All for Joomla All for Webmasters

İletişim Tel: +90 544 795 01 01

MANSET GÜNDEM

MANSET GÜNDEM (245)

İnci Akü, ağır vasıta için tasarladığı yeni ürünleriyle pazara ağırlığını koymaya geliyor. Şirket, EVR teknolojisi ile tasarlanan yeni ürünleri EFB Pantera, Maxim A Gorilla ve yenilenen Formul A Taurus ile ağır vasıta kullanıcısına uzun ömür, yüksek titreşim direnci ve daha fazla marş basma gücü vadediyor.

İnci Akü, ağır vasıta segmenti için geliştirdiği yeni ürünlerini  tanıttı

İnci Holding ve GS Yuasa iştiraki İnci GS Yuasa’nın öncü markası İnci Akü, ağır vasıta araçlar için A sınıfı teknolojiyle tasarladığı, A kalite yeni ürünleri EFB Pantera, Maxim A Gorilla ve yenilenen Formul A Taurus’u, 8 Nisan günü gerçekleştirdiği dijital lansman toplantısı ile ana bayi temsilcilerine tanıttı.

Lansman toplantısında yaptığı konuşmada sektördeki gelişmeleri ve İnci Akü’nün teknoloji alanındaki çalışmalarını katılımcılara aktaran İnci GS Yuasa İcra Kurulu Direktörü Cihan Elbirlik, “En güvenilen enerji depolama şirketi olma vizyonuyla çıktığımız bu yolda yenilikçi bakış açımız, daha iyisi için bitmeyen enerjimiz ve paydaşlarımızla olan sinerjimizi daima ileriye taşımaya gayret ediyoruz. Ar-Ge merkezimizde gerçekleştirdiğimiz çalışmaların sonucunda 2019 yılında, pazara ve binek araç tüketicisine İnci Akü’nün konvansiyonel üst segmentteki yeni ürün serisi Maxim A Gorilla’yı sunduk. Geçen yıl start-stop segmentine yön veren yeni ürünümüz EFB Max Tigris ile çıtayı yükselttik ve binek aküde yılı pazar lideri olarak tamamladık. A sınıfı teknolojimizle, A kalite ürünlerimizle, A Takımı bayilerimiz ve çalışma arkadaşlarımızla şimdi de ağır vasıta segmentine ağırlığımızı koyuyoruz” ifadelerini kullandı.

Ağır vasıta araçların ihtiyaçlarını, kullanıcılarının iç görülerini ve beklentilerini kendilerine pusula olarak belirleyerek ürün geliştirme çalışmalarına yön verdiklerini vurgulayan İnci GS Yuasa Kurumsal İletişim ve Pazarlama Müdürü Gökçe Yılancıoğlu Tellici, “Binek, hafif ticari ve ağır vasıta segmentlerinin toplamından oluşan akü pazarı, 2020 yılında 4 milyon civarındaydı. Pazarın yaklaşık üçte ikisini oluşturan binek & hafif ticari segmentinde, son 4 senede artarak yüzde 35’lere ulaşan, çok güçlü bir pazar payımız bulunuyor. Bugün tanıtımını gerçekleştirdiğimiz EVR teknolojisine sahip yeni nesil ürünlerimizi içine alan ağır vasıta segmentinde de hem otomotiv üreticilerinin hem de araç kullanıcılarının beklentilerine en doğru çözümleri sunarak mevcut pazar payımızı iki katına yükseltmeyi hedefliyoruz. Binek akü alanındaki başarılarımızı, ağır vasıta alanına da taşıyarak her araç sınıfında en çok tercih edilen akü markası olacağız.” dedi.

300’ü aşkın katılımcıyla gerçekleşen dijital lansman toplantısına ünlü basketbol koçu ve Türkiye Basketbol Antrenörleri Derneği (TÜBAD) Başkanı Çetin Yılmaz konuşmacı olarak katıldı. Yılmaz, katılımcılara yeniliklere açık olmak, liderlik becerileri ve takım olmak konularında deneyimlerini aktardı.

