All for Joomla All for Webmasters

İletişim Tel: +90 544 795 01 01

MANSET GÜNDEM

MANSET GÜNDEM (129)

Yiğit Akü A.Ş., İleriye Götürür” ilkesi ile; Türkiye genelindeki Ana Bayilerini 2020 yılı hedef ve projeleri için bir araya getirdi. Yiğit Akü A.Ş. olarak dünya akü sektöründe, lider şirket olma yolundaki hedefleri ile sektördeki başarılarına hız kesmeden devam edeceklerini açıkladı.

Yiğit Akü A.Ş., Ankara Organize Sanayi Bölgesinde yer alan fabrikasında gerçekleştirdiği “Yiğit Akü A.Ş. Geleneksel Bayi Toplantısında” Türkiye’nin bir çok ilinden katılan 70’e yakın ana bayisi ile 2019 yılı genel değerlendirme ve 2020 yılı hedef - projeleri için bir araya geldi. Ardından Yiğit Akü ailesi ve ana bayileri ile birlikte, Anıtkabir’de gerçekleştirdiği törende; Atatürk ilkeleri doğrultusunda, sanayide önemli başarı ve yatırımlara imza atan bir kurum olarak saygı duruşu ve mozoleye çelenk takdiminde bulundu. Kıymetli iş ortaklarının katılımı ile gün sonunda gerçekleştirdiği Gala yemeğinde geçtiğimiz yıla veda ederek, başarılarını kutladı.

Yiğit Akü A.Ş. Genel Müdürü Sayın Erinç Çetin MİSER öncülüğünde gerçekleşen “Yiğit Akü A.Ş. Geleneksel Bayi Toplantısında”  geçmişten bu güne sürdürülen tüm hizmet ve faaliyetlerinde birlik ve beraberlik felsefesi ile hareket edildiğine değinildi. İnsan kaynağının önemini her daim farkında olan ve tüm yatırımlarını öncelikle insan odaklı sürdürmeyi hedefleyen Yiğit Akü A.Ş.  tüm bilgi ve birikimini kucaklayan, geleceğe kavuşturacak dinamik ve yenilikçi yapısı ile fark yaratmaya devam edeceklerini belirtti.  

Dünya akü sektöründe lider şirket olma yolundaki hedefleri ile sektördeki başarılarına hız kesmeden devam edeceklerini belirtti. 2020 yılındaki hedeflerinin ve stratejilerinin daha da artacağını sözlerine ekleyen, Yiğit Akü A.Ş. Genel Müdürü Erinç Çetin Miser, Yiğit Akü A.Ş.’nin yol haritasında ağırlıklı olarak Ar-Ge faaliyetlerinin sonucunda elde edilen fayda doğrultusunda, küresel alanda çıkaracağı ürünlerle markalaşmanın, karlılığının ve cirosunun yükselmesi olduğunu vurguladı. Yiğit Akü A.Ş. olarak, Türkiye’nin  enerji depolama alanındaki önde gelen ülkeler arasında olması ve dünya akü sektöründe lider şirket olmasını sağlamak en önemli amacı olduğunu aktardı.

Yiğit Akü A.Ş.’nin hemen hemen her endüstri koluna yönelik geliştirdiği akü çeşitliliğinde yenilikler ve gelişimi destekleyen ürünlerini sektöre kazandıracaklarını,  sürdürülebilir üretim planlamaları ve her yıl alanında son teknoloji makine yatırımları ile kapasiteleri arttırmaya 2020 yılında da devam edeceklerini belirtti. Starter akülerdeki öncülüğünü, endüstriyel sektöre hitap eden batarya gruplarına da taşıyabilmek için yatırımlarını tamamlayarak, ülke ekonomisine kazanımı yüksek iş gelişimi ve girişimlerinde bulunacaklarını sözlerine ekledi. 


Detaylı Bilgi ve Görsel İçin:  

Emel ERCAN

Yiğit Akü Basın Yayın ve İletişim Danışmanı

0533 170 97 40

12.12.2019 Tarihli 30976 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan İthalat rejimi kararı forklift ve istif makinaları sektörünce 2019 yılının üzerinde en çok konuşulan ve tartışılan konusu oldu. Çin’den forklift ithal eden firmalar aniden alınan bu yeni ithalat rejimi kararı karşısında şaşkınlıklarını gizleyemediler. Ne amaçla alındığı, kimler tarafından aldırıldığı, Sektörün derneği İsder’in bu konuyla ilgili bir girişimde bulunup bulunmadığı halen tartışılıp duruyor.

Çin menşeili Heli forkliftlerin Türkiye Distribütörlerinden Özismak İstif Makinaları Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti. Genel Müdürü Sayın Sönmez Yazıcı’ya bu konuda düşüncelerini öğrenmek için sorumuzu yönelttik.

12.12.2019 Tarihli 30976 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ithalat rejimi kararına ek karar ile 8427.10-8427.20 ve 8427.90 alt tarife pozisyonlarında yer alan forkliftler, kaldırma ve elleçleme tertibatı olan diğer yük arabalı ürünlere %6.5 ila %6 oranlarında ilave gümrük vergisi getirilmiştir ve 26.01.2020 tarihi itibariyle yürürlüğe girecektir. Bu konuda düşüncelerinizi öğrenebilirmiyiz.

“Son gelen gözetimden kaynaklanan Cif bedelinin kilo üzerinden hesaplanması ve arkasından gelen gümrük ek vergiler, üreticiyi koruma adına güzel görünüyor. hatta bana göre geç alınmış bir karar diye düşünüyorum,

Ancak, bu karar forklift ithalatçıları için adaletsiz bir durum ortaya çıkarmıştır. Şöyle ki, gözetim vergilendirmesi bütün ülkelerden gelen Avrupa birliği de dahil ürünler için geçerli. Zaten Türkiye ye gelen forklift miktarının yarıdan fazlası bu ülkelerden ithal ediliyor.

Onların Avrupa’ da ki alım fiyatları zaten yüksek gözetimdeki Cif bedelini etkilemeyecek. Son gelen %4,5 üzerine birde %6,5 ilave vergi gelmesi sadece ağırlığı Çin’den gelen ürünler ile diğer ülkelerden gelen ürünlerin fiyatını artıracaktır.

Küçük ve orta ölçekli işletmeler

Zaten zor durumda

Küçük ve orta işletmeler zaten ayakta durabilmek için büyük çaba harcamakta ve ucuz ürünlerle işini görmeye ve kazanç sağlamaya çalışmaktadır. İşte bu ek vergilerin en büyük zararı bu işletmelere olacak iş yapmalarını engelleyecektir.

Bu durum da üreticiyi koruma adına pek bir şey yapılmamış oluyor. Bu artışlar Avrupa veya Efta ülkelerinin ürünlerine de gelseydi o zaman üretici için bir anlamı olabilirdi.

Bana göre bu karar bazı firmaların etkisi ile alınmış acele bir karardır.

Üretim konusunda da Türkiye ‘de benden daha hevesli üretimden yana olan birini tanımıyorum. Özismak firması olarak Bu yüzden de farklı konular da birçok imalat yapıyoruz, Tabi ki konu forklift olunca işin şekli değişiyor. Sebebi bizim her şeyimiz ithalata dayalı ve üretim miktarın dan geçiyor siz belli miktarlarda makineleşerek bir üretim yapamazsanız ne kar edebilirsiniz ne de Çin’den gelen ürünlerin kalitesini tuttura bilirsiniz.

Bu cesareti gösterebilmek ancak kutlanır.

Nitekim bir dönemler bizde üretim yaptık. Bu gün Türkiye’de forklift imal edenlerin toplam üretiminin de 200 adedi bulması çok zor, zaten rekabetten dolayı karlılık durumu orta da…

Sormak lazım üretim için nasıl bir yatırım yapılacak da hem kar edilebilir hale gelinecek hem de kalite tutturulacak.?

Onun için bir hevesle başlanılan iş bir zaman sonra sıkıntılı oluyor yanlış anlaşılmasın amacım üretim yapan değerli firmaların hevesini kırmak değil, bu şartlar altında da bu cesareti gösterebilmek ancak kutlanır.

Bu gibi firmalara da yatırımlarını daha verimli yapmak adına daha çok destek verilmeli ve gümrük vergilerini tüm ülkelerden gelen ürünler için geçerli olması gerekir diye düşünüyorum ve bu arada 2020 yılının hepimiz için verimli hayırlı bir yıl olmasını diliyorum.”

Çin menşeili Heli ,Huahe, Kat forklift ve Jic marka Platformların Türkiye distribütörü ABS İstif Makinaları San.Tic.Ltd.Şti. Genel Müdürü Sayın Salih Yalçın, Yeni ithalat rejimi kararı ile getirilen ilave ek gümrük vergisi hakkında düşüncelerini açıkladı.

