehan da böyle düşünüyordu.  Endişesini, "Acilen bir güvenlik kültürü tesis etmemiz ve bunu yerleştirmemiz lazım, bu da yılda 365 gün, 7/24 yoğun çaba gerektiriyor" diyerek ifade etmişti.

ITA'nın, bunu desteklemek için, son yedi yıldır Haziran ayının ikinci Salı günü bir "Ulusal Forklift Güvenliği Günü" düzenlediğini görüyoruz. Geçtiğimiz yıl, forklift sektörü ile OSHA uzmanlarından bu konuda haberdar olan 350'den fazla katılımcı sanal etkinliğe katıldı. Feehan, "Burada temel düşünce, operatör eğitiminin gerek forklift güvenliği ve gerekse yaya güvenliği için son derece kritik önemi konusunda farkındalık yaratmak" diyordu.

Bir forklift operatörleri eğitim müdürü şöyle demişti, "Günlük bakımda forklift güvenliği her zaman en ön planda gelir. Eğitim, bir güvenlik kültürü oluşturmanın temel unsurudur. Bu yapılan, sıradan bir şey değil, işin can alıcı kısmıdır. Güvenlik sadece operatörler için değil, amirler, yöneticiler ve eğitmenler yanı sıra yayalar için de çok önemlidir”. Bravo demek lazım ona.

Aslında, odak noktası, operatörler ve tesisteki diğer kişiler için güvenlik eğitiminde en etkili yol olarak kişiye özel hazırlanmış web tabanlı ve uygulamalı bir eğitim kombinasyonudur. Bununla ilgili eğitim sloganı: (nasıl yapılacağını) Öğren, Yap, (günlük faaliyetine ekle ve) Kullan!

Uygulamalı Performans eğitimi ile gelecekte operatörler "Öğren!" eğitim modülünü tamamlayarak güvenlik için "Öğren!" eğitimi almış olacaklar. Yetenek kontrolünde operatörler eğitmenlere yeterliliklerini göstererek "Yap!" eğitim aşamasını tamamlarlar. Ve nihayetinde, bu öğrendiklerini artık kendi işlerine de uygulayarak “Kullan!" aşamasına geçer ve bunu görevleri boyunca sürdürürler. Çoğu yönetici, zamanla operatörlerin eğitimini güncelleyip takviye etmek için kendi güvenlik eğitimi yöntemlerini belirler ve eğitim detayları için de bir filo yönetim sisteminden alınan performans verilerini kullanırlar. Böyle bir yaklaşım, güvenliği şirketin temel bir değeri haline getirir ve böylece sonuçta herkes her gece evine "sağ salim" gider!.

Bir sanal depo ağ geçidi ve küresel telematik direktörüne göre de, güvenliğe katkıda bulunan bir diğer unsur pasif forklift izleme ve bir forkliftin konumunu takip etme. Tahminen, bugün gelişmiş ülkelerde tesislerin yaklaşık %20 ila %30 kadarında bu tür sistemlerin kullanılmakta olduğunu biliyoruz.

Gelelim bir sonraki adıma. Bu adım, forklifti, nerede olursa olsun, bulunduğu ortamda izleyen izleme sistemleri. En gelişmiş sistem, bir güvenlik sorunu ortaya çıktığında kumandayı operatörden devralarak forkliftin hızını ve istikametini uzaktan kontrol edebilmektedir. Uzmanlara göre, bugünlerde bunun daha ilk aşamalarını yaşıyoruz.

Buradaki güvenlik varsayımı, hiçbir forkliftin veya forklift operatörünün başka hiçbir şeyin bulunmadığı bir adada tek başlarına mahsur olmadıklarıdır. Yani, forkliftler bir tesiste sık sık yayalar, sabit engeller ve hareketli engellerle karşılaşarak hareket ederler. Üstelik, yerleşim düzeninde de sık sık değişiklikler olur veya yapılır. Tüm bu durumlarda, güvenlik, insanlara ve her tür ekipman ve diğer nesnelere zarar verip vermeme potansiyeli ile ilgili bir sorundur. LiDAR ışık algılama ve mesafe teknolojisinden faydalanarak engelleri algılayan sensörlere kadar bir dizi teknoloji, bu gelişen karmanın bir parçasıdır.

Bir sanal depo ağ geçidi ve küresel telematik firması, RTLS olarak bilinen ve bir aracı ve onun tesisin altyapısındaki planlı güzergâhını 1 metre hata ile takip eden bir sistem geliştirmişti. Firmanın direktörü, bu RTLS izleme sisteminin halen çalışmaları süren gelecekteki bir sürümünün, bir engel olduğunda ve hatta forklift tesisteki önceden belirlenmiş coğrafi sınırların dışına çıkabildiğinde bile forkliftin kontrolünü ele geçirebileceğini söylüyor.