Güçlü ve çevik EFB Pantera, dayanıklılığı ile öne çıkıyor

Güçlü ve çevik EFB Pantera Heavy Duty serisi, start-stop yüksek elektriksel donanıma sahip uzun yol araçları için özel olarak geliştirildi. EVR teknolojisi sayesinde çekici arka şasi kullanımına uygun olan ürün, 2 buçuk kata kadar daha uzun ömrü ve 60 kata kadar daha uzun süre titreşim direnciyle kullanıcısına yolun başından sonuna kadar üstün performans ve güç sunuyor. EFB Pantera, aynı zamanda yüzde 10’a kadar daha fazla marş basma gücüyle kullanıcısının vazgeçilmezi olmayı hedefliyor.

Maksimum güç EVR teknolojisiyle Maxim A Gorilla’da buluşuyor

Maksimum gücün EVR teknolojisiyle buluştuğu Maxim A Gorilla ise yoğun şehir trafiğinde dağıtım, taşıma ve ulaşım sağlayan araçlar için geliştirildi. 2 buçuk kata kadar daha uzun ömrü* ve 30 kata kadar daha uzun süre titreşim direnci* sunan Maxim A Gorilla, üstün ürün teknolojisi ile araç üreticilerinin tüm gereksinimlerini karşılıyor. Ürün, aynı zamanda yüzde 10’a kadar da daha fazla enerji sağlıyor.

Dayanıklılığın formülü Formul A Taurus ile yeniden yazılıyor

EVR teknolojisiyle yenilenerek dayanıklılığın formülünü yeniden yazan Formul A Taurus, 10 kata kadar daha uzun süre titreşim direnci* ve 2 kata kadar daha uzun ömrüyle (İnci Akü Supra Sentor’a göre) en zorlu koşullara meydan okuyarak yolun başından sonuna kadar yüksek dayanıklılık sağlıyor. Ürün, aynı zamanda yüzde 10’a kadar daha fazla marş basma gücüyle de araca gerçek performansını yaşatıyor.

Pazartesi, 12 Nisan 2021 11:32

Doosan, Stage V Beş Yeni Modelle Genişledi

Yazan

Doosan, 9 Serisi Euro Stage V uyumlu karşı ağırlıklı forklift serisini, 2-3,5 T kapasite aralığındaki beş yeni modelle genişletti.

Yeni şık tasarım, % 50 daha büyük taban plakası, gizli yatırma silindiri, artırılmış gövde açıklığı ve kavisli ön, üst ve arka cam panellere sahip tamamen yeni bir 'tam yüzer' kabin tasarımı sunarak operatör konforunu arttırmakta, gürültüyü sadece 79db seviyesine ve titreşimi minimuma düşürmektedir.

9 Serisindeki tüm forkliftlerde olduğu gibi, D25S-9 serisi de sürücüye daha da geniş bir görüş alanı sağlamak için tasarlanmıştır. Büyük, yuvarlak cam paneller ve konturlu kaporta tasarımı net bir ön, arka ve üst görüş sağlamakta olup, FFT geniş görüşlü direk seçeneği ile daha da iyi ön görüş sunmaktadır.

D25S-9'un kalbinde, endüstriyel araçlar için özel olarak tasarlanmış Doosan yapımı G2 dizel motor yer almaktadır. Düşük RPM'de yüksek tork sağlayarak, etkili bir şekilde iyileştirilmiş forklift hızlandırma, sürüş ve tırmanma performansı sağlar. Daha da önemlisi, doğası gereği çevreci olan G2 motor, Dizel

Partikül Filtresi (DPF) ile donatıldığında, Euro Stage V yönetmelikleriyle tamamen uyumludur. Normal çalışmada, DPF rejenerasyonu sürüş sırasında otomatik olarak gerçekleşerek, çalışma süresini en üst düzeye çıkarmakta ve kesintisiz çok yönlü performans sağlamaktadır. Yeni serinin önemli bir maliyet tasarrufu sağlayan standart özelliği, operatörün göreve en uygun performansı seçmesine olanak tanıyan çoklu tork işlevidir.

