All for Joomla All for Webmasters

İletişim Tel: +90 544 795 01 01

MANSET GÜNDEM

MANSET GÜNDEM (193)

Türkiye’nin en önemli akü üreticileri arasında yer alan Esan Akü, 2020 yılı başı itibariyle, endüstriyel akü pazarına oldukça hızlı bir giriş yaparak, sektörde ses getiren adımlar atmaya başladı.

Son teknolojiler ile donatılmış modern, “Otomotiv Aküsü “üretim tesislerinin bulunduğu Kocaeli Dilovası yerleşkesinde, ek yatırımları ile yeni Endüstriyel Akü Fabrikası’nın kurulum çalışmalarını da başlatan Esan Akü, aynı zamanda Endüstriyel Akü sektörünün en önemli ve tecrübeli isimlerinin başında gelen Barbaros Kılıç’ı  Endüstriyel Akü Grubu’nun başına getirerek, bu alanda oldukça iddialı olduğunu gösteriyor.

Halihazırda Türkiye’nin 4 büyük akü üreticisinden biri olan ve 5 yıllık süreç içerisinde ürettiği tüm akü gruplarında pazar lideri olmayı hedefleyen Esan Akü’yü, sektörümüzdeki yatırımları ile birlikte Material Handling Dergisi olarak biz de Barbaros Kılıç Bey’den sizin için dinledik…

Sektörün deneyimli isimlerinden birisi olarak önce yeni işiniz hayırlı olsun. Sektörde tanınan birisiniz ama yine de kısaca kendinizden bahsederseniz memnun olurum.

1983 İstanbul Kadıköy Doğumluyum. İstanbul Üniversitesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği bölümünden mezunum. Evliyim ve 8 yaşında bir kız evlat babasıyım. Profesyonel iş hayatımın son 13 yılı, Forklift ve İstifleme sektöründe geçmiş durumda. Akü şarj cihazı satışları ile başlayan serüvenim, daha sonra forklift ve depo içi ekipman kiralama operasyonlarının yönetimi ve daha sonra da, traksiyoner akülerin ithal edilip, sektörün hizmetine sunulması yönetimleri ile devam etti. Bu süre zarfında, sektörün en önemli oyuncuları olan değerli firmalarda görevler alarak,

hem kendimi geliştirme fırsatı elde ederken, hem de sektörümüze üst kalite ürün ve hizmetleri sunabilme imkanları yakalamış bulunuyorum. Özellikle yaklaşık son 9 yılı, traksiyoner aküler üzerine gelişen uzmanlığımı, bugün artık Türkiye’nin en büyük akü üreticilerinden biri olan Esan Akü ailesi altında devam ettirmeye başlamış bulunuyorum.

Peki, bizlere Esan Akü firması hakkında bilgiler verebilir misiniz?

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, Esan Akü ailesine ilk geldiğimde, tanıdığımdan daha da büyük, önemli tarihi geçmişi olan ve her geçen gün çok daha hızlı büyüyen bir üretici firma ile karşılaştığımı fark ettim.

Öncelikle, kısa kısa bazı bilgiler vermem gerekirse, 1978 yılında İstanbul Maslak’ta kurulmuş ve 42 yıllık geçmişe sahip olan Esan Akü, 2016 yılında bugünkü modern üretim tesislerine taşındıktan sonra, yılda 2.500.000 adet üretim kapasitesine ulaşmıştır. Bugün Türkiye’ nin en büyük ikinci 500 sanayi kuruluşu ve yine Türkiye’ nin ilk 1000 ihracatçı firması arasında yer alarak çok önemli başarılara imza atmış bulunmaktadır. Bunun dışında, AKÜDER’in 1 numaralı ve kurucu üyesi olan firmamız, “ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi”, “ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi” ve “OHSAS 18001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi” belgelerine sahip olmanın yanı sıra, “ISO 10002 Müşteri Memnuniyeti Kalite Yönetim Sistemi” belgesine de sahip olarak, müşteri odaklı hizmet anlayışını tüm sektöre kanıtlamış bulunmaktadır.

2018 yılında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Ar-Ge merkezi olarak tescil edilen Esan Akü, Endüstri 4.0 hedefi doğrultusunda, üretim hatlarında oluşturduğu akıllı üretim sistemleri, robot ve otomasyon sistemleri, yüksek teknoloji ürünü şarj sistemleri ve özel tasarım makinaları ile sektöründe öncü bir konuma gelmiştir. Mottosu, “Pozitif Enerji” olan Esan akü, bugün hizmet vermekte olduğu otomotiv ve endüstriyel akü sektörlerinin tamamında, 5 yıl içerisinde sektör lideri olma hedefi ile yoluna emin adımlarla devam etmektedir.

Starter akü sektöründe ülkemizde önemli bir konuma sahip olan Esan Akü firmasının Traksiyoner akü sektörüne giriş çalışmalarını bizlere anlatır mısınız? Esan Akü bu konuda nasıl bir yapılanma içerisindedir?

Evet, otomotiv sektöründe, üretiminin %75’ini 65’in üzerinde ülkeye ihraç ederek çok önemli bir konuma ulaşmış olan Esan Akü, 2020 yılı başı itibari ile Endüstriyel Akü sektörüne adım atarak, bu alanda da kısa zaman içerisinde söz sahibi olmak için çalışmalarını başlatmış bulunmaktadır.

Bu konuda, ilk adımlarımızı, Avrupa’nın en önemli üreticilerinden biri konumunda olan çözüm ortağımız ile yaptığımız özel bir anlaşma neticesinde, akülerimizi yurt dışında ürettirerek atmış bulunuyoruz. Akülerimiz, çözüm ortağımız tarafından Esan markası ile üretilmekte olup, tamamen orijinal şekilleri ile değerli müşterilerimizin hizmetine sunulmaktadır.

Buradaki en önemli husus, yurt dışından hücre tedariki yaparak, Türkiye’deki montaj işçiliğinden kaçınmış olmamızdır. Bunu neden özellikle söylüyorum, maliyetleri düşürmek adına, yurt dışından hücre ithal edip, uluslararası normlara tam anlamı ile sahip olmayan kasa imalatları yaptırıp, basit yöntemler ile akü montajından kaçınarak, olası arıza sıklıklarının ve müşteri memnuniyetsizliklerinin önüne geçmiş bulunuyoruz.