“ Maalesef “Ben yaptım oldu, çokta güzel oldu” uygulamaları ile yaşamayı da, sormadan, soruşturmadan bunları kabullenmeyi de artık toplum olarak maalesef öğrendik. Bu gerçeğe rağmen birilerinin de bu sözlerimdeki düşüncelerini cesaretle söylemesi gerekir.” Diyerek sözlerine başlayan Yalçın,

Getirilen yeni mevzuatlarla “mevzuatlarla diyorum çünkü bu yazıyı yazarken birinci mevzuatı haksız bulup kaleme alırken, daha yazının değerlendirmesi bitmeden hemen birkaç gün sonra getirilen ikinci ilave vergi ile tam olarak şaşkınız. Düşününüz hepimiz için bir Devletimiz var ve bu Devletimizin asıl olması ve ayakta kalması hepimiz için vazgeçilmezdir. Ancak Devletimizin de bir düzenleme yaparken bu düzenlemeyi bir kesim için değil herkesim için adil ve eşit yapmasını beklemekte yine vazgeçilmezimiz olmalıdır. Devletin en önemli görevi iyi ve kötü günlerde her vatandaşına eşit yakınlıkta olmasıdır. İşte tamda bu nedenle kişisel görüşüme göre bu yeni vergi düzenlemeleri bu beklentilere uygun değildir ve hakkaniyet içermemektedir. “dedi ve sözlerine şöyle devam etti.

“Özellikle her geçen gün ağırlaşan ekonomik koşullarda maliyetleri gitgide artan ama buna rağmen bir şeyler üreterek kendisinin ve yanında çalıştırdıklarının rızıklarını çıkarıp geçimini sağlamaya çalışan değerli Müşterilerimiz, İşletmeleri ve sahiplerine, bizler gibi senelerin tecrübesinde temsilcisi olduğumuz makinaların üretildiği yerlere bizzat giderek, başında durarak, hatta Müşteri beklentilerinde ürünün gelişimine bizzat katkı vererek seçtiğimiz ürünleri getirmeyi ve bunun karşılığında da kendi makul gelirlerimizi oluşturmayı amaçlıyoruz.

Sadece Üretildikleri Ülkeler Hedef olmuş

Bu yeni mevzuatlarla tüm bu süreçlerimiz görmezden gelinmiş, titizlikle Avrupalı muadilleri ile boy ölçüşebilecek hatta öne dahi geçebildikleri hiçbir teknik mukayese değil, sadece üretildikleri ülkeler hedef olmuştur. Oysa kısmen geriymiş ya da hepsi ucuz olsun da nasıl olursa olsunmuş gibi üretildiği varsayılmış bu ülkelerin şu anki teknolojik seviyeleri ülkemizin maalesef katbekat üzerindedir.

Bugün Avrupa’ya da defalarca giden bizlerin Çin’e gittiğimizde geldikleri seviyeyi görerek şaşırmamak yaşlı ve yeniliksiz Avrupa’ya göre hangi kıstaslarla geri bulunup ta bu ilave vergilerle bir nevi önünün kesilmeye çalışıldığı bizlerce anlaşılamamaktadır.

Bana göre aslında bu mevzuatlarla bu vergi oranlarını mecburen maliyetlerine aklayıp muhtemelen çok daha az ürün satarak bir kayba uğrarken, yaşayabilmek için en küçük maliyet avantajını arayan bu ürünlere pazarın %80’ininin uygun olduğu işyerleri ise çok daha büyük kayba uğramışlardır. Sözlerimin başında söylediğim gibi on gün ara ile getirilen bu ilave vergiler sadece Asya ürünlerine değil de, aynı oranda Avrupalı muadillerine de uygulanmış olabilseydi, bugün sektörümüzün muztarip yarısı da dahil her birimiz Devletimiz zor günlerden geçiyor ve adil olarak hepimizin bir el vermesi gerekir düşüncesinde mutabık olacaktık.

Ancak bunun yerine Asya dan gelen ürünlere benzetmek gerekirse patlıcan, Avrupa’dan gelen ürünlere ise sorgusuz yine can gözü ile bakılmıştır. İşin tuhafı bugün Avrupalı olarak görünen bazı markaların birçok ürünü de gerçekte Avrupa’daki fabrikalarında değil, bizlerin temsilcisi olduğu markaların ziyaretlerimizde görüp bazen de resimlediğimiz gibi Çin’deki tesislerinde üretilerek Avrupa’ya oradan da pazarımıza gönderilen ürünlerdir. Bence bu şekilde arkadan dolanarak yaratılan bu haksızlığında tartışılması gerekliliği vardır.

İşte bu mevzuatları düzenleyen yetki sahibi kanun koyucular, muhtemelen kendilerine tek taraflı yön veren danışman ya da kurumlarca yanlış yönlendirildiğinden eminim ki hiçte istemeden farkına varmadan bu hatanın içine düştükleri gibi, yine bu hatadan dönme şansına sahiptirler.

Bence en basitinden ülkemize gelen ürün Avrupa’dan dahi gelse bu ürünlerde üzerinde oynamanın hukuki sorumlulukları olacak Menşei Şahadetnamesi gibi şart aranıldığı taktirde bu sözlerimde haklı olduğumda görülecektir. Tüm Dünya mümkün olan en ucuza, mümkün olan makul kalitedeki ürünü tedarik edebilme arayışındayken, bizde de bu ürünleri kullanan Müşterilerimizin bu haklı arayışına bir tarafın elini tutarak müdahil olmak onlar adına katkı değil, yanlıştır.

En iyi gözetimi artık Pazar yapmaktadır.

Yeni vergilerle gözetim deniliyor. Bizce en iyi gözetimi artık Pazar yapmaktadır. Bir üründeki küçük bir hata giderilmediği taktirde bunun yansıması her yere sirayet ederek bir daha pazara sunulamamasına neden olmaktadır. Ayrıca bir ürünün belli kıstaslara, belli standartlara sahip olmadan pazarımıza girmesi uygulanan titiz gümrük mevzuatları ile ne mutlu ki sap ve samanı birlikte görmeyip zaten olanaksız hale gelmiştir. Bu nedenledir ki eskiden olduğu gibi kalite problemleri artık tartışmalar getirmemektedir.

Sonuç olarak Ülkemizin ayakta kalması için yapılması zorunlu olan yeni bir vergilendirme varsa, tüm ithalat yapılan ülkeler için aynı uygulamanın yapıldığını görmek, Devlete karşı görevlerini aksatmadan eksiksiz yapan Asya ülkelerinden ithalat yapan bizlerinde Devletimizden naçizane beklentimizdir. Bu toplumu toplum yapan “Ya Hep, ya Hiç” manasında hak ve eşitlik anlayışının da gereğidir.  

Perşembe, 02 Ocak 2020 07:06

Horoz Lojistik, Hyster’e Güveniyor!

Yazan

Türkiye’nin önde gelen lojistik firmaları arasında yer alan Horoz Lojistik Depolar Operasyon Direktörü Ertan Keskin, Hyster markasından duydukları memnuniyeti dile getirerek “Makinalar ihtiyaçlarımızı tam manasıyla karşıladı ve servis noktasında da çok iyi bir hizmet sunuldu” dedi.

Türkiye’nin önde gelen lojistik markaları arasında yer alan Horoz Lojistik, büyüyen pazar ve artan ve çeşitlenen müşteri ihtiyaçlarına cevap vermek adına yatırımlarına devam ediyor. Bu kapsamda depo raf kapasitelerini büyüten Horoz Lojistik, yeni istif makinesi alımlarına da devam ediyor. Son olarak 6 adet Hyster forklift ve depo ekipmanını makine parkına katan Horoz Lojistik Depolar Operasyon Direktörü Ertan Keskin ile lojistik sektörü, yatırımları ve Hyster markası ile ilgili görüştük.

Horoz Lojistik müşterilerine ne tür hizmetler vermektedir?