Güvenlik, forklift operatörlerinin yüklerini yüksek seviyedeki üst raflara istiflerken veya istiften alırken de karşı karşıya kaldıkları önemli bir sorundur. Geleneksel olarak operatörler, yükü kaldırıp, depo zemini seviyesinden bakıp kendi inisiyatiflerini kullanarak raf konumuna göre görsel olarak hizalar.

Bir firmanın dar koridor ürünlerinden sorumlu ürün müdürü, tedarikçilerin artık çatal aynasının altına yüksek çözünürlüklü bir kamera yerleştirdiğini ve kabin içine de bir ekranın monte edildiğini hatırlatıyor. Bunun amacı, operatörün ekranda yükün konumunu tam olarak görmesine olanak tanıyarak işi operatörün inisiyatifine bırakmamaktır. Bu küçük kameranın sağladığı bir diğer rahatlık, operatörün çatalların tam doğru konumda olup olmadıklarını izlemek için eğilme, yan dönme vb gibi başını ve vücudunu şekilden şekile sokma ihtiyacını da ortadan kaldırarak ergonomi sağlamasıdır.

Aslında, bazen güvenlik ve ergonomi arasındaki çizgi pek net olmayabilir. Yani, biri için yapılan çalışmalar sonucu sağlanan bir gelişmeden diğeri de bir şekilde yararlanır. Bir depo ürün planlama ve çözümleri firmasının direktörü, forkliftlerde operatör rahatlığı yanı sıra yapılan işten sağlanan memnuniyeti yükseltmenin yolunun insan ve makina arasındaki etkileşimi ve işbirliğini iyileştirmekten geçtiğini belirtiyordu.

Örneğin, forkliftin harekete geçmesi için, yıllardır reach truck forklift operatörlerinin gün boyunca sürekli "dead-man pedalı” denilen emniyet pedalına basmaları gerekiyordu. Ayak pedaldan kaldırıldığında forklift derhal durmakta ve bu özellik forkliftin her zaman bir kişinin kontrolünde olmasını sağlamaktadır.

Devir değişti. Şimdi artık bu emniyet pedalının yerini, son çıkan reach truck forkliftlerde kabindeki optik esasa dayalı operatör sensörlerinden oluşan bir network almış durumda.

Reach truck forkliftlerde kabinde üç set algılama sensörü mevcut, biri forkliftin harekete geçmesine izin vermek için, diğer ikisi operatörün kabinde olup olmadığını izlemek için. Operatör her iki durum sensörü tarafından da algılandığında, sistem, sürücünün varlığını algılamak ve dolayısıyla forkliftin durmasını önlemek için yalnızca birine ihtiyaç duyar.Emniyet pedalından farklı olarak, bu sistem operatörün kompartımanda serbestçe hareket etmesini ve rahat ve doğal bir çalışma pozisyonunu korumasını sağlıyor ve operatör ergonomisine katkıda bulunuyor. Yani, hem güvenlik hem ergonomik fayda, ikisi bir arada.

Bir forklifti çalıştırmak için gereken iş gücünün maliyetli olduğunun ve forklift operatörünün çalışma ofisinin de forkliftin kabini olduğunun her işveren farkındadır. Bu nedenle, verimliliği artırmak için operatöre iyi görüş açısı sağlamak ve rahat koltuk arkalıkları, kol dayama yerleri ve kumanda kolları ile ergonomilerine katkıda bulunmak da tedarikçiler açısından önemlidir. Hatta, kabin zemininden iletilen ve operatörün hissettiği titreşimi en aza indirmek bile önemlidir. Her durumda amaç, operatör rahatlığını olabildiğince artırmak ve yorgunluğu da yine olabildiğince azaltmaktır.

İşin garibi, son dönemlerde yaygınlaşan lityum iyon (Li-ion) aküler, çeşitli avantajları yanı sıra, tedarikçilere operatör ergonomisini de iyileştirme fırsatı veriyor. Şöyle ki, çok daha büyük ebatlı kurşun asit akülerden daha küçük boyutlara sahip lityum iyon akülere geçiş, tedarikçilere forkliftin temel bileşenlerini ilave ergonomi sağlamak için yeniden tasarlama şansı veriyor. Bunun sonucunda, operatör için hareket mesafeleri kolayca azaltılabilecek ve baş üstü boşluğu da genişletilebilecekti.

Açıkça itiraf etmek gerekir ki, ergonomi tamamen operatörün forklift kumandası için yapması gereken hareketlerini azaltmak ve böylece operatör yorgunluğunu da azaltarak daha rahat çalışmasını sağlamakla ilgilidir. Kol dayama yeri yakınına monte edilmiş olanlar dahil parmak-ucu kontrolleri bu başarılı güvenlik-ergonomi karmasının bir parçasıdır. Forklifti, geri-geri hareket ettiren ve tamamen duruncaya kadar gücü forklifte ileten pedalları da buna eklemek lazım. Süspansiyonlu koltukları da söylemeden olmaz.