Asıl hedefimiz ise mevcut fabrika lokasyonumuzda, şu an inşası devam eden Endüstriyel Akü üretim tesisimizde dünyadaki son teknolojileri kullanarak, maksimum 2 yıl içerisinde tamamen yerli ve milli traksiyoner forklift akülerimizin üretimini yapar hale gelmektir.

Bugün tedarik ettiğimiz akülerde, dikkat ettiğimiz bu hassas ayrıntılar ile bu işte ne kadar üst kaliteyi hedeflediğimizi müşterilerimize ispatlamak istiyoruz. Bu nedenle de, şu an için tamamen Avrupa üretimi olan ve kusursuz işçiliğe sahip Esan Traksiyoner Akülerimizi, sektörün hizmetine sunmuş bulunuyoruz. Bununla birlikte, yurt dışından gelen akülerimizi, garanti belgelerini ve kullanım kılavuzu çantalarını, ince detaylarda farklılaşmamızı sağlayacak olan, basit ve kullanışlı müşteri bilinçlendirme yönergelerimizi akülerimize yerleştirdikten sonra müşterilerimize sevk etmeye özen gösteriyoruz.

Ayrıca rakiplerimizden farklı olarak, akülerde saf su ilave edilmesi gereken zamanı işaret eden led seviye gösterge sistemini akülerimizde standart donanım olarak sunuyoruz. Esan Akü’nün Traksiyoner Akü pazarına ne kadar iddialı girdiğinin en önemli kanıtlarından biri de, ciddi stok yatırımı yapıyor olmasıdır.

Şu anda sektörde en hızlı hareket gören akü tiplerini stoklarında bulundurmaya özen gösteren firmamız, aynı zamanda stoklarında olmayan aküleri 4 – 6 hafta arasında müşterilerine tedarik edebilecek proaktif yapıya sahiptir. Şahsım olarak da yaklaşık 10 ay önce başlayan bu büyük projenin yönetimine 1,5 ay öncesinde katılarak, yeni ama hızlı başlayan bu sürecin daha fazla ivmelenmesi için önemli çalışmalar yapmaya devam ediyoruz. Tabi burada, sektöre daha önce girmiş ya da yeni giren firmaların birçoğuna göre en önemli avantajımız, hali hazırda çok önemli bir akü üreticisi olmamız ve tüm Türkiye’de yaygın, oturmuş bir bayi organizasyon yapımızın bulunuyor olması diyebilirim.

Açıkçası göreve 1,5 ay önce başlamış olmama rağmen, Türkiye çapında karşılaştığımız ilgi ve talep beklediğimin kat kat üzerinde diyebilirim. Esan Akü, marka gücü ve kurulan yapıdaki tüm profesyonellerin üst düzey sektör tecrübesi, bu önemli projenin Türkiye’de yakın zamanda nasıl bir ses getiriyor olacağını tüm sektöre ispatlıyor olacaktır.

Basit bir örnek vermem gerekirse karşılaştığımız talep o kadar fazla ki; mevcut stoklarımızın dışında yeni stoklarımız için ürettirdiğimiz ve gelmekte olan konteynırlarda yer alan akülerimiz daha yolda iken satılmış oluyor. Dürüst olmak gerekirse, bu da bizleri hem çok memnun ediyor hem de bu işte neleri başarıyor olacağımızı bizlere bugünden işaret ediyor diyebilirim.

Yerli ve ithal markaların bulunduğu Türkiye Traksiyoner Akü piyasasında Esan akü olarak yüzde kaçlık bir pay hedefliyorsunuz?

Açıkçası bu konuda öncelikle şunu söylemek isterim ki, daha önce bu sektörde ithal bir akünün tedarik süreçlerini yönetirken de hep söylediğim gibi, Traksiyoner Aküler Türkiye’de rahatlıkla üretilebilecek ürün gruplarıdır ve yerli üreticilerimizin bu aküleri daha fazla üretmesi gerekmektedir. Bu ürünleri, çok daha kaliteli şekilde üretebilecek alt yapıya sahip olan üreticilerimiz olmakla birlikte, ithal etmek yerine Türkiye’de üretip hem iç piyasaya tedarik etmeli, hem de yurt dışına ihraç ederek ülke ekonomisine katkı sağlamalıyız düşüncesindeyim. Ülkemizde son yıllarda bunun tersi yönünde gelişmeler olsa da, yerli üretim konusunda adımlar atan firmalarımızın varlığı söz konusudur.

Bu adımları atan firmalardan biri olan Esan Akü’nün teklifini kabul etmemdeki ve projenin başına geçmemdeki en önemli ana neden de, yaklaşık 2 yıl içerisinde bugün ithal ederek sektörün hizmetine sunduğumuz Traksiyoner Akülerimizi, tamamen yerli ve milli olarak üretecek olmamızdır. Bu büyük projenin bir parçası olma hedefi, beni oldukça heyecanlandırmış ve heyecanlandırmaya devam etmektedir.

Bugün için ana hedefimiz, fabrikamızda üretim sürecinin başlayacağı 2 yıllık süreç içerisinde tabana yayılmak ve sektörün en önemli 3-4 oyuncusu arasına girmiş olmaktır. Fabrika üretime başladıktan sonraki hedefimiz ise, bugün için sizlere ütopik gelebilir ama kısa süre içerisinde sektör lideri haline gelmektir.

Süreç içerisinde sizlerle yapacağımız yeni röportajlarda, bunları anlatıyor olacağımıza hep birlikte şahit olacağımızı düşünüyorum.

Uzun yıllar Traksiyoner Akü sektöründesiniz bize Türkiye Traksiyoner Akü pazarının genel bir tablosunu çizebilir misiniz?

Doğrusunu söylemek gerekirse bu konuda net değerler ile ifadede bulunmak oldukça zor. Akülü ekipman satışlarının, yıllık olarak net sayılar ile ölçümlendiği gibi, aküler için yapılan net ölçümlemeler maalesef söz konusu değil.

Ancak yıllık satışı yapılan forklift ve depo için ekipman sayılarından yola çıkarak sektörün hacmi ile ilgili bir değerlendirme yapmak mümkün olabilmektedir. 2018 döviz krizi öncesi, 13.500 adetlere çıkan forklift ve depo içi ekipman satışları, kriz sonrası yarı yarıya düşüş göstermişti. Hali ile traksiyoner akü satışları da aynı paralelde ciddi düşüş gösterdi.