Horoz Holding günümüzde 5 kıtada, 107 ülkede, 600 noktada entegre lojistik çözümler üreten büyük bir yapıdır. Holdingin ana faaliyet konusu olan lojistik hizmetler alanında iki büyük şirketinden birisi olan Horoz Lojistik de bu yapının önemli bir parçasıdır. Horoz Lojistik, yurtiçi komple taşıma, depolama ve dağıtım, uluslararası karayolu ve demiryolu taşımacılığı hizmetleri sunmaktadır. Türkiye’nin yüzde yüz yerli sermayeli lojistik firması olan Horoz Lojistik, müşterilerimizin ihtiyaç duyduğu tüm lojistik hizmetlerini, yine müşterilerimizin beklenti ve ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla entegre bir şekilde sunarak, sınırsız özel çözümler üretmektedir. İşimizin kapsamı firmalara entegre lojistik çözümler sunulmasıdır. “Nedir bu entegre lojistik çözümler” diye sorarsak, yurt dışından ürünlerin nakliyesi, gümrüklenmesi, antrepoda stoklanması, milli depoya alınması, elleçlenmesi, bayilere sevki ya da nihai tüketicinin evine kadar dağıtımı olarak zincir şeklinde, tüm bileşenleri ile hizmettir. Baştan sona bir hizmettir. Biz bu hizmeti müşteri memnuniyetini ön planda tutarak büyük ölçekte veren bir firmayız.

Bu büyük ölçekli hizmeti nasıl bir altyapı ile vermektesiniz?

Toplamda 258.000 m2 depo alanımız bulunmakta. Türkiye genelinde aktarmalarımızla birlikte 34 ilde depolarımız var. Bunlardan kimisi hem depo hem aktarma merkezi kimisi ise depo olarak hizmet veriyor. Ağırlıklı olarak İstanbul Anadolu ve Avrupa yakası, İzmir, Ankara ve Adana olmak üzere sadece depo hizmeti veren büyük ölçekli merkezlerimiz bulunmaktadır. Müşterilerimize bu depo ve aktarma merkezlerinde yaklaşık 1.000 kişilik bir ekip ile hizmet vermekteyiz.

Vermiş olduğunuz hizmetlerde teknoloji, makine ve ekipmanların rolü nedir?

Eskiden düz depoculuk sistemi ile çalışılıyordu. Yani raflı sistem kullanılmıyor, yatay depo yerleşimi tercih ediliyordu. Fakat zamanla özellikle şehirleşme ile birlikte depo maliyetlerinin artması, daha az personelle daha fazla iş üretme gerekliliği, daha çok işlevsel depoların oluşturulmasını zorunlu kıldı. Böylece yüksek raflı depolar kullanmaya başladık. Büyük depolar, büyük hacimli depolar kullanmaya başladık. Eskiden 5-10 bin m2 olan depolar 35-40 bin m2’lere ulaştı. Depolar çok büyüdü. Artık depo içlerindeki mesafeler çok uzak, yükseklikler çok fazla. Yani bir deponun 200 m olduğunu düşünürseniz elindeki transpaletle bir çalışan kaç sefer gidip gelebilir ki? Sonuçta elindeki yükle bir iki sefer gidip geldikten sonra personel yorulacak, iş kapasitesi düşecektir. Bunun sonuncunda ne oldu; ister istemez bunları akülü depo içi ekipmanlarla taşınması gerekti. 12-15 m tavan yüksekliğinde depolarda 750 kg, 1 tona kadar yükler raflanmaya başlandı. Yüksek istifleme yapmak zorunda kalındı ve bunlar da doğal olarak dar koridorlarda çalışan VNA ve yine dar koridorlarda görev yapan reach truck ihtiyacını gündeme getirdi. Bizim depolarımızın şu anda %70’i dar koridor, bu yönde bir geçiş oldu. Elbette bazı ürünlerin dar koridorda yönetilmesi mümkün olmadığı için yüzde yüz oranına ulaşmamız mümkün değil. Ancak büyük oranda dar koridor sistemlerine geçilmiş oldu. Halen daha depolarımızda ve kullandığımız depo içi ekipmanlarda yatırımlarımız devam etmektedir. Yine en son değişik kapasitelerde Hyster forklif ve depo içi ekipmanları makine parkımıza kattık. Forklift ve depo içi ekipmanlar şu anda bizim olmazsa olmazlarımız oldu. Onlarsız burada bir hayat yürümesi mümkün değil. Tabi iş güvenliği gerekliliği olarak da artık insanların eskisi gibi hammaliyeden ziyade makineler ile çalışması gerekmekte.

Makine yatırımlarınızda ve Hyster’i tercihinizde ana etkenler nelerdir?

Ülkemizde lojistik sektörü günümüzdeki çeşitlilik ve büyük kapasiteleri ile dikey depolama ve yüksek verimle çalışmayı zorunlu kılmaktadır. Firmamızın Hyster markası ile tanışması 2012 yılına dayanmaktadır. O dönem ve hatta öncesinde, dikey depolama ile ilgili çalışmalarımız vardı. O döneme kadar Türkiye’de bilinen pek çok markanın makinelerini kullanmıştık. Ciddi bir makine tecrübemiz vardı. İhtiyacımız olan Depo içi ekipmanlar için ihaleye çıktık ve Hyster markası ile tanışmamız bu şekilde oldu. İhale sürecinde ciddi bir makine adetinden söz ediyorduk ve elbette geçmiş tecrübelerimiz ve elimizdeki makineler ile Hyster ürünlerini de karşılaştırdık. Teknik ve donanım olarak baktığımızda, fiyat fayda analizi yaptığımızda Hyster markasının diğerlerinden avantajlı bir durumda olduğunu gördük. Tabi burada bir noktaya değinmek gerekiyor. Fiyatı ne verirseniz verin makinenin kalitesi çok önemlidir. Bugün bazı markalar var ki fiyatı ne olursa olsun biz tercih etmeyiz. Çünkü mesele makineyi almak değil, makineyi aldıktan sonra işlevsel olarak hizmet etmesidir. Biz o gün, Hyster markasının teknik olarak ihtiyacımızı görebileceğine inandık. Tabi orada kalabalık bir makine aldığımız için makinaları ful servis anlaşması ile birlikte aldık.

Aldığımız Hyster forklift ve depo içi ekipmanları beklediğimizden çok daha iyi ve sağlam çıktı. Kullanım olarak çok iyiydi. Makinalar ihtiyaçlarımızı tam manasıyla karşıladı. Her şeyden önemlisi satış sonrası servis noktasında da bizlere çok iyi bir hizmet sunuldu. Biz makinelerimizi aşırı derecede yorarak kullanıyoruz. Bu nedenle gerek personel bazlı hatalar, gerek makinelerin kendinden kaynaklı arızalarında anında müdahale etme durumları söz konusu oldu. Almış olduğumuz kaliteli makinelerin yanında satış sonrası başarılı hizmet ile sonra aldığımız bu adetlerin üzerine yüzün üzerinde makine daha aldık. Makine parkururumuzun bu derece Hyster ile çoğalmasının sebebi memnuniyetimizin bir göstergesidir.

Yüksek raf depolama operasyonunda Hyster size ne gibi avantajlar sağladı?

Hyster ile tanışmadan önce bir başka firmadan dar kodiror makinası satın alarak deneme fırsatımız oldu. Bu bağlamda Depomuzun bir kısmını dar koridor makinelerinin çalışabileceği raf sistemine göre entegre ettik. Daha önce raylı klavuz teker sistemini kullanıyorduk. Şu andaki gibi mevcut kılavuz kablo sistemi gibi bir sistem kullanmıyorduk. Dar koridor ekipmanlarına ilk geçtiğimiz dönemlerde açıkçası biraz endişelerimiz vardı. Özellikle satın aldığımız farklı marka makinelerin yapısı gereği kullanılan eksik teknolojilerden dolayı biz makinalardan verim alamaz noktaya geldik. Daha sonra bu durum bizde ister istemez bir korku oluşturdu. Fakat bir taraftan da bu teknolojiyi kullanmamız gerekiyordu. Çünkü pazar bizi o tarafa doğru itiyordu. Denemekten vazgeçmememiz gerekiyordu. Orada yaşadığımız korkular ve tecrübelerle biz Hyter VNA makinalarıyla tanıştık. Hyster’in kullandığı teknoloji, makinelerinin yapısı bizim için büyük bir avantaj sundu. Hyster ile birlikte Kablo klavuz sistemine geçerek, makinelerin daha kontrollü ve daha hızlı hareket eder hale geldiğini gördük. Yani önceki kullandığımız sistemde hem makinalar çok yavaştı, hem sürekli hattan çıkmalar oluyordu. Hattan çıktığı zaman makinelerde durma oluyordu. Hatta operatör en üstte oturduğu anda durmalar oluyordu. Ciddi sıkıntılar yaşıyorduk. İş gücümüzü çok ciddi miktarda geriye doğru götürmüştü. İş hesaplamamızda öngörülen ile gerçekleşen arasında eksi yönde büyük fark oluştu. Şimdi burada tabi Hyster VNA makinaları ile tanışınca eski heyecanımızı tekrar yakaladık. Yani o yüzden biz Hyster’in bize verdiği, oradaki sunduğu artısı, bizi tekrar heyecanlandırdı. Aslında biz Horoz Lojistik olarak Türkiye de ilk defa dar koridor ekipmanlarına geçen Lojistik firmalarından biriyiz. Bizim bunu uyguluyor olmamız ve başarılı olmamız diğer firmalara da örnek teşkil etti. Yani “bu iş oluyormuş” dedirtti.