ECO modu, gereksiz hızlanmayı azaltarak yakıt tüketimini en aza indirmekte; yüksek mod, ağır hizmet işlerinin taleplerini karşılamak için güç çıkışını artırmakta ve Standart mod, verimi günlük görevlere uygun seviyelerde tutmaktadır. Doosan, motora ve servis alanlarına daha iyi erişilebilirlik ile bakım kolaylığını hesaba kattığından kaput açıklığı açısı 80°ye çıkarılmış olup, alet kullanmadan sökülebilen yan panel ve zemin plakası, önemli alanlara kolay erişim sağlamaktadır. Şanzıman yağı filtresi ve basınç kontrol portu, kolay inceleme ve bakım için
şanzımanın üstüne yerleştirilmiş olup, elektronik bileşenler kolaylık sağlamak için merkezileştirilmiştir.

Yuntes Şirketler Grubu bünyesinde bulunan Spartek Makine, yerli ve milli üretim anlayışıyla ürettiği Dolphin marka forkliftleri, düzenlediği lansman toplantısı ile tanıttı. Yerli üretim forkliftler dünyanın birçok ülkesine ihraç edilmeye başlandı.

Yerli ve Milli olarak ürettiği forkliftleri dünya pazarına sunmaya başlayan Spartek Makine, Dedeman Otelde düzenlediği lansman toplantısında çözüm ortakları ile bir araya geldi. Spartek Makine Genel Müdürü Yılmaz Karahan, “Her geçen gün üretim kapasitesini ve istihdamını arttıran Spartek Makine, Avusturya, Ukrayna, Almanya, Azerbaycan, İran, Dubai, Mısır, Sudan, Nijerya, Libya ve Fas gibi Dünya’nın birçok bölgesine ihracat yaparak ülke ekonomisine katkı sağlamakta ve dünya markası olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Alanında uzman personel kadromuzla, yerli ve milli duygularla üretmeye devam edeceğiz” dedi.

Ülkemizin ihracat noktasında ilerlemesi için bir üretici olarak hassas davrandıklarını ifade eden YUNTES Şirketler Grubu ve Spartek Makine Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Derebağ, “Ülkemizin ihracat noktasında atılımlar yapması gerekiyordu. Bir sanayici olarak bizde bu noktada bir girişimde bulunduk. Türkiye’de forklift ihtiyacı Avrupa ve Uzak Doğu’dan ithal olarak karşılanıyordu. Biz de YUNTES Şirketler Grubu Spartek firması adıyla gerekli ARGE çalışmalarını yaparak kendi üretimimiz olan forkliftlerimizi üretmeye karar vererek, bu işe girmiş olduk. Bu vesile ile Avrupa ve Uzak Doğu’dan gelen pazarı milli markamızla değiştirmeyi hedef koyduk. Yaptığımız forkliftler, bütün özellikleriyle kullanıcılarından beğeni topladı. Gün geçtikçe büyüyen, hedefleri olan bir şirketiz. Bu noktada kendimizi geliştirerek ve ürünlerimizi çeşitlendirerek sağlam adımlarla ilerlemeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından Dolphin marka Forklift tanıtım lansmanına geçildi.

Forklift, Performansı İle Göz Dolduruyor

Özgün tasarımıyla kaliteli parçalardan üretilmekte olan ve yüksek performans sergileyen Türkiye’nin milli gururu Dolphin sektöründeki dünya lideri markalara rakip olmayı hedef koymuştur. Yüksek kaliteyi uygun fiyata sağlayan, müşteri memnuniyetini ilk hedef olarak belirleyen Spartek Makine satış sonrası yaygın hizmet ağı, kolay yedek parça temini ve forkliftlerinin düşük yakıt tüketimi ile dikkat çekmektedir. Müşteri memnuniyetini en üst düzeyde sağlayan, sektöründe Türkiye’de ve Dünya’da Lider bir şirket olmayı hedefleyen Spartek Makine; kesintisiz Ar-Ge yaparak ve ürünlerini sürekli geliştirerek ve çeşitlendirerek hızlı adımlarla sektöründe söz sahibi olmaktadır.