2020 yılında pandemi sürecinin de eklenmesi ile 2018 ve 2020 yılları arası için yüksek satış hacimlerinden bahsetmek mümkün olmasa da, daralan piyasalarda bekletilen ihtiyaçların bir noktadan sonra mecburiyet teşkil edecek olması sebebi ile pazarında yakın bir zaman sonra ivmelenerek hareketleneceğini belirtmek doğru olacaktır. Her ne kadar, 2018-2020 yılları arasında forklift ve depo içi ekipman satışlarında gerileme yaşansa da, bu süreçte müşterilerin 2. el ekipmanlarında revizyonlar yaparak süreçlerini yürütmeleri kendilerini yeni akü tedariklerine yöneltmiş ve akü satış rakamlarındaki düşüşlerin, ekipmanlarınkine göre daha az yaşanmasına neden olmuştur.

2018 öncesi, sadece forklift ve depo içi ekipman sektöründe, makine satışlarının yarısının akülü olduğunu düşündüğümüzde, satılan toplam akülü araç sayının yarısı kadar da yedek akü tedariki yapıldığını ön gördüğümüzde, yıllık olarak sadece forklift ve depo içi ekipmanlar için, 30 ile 50 milyon Euroluk bir Traksiyoner Akü tedariki yapıldığını söylememiz yanlış olmayacaktır. Yeni gelişen ve gelişmekte olan akülü platform ve endüstriyel temizlik makineleri pazarları için tedarik edilen Traksiyoner Aküleri de göz ardı etmemek gerekmektedir. Bu pazar 2018-2020 yılları arasında bir miktar düşüş göstermiş olsa da, Türkiye’nin büyüyen ekonomisi ve artan nüfusunu göz önünde bulundurduğumuzda, krizlerden arındırılmış bakış açısı ile 10 yıl içerisinde forklift ve depo içi ekipman satışlarının 20 bin adetlere ulaşacağını ön görmek ve bu ekipmanların da %75 ininin akülü olacağını yorumlamak yanlış olmayacaktır. Bu da bize Traksiyoner Akü pazarının kısa vadede Türkiye’de 100 milyon Euro gibi bir hacme ulaşacağını, yerli üretimin bu alanda teşvik edilmesi ve yerli üreticilerimizin sayısının artması ile Türkiye’den dünyaya ihraç edilebilecek Traksiyoner Akülerin bu hacmi çok daha yüksek rakamlara ulaştırabileceğini bizlere göstermektedir.

Sizlerle yine çok güzel bir söyleşi gerçekleştirmiş olduk. Yeni Görevinizde tekrar başarılar dileyerek, son olarak söylemek isteyeceklerinizi sizlerden rica edelim…

Açıkçası yıllardan bu yana Material Handling dergisinde sizlerle birçok röportajımız, söyleşimiz söz konusu oldu. Her seferinde bizlere teveccüh gösteriyorsunuz. Başta sektöre ve biz temsilcilerine verdiğiniz tüm katkılar için, ayrıca Esan Akü ailesine bu sayınızda gösterdiğiniz ilgi için, sizlere teşekkür etmek istiyorum. Son olarak da, tüm İstifleme sektörüne, kaliteli ve etik rekabet içerisinde başarılı çalışmalar diliyorum…

METAL ENDÜSTRİSİNDE ÜRETİMİN HER AŞAMASINDA HYSTER GÜCÜ SİZİNLE! Hyster, sağlam ve güvenilir yapıya sahip geniş elektrikli ürün hattı ile metal üreticilerinin üretkenliğini yüksek tutarken, operasyonlarının her aşamasında hasar riskini ve diğer maliyetleri azaltmalarına yardımcı oluyor.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ekonomilerin önemli bir lokomotifi olan demir çelik endüstrisi metalin her türlüsünü işleyen çok geniş bir yelpazeye sahip. Hyster’in bu geniş endüstriye yönelik ürettiği ürünler hakkında bilgiler veren Hyster Avrupa Endüstri Müdürü Botros Hanna, "Metal işleme sadece çelik boru ve levhaları taşıyan büyük forkliftler veya sıcak dökümhane uygulamalarında çalışan sert forkliftlerden ibaret değildir" diyerek endüstrinin genişliğine işaret etti. "Akla gelebilecek hemen hemen her endüstri bir noktada bir çeşit metal ürün kullanıyor" diye konuşan Hanna, sektörün büyüklüğünün altını çizdi. Dünya çapında sayısız üretim operasyonu, alüminyum, bakır veya çinko gibi metallerin, küçük parçalardan araba parçaları gibi büyük parçalara kadar bitmiş ürünlere dönüştürüldüğüne vurgu yapan Botros Hanna, “Hyster ürün grubunun, sürecin her aşamasında bu işlemleri güvenilir bir şekilde desteklediği görülebilir” dedi.

Malzemeler Bobin Olarak Gelir

Metal işleme ile ilgili süreci anlatan Hanna, “İlk taşıma zorluğu, bir treyler üzerinde küçük metal bobinlerin teslim edilmesidir. Burada Hyster forkliftler, genellikle standart çatallarla elleçlenebilecek kadar küçük bobinlerin kamyondan indirilmesine ve depoya taşınmasına yardımcı olur” diye konuştu. Hanna, bu işlem için kullanılan yaygın bir forklift modelinin ise olası darbe hasarına karşı koruma sağlayan güçlü yan kapaklara sahip, sağlam bir şasesi olan Hyster’in 3-3.5 ton sınıfı dört tekerlekli J3.0XN veya J3.5XN elektrikli forklift modelleri olduğunu dile getirdi.

Yapılan bu işlemin önemine değinen Botros Hanna, "Bu aşamadaki hasar, metalin istenen üretimde kullanılamayacağı anlamına gelebilir ve bu da gereksiz maliyetlere yol açabilir" diye konuştu. Hanna, "Hyster J serisi forkliftler, standart olarak iyi bir denge, güçlü bir mast ve sorunsuz taşıma sağladıkları ve yüklerin sallanmasını veya hasar görmesini önlemeye yardımcı oldukları için bu operasyonlarda popülerdir" dedi.

Güvenilir ve sağlam Hyster J3.5XN elektrikli forklift, Hyster dizel forklift ile karşılaştırıldığında eşdeğer performans sunar ve hem iç hem de dış mekanlarda kullanım için uygundur. Bu özellik, metal bobinleri açık bir yükleme alanından kapalı bir depoya taşımak için ideal forklift haline getirir.