Hyster VNA makinaları patentli özellikleri ile bizim işlerimizi daha da hızlandırıyor. Diğer markalarda olmayan özellikler işlerimizi ciddi anlamda kolaylaştırarak verimliliğimizi arttırıyor. Mevcut dar koridor ekipmanlarımızda, operatörün hızlı ve güvenli hareket etmesi için belli standartlarda makinelerin kalibrasyon ayarları yapılabiliyor. O da iş güvenliği noktasında operatörün üzerine çok fazla iş yükü vermeden malzemeyi doğru yere götürmesi ve doğru noktadan almasına imkan sağlıyor. Yani bu konuda makinalardan biz güzel bir şekilde verim alıyoruz.

Satış sonrası ile ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Burada en önemli konu, makinenin mükemmel olması değildir. Mükemmel bir makineniz olabilir, ancak bu ekipmana sonrasında hizmet sağlanabiliyor mu? Bence en önemli konulardan bir tanesi budur. Şayet sağlanamıyorsa o mükemmel makinanın size belli bir zaman sonra, yani yıpranmaya başladıktan sonra, verim sağlamadığını görebilirsiniz. Aldığınız ürün arıza yaparsa kim tamir edecek? Parçası eskidi mi kimden satın alacaksınız? Bunları düşündüğünüzde tercih ettiğiniz markanın size servis hizmeti verebilecek bir vizyon ve güçte olması gerekiyor. Bugün piyasada çok fazla marka var. Ancak özellikle satış sonrası hizmet noktasında birçok firmaların yetersizliğini gördüğünüzde aslında çalışabileceğiniz çok az firma olduğunu görebiliyorsunuz . Bu kriter bizim gibi yüksek hacimlerde makine alan firmalar için çok büyük önem taşıyor.

TSM Global’in yedek parça ve servis hizmeti noktasında çok doğru bir hizmet verdiğini düşünüyorum. Özetle, Horoz Lojistik olarak, TSM Global’in Türkiye Mümessili olduğu Hyster markasından ve satış sonrası hizmetlerinden çok memnun olduğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim.

HNR Lojistik, 2019’da gerçekleştirdiği 50 araçlık mega çekici yatırımı için MAN araçlarını seçti. Sözleşme kapsamında HNR Lojistik MAN’dan, 30 adet TGX 18.460 LLS-U (Euro 6C) ve 20 adet TGX 18.470 LLS-U (Euro 6D) satın aldı.

HNR Lojistik’in satın aldığı MAN çekicilerin ilk 40 adedi, düzenlenen özel bir törenle teslim edildi. Kalan 10 adet TGX 18.470 LLS-U (Euro 6D) aracın teslimi ise Aralık ayında gerçekleştirilerek, HNR Lojistik ile MAN Kamyon ve Otobüs Ticaret A.Ş. arasındaki 50 araçlık sözleşme, 2019 yılında tamamlanmış olacak.

HNR Lojistik’in de satın aldığı EURO 6 D yeni nesil çekiciler, 1 Eylül 2019 itibariyle dünya ile birlikte aynı anda piyasaya verildi. Almanya’da TUV EXPERT’in yaptığı test sonucunda yeni nesil EURO 6 D çekicilerin, bir önceki versiyon olan EURO 6 C çekicilerden yüzde 4.2 daha az yakıt tükettiği tespit edildi. MAN Satış Direktöre Serkan Sara, bu oranın Türkiye’de yaptıkları testlerde yüzde 5-6’lara kadar çıktığını kaydetti.

MAN’ın İstanbul, İkitelli’deki tesislerinde gerçekleştirilen törene, MAN Kamyon ve Otobüs Ticaret A.Ş.’den Kamyon Satış Direktörü Serkan Sara, İstanbul Şube Kamyon Satış Müdürü İbrahim Altun, Uzman Müşteri Temsilcisi Özgür Tutumlu ev sahipliği yaptılar. Törene, HNR Lojistik adına Yönetim Kurulu Başkanı Arda Hüner, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Melisa Hüner, Genel Müdür Ercan Kulaksız ve Kara Nakliye Direktörü Sedat Geyik’in yanı sıra Antoto’dan Satış Müdürü Onur Ertaş ile Satış Yetkilisi Adnan Sarıyer de katıldılar.

Avrupa pazarına kaliteli, hızlı ve çevik hizmet

Hüner Global Lojistik grup şirketlerinden olan ve 2012 yılında kurulan HNR Lojistik, Avrupa ülkelerinde dinamik ve çevik bir hizmet sunuyor. 50 araçla kurulan ve bugün 500 araçlık bir filoya ulaşan HNR Lojistik Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Melisa Hüner, şöyle konuştu: “Bugün Almanya, Hollanda, Belçika, İtalya, İsviçre ve Avusturya pazarları ile çalışıyor. Babam İbrahim Hüner sayesinde benimsediğimiz ‘bir filin çevik olması zordur’ mantığı ile hareket ediyoruz. Çok fazla pazara açılmak yerine bulunduğumuz yerin en iyisi olmaya odaklanıyoruz. Bu doğrultuda çalıştığımız pazarlar içinde hap noktalara; Almanya ve İtalya’ya depolarımızı kurduk, ofislerimizi açtık. Kaliteli, hızlı ve çevik hizmet sunma yaklaşımımız ile daha şimdiden Almanya ve İtalya pazarlarında lojistik denildiğinde ilk akla gelen markalardan biriyiz.

MAN dünyada kabul görmüş bir marka

MAN, yerini bulmuş, oturmuş, dünyada kabul görmüş bir marka. MAN'ın ekibiyle bizim şirket kültürümüz örtüşüyor. Alımlarımızda bu çok etken oldu. Biz de kendi sektörümüzde verdiğimiz hizmete çok güvendiğimiz için iyi bir marka olan MAN'ı tercih ettik. Bu kararı alırken, şoförlerimizin ihtiyaçlarını, taleplerini de göz önünde bulundurduk. MAN araçları, üstün nitelikleriyle birlikte işletme giderleri, yakıt ekonomisi açısından tasarruf sağlıyor, şoförlerimizin de temel ihtiyaçlarını karşılıyor. Bu yeni MAN'larımızla birlikte şoförlerimizdeki aidiyet duygusu ve çalışma azminin artmasını bekliyoruz.

“Araçlarımıza şoförlerimizin çocuklarının adlarını verdik”

Aldığımız MAN araçlarının üzerine, onları kullanacak şoförlerin çocuklarının, torunlarının isimlerini yazdırdık. Bu aslında, bu bir anlamda sosyal sorumluluk projelerimin başlangıcı olarak düşünebilir. Şoförlerin bindiği aracı daha da sahiplenmesi için kura çekerek araçlara çocuklarının veya torunlarının isimlerini yazdırdık. Gelen tepkiler inanılmaz güzel oldu. 400 şoförümüz arasından 50'sinin çocuklarının isimleri bu MAN araçların üzerinde olacak.”

Uluslarası Lojistik için dizayn edilmiş modeller

HNR Lojistik filosuna dahil olacak MAN çekicilerinin, uluslararası lojistik için dizayn edilmiş özel model ve paket araçlar olduğunu belirten HNR Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Arda Hüner de şunları söyledi: “Satın aldığımız MAN araçlarının tamamı, uluslararası lojistikte kullanılmak üzere dizayn edilmiş mega çekici modellerden oluşuyor. Buzdolaplı, novigasyonlu ve kullanıcı ihtiyaçlarını karşılayan konforlu paket araçlarımız bunlar. HNR lojistik’e teslim etmekte olduğumuz 50 araçlık filonun 30’u, 460 beygir gücünde Euro 6C motorlarıyla her açıdan kendini kanıtlamış TGX 18.460 LLS-U modelimizden oluşuyor. Bu araçlar, üstün nitelikleri, düşük işletme giderleri ve sundukları bilinen yakıt tasarrufları ile sektör olarak gayet yakından tanınan, tercih edilen araçlar.