İngiltere, Hollanda, Polonya, Makedonya, Romanya, Bulgaristan, Dubai, Endonezya ve Mısır’da bayilikler tesis eden Wagger “Think Big Hold The World” markasının büyümesi ve gelişmesi için ciddi yatırımlar yapmaya devam ediyor. Dünyanın her ülkesine ürünlerini pazarlamak için Rotterdam’da bir tesis kuran Wagger böylece rekabet avantajı sağlamayı düşünüyor.

Firmanın Genel Müdürü Ahmet Haydar Gül, bu yeni oluşumla ilgili bilgiler verdi.

Wagger olarak uzun yıllardan beri devam eden globalleşmeye doğru, dönüşüm hareketimiz var. Güney Asya'da,Endonezya, Ortadoğu ve Afrika için Dubai ve Avrupa noktası için Hollanda’da partnerlerimiz ile gerekli alt yapı çalışmalarını başarıyla sürdürüyoruz. 2018 yılından beri bu ülkelerde pazarı algılayabileceğimiz satışların sonuçlarını aldık. Aynı zamanda  pazarında bizi konumlandırmasını sağlayacak adımlarınıda atmış olduk.

 Bu aşamadan sonra temel amacımız bayilerimizin müşterilerinin ihtiyacı olan ataşmanları Dünya’nın her tarafına en hızlı bir şekilde Rotterdam’ da kurduğumuz tesisimizden sevk ederek rekabet avantajı sağlamaktır.

EN İYİ DENEYİMİ SUNAN KAZANACAK!

Müşterilerimizin istekleri her zaman kararlarımızın bir parçası olacaktır. Başarılı bir planın uygulaması, her bir destek grubunun kaygısını dinlemeye, özellikle uzun vade de hangi sonuçları göz önünde bulundurduklarını anlamaya bağlıdır. Kurumun planına müşteri değerini entegre etmek WAGGER Europe un öncelikli amacıdır. Aslında Rotterdam ‘da atılacak bu adımın esas işlevi bu değerleri daha yakından görme ve anlama arzusudur. Müşterileri dinlemek, müşteri değerini yaratmak, yapılacak yenilik ve iyileştirmelere inatçılıkla koruyacağız.

LOKALİZASYON AVANTAJI      

Tüketiciler gün geçtikçe markaların kendileriyle daha çok iletişim içinde olmasını bekliyor ve bu durumda markalar içinde dilsel ve kültürel yerelleştirme ihtiyacını doğuruyor. Bizde Wagger-Europe olarak özellikle Avrupadaki müşterilerimizin ihtiyaçlarını daha da yakından takip edip çözüm konusunda daha etkili olmak istiyoruz.

Müşterilerinize ne kadar yardımcı oluyorsunuz?

Evet bu yeni bir kavram değil pazarlama uzun bir süredir bu argümanı kullanıyor, yeni olan şey ise Firmaların müşterilerin istediği zaman ve istedikleri şekilde onların ihtiyaçlarını karşılamaları gerektiğidir ve asıl heyecanlı ve keyif veren bu ilişkiyi bu esaslar da kurabilmektedir.

HER ŞEYİN MERKEZİNDE MÜŞTERİLERİMİZ VAR.

Wagger’in çalışma anlayışında, “Memnun edici müşteri deneyimlerini nasıl oluştururuz?” en önemli sorulardan biridir. Günümüzde müşteriler sadece ilişkiyi değil, değeri de satın almak istiyor, işte burada zor olan değer yaratma süreci başlıyor. Wagger Europe olarak biz bu bedelin gerektirdiklerini fazlasıyla yapmaya istekliyiz.

Müşteri ilişkileri yönetimi uygulamada bir şirketin bireysel müşteriler hakkında daha iyi bir hedefsel pazarlama için kullanılabilecek olan ayrıntılı olarak çalışmasına bağlıdır.

Bu daha çok pazarı ve pazardaki davranışları gözlemlemeye bağlıdır.