Tahrik ve kaldırma için üç fazlı motor teknolojisi sayesinde, forkliftler özellikle uzun vardiyalar sırasında zorlu uygulamalar için çok uygundur. Kolayca erişilebilen bileşenler ve yerleşik tanılama da arıza süresinin azaltılmasına yardımcı olur.

Üretim Sürecinde Hyster

Metal eşya imalat uygulamalarında, bobinleri depodaki istif alanından almak ve üretim hattına götürmek için mutlaka bir Hyster çözüm seçeneği olduğunu söyleyen Hanna, bu çözüm alternatiflerinin işletme ihtiyaçlarına göre değerlendirilebileceğini kaydetti. Hanna, Hyster’in dokunmatik ekran ve kumanda kolu aracılığıyla verimli çalışma sağlayan ergonomik bir sürücü kabini ve konfor için ayarlanabilir bir direksiyon kolonuna sahip R2.5 Reach Truck modelinin tercih edilebileceği gibi, Hyster düşük, orta veya yüksek seviye sipariş toplayıcılarının da kullanılabileceğini belirtti. Depo yapısına göre elektrikli forklift seçeneğinin de tercih edilebileceğini söyleyen Hanna, seçeneklerin geni olduğunun altını çizdi.

Botros Hanna, "Uygulama hangi tip elektrikli forklifti seçerse seçsin, sıfır emisyondan yararlanacaklar. Bu da metal endüstrisindeki müşteriler için giderek daha da önemli hale gelen bir konu” şeklinde konuştu. Hanna, "Elektrikli forkliftler aynı zamanda daha sessiz çalışma eğilimindedir ve daha iyi bir depo çalışma ortamına katkıda bulunur” dedi.

Tesislerin genel anlamda işleyişi hakkında değerlendirmelerde bulunan Hanna, operasyonun bu kısmının oldukça tekrarlı olduğundan, yaya çekicileri, denge ağırlık forkliftler ve düşük seviyeli sipariş toplayıcılar gibi uygun bütçeli Hyster robotik çözümlerle uygulamaları otomatikleştirme potansiyelinin de olduğunu kaydetti. Hyster ‘Driven by Balyo’ teknolojisi, güvenilir Hyster forkliftleri robotik kontrol sistemleriyle birleştirerek verimliliği artırmaya ve hasarı azaltmaya yardımcı olacağının altını çizen Hanna, yoğun üretim hatlarının sorunsuz çalışmasını sağlarken maliyetlerin düşürüleceğini ifade etti.

Mamul Ürünlerin Taşınması

Üretim hattı ile ilgili açıklamalarına devam eden Hanna, metal bileşenler veya ürünler tamamlandığında üretim hattından bir Hyster forklift ile toplanacağını ve son kullanıcıya nakledilmek üzere kamyonlara yükleneceğini söyleyerek bitmiş ürünlerin paletler üzerinde paketlenebileceğini veya doğrudan çatallar üzerinde taşınabileceğini kaydetti.

Botros Hanna, "Bu aşamada en büyük zorluk manevra kabiliyetidir, çünkü üretim alanındaki alan ve yükleme alanı genellikle yüksek seviyededir. Üç tekerlekli Hyster elektrikli forkliftler harika bir çözüm olabilir" diye konuştu.

“Örneğin, iki ton kapasiteli J2.0XNT modeli, forkliftin dar koridorlarda ve yoğun yükleme ve boşaltma rampalarında kullanılmasına olanak tanıyan dar bir dönüş dairesi ile dönmesine yarayan Sıfır Dönüş Yarıçapı (ZTR) aksa sahiptir” şeklinde konuşan Botros Hanna sunduğu diğer avantajlara da değindi. Kompakt tasarımına rağmen, forkliftin, sürücü konforunu koruyarak üretkenliği destekleyen ve uzun vardiyalarda bile odaklanmalarına ve doğru şekilde çalışmalarına yardımcı olan ergonomik tasarımına dikkat çeken Hanna, bunun operatör için önemli bir avantaj olduğunu kaydetti.

Hyster Avrupa Endüstri Müdürü Botros Hanna, "Metal işleme operasyonlarının zorlu olabileceğini biliyoruz. Ancak, üretim ve tedarik zincirinin her aşamasında özel ihtiyaçları karşılayacak doğru forkliftleri düşük bir yatırım maliyeti ile seçerek, metal uygulamalarında hasarı azaltabilir, verimliliği artırabilir ve maliyetleri düşürebilirsiniz" şeklinde konuştu.

Cumartesi, 17 Ekim 2020 21:41

Kalyon Holding Lojistiğe Kargoyla Giriyor

Yazan

Kalyon Grubu, kargo için gereken altyapıyı kurmak üzere. Holding, bu girişimini Kalyon’un medyadaki yatırımı olan Turkuvaz üzerinden gerçekleştirecek.

Türkiye’de yabancıların en fazla ilgi gösterdiği sektörler arasında loijstik ve kargo taşımacılığı da bulunuyor. Avustralya’dan Avusturya’ya, Japonya’dan Dubai’ye birçok yabancı, Türkiye’deki ağını büyütüyor ya da ülkeye satın alma ile giriyor.

İstanbul’un yeni havalimanında 135 milyon Euro’luk yeni yatırım yapan Alman DHL, Türkiye’de sıfırdan şirket kurarak büyüyen Dubai merkezli Körfez’in en büyük lojistik şirketlerinden Aramex en dikkat çekenleri. Bir de satın alma yolunu tercih eden firmalar var ki bunların sayısı hızla artıyor.

Japon devi Yusen ve Hitachi, Alman devi Kühne-Nagel, Güney Koreli CJ Group, Dubai merkezli Abraaj Capital, Avustralyalı Toll Global en dikkat çekenlerden. Hitachi, Mars Lojistik’in ana hissedarı oldu. Bir diğer Japon devi Yusen önce Türk şirketi Catoni Hava ve Deniz Taşımacılık’tan varlık alımı yaptı, ardından İnci Lojistik’in yüzde 32’sini bünyesine kattı. Türk denizcilik taşımacılığının en büyüğü olan U.N Ro-Ro. Danimarkalı DFDS’ye devredildi, Türkiye’ye 2011 yılının eylül ayında ofis açarak giren Avustralyalı Toll Group İstanbul merkezli Megatrans Uluslararası Nakliyat ile iştiraki Makro Lojistik’i satın aldı. Son 3 yılda hızla el değiştirmeler yaşayan sektörde MNG Kargo, Netlog Aras Kargo, Çaba& Misnak gibi alanının dev firmaları çoğu yerli birçok dev firma ve fonla işbirliği kararı aldı.