Yakıt cimriliği ekstra yüzde 5 arttı

HNR Lojistik filomuza katılacak 50 adet MAN mega çekicinin kalan 20 adetlik bölümü ise henüz Eylül 2019 itibari ile üretilmeye başlanan Euro 6D normundaki TGX 18.470 LLS-U’lardan oluşuyor. Euro 6D motora sahip çekiçlerde yapılan iyileştirmeler neticesinde bu araçlarda 10 BG ve 100 nm güç artırımı yapıldı ve toplam depo hacimleri ise 1090 lt’ye yükseltildi. Standart olarak gelen Michelin Lastik, 7” sahip multimedya ekrana sahip navigasyon, buzdolabı, XLX kabin, üst ve yan rüzgarlık seti, Turbo EVBec güçlendirilmiş motor freni, EfficientCruise ve Efficient Roll gibi zengin donanımlara sahip. MAN Euro 6D motorunun en önemli katkısı ise; Euro 6C üretimi motorun sektörde ün yapmış yakıt cimriliğine göre ]aha fazla tasarruf sağlamasıdır. Sonuç itibari ile seçilen araçların, tüm bu özellikleri ile HNR Lojistik filosuna güç katmalarını, MAN ile gerçekleştirdiğimiz bu güzel işbirliğinin hayırlı uğurlu olmasını dileriz”.

Uluslararası lojistik sektörünün seçkin markalarından Hüner Global Lojistik ve HNR Lojistik ile gerçekleştirilen işbirliğinin özel bir anlam taşıdığına vurgu yapan MAN Kamyon ve Otobüs Ticaret A.Ş. MAN Kamyon ve Otobüs Ticaret A.Ş. Kamyon Satış Direktörü Serkan Sara ise sözlerine şöyle devam etti: “MAN araçları, üstün nitelikleri, donanımları, teknolojileri ve zengin çeşitliliği ile segmentlerinin premium modellerini oluşturuyor. Her koşulda sağlanan üstün performans, yakıt tasarrufu, yaygın ve efektif satış sonrası hizmetler ile sunduğumuz ideal işletme çözümleri ile de bütüncül bir değer oluşturuyor, yaşam boyu maliyet avantajları sunuyoruz. Bu özet anlatımım sadece bizim bir söylevimiz değil, aslında piyasada edinilmiş, sektörde yıllardır kazanılmış, yaşanan bir toplam tecrübe. Farklı alanlarda her koşulda MAN araçlarını kullanan şoförlerimizden, işletme yöneticilerine, sahiplerine kadar herkesin söylediği, hemfikir oldukları tecrübeler. MAN, her alanda kendisini kanıtlamış bir marka. Dolayısıyla MAN’ın yaşam boyu iş ortakları arasına katılan HNR Lojistik gibi her seçkin marka, bize ayrı bir heyecan, gurur veriyor. Hüner Global Lojistik ve HNR Lojistik ile gerçekleştirdiğimiz bu işbirliğimizin, uzun yıllar gelişerek süreceğine inanıyorum.”

T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı İstanbul İl Müdürü Sayın Y. Mimar Ümit ÜNAL, 30 Kasım 2019 Cumartesi günü Qadraj Lounge Göksu Kasrı’nda düzenlenen ve Masif Makine’nin Sponsorluğunda gerçekleştirilen Kahvaltı Programında Platformder üyeleri ile bir araya geldi. Toplantıya İstanbul İl Müdürlüğünden Şube Müdürlerinin yanı sıra dernek üyeleri de yoğun ilgi gösterdiler.

Kahvaltı programında bir konuşma yapan Sanayi ve Teknoloji İstanbul İl Müdürü Sayın Ümit Ünal; Değerli konuklar 21. Yüzyılda üretim sadece fiziksel ürünler üretmekten ibaret değil. Yansıda görüyorsunuz bugün üretim ve dağıtım ekonomisi değişmiştir. Tüketici talebindeki değişimler, “akıllı” ürünlerin ortaya çıkması, üreticileri değer yaratmanın yeni yollarını keşfetmeye zorlamaktadır.  Bu rekabet ortamında ayakta kalabilmek için işletmeler ve ülkeler büyümeye, gelişmeye ve fırsatları değerlendirmeye hazır olmalıdır. Kendine yeterli hale gelmelidir.   Makro boyutta baktığımızda yerli ve milli üretimi gerçekleştirmek, dışarıya bağımlılığı azaltmak, ülke ekonomisini geleceğe hazırlamak için en önemli adımlardır. Geleceğe hazırlanmak için her sektörde yerli ve milli üretimi mümkün hale getirmeliyiz. İşletmelerimizi teknoloji üretme yolunda teşvik etmemiz gerekiyor ve bakanlığımız bu konuda çok ciddi adımlar atmaktadır diyerek, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının yapmış olduğu faaliyetler hakkında bilgilendirmelerde bulundu.

Sayın Ünal; Projelerin sektörlere göre dağılımı incelendiğinde, kimyasal ürünler, elektrikli teçhizat, makine ve ekipman imalatı en çok destek alan sektörler oldu. İstanbul il müdürlüğü olarak gururla paylaşmak isterim ki, il bazında bakıldığında en çok projenin desteklendiği il 65 projeyle İstanbul oldu diyerek konuşmasına devam etti.

Konuşmasında Yüksek katma değerli ürünlerin yerli imkân ve kabiliyetlerle üretimini amaçlayan teknoloji odaklı sanayi hamlesi programı hakkında bilgi veren Ünal; Odak sektörlerdeki öncelikli ürünlerin destekleneceği programın ilk uygulaması makine sektörüyle başladı. Program kapsamında ar-ge, ür-ge ve yatırım destekleri uçtan uca bir sistemle etkin bir şekilde yönetilecek, alıcı ve üretici aynı anda teşvik edilecek. Program ile desteklenecek yatırımlar, stratejik yatırım teşviklerinden faydalanacak. Yatırım tutarının 50 milyon lirayı aşması durumundaysa, proje bazlı teşvik sistemi devreye girecek dedi.

İş Makinaları sektörüne de konuşmasında değinen Ümit Ünal; İş makineleri sektörü ülkemiz için kıymetlidir. Çünkü iş makineleri imalatında Avrupa’nın 9. Büyük ülkesiyiz. İş makineleri sektörü ülkemizdeki 50 yıllık geçmişinin yanı sıra özellikle son 8 yıldır dünya çapında çok hızlı bir büyüme sağlanmıştır. Bu sektörde 120’den fazla ülkeye ihracat yapılmaktadır dedi.

Konuşmasının sonunda Sayın Ünal; İş makineleri sektörünün bu aktif yapısı bu alandaki sivil toplum örgütlerinin önemini artırmaktadır. Platformder ’in yerli ve milli ekonomiye katkılarının yanı sıra iş makineleri sektörü için yaptığı önemli bir diğer hizmet ise akademi ile yaptığı çalışmalardır. Platformder, akademik danışma kurulu toplantıları sayesinde üniversitenin bilimsel üretim kapasitesini üretim noktasına taşımaktadır.  İş makineleri sektörünün büyüme hızı ve Türkiye ekonomisindeki yeri, Platformder ve dernek tarafından yürütülen çalışmaları ülke ekonomisi için önemli hale getirmektedir.

Kamu kurumu olarak ülkemiz için emek veren tüm tarafların yanındayız. Bu bağlamda bir kamu yöneticisi gözüyle ülkemiz sanayisine hizmet veren tüm paydaşlarımızda olduğu gibi derneğinizin de çalışmalarını yakinen takip ediyor ve takdirle izliyorum.  Kamu yararına hizmet edecek her türlü çalışmada ortak faaliyetler yürütmeye hazır olduğumuzu belirtmek isterim.

Hepinizi saygıyla selamlayarak sözlerime son veriyorum. Diyerek konuşmasını tamamladı.

Programda Konuşma Yapan Platformder Yönetim Kurulu Başkanı Servet Ayhan, 11.05.2019 tarihinde gerçekleşen Platformder 2. Olağan Genel Kurulunda bizlere güvenerek yönetim kurulumuzu yetkilendirdiniz. Biz de bu güveni haklı çıkartacak adımlar atmak için elimizden geleni yapıyoruz.  Ben, bu 7 ay içerisinde sektörümüzün gelişimi için neler yaptığımızı, neleri yapamadığımızı ya da neleri planladığımız şekilde yapamadığımızı anlatarak başlamak istiyorum. Diyerek yapılan faaliyetler hakkında kahvaltı programına katılanlara bilgi verdi.

Yaptıkları faaliyetler arasında en önemlisi olan TOBB – Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nde kurulması için çaba sarf ettikleri “Kiralama Komitesi” olduğunu altını çizen Sayın Ayhan, süreçte yaşananları anlattı. Artık bundan sonra sektör için daha güçlü adımları bu komite sayesinde atacaklarını belirtti.