Bu çaba elbette müşteri ilişkileri yönetiminin teknolojiyide içermesine bağlıdır

Biz Wagger Ailesi olarak bunu sadece istatiksel veri olarak değil, bizzatihi Avrupadaki bayiler ve müşterileri ile hep beraber deneyimlemek ve bu bilgileri işlemek istiyoruz.

Rasyonel bakış açısı, fonksiyonellik, teknoloji, kalite ve yenilikçi yaklaşımlar ile marka değerlerini belirleyen CDMMobil, milli ve yerli yüzde 100 elektrikli hizmet aracı TRAGGER’ın üretimine başladı.

Teknolojiyi ulaşılabilir ve ekonomik bir hale getirme vizyonu doğrultusunda otomotiv sınıfı elektrik motoru ve lithium-ion paketi konularında Ar-Ge projeleri yürüten şirketin fokus alanı çok fonksiyonlu elektrikli iş araçları. TRAGGER markalı araçlar, otomotiv sektöründe tecrübeli mühendislerden oluşan bir ekiple inovatif tasarım ve ileri mühendislikle geliştirildi ve Bursa’da üretiliyor.

İnsan ve çevre odaklı sürdürülebilir gelecek doğrultusunda dünyanın dört bir yanında, özellikle kapalı alanlarda, fosil yakıtlı araç ve cihazların kullanımı azalmaya başladı. Buradan hareketle CDMMobil, ileri mühendislik ve tasarımı birleştirerek insanların ve işletmelerin lojistik alandaki ihtiyaçlarına uygun olarak TRAGGER’i tasarladı.

Yüzde 100 elektrikli, çevre dostu ve çok fonksiyonlu bir hizmet aracı olan TRAGGER, şaşırtıcı kıvraklığı, ideal boyutları ve yüksek çalışma performansıyla özellikle havaalanları, fabrikalar, hastaneler, turizm alanları ve lojistik alanlar gibi noktalarda segmentinin en ideal ve en yeni aracı olma özelliğine sahip. Türk tasarımcıları tarafından Form-Follows-Function yaklaşımı ile tasarlanan ve titiz Türk mühendisliğinin ürünü olan aracın elektrik donanımının tamamı Türkiye’den sağlanıyor.

7,4 kW’lik motoru ile tek şarjda 6 saat hizmet verebilen TRAGGER’in 700 kg yük taşıma ve 2 ton çekme kapasitesi bulunuyor. Yüklü halde yüzde 17’lik eğimi tırmanma yeteneğine ve 2,8 metrelik dönme çapına sahip 3.114 mm uzunluğundaki araç hızlı ve yavaş olmak üzere iki farklı hız modunda yol alabiliyor. TRAGGER’in 240 Ah’lik bataryası, 220 V’lik geleneksel şebeke akımıyla 6 saatte yüzde 100 dolmakla birlikte batarya paketi de hızlı değişim için Quick-Drop özelliği sunuyor.

40 yılı aşkın süredir Forklift sektöründe faaliyet gösteren Formak Forklift Pazarlama Kiralama Ltd. Şti. ve Translift Makine San. ve Tic. Ltd. Şti. firmalarının kurucusu Mehmet Ünsal Kuyucu’nun vefat haberi tüm sektörde üzüntü ile karşılandı.

Baoli, Om Pimespo, Attack ve On marka forkliftleri Türkiye pazarına sunan Kuyucu aynı zamanda sektöre sayısız insan ve iş gücü kazandırmıştı.

Forklift sektörüne 22 yaşında yedek parça ticareti ile başlayan Kuyucu, servis ve ikinci el alım-satımı faaliyetlerinin ardından 1984 yılında forklift kiralama işine girdi.

90’lı yıllarda Bulgaristan’dan Balkancar marka forkliftlerin ithalatını 2000’li yıllarda yurt dışından İngiltere ,Belçika ve Japonya’dan ikinci el forklift ithal ederek çalışmalarını sürdüren Ünsal Kuyucu 2003 yılında  o zaman Çin markası olan  Baoli  Forklift’in Türkiye distribütörlüğünü üstlendi  bu marka ile iyi satış trendi yakalayarak Avrupa, Afrika ve Orta Doğu Bölgesinin en iyi distribütörü ödülünü kazandı.