Avusturyalı ve Türk firmalar masada

Lojistik ve kargo taşımacılığında yeni oluşumlar ve satın almalar önümüzdeki günlerde de devam edecek. Buna yönelik iki önemli adım atılmak üzere. Avusturyalı bir dev firmanın bir Türk karayolu taşımacılığının önemli bir şirketini satın almak için görüştüğünü öğrendim. Henüz görüşmeler devam ettiği için, bu satılma süreci ile ilgili detayları önümüzdeki günlerde sizinle paylaşmak isterim.

Turkuvaz'ın altyapısını kullanmak istiyor

Bir diğer gelişme ise Kalyon Holding’in bu sektöre sıcak baktığı. İnşaat, enerji, eğitim gibi alanlarda hızla büyüyen Kalyon Holding, taşımacılık sektörüne kargo alanında adım atmayı planlıyor. Edindiğim bilgilere göre bu girişimini Kalyon’un medyadaki yatırımı olan Turkuvaz üzerinden gerçekleştirecek. İstanbul’daki 3’üncü Havalimanı’nı da inşa eden ve işleten konsorsiyumda yer alan, ayrıca yeme içme bölümlerinin kiralanmasında da söz sahibi olan Kalyon Grubu, kargo için gereken altyapıyı kurmak üzere. Turkuvaz Medya’nın dağıtım ağını da bu yatırımda kullanmak isteyen şirketin ne kadarlık bir yatırım planladığı ise henüz belli değil. Özellikle COVID-19 süreci, bizlere sağlık ve e-ticaretin olduğu kadar lojistiğin de önemini gözler önüne serdi. Global sermayesinin bu alana ilgi duyması boşuna değil. Sektör pek çok açıdan yeni yatırım ve görüşmelere daha çok ortam yaratacak.

İnci Holding, teknoloji yatırımlarına bir yenisini ekledi. Elektrikli ticari araç filoları için özel şarj sistemleri, enerji depolama ve mikro şebeke çözümleri alanında faaliyet gösteren ABD merkezli teknoloji şirketi Rhombus’a yatırım yaptı.

İnci Holding Yönetim Kurulu Başkanı Neşe Gök, “Vizyonumuz ve stratejimiz doğrultusunda ana faaliyet alanlarımızda gerçekleştirdiğimiz global ortaklıklarla, Endüstri 4.0 ve dijital dönüşüm gibi alanlarda güçlü bir performans ortaya koyarken, diğer yandan da geleceğin teknolojilerine yatırım yapmaya devam ediyoruz.” dedi.

Türkiye’nin köklü kuruluşlarından İnci Holding’den yenilikçi adım. Otomotiv sektörünün yaşadığı dönüşüm ve değişime paralel ilerlemeye devam eden İnci Holding, elektrikli ticari araç filolarının kompleks şarj ihtiyaçlarına odaklanan Rhombus Energy Solutions’a yatırım yaptı. Rhombus şirketi, elektrikli ticari araç filoları için özel şarj sistemleri, enerji depolama ve mikro şebeke çözümleri alanında faaliyet gösteriyor. Mevcut elektrik şebekelerinin, elektrikli ticari araç filolarının şarj gereksinimini destekleme açığını  fırsata çeviren şirket,  önümüzdeki yıllarda elektrikli araç pazarındaki büyüme beklentisi ile bu ihtiyacın daha da artacağını öngörüyor.

Teknoloji şirketi Rhombus’un yeni ürün geliştirmek ve yeni pazarlara açılmak için çıktığı Seri C yatırım turunda, teknoloji dünyasındaki yatırımlarıyla 2000’den beri öne çıkan Emerald Technology Ventures yatırım fonunun da arasında bulunduğu sendikasyona İnci Holding de katıldı. Yatırım turu sonrasında Rhombus’tan hisse alan İnci Holding, bu sayede teknoloji alanında bir yatırım daha gerçekleştirmiş oldu. İnci Holding Yönetim Kurulu Başkanı Neşe Gök, “Vizyonumuz ve stratejimiz doğrultusunda ana faaliyet alanlarımızda gerçekleştirdiğimiz global ortaklıklarla, endüstri 4.0, dijital dönüşüm gibi alanlarda güçlü bir performans ortaya koyarken, diğer yandan da geleceğin teknolojilerine yatırım yapmaya devam ediyoruz. Rhombus’a direkt olarak yaptığımız bu yatırıma ek olarak, Avrupa pazarında bu alandaki fırsatları birlikte değerlendirmek üzere bir çerçeve anlaşması da imzaladık” diye konuştu.

“Teknoloji yolculuğumuzda güçlenerek devam ediyoruz”

Gök, ‘2018 yılı sonunda hayata geçen, İnci Holding’in stratejik yatırımcısı olduğu Vinci Girişim Sermayesi ile teknoloji ve girişim dünyasına ilk kez adım attık, bu vesile ile de geleceğin iş alanı olarak gördüğümüz girişim ekosisteminde deneyim kazandık. Bugün ise bu deneyimi de kullanarak, İnci Holding olarak ilk direkt teknoloji yatırımımızı hayata geçirmiş bulunuyoruz.‘ diye ekledi.

“Potansiyelimizi büyüteceğiz”

Yeni yatırımın yaratacağı sinerjinin İnci Holding’in grup şirketlerinin teknolojik yetkinliğini de artıracağını söyleyen Gök, “Köklü geçmişimiz, otomotiv yan sanayisindeki yeteneklerimiz ve üretim kaynaklarımız ile potansiyelimizi büyüteceğimize inanıyoruz. Vizyonumuzun ışığında, teknolojiye ve geleceğe yaptığımız bu yatırımın ülkemize, sektörümüze ve grubumuza güç katmasını diliyoruz” açıklamasında bulundu.