Konuşmasının devamında kurumsallaşma adına Platformder olarak atılan adımları anlatan Servet Ayhan, aynı kurumsallaşma çalışmalarını dernek üyelerinden de beklediklerini söyledi. Bunun için de güçlü çözüm ortakları ile sektöre faydalı faaliyetler yaptıklarının altını çizdi. Özellikle Marmara Üniversitesi ile yaptıkları iş birliği protokolü ile Yükseltilebilen Seyyar İş Platformları Semineri, Periyodik Kontrol Semineri ve Yüksekte Çalışma Semineri ile önemli boşlukları doldurduklarını ifade etti.

Sayın Ayhan; 2020 yılında Corpus Sigorta ile yapılacak sponsorluk anlaşması ile T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü ile birlikte “7 bölge 7 üniversite Yükseltilebilen Seyyar İş Platformları Seminerleri” düzenleyeceğiz dedi.

Sigorta, Periyodik Muayene ve İş Sağlığı ve Güvenliğine çok önem veriyoruz. Bu üçgenin sektörümüz için çok önemlidir. Ürünü bilmeyen bir İSG uzmanı, periyodik muayenesi yapılmamış bir makine ve neticesinde meydana gelecek bir kaza. Ve neticesinde sigorta dışında kalan bir hasar. Biz Platformder olarak bunu istemiyoruz. Bizler sektörün öncü ve örnek alınan firmalarıyız. Bu üç konuda örnek olmalıyız. Firmalarımızı büyütürken sadece makine alarak değil, kurumsal olarak ta büyümeliyiz, kendimizi geliştirmeliyiz. Anlık kararlar ile, günü kurtaracak söylemler içine girerek sektöre zarar verecek eylemlerden uzak durmalıyız şeklinde Sayın Ayhan konuşmasına devam etti.

Personel Yükseltici Platform sektörünü uluslararası alanda temsil etmek için çok önemli adımlar attık ve atmaya da devam edeceğiz. Bu noktada şunun bir defa daha altını çizmek istiyorum. Biz PLATFORMDER yönetimi olarak, sektörümüze faydalı olacak tüm süreçlerin yönetiminde, iş birliklerinde, çözüm ortaklıklarında öncülük etmeye çalışıyoruz. Bu noktada ilgili kanunların sivil toplum kuruluşlarına izin verdiği ölçüde çalışmaya devam edeceğiz. Unutmayalım ki el ele vererek güçlenirsek sektörümüzde kalıcı büyüme sağlayabiliriz. PLATFORMDER’ in kuruluş amacı olan bu güçlenmeyi sağlamak için hep birlikte çalışacağımıza inancım sonsuz diyerek Sayın Ayhan konuşmasını tamamladı.

Yapılan konuşmalardan sonra, Sayın Y. Mimar Ümit Ünal’a “Platformder Onur Üyeliği” belgesi Servet Ayhan tarafından verildi. Sayın Ümit Ünal ise; programa sponsor olan Masif Makine ve 7 bölge 7 üniversite projesinin sponsoru Corpus Sigorta’ya teşekkür belgelerini taktim ettiler. Yine Sayın Ünal tarafından Platformder ‘in gerek kuruluş ve gerekse 1.döneminde görev alan Sayın Şaban Duran’a da teşekkür plaketi taktim edildi.

Programın sonunda İl Müdürü Sayın Ümit Ünal ve Platformder Yönetim Kurulu derneğin 3. Kuruluş yıldönümü için hazırlanan pastayı birlikte kestiler. Program aile fotoğrafının çekilmesinin ardından sona erdi.

T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü Başkanlığı, Marmara Üniversitesi ve Platformder tarafından organize edilen YSİP - Yükseltilebilen Seyyar İş Platformları Semineri 05 Kasım 2019 tarihinde gerçekleştirildi. Seminere İSG Uzmanları ve sektör temsilcilerinin yanı sıra, üniversiteden akademisyenler ve öğrenciler yoğun ilgi gösterdiler.

Programın açılış konuşmasında söz alan Üniversitenin ISG Birim Koordinatörü Doç. Dr. Ayhan ONAT, Üniversite – STK iş birliğinin öneminden bahsederek, Personel Yükseltici Platformların, yüksekte güvenle çalışmada önemli ekipmanlar olduğunu söyledi. Yüksekte çalışmada ölümlü kaza oranlarının düşmesinde en önemli etkiyi bu ekipmanların kullanımı sağlayacaktır şeklinde konuştu.

Platformder adına konuşma yapan Yönetim Kurulu Başkanı Servet Ayhan, derneğin kurulmasının üzerinden kısa bir dönem geçmesine rağmen önemli çalışmalara imza atarak sektördeki temsil gücünü arttırdığını belirtti.  Yüksekte çalışmanın sadece inşaat sektörü ile anılması, platformların kullanım alanlarının yeterince bilinmemesinden kaynaklandığını ifade eden Ayhan; bizler Kiralama Firmaları olarak, yüksekte çalışma gerektiren işlerde, güvenle çalışılmasını sağlayan ekipmanlar ile hizmet vermekteyiz. Verdiğimiz hizmet alanları sadece inşaat ile sınırlı değildir.  Bizler bu işleri yaparken, hizmet öncesi riskleri ne kadar aza indirgersek, ISG Uzmanları ve hizmet verdiğimiz sektörler bir o kadar rahat edeceklerdir. Bunun da yolu, sektörde iş yapmak için bazı zorunlu belgelendirmelerin hayata geçirilmesidir. Berber/Kuaför dükkânı açabilmek için öncelikle bir ustalık belgesi veya bu belge yerine geçen bir sertifikanızın olması gerekirken, bu kadar önemli bir işi yapmak için hiçbir belgenin istenmemesi üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur. Öncelikle Sektörü Temsil eden Nace Kodları üzerinden, firmaların sahip olması gereken yetkinlikler belirlenmelidir.  Bu işi yapacak firmaların; makine parkları, servis ve bakım yerleri ve yeterli yetkinliklere sahip ve sertifikalı personel çalıştırmaları gibi zorunlulukların artık getirilmesini istiyoruz. Bir makine, bir telefon ile hizmet verilmesinin artık önüne geçilmelidir.  Bu bağlamda, İSG Uzmanı arkadaşların, bizim sektörümüzü ilgilendiren ekipman kiralama işlerinde, lütfen Satınalma süreçlerine dahil olmalarını istiyoruz. Periyodik muayeneleri yerinde yapılmamış, gerekli kullanım sertifikasına sahip olmayanların, standartlara uygun üretilmeyen ve belgesi olmayan ürünlerin şantiyelere sokulmaması herkesin faydasına olacaktır. Tüm dünyada kiralama firmaları, hizmet vermeden önce riskleri minimize ederek, faaliyetlerini yürütürler. Bu işler yapılırken Sivil Toplum Kuruluşları çok önemli roller üstlenmektedirler. Üstlenilen bu rol ile, sektör sürdürülebilir bir büyüme göstermektedir. Aynı sürecin ülkemizde de olmasını ve sektörel STK ların karar alma ve verme süreçlerinde Kamu İle birlikte hareket ederek, onların işlerini kolaylaştırmak istiyoruz. Bakanlığımızdan; Yüksekte Çalışma Mevzuatını “Yapı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği” ile sınırlamaktan çıkartarak, Yüksekte Çalışma gerektiren tüm işleri kapsayacak şekilde yeniden düzenlemesini ve sektörümüzü ilgilendiren İş Ekipmanları Yönetmeliğinde de değişliğe giderek, standartlara uygun üretilmemiş ürünler ile insan kaldırılmasının önüne tamamen geçilmesini talep ediyoruz. Diyerek konuşmasına devam etti.

Servet Aynan, konuşmasının son kısmında 2020 yılında yapacakları 7 Bölge 7 Üniversite Yüksekte Çalışma Kültürünün Oluşmasında Platform Kullanımı Farkındalık Seminerleri hakkında bilgi verdi ve bu seminerlere ana sponsor olan Corpus Sigortaya teşekkürlerini sundu.

Seminerimizin yapılmasında emeği geçen tüm herkese, Bakanlığımıza, İSGÜM’e, Marmara Üniversitesine, sponsorlara ve vakit ayırarak seminerimize katılan herkese şahsım ve yönetim kurulu adına teşekkürlerimizi sunarım. Diyerek konuşmasını tamamladı.

Seminerde ilk sözü alan Rent Rise Firması Genel Müdürü Erhan Acar, Yüksekte Çalışmada Personel Yükseltici Platform uygulamaları konusunda bir sunum gerçekleştirdi. Sayın Acar sunumunda kısaca aşağıdaki konulara değindi.