Forkliftin dengesi de önemlidir. Dengeli olmayan forklift hiçbir şey ifade etmez. Ancak bu denge konusu, sadece forkliftin fiziksel olarak dengeli bir kaldırma aracı olması meselesi değil, aynı zamanda sürücünün de forkliftin dengeli olduğunu hissetmesini sağlama meselesidir. Dengeyi arttıran, hemen tamamen forkliftin mekanik tasarımıdır. Mekanik tasarımında başarılı olunamazsa, bunun ilave elektronik aksam, sensörler, direksiyon mekanizmaları ve diğer tekniklerle sağlanması oldukça zordur.

Gelelim, bakım konusuna. Her işletmede forkliftleri çalışır durumda tutmak çok önemlidir. Ancak, her bakım programı birbirinin benzeri değildir, etkisi eşit seviyede ve sonuçları aynı olmaz.

Evet, "pestili çıkıncaya kadar çalıştır" tarzı, hala kullanılan bir uygulamadır. Ancak pek çok durumda sonuçları çok acımasız olabilir.

Bakım deyince, ilk akla gelen Önleyici bakım. Önleyici bakım, forkliftlere bir program dahilinde servis yapılmasını sağlar. Bu, takvim tabanlı veya çalışma saatine göre kullanım tabanlı olabilir. Ancak hiçbiri, faydalı kullanım ömrü dolmuş bir bileşene bakım yapılsa da, koruma sağlamaz.

Bir de Kestirimci bakım var. İşte bu noktada Kestirimci bakımın şimdi ve gelecekte uygulanması önem kazanıyor Bakım, yalnızca kullanım verileri belirli bir parçaya dikkat edilmesi gerektiğini ortaya koyduğu zaman gerçekleştiriliyor. Ancak bu henüz tam oturtulamamış ve hala geliştirilmekte olan uzun bir öykü, bu yüzden şimdi önleyici bakıma bir geri dönelim bakalım.

Önleyici bakımda, en etkili bakım programı kullanım saati miktarı esasına dayanmaktadır. Önleyici bakımda amaç, beklenmedik şekilde ortaya çıkan arızaların sayısını azaltmak ve forkliftin, diyelim ki 30 bin saat olsun, tipik faydalı kullanım ömrü boyunca daha yüksek güvenilirlik sağlamaktır. Burada en yaygın şekilde uygulanan bakım aralıkları, tipik olarak 1.000 saat, 3.000 saat ve 6.000 saattir.

Unutmayalım, burada amaç, forklift arızalanmadan önce bakımını yapmaktır. Tedarikçiler, son zamanlarda gördüğümüz kadarıyla, bakım aralıklarını uzatarak mümkün olduğu ölçüde gereksiz bakımları ortadan kaldırma çabasında. Bugün, önde gelen bakım programlarında nihai hedef bu.

Bu alanda bir başka değişiklik göze çarpıyor, Bağlantılı bakım dedikleri yeni bir yöntem. Bu bir anlamda, planlı Önleyici bakımdan Kestirimci bakıma geçiş için bir köprü gibi anlaşılıyor.

Forklift kullanımını izleyen telematik sistemler daha yaygın. Yalnızca takvime bağlı olan bakımdan ziyade gerçek kullanım saatine dayalı bakım gerçekleştirmek daha ekonomik olabilir. Görünen o ki, önümüzdeki dönemde bu veriler bakım sorunlarını baş ağrısına dönüşmeden tespit edebilmek için telematik yöntemle bayi servis merkezleriyle de paylaşılabilecek. Böylelikle, sistem oturduğunda uyarıyı alan bayi servis merkezi kullanıcıya çağrı göndererek bakım zamanının geldiği bilgisini iletebilecektir. İşte, Bağlantılı bakım olarak tanımlanan bakımın bu şekilde çalışacağı ifade ediliyor.

Bu, aynı zamanda, bir arızayı oluşmadan önce doğru bir şekilde tahmin etmek için kapsamlı neden ve sonuç verileri gerektiren Kestirimci bakıma geçiş için bir köprüdür. İşte, sektör henüz o noktaya varmış olmayabilir, ancak bu alanda oldukça yol alındığını da belirtmek gerekir ki, uzmanlar Kestirimci bakımı güvenilir ve gelecekte kullanılabilir hale getirecek veritabanları oluşturma yolunun şu anda %50 ila %60'ına sahip olduklarını ifade ediyorlar.

Gelecek sayıda buluşmak dileğiyle, şimdilik hoşça kalın.

Okunma 19 defa Son Düzenlenme Salı, 16 Şubat 2021 22:28
Bu kategoriden diğerleri: « "Yeni normal" dedikleri şey bu mu?

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

We use cookies to improve our website. By continuing to use this website, you are giving consent to cookies being used. More details…