Bir dönem İSDER’in Yönetim Kurulunda da görev alan Kuyucu daha sonra görevinden ve İSDER üyeliğinden ayrılmıştı.

İstif-Material Handling Dergisi olarak Kuyucu ailesine, forklift sektörüne ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz.

Allah rahmet Eylesin Mekanı Cennet Olsun.

Fuat Aktüre’nin Kaleminden

M. Ünsal KUYUCU

Seksenli yılların sonları…

İlk kez o zaman kesişti yollarımız Ünsal’la.

Kadıköy Vişne sokakta kendi halinde bir muhasebeci iken ‘bilmeden’ Forklift yedek parça işine başlamıştı.

Bir akrabası bir dönem montaj ve imalatı yapılan Lancer Boss ve Fenwick marka Forklift’lerin elde kalan parçalarını Bebimot (o zaman ki Koç gurubunun imalatçı firması) tarafından uygun fiyatla satışa çıkarıldığını söylemiş ve satın almasına öncülük etmişti. (aynı kişi bir bölüm malzemenin de Selahattin Tunç tarafından alınmasını sağlamıştı.)

Ünsal ile  tanıştığımda bırakın parçaları tanımayı, parça isimlerini bile bilmiyordu. Her ziyaretimde bir şeyler sorup belleğine kazırdı. Ben hem ondan parça alarak para kazanıyor ve hem de ona piyasayı öğretiyordum.

İlerleyen yıllarda Bulgaristan macerası başladı ve Ünsal Kuyucu Balkancar Record modeli getirip satan birkaç kişiden biriydi artık. Diğerleri ise  Halit Soyubelli, Sezai Hivel, Sönmez Yazıcı, Mehmet Ballıkaya gibi sektörün önde gelen isimleriydi.

Doğru zamanda doğru yerde olmak diye bir tabir vardır, bu tabir sanki Ünsal için söylenmiştir. Bulgaristan macerası bitmeye yüz tutunca bu kez kendisini Avrupa ve özellikle İngiltere’den ikinci el Forklift getiren bir ithalatçı olarak gördük.

Firması Formak’ın ismi artık piyasada iyiden iyiye duyuluyordu.

Nebii Yalçın ile birlikte çok fazla kaliteli ikinci el  Forklift’i getirip pazarladılar. Ta ki 2003 yılına kadar. O yıl sonundan itibaren ikinci el Forklift ithalatı da yasaklanmıştı.

Ünsal, Bir gece beni aradı ve;

-Doktor ikinci el makine ithalatı yasaklandı, yarın bana gelsene dedi,

Europart’ın temeli işte o görüşmenin ertesi günü atıldı…

2004-2009 yılları arasında Ünsal ile ortak olarak Türkiye’nin o zaman ki tek Forklift  yedek parça firmasını oluşturduk.

2004 yılında yaptığımız bir görüşmede;

-Çin malı Forklift getirsek ne olur diye sordu,

Ben, oğlu Batuhan ve Doğan Aziret internetin adeta  cılkını çıkardık ve birçok forklift markası alternatifi bulduk.

Batuhan, “Ben bu makineyi beğendim”  dedi ve Çin’e giderek

Baoli’nin mümessilliğini aldı.

Bu arada Doğan Aziret de EP firmasını bulmuştu.Artık Ünsal KUYUCU stoktan Baoli Forklift satmaya başlamıştı. Baoli öyle tutuldu ki birçok Avrupa ülkesine bile ihraç edildi.

2009 yılında Europart’ın ve Almanya’da ki şirketimiz olan  BTU GABELSTAPLER GMBH.’ In TVH firmasına satılmasıyla Ünsal ile yollarımız ayrıldı.

Uzun süredir bir rahatsızlığı olduğunu biliyorduk ama bu lanet hastalığın Ünsal’ı ailesinden ve bizden koparacağını tahmin edemedik. Artık Ünsal KUYUCU yok ama en büyük eseri olan Formak yine hizmetlerine devam edecek ve arkadaşımızın ismini yaşatacaktır.