Günlük hayatımızda birçok defa yüksekte çalışma ile ilgili olumsuz örnekler ile karşılaşmaktayız. İnsan hayatının bir pamuk ipliğine bağlı olduğunu görüyoruz. Çoğu zaman da maalesef bu olumsuz örneklerin acı sonuçlarını “iş kazası” haberi olarak görmekteyiz.

Bu ve benzeri kazaların önüne geçilmesinin en önemli yolu eğitim ve doğru ekipman kullanımıdır. Bugün burada sizlere yüksekte güvenle çalışmak için en doğru ekipman olan personel yükseltici platformlar hakkında bilgi vermeye çalışacağız.

Platformlar çok özel üretimler dışında 10 ana grupta toplanmaktadır. Bu ana grupta bulunan ürünlerde kendi aralarında çalışma yükseklikleri ve farklı özellikleri ile de çeşitlilik göstermektedir. Bu 10 grupta toplanana platformların ortak kullanım alanları dışında kendine özgü kullanım alanları da bulunmaktadır. Bu nedenle ürün seçiminde; iç mekan, dış mekan kullanımı, dikey çalışma yüksekliği, yatay erişim mesafesi, platform kapasitesi, platform ölçüleri, zemin koşulları ve tekerlek zemin basıncı önemlidir.

Platformlar, bazen farklı kullanımlar içinde tercih edilmektedir. Bunların başında, canlı yayın, konser, spor müsabakaları gelmektedir. Ayrıca platformlar yüksekte güvenle çalışma ortamı sağlarken, kendi güvenlik sistemleri de bulunmaktadır. Bu güvenlik sistemleri, sepet içinde çalışan için güvenli çalışma ortamı oluştururken, güvenli olmayan durumlar oluştuğunda sistemin hareket etmesinin önüne geçmektedir. Diyerek Sayın Erhan Acar konuşmasını tamamladı.

Seminerde 2. Konuşmacı TÜV SÜD Firmasında Sayın Emrah Palas oldu. Sayın Palas sunumunda; Personel Yükseltici Platformların çeşitleri, bağlı olduğu standartlar ve bu standartların yapmış olduğu atıflar üzerinde detaylı açıklamalarda bulundu. Dünya Standartlarındaki güncel durum ve sektöre gelecek yeni standartlar hakkında bilgilendirme yapan Sayın Palas, Platformlarda kullanılan KKD’ler hakkında uygulamalı bir çalışmayı da konuşmasının sonunda katılımcılar ile paylaştı.

Seminerde 3.Konuşmacı olarak İSGÜM ’den Sayın Yusuf Ziya Bolat kürsüye çıktı. Sayın Bolat konuşmasında; İSGÜM İş Ekipmanları Birimi, Mevzuatlar Çerçevesinde YSİP Güvenli Kullanımı ve Bakanlığın geleceğe bakışı hakkında bilgileri katılımcılar ile paylaştı.

Seminerin sabahki oturumunda son konuşmacı olarak Ayhanlar Platform’dan Sayın Orkun Selvi kürsüye çıktı. Sayı Selvi konuşmasında özellikle Avrupa’da kiralama firmalarının ve bağlı oldukları Sivil Toplum Kuruluşlarının uygulamaları hakkında bilgi paylaşımında bulundu. Özellikle kiralama firmalarının sorumluluklarının altını çizen Selvi, ülkemizde de bu türden uygulamaların olması gerektiği ve bunun için de PLATFORMDER ’in doğru bir adres olduğunu ifade etti.

Seminerin öğleden sonraki ilk konuşmacısı Teknik Muayene ’den Sayın Fatih Aydınlı oldu. Sayın Aydınlı sunumunda; platformların periyodik muayenelerinin bağlı olduğu standartlar hakkında bilgi verdikten sonra, bu standartlar çerçevesinde yapılan periyodik muayeneler hakkında detaylı bir sunum gerçekleştirdi. Sunumunun son kısmında ise periyodik muayenelerde görünen aksaklıkları da katılımcılar ile paylaştı.

Seminerde sektör için önemli bir konu olan Sigorta konusunda ise Fidancılar Sigorta’dan Sayın Orhan Fidancı bir sunum gerçekleştirdi. Sayın Fidancı sunumunda, kiralama sektörünün büyüklüğü hakkında bilgi verdikten sonra, sektörde yaşanan 2018 ve 2019 yılı kaza rakamlarını katılımcılar ile paylaştı.

Sayın Fidancı; 2018 yılı kazaların sigorta şirketlerine maliyeti yaklaşık 35.000.000 TL iken, Haziran 2019 itibariyle; kazaların sigorta şirketlerine maliyeti yaklaşık 15.000.000 TL olarak gerçekleşti. Buna rağmen; Sektör hala sigortaya inanmıyor, kadercilik hala devam etmekte, bize bir şey olmaz mantığı var, 2019 yılındayız ve hala sigortaya ödenen primi gereksiz bulunmakta, dolayısıyla da şu an sektörün sigortalanma oranı % 20 ‘yi bulmamaktadır. Bu nedenle de, bunları aşmak için bakanlığa hem de sizlere iş güvenliği uzmanlarına büyük görev düşmektedir.

Sayın Fidancı Konuşmasında Bakanlık’tan da sektörün gelişmesi ve kurumsal bir zemine oturması için bazı taleplerde bulundu. 4925 sayılı karayolları kanunu gibi sektörün özel bir kanun ve yönetmelikle sınırları çizilmeli, her önüne gelen bir makine alıp sektöre girememeli, Bilhassa yerli üreticilerin ürettikleri makinalara moment sistem konulmalı ve hiçbir şekilde devre dışı bırakılmamalı, makineleri fabrika ayarlarında çalışması sağlanmalı ve Periyodik bakımlar gözle değil, özel testler uygulanarak yapılmalı ve 3’er aylık dönemlerde yapılmalı diyerek taleplerini iletti.

Son olarak İSG uzmanlarına seslenen Fidancı; İş yerinde yapılması gereken risk değerlendirmesi çalışmasına katılmak, risk değerlendirmesi ile belirlenen risklerin giderilmesi için işverene önerilerde bulunmak iş güvenliği uzmanının görevidir. Eğer eksikliği bildirmezse ve hasar meydana gelirse bu hasardan sorumlulardır. Bunun için makineyi içeri alırken bakmanız gereken evrakların arasında firmanın mali sorumluluk sigorta poliçesinin olup olmadığının kontrol edilmesi ve sigorta poliçesi yoksa yaptırılmasını sağlanmalıdır.  Diyerek konuşmasını tamamladı.

Seminerde son konuşma Dr. a. Şule Sezgin tarafından yapıldı. Sayın Sezgin sunumunda, personel yükseltici platform kullanımının getireceği kolaylıkları yaşanan vakalar üzerinden katılımcılar ile paylaştı. Özellikle iş yükü oluşturacak yüksekte çalışma işlerinde personel yükseltici platform kullanımı isg uzmanlarının işini kolaylaştıracaktır dedi. Yaşanan kazaları ekrana yansıtarak; Tehlikeli durumlar? Tehlikeli davranışlar? Güvenlik sağlanmış mı? Çözüm Önerileri? Sorularını sorarak sunumunu tamamladı.  Program sonunda toplu fotoğraf çekimine geçildi.

Programa sponsor olan Acarlar Makine ve Biglift, seminere katılanların kullanmaları için ürünlerini seminer boyunca sergileme fırsatı buldular.

Still-Arser 01-02 Kasım tarihlerinde Türkiye genelindeki bayilerine Sapanca Elit World otelinde misafir ederek başarılı bayilerini bir plaketle ödüllendirdi.

2019 yılında en fazla forklift satışı yapan bayi ödülünü İstanbul İstif Makinaları firması,

2019 yılında en fazla yedek parça satışı yapan bayi ödülünü yine İstanbul İstif Makinaları firması kazanırken firma Genel Müdürü Murat Dillice’ye ödülü STILL-ARSER Genel Müdürü Mustafa Çiper tarafından takdim edildi.

2019 yılı en iyi servis ödülü Merkezi İstanbul’da bulunan Teknik Makina firmasına

2019 yılı en çok 2.el makine alımı yapan firma ödülü Merkezi Bursa’da bulunan Trio forklift firmasına 2019 yılı sosyal sorumluluk projesi ödülü ise Merkezi Adana’da bulunan Adamer İş makinaları firmasına verildi.

28 Kasım 01 Aralık 2019 tarihleri arasında Bursa Tüyap Fuar Merkezinde yapılan Bumatech 2019 fuarına Forklift ve İstif Makinaları sektöründen Still-Arser Bölge bayi Alfa İstif Makinaları, Energy lift forklift ve platform firmasının ithalatçısı Atm Makine, Chery forkliftlerinin ithalatçısı Tetaş A.Ş. Gama Akü, ELS lift, Paftar forkliftlerinin ithalatçısı Sezginler A.Ş. Rulman Ticaret ,Tragger çekicilerin imalatçı firması CDM MOBİL firmaları stand açarak ürünlerini sergilediler.