Rhombus Hakkında:

Rhombus, yeni nesil çift yönlü elektrikli araç şarjı altyapısı, yüksek verimli güç dönüşüm sistemleri ve araçtan şebekeye (V2G) kapasiteli elektrikli ticari filo şarjı enerji yönetim sistemi yazılımı (EMS), enerji depolama ve mikro şebeke uygulamaları geliştirir ve üretir. Çözümlerimizin güvenilirliği, çeşitli uygulama ve kullanım senaryoları için (UL-1741-SA sistemden şebekeye çözümleri dahil) yüksek enerji sistemleri geliştirmede onlarca yıllık tecrübemizin sonucudur. Daha fazla bilgi için;

www.RhombusEnergy.com

Yale tamamen entegre ve alandan tasarruf sağlayan lithium-ion pil etrafında tasarlanmış yeni ERP25-30VLL forklift modeli ile elektrikli forkliftlerdeki standartların ötesinde yepyeni bir konsept oluşturdu.

150 yıllı aşkın deneyimle forklift ve istif makineleri üreten Yale, ürün yelpazesini yenilikçi ürünleri ile geliştirmeye devam ediyor. Elektrikli forklift çözümlerine yönelik artan talep, Yale’in mühendislik tecrübesinin yeni çözümlere odaklanmasına destek olmaktadır. Yale mühendislerince geliştirilen yeni ERP25-30VLL de tasarımında sunduğu yeni çözümler ve kazanımlar ile gelişimin öncüsü oldu. Yeni Yale® ERP25-30VLL serisi denge ağırlıklı forkliftleri, entegre bir lithium-ion pil etrafında tasarlandı ve operatör kabinindeki alanın optimize edilmesini sağladı.

ERP25-30VLL, operatör için ek alan sunan bir kabine sahiptir ve üretkenliği artıran bir çalışma ortamı oluşturur. Forklift son derece verimlidir ve entegre sıfır bakım gerektiren lithium-ion pil sayesinde şarj esnekliği sunar, bu da müşteriler için düşük işletme maliyeti sağlar.

Yale ERP25-30VLL serisi, bir karşı ağırlıklı forklitte lithium-ion gücünün tüm avantajlarını sunmaktadır ve geleneksel bir kurşun asit bazlı çözümün aksine tam entegre bataryası bakım gerektirmez. Fırsat şarjı imkanı sunan forkliftin, bataryasını çıkarmak ve değiştirmek zorunda kalmadan 2 ve 3 vardiyalı operasyonların tamamlanması sağlanır.

Forklift güç kaynağı etrafında tasarlandığından, operatör bölmesinde elde edilen ek alanlar, ERP25-30VLL'yi malzeme taşıma endüstrisindeki yeniliğin ön saflarına yerleştirmektedir.

Ergonomiye Odaklanma

Entegre lithium-ion pil, ERP25-30VLL serisinde alçak seviyededir. Sonuç olarak forklift, operatöre fayda sunan ve dolayısıyla yüksek üretkenlik sağlayan ergonomik özelliklere sahiptir.

Geniş açık bölme, ilave ayak alanı ve bacak mesafesi gibi konfor ve rahatlığı en üst düzeye çıkarır. ERP25-30VLL'deki alçak koltuk ve zemin plakası, ek kafa boşluğu oluştururken forkifte kolay erişim sağlar. Ekstra alan, havalı süspansiyon gibi konforlu koltuk seçeneklerinin takılmasına olanak sağlarken, düşük ağırlık merkezi virajlarda gelişmiş sürüş kalitesi, güvenlik ve kullanım kolaylığı sağlar.

Operasyon Esnekliği

Orta ila ağır hizmet uygulamaları olan müşteriler, ERP25-30VLL'nin şarj esnekliğinden yararlanabilir. Lithium-ion gücü, şarj işleminde emisyon açığa çıkmadığı için temiz operasyonların gerekli olduğu gıda, içecek ve ilaç endüstrileri için iyi bir seçimdir.

ERP25-30VLL, -20° C'ye kadar ortam sıcaklığına sahip soğuk hava depoları gibi sıcaklık kontrollü ortamlarda da kullanılabilir. Lithium-ion pil doğrudan telemetri sistemine bağlı olduğundan, performansını çalışma ortamına göre ayarlayabilir. Dahili ısıtıcı, şarj sırasında lithium-ion pilin sıcaklığını 0° C'nin üzerinde tutar.

Geliştirilen yeni ERP25-30VLL serisi ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Yale Çözüm Müdürü Ivor Wilkinson; “Yeni tam entegre lithium-ion forkliftimizin, tasarımındaki motivasyonumuz ve gücümüz, Yale’in yenilikçi vizyonunu ve gelecekteki gücünü sergiliyor. ERP25-30VLL, lithium-ion gücünün tüm avantajlarını sunar: yüksek verimlilik, şarj esnekliği, sıfır bakım. Operasyon maliyetlerini düşük tutarken müşterilerimizin üretkenliğini artıran teknolojiyi benimser. Ürün yelpazemize güçlü bir katkı olduğuna inanıyoruz" dedi.

Quick Lift Gücü Yanınızda

Yale’in Türkiye Distribütörü Quick Lift Makina Sanayi ve Ticaret A.Ş., satış ve satış sonrası hizmetleri konusunda eksiksiz hizmet vermeye devam ediyor. Quick Lift, geniş bayi ve servis ağı ile 48 saat içinde Türkiye’nin her noktasına erişebilmekte, özellikle yedek parça temini konusunda yüksek orandaki raftan ürün teslimi başarısı ile dikkat çekmektedir.

“Yiğit Akü, Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçı firması listesinde 158. sırada yerini alarak, Akü sektöründe ve ihracat başarısında yine zirvede.”

Yiğit Akü; Türkiye İhracatçılar Meclisi TİM tarafından derlenen; Türkiye’nin ilk 1000 İhracatçı firması arasında her yıl olduğu gibi bu yıl da yerini alarak, %100 Milli Sermaye gücü ile ihracattaki başarılarını bir kez daha kanıtladı. Yiğit Akü, 2019 Yılı Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçı firması listesinde 158. sırada yerini aldı.   

Yiğit Akü ihracatta gösterdiği başarı grafiğini korumaya devam ediyor. Bu başarı grafiğinde, ihracat başarı performanslarının ve ihracat politikalarının önemini vurguluyor. Her geçen gün dünya akü sektöründe lider şirket olma yolundaki hedeflerine bir adım daha yaklaştıklarını dile getiren Yiğit Akü; 6 kıtada 100’ün üzerinde ülke ile olan işbirliği içinde olduğunu ifade ediyor. Tüm hizmet ve faaliyetlerinde; çalışıyor, geliştiriyor, fikir ihracatını destekleyerek, üretim kapasitemizi güçlendiriyoruz” diyor.