Bilişim teknolojileri endüstrideki etkisini her geçen gün arttırıyor. Bu etkilerin en güzel örnekleri ise 28 Kasım - 1 Aralık tarihleri arasında Tüyap Bursa Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen BUMATECH Bursa Makine Teknolojileri Fuarı’nda görücüye çıktı. 7 salonda 40 bin m2 kapalı alanda, 21 ülkeden 372 firma ve firma temsilciliğinin katılımıyla gerçekleşen fuarlara 61 ülkeden 39 Bin 245 ziyaretçi katılırken yaklaşık 1 Milyar TL'lik ticaret hacmi oluşturuldu.

Metal İşleme Teknolojileri, Saç İşleme Teknolojileri ve Otomasyon Fuarlarını tek çatı altında buluşturan BUMATECH Bursa Makine Teknolojileri Fuarları, Tüyap Bursa Fuarcılık A.Ş. ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) tarafından, Takım Tezgahları Sanayici ve İş İnsanları Derneği (TİAD) ve Makina İmalatçıları Birliği (MİB) işbirliğinde, KOSGEB ve Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin destekleri ile 28 Kasım - 1 Aralık 2019 tarihleri arasında Tüyap Bursa Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Takım tezgahlarından sac işleme makinelerine, yazılımlardan otomasyon ürünlerine kadar geniş ürün grubunun sergilendiği fuar, sektörün gelişimi için önemli katkılar sağlarken aynı zamanda makine satışlarını da arttırdı.

Üretim Teknolojilerine Sahip Olmak Büyük Güç

11. Kalkınma planı, ivme finansman programı, ihracat ana planı, teknoloji odaklı sanayi hamlesi gibi programlar ile desteklenen makine imalat sektörünün kıtalararası buluşması Bursa’da gerçekleşti.Yüzde 80 yerli katılımcı oranıyla dikkatleri üzerine çeken makine yapan makinelerin fuarı olarak nitelendirilen BUMATECH Bursa Makine Teknolojileri Fuarları’nı değerlendiren Tüyap Bursa Fuarcılık A.Ş. Genel Müdürü İlhan Ersözlü, “Ülkelerin kendi üretim teknolojilerine sahip olmaları büyük bir güç. Üretim süreçlerinin temelini oluşturan ve yarattığı katma değer ile büyük önem arz eden makine imalat sektörünü oluşturduğumuz platform ile bir araya getirdik. Firmaların son teknoloji inovasyon ürünlerine ev sahipliği yapan fuarımızda, farklı coğrafyalardan gelen iş insanları ile gerçekleşen ikili görüşmeler ülke ekonomisine ve ihracatımıza önemli katkılar sağladı. 4 gün süren ve sektör için önemli bir pazar olan fuarlarımız, yerli makinelerin gücünü de gösterdi. Türkiye dahil 61 ülkeden, yurt içinden ise 57 şehirden gelen 39 bin 245 ziyaretçiyi ağırlayan BUMATECH’de yaklaşık 1 Milyar TL civarındaki ticaret hacmi ile makine satışlarına katkı sağlandı” ifadelerini kullandı.

2020’de Buluşmak Üzere

Ersözlü sözlerine şöyle devam etti: Sektöre yeni pazarlar sunmak için pazarlama ağını genişleten BUMATECH Bursa Makine Teknolojileri Fuarları, gelecek yıl 26 – 29 Kasım 2020 tarihlerinde önemli iş bağlantılarına ev sahipliği yapmaya ve yeni pazarlara açılmak ve mevcut pazar paylarını arttırmak isteyenler için etkin bir ticaret platformu olmaya hazırlanıyor.”

Yerli ve Yabancı Yatırımcılara En İyi Fırsatları Sundu

Makine İmalatçılar Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Nail Türker ise Bursa Makine Teknolojileri Fuarı, yılın son fuarı olarak bu yılda yerli ve yabancı yatırımcılara en iyi fırsatları sunmak için kapılarını açarak başarılarına bir yenisini daha ekledi. İvme Paketi ve Hamle Programlarından yararlanmak, özellikle yıl sonu yatırım yapmak isteyen imalatçılarımız için önemli bilgi ve fırsatların sunulmasına aracı oldu. Katılımcıların ve ziyaretçilerin ilgisiyle uluslararası sektör fuarları arasında haklı bir yer edindiğini bir kez daha kanıtladı. Bursa ilimizin makine imalatından aldığı pay ile makine imalat sektörünün önemli bir merkezi olduğunu bizlere tekrar hatırlattı. Yerli imalatçılarımız da fuara ve dolayısıyla makine imalat sektörüne yaptıkları katkıları kendi evlerinde ziyaretçilerine sundular, dünya ile paylaştılar. 2020 yılında daha başarılı bir BUMATECH fuarında görüşmek dileğiyle” ifadelerini kullandı.

Tırsan, 1911 yılında kurulan Fransa’nın köklü lojistik şirketlerinden Bils Deroo ile iş birliğini, 40 adetlik Kässbohrer Perdeli Tenteli K.SCH X treyler teslimatı ile güçlendirdi.

Tırsan, Avrupa’daki teslimatlarına hız kesmeden devam ediyor. Fransa’nın önde gelen lojistik firmalarından Bils Deroo, tercihini yine Tırsan kalitesinden yana kullanarak, filosuna 40 adet Kässbohrer Perdeli Tenteli K.SCH X treyler ekledi.

Gerçekleşen teslimat törenine; Bils Deroo Grup Başkanı Jimmy Bils ve Kässbohrer Yönetim Kurulu Üyesi İffet Türken katıldı.

Teslimat töreninde açıklamalarda bulunan Bils Deroo Grup Başkanı Jimmy Bils, Tırsan’ın kalitesine ve sağladığı operasyonel verimliliğe vurgu yaparak, “Treyler yatırımlarımızda önceliğimiz araçların sağladığı operasyonel kolaylık, üstün güvenlik özellikleri ve uzun ömürlülük. Kässbohrer araçları, tüm bu önceliklerimizi karşılıyor” dedi.

Avrupa’nın en geniş ürün gamını başarı ile üreten Tırsan ile iş birliklerinin 21 adetlik Sekizgen Orta Kirişli Multifonksiyonel Konteyner Şasi K.SHG AVMH yatırımı ile başladığını hatırlatan Jimmy Bils, “Treyler İnovasyon 2019 ödülü “Şasi” kategorisinin şampiyonu olan bu aracın kalitesinden ve verimliliğinden duyduğumuz memnuniyeti son alımını yapmış olduğumuz 40 adet Kässbohrer Perdeli Tenteli K.SCH X araçlarında da gördük, şuanda filomuzdaki Kässbohrer markalı araç sayısı 61’e yükseldi. Kässbohrer Perdeli Tenteli K.SCH X araçları, sağlamlığı ile fark yaratırken, 2 bin 900 mm olan iç yüksekliği ile daha fazla yük taşıma imkânı sunuyor ve böylece operasyonlarımızın verimliliğini artırıyor. Hırsızlık önleyici perdeler ile donatılan bu araçlar müşterilerimize ürünlerini güvenli bir şekilde teslim etmemizi sağlıyor.Tırsan’ın müşteriye özel sunduğu çözümler de bu markayı tercih etmemizin önemli nedenlerinden biri. Öte yandan Tırsan, Fransa'daki geniş satış sonrası ağı ve kaliteli hizmetleri ile bizi operasyonlarımızda da destekliyor” açıklamasında bulundu.

Kässbohrer Yönetim Kurulu Üyesi İffet Türken, teslimat töreninde yaptığı açıklamada, Fransa’nın önde gelen lojistik şirketlerinden Bils Deroo ile iş birliği yapmaktan büyük memnuniyet duyduklarını belirterek, “Avrupa'nın en geniş ürün gamına sahip treyler üreticisi olarak, müşterilerimizin çok yönlü ihtiyaçlarını karşılamaya devam ediyoruz. Konteyner taşımacılığında Multifonksiyonel Konteyner Şasi K.SHG AVMH ile desteklediğimiz Bils Deroo’nun filosunu, şimdi de genel kargo taşımacılığında sağlamlığı ve yüksek kalitesi ile öne çıkan Perdeli Tenteli K.SCH X ile güçlendiriyoruz” dedi.

Sayfa 1 / 10
We use cookies to improve our website. By continuing to use this website, you are giving consent to cookies being used. More details…