Türkiye’nin %100 Milli Sermayesine sahip tek kurumu olarak, global üretici ve tedarikçi zincirlerinde Türkiye ekonomisine önemli katkılar sağlamaya devam ediyor. 

 

Detaylı Bilgi ve Görsel İçin:

Emel Ercan İletişim Danışmanlığı

Emel ERCAN

Yiğit Akü Basın Yayın ve İletişim Danışmanı

0533 170 97 40

Bu yılki IFOY Ödülü’nün (Uluslararası Intralojitik ve Yılın Forklifti) kazananları ilk kez, devam eden korona krizi nedeniyle video aracılığıyla çevrimiçi olarak açıklandı. 3,5 tona kadar Karşı Dengeli Foklift kategorisindeki prestijli ödül bir kez daha RX 60-25 / 35 elektrikli forklift ile STILL’e verildi.

Uluslararası jürinin konuyla ilgili olarak vardığı sonuç; “RX 60-25 modelinin yüksek performanslı versiyonu ile STILL bu segmentteki elektrikli forklift ölçütlerini belirliyor. Bir elektrikli forklift daha önce hiç bu kadar verimli olmamıştı.

Buna düşük gürültü, esneklik, dizel veya gaza kıyasla daha düşük elektrik maliyetleri, kolay işletme, daha az bakım ve çok öngörülebilir kullanım avantajlarını ekleyin. Bir içten yanmalı motor katili için tüm kriterler böylelikle bir araya geldi” şeklinde oldu.

2,5 ila 3,5 t ağırlık sınıfındaki bu yeni elektrikli forklift ile STILL, yanmalı motorlu forkliftlere ciddi bir alternatif sunuyor. Jüri üyeleri özellikle RX 60’ın 25 kW pompa motoru tarafından üretilen kaldırma hızından etkilendi. Yüksüz durumda 66 cm/s’den fazla bir hız ölçen test ekibi “Bu değer sınıfında bir rekor” değerlendirmesini yaptı.

Bununla birlikte, STILL RX 60-25 / 35, test edilen hızlanma, sürüş ve kaldırma kombinasyonunda da yeni standartları belirledi. Bu testte sekiz saatte 363 paletlik bir verim elde etti. Jüri, “Ölçülen verimliliğin bir IFOY testinde hiç bu kadar yüksek olmadığı” sonucuna varmıştır.

STILL Yönetim Kurulu Başkanı Henry Puhl, ödülü şirketinin sürekli yüksek yenilikçi performansının bir kanıtı olarak görüyor ve nunu şu sözleriyle dile getiriyor: “RX 60-25/35’e pek çok geliştirme çalışması ve bilgi birikimi kattık. Sonuç olarak uluslararası karşılaştırmalara karşı koyan ve muazzam performans yelpazesi ile yanmalı motorlu forkliftlerden daha iyi performans gösterme potansiyeline sahip bir forklift elde ettik. Uluslararası forklift uzmanlarından oluşan jürinin, 2020 IFOY Ödülü’nü bize vererek çalışmalarımızı onurlandırmasından çok memnuniyet duyuyorum.”

Personel Yükseltici Platform sektörünün yeni oyuncusu ve Platformder üyesi Vesa Platform, Türkiye’nin ilk 18 metre çalışma yüksekliğine sahip eklemli-paletli örümcek platformunun (T18AJ) tanıtımını İstanbul’da sektör temsilcilerinin de katıldığı programda gerçekleştirdi.

Açılış Konuşmasında Vesa Platform Kurucusu Sayın Ali GÖRAL; KOSGEB, AR-GE ve İnovasyon desteğine başvurarak Türkiye’de şimdiye kadar yapılmamış, bir ilk olan 18 metre eklemli-örümcek platform projesine başladık. Şirketimizin sloganında da belirttiğimiz gibi Türkiye pazarına yenilikçi ürünler kazandırmak ve ülkemize de katma değer katarak, global ölçekte platform sektöründe kendimize yer edinmeyi amaçlıyoruz. Bu bağlamda bugün sizlere, Türkiye’nin ilk 18 metre çalışma yüksekliğine sahip eklemli-paletli örümcek platformunun (T18AJ) tanıtımını yapmaktan mutluluk duyuyoruz.

T18AJ modelimiz; benzinli ve iç mekân kullanımı için 230 volt elektrik motoruna sahiptir. Tam oransal kontrol ve radyo uzaktan kumanda ile sürüş, ayak ve platform kullanımı yapılabilmektedir. Elektrohidrolik ayak kontrolü ve otomatik dengeleme sistemi, kendi yazılımımız vSAFE elektronik stabilite ve limitleme sistemi, otomatik toplama ve denge dışı durumlarda otomatik kesme makinamızın güvenliğinde öne çıkan özelliklerdir.

Şu anda 0,79 x 1,99 metre boyutları ve 18 metre çalışma yüksekliğine sahip bu örümcek platformu, gerekli tüm standartlara uygun olarak üretmiş ve testleri yapılmış şekilde, bugün sizlerin katılımlarıyla pazara sunuyoruz. Diyerek sözlerini tamamladı.

Daha sonra söz alan Platformder Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Servet AYHAN; bizler yerli üretimi her zaman destekliyoruz. Ülkemizden çıkan bu ürünleri bir dünya markası olarak görebilmek bizlerin en büyük temennisidir. Vesa Platform’a çalışmalarında başarılar diliyoruz ve Platformder olarak her zaman yanlarında olacağımızı belirtmek istiyorum dedi.

Gün boyu süren tanıtım programında sektör temsilcileri ürünü kullanma ve test etme fırsatı buldular. Tüm katılımcıların beğenisini kazanan T18AJ, kısa bir süre içerisinde kiralama firmalarının parkında yerini almaya hazırlanıyor.

Nur Grup Mühendislik Makine, iş ve inşaat makineleri sektöründe dışa bağımlı olunan ekipman ve ataşmanları, OSTİM’de üreterek ithalatını önlerken bir yandan da ihracat yaparak dış ticaret açığının azaltılmasına katkı sunuyor.

Şirket son olarak ABD’nin önemli turizm kentlerinden Miami’deki liman işletmecisi firma ile limanda kullanılacak iş makinesi ataşmanlarını üretmek için anlaştı. OSTİM’de üretilecek çeşitli ataşmanlar, kısa zaman sonra Miami Limanı'nda kullanılmaya başlanacak.

Şirketin en büyük atılımını son 4 yılda gerçekleştirdiğini anlatan Genel Müdür İzzet Emre Erdem, son yıllarda dışa bağımlı olarak tedarik edilen iş makineleri ekipmanlarının büyük bölümünü yerli proje ve yerli imalatla üretmeye başladıklarını belirtti.

Erdem, Genelkurmay Başkanlığı’nın talebiyle Savunma Sanayii Başkanlığı ile birlikte Ar-Ge çalışması yaparak Altay Tankı için dozerleme bıçağı da ürettiklerini söyledi.

İş makineleri ekipmanlarındaki dışa bağımlılığı ciddi oranda azalttıklarını dile getiren Erdem, “İş makineleri kovaları, kol grupları; bom, arm, süpürge, makas, elleçleme makineleri, geri dönüşüm makineleri, ormancılık ataşmanları gibi pek çok ekipman üretiyoruz. İş makinesi denince insanların aklına hep inşaat gelir fakat limanlarda, ormanlarda, geri dönüşüm tesislerinde yoğun olarak kullanılan ataşmanlarla iş makinelerinin çok daha fonksiyonel hale gelmesine katkıda bulunuyoruz. Biokütle tesislerinde kullanılan kesme makasları hep yurt dışından geliyordu. Bunlarla ilgili çok başarılı üretimler yaptık ve bunları markamız adına tescillettirdik.” dedi.

3 mühendis ve 16 mavi yakalı personel kadrosuyla üretim faaliyetlerini sürdürdüklerini anlatan genç girişimci, COVID-19 pandemisi sürecin de iş yoğunluğunun arttığını ve ilave istihdam sağladıklarını söyledi.

“Dışa bağımlılıktan kurtarmak istiyoruz”

OSTİM’in üyelerine sağlamış olduğu kolaylıklarla pandemi sürecini sıkıntısız geçirdiklerini dile getiren Emre Erdem, “Üretim OSTİM’deki diğer sanayicilere de sorsanız bir aşk işidir. Vazgeçemiyorsunuz belli bir noktadan sonra. Her ürettiğiniz ürünle ilgili belli rüyalarınız oluyor, firmanızı hep bir adım öteye taşımak istiyorsunuz.” dedi.

Üretimlerini terzi kesim, butik imalat olarak tanımlayan Erdem, sektörde dünyayı ve rakiplerini yakından takip etmenin önemini şu sözlerle dile getirdi: “Dünyayı ve rakiplerinizi sürekli irdelemeniz ve analiz etmeniz gerekiyor. Avrupalı rakiplerimizi ürün çeşidinde yakalamak ve ülkemizi bu alanda dışa bağımlılıktan kurtarmak istiyoruz.”

17 ülkeye doğrudan ihracat

Firmanın ilk ihracatını 2010 yılında Bulgaristan’a gönderdiği iş makinesi bomuyla yaptığını dile getiren Emre Erdem, “Şu an 17 ülkeye ihracat yapıyoruz. İhraç kayıtlı olarak üretipte ana firmaların, ya da dış ticaret firmalarının gönderdiği ülkeleri de sayarsak 17 ülkenin çok daha üzerine çıkar bu rakam. En çok Hırvatistan ve Bosna Hersek’e ihracat yapıyoruz.”

İhracatta hedef ülkelerinin Amerika Birleşik Devletleri (ABD) olduğunu anlatan Erdem, şunları söyledi: “İlk defa bir ürün göndereceğiz yeni anlaştık. Miami’de liman işleten bir firmayla güzel bir iş bağlantısı yakaladık. Bunlar ikili iş görüşmesi hizmeti veren platformlar aracılığıyla ve b2b e-ticaret siteleri kanalıyla gerçekleştirdik."

Bölgesel genişlemesini sürdüren lojistik girişimi Saloodo!, dijital yük taşıma platformunu Türkiye’de faaliyete geçirdi. Kullanıcı dostu ve sezgisel özelliklere sahip dijital çözüm ilk olarak 2017’de Almanya’da kullanıma sunuldu ve halihazırda Hollanda ve Polonya’nın da aralarında olduğu çeşitli Avrupa ülkelerinde kullanılıyor.

Bir Deutsche Post DHL Group iştiraki olarak faaliyetlerini sürdüren girişim Avrupa’nın yanı sıra Ortadoğu ve Sahra Altı Afrika’da da kullanıma sunulmuştu. Türkiye’nin coğrafi ve kültürel olarak Avrupa ile Asya arasında bir köprü teşkil etmesinde olduğu gibi Saloodo! da nakliyecileri ve yük sahiplerini hem güvenli hem de şeffaf gönderim sözleşmeleri ile dijital bir pazar yerinde bir araya getiriyor. Saloodo! Genel Müdürü Antje Huber, Orta Doğu ve Afrika kıtasına başarıyla giriş yaptıktan sonra stratejik büyümelerini Türkiye’ye adım atarak sürdürdüklerini söyledi. Huber;

“Asya, Çin ve Hindistan’ın küresel seviyede büyümeye etkileri ile her geçen gün ekonomik olarak bölgesel önemini artırıyor. Asya’nın kapısı olarak tanımlayabileceğimiz ve akıllı lojistik çözümlerine olan talebin düzenli olarak arttığı Türkiye de Saloodo! için stratejik bir pazar. Lojistiğin akıllı ve dijital hale geldiği bir dünya vizyonumuz doğrultusunda çalışmaya devam ediyoruz. Dolayısıyla bu yenilikçi çözümümüzü daha fazla pazarda hayata geçirme heyecanı içindeyiz” dedi.

Dinamik Taşıma Fiyatlama Hesaplayıcısı, Teslimat Tekliflerini Daha Rekabetçi Hale Getirme İmkânı Tanıyor

Verilen bilgiye göre, Saloodo! taşımacılara günlük iş rutinlerini daha kolay ve verimli hale getiren yenilikçi işlevler de kazandırıyor. Gerçek zamanlı verilere ve özel olarak geliştirilen algoritmalara dayanan dinamik taşıma fiyatlama hesaplayıcısı taşımacılara teslimat tekliflerini daha rekabetçi hale getirme imkânını tanıyor. Platform halihazırda 35’in üzerinde ülkede 30 binden fazla yük sahibi ve 12 binden fazla taşımacıya hizmet veriyor.

Sayfa 1 / 14
We use cookies to improve our website. By continuing to use this website, you are giving consent to cookies being used. More details…