Allah rahmet eylesin. Mekanı Cennet olsun.

Hoşça kal kardeşim…

İş makinaları, forklift, liman yükleyicileri ve personel yükselticileri grubunda toplam 13 marka için orijinal yedek parça tedariği sağladıklarını özellikle belirten IPS firmasının kurucusu Mithat Tanrıverdi “Sürekli olarak yedek parça stoklarını güçlendiriyor. Sipariş - Teslim sürecini hızlandırıyoruz.” dedi.

Tanrıverdi, kendisi ile yaptığımız görüşmede IPS firması ve çalışmaları hakkında yönelttiğimiz soruları yanıtladı.

Öncelikle  kendinizden ve firmanızdan kuruluşundan bahsedebilirmisiniz?

Firmamız 2015 yılında iş makinası sektöründe yedek parça ithalatı yapmak üzere kuruldu. Amacımız sadece orijinal yedek parçaları daha uygun fiyatlarla müşterilerimize ulaştırmaktı. Ancak,  ilerleyen süreçte forklift ve liman yükleyicilerinin de parça ihtiyaçlarını karşılamak üzere bir yapı içine girdik. geldiğimiz noktada, iş makinaları, forklift, liman yükleyicileri ve personel yükselticileri grubunda toplam 13 marka için yedek parça tedariği sağlıyoruz. bu süreçte ithalatını yaptığımız tüm parçaları tek tek inceleyerek, yurtiçinde ki imkanlarla üretilebilecek tüm parçalar içinde üretim zinciri kurmaya çalışıyoruz.

Sektöre  sunduğunuz hizmetler hakkında bilgi verebilirmisiniz?

Tamamen orijinal yedek parça tedariği sağlamaya çalışıyoruz. Hizmet anlayışımız tek seferde müşterilerimizin sorunlarını çözmek ve maddi tüm kayıpları sıfıra indirmek. Bu sebeple kalite anlayışımız yüksek bir standartta. Ayrıca müşterilerimizin servis ihtiyaçlarını gidermek ve ürünlerin montaj esnasında yaşayabileceği sorunları gidermek için 3 bölge de kendi servis yapımızı kurduk.

Yedek parça ve iş makinası ve istif makinaları alanında yaptığınız yatırımlarla adınızdan sıkça söz  ettiriyorsunuz  bu yatırımlar hakkında bilgi verebilirmisiniz ?

En büyük yatırımımız müşterilerimizin zihninde oluşacak IPS ile tüm sorunlarımızı çözebiliyoruz mottosudur. Bu noktada, sürekli olarak yedek parça stoklarımızı güçlendiriyoruz. Sipariş - Teslim sürecini hızlandırıyoruz. Şu anda ürün teslim sürecimiz 3 ila 14 gün arasında değişmektedir. Ayrıca merkezi lokasyonlarda servis ağımızı genişletip, tedarik ettiğimiz parçaların montajında yine IPS kalite standartlarında servis hizmeti sunuyoruz. Müşterilerimizin maliyetlerini daha alt seviyelere çekmek için üretim hattımıza kısa sürelerde yeni ürünler ekliyoruz. Üretim yaptığımız tüm parçalar orijinal yedek parça kalitesinde olması için tüm çabamızı sarf ediyoruz.

IPS  olarak sektör  içerisinde farklılaşmak adına nasıl çalışmalar yapıyorsunuz? Bu bağlamda öne çıkan özellikleriniz neler? Potansiyel müşterileriniz  neden sizi tercih ediyor?

Biz çalıştığımız tüm müşterilerimizin makina kullanımı esnasın da ihtiyaç duyabileceği tüm hizmetleri vermeye çalışıyoruz. Bu noktada, orjinal  yedek parça ihtiyacı, revizyon yapılması gerekli parçalar, servis ihtiyacı, üretilebilecek parça ihtiyacı, arıza anında makinaların çalışmaması durumunda yedek makina ihtiyacı gibi bir çok hizmeti aynı anda verebiliyoruz. böylelikle müşterimiz ihtiyacı halinde bir çok firma ile görüşmeden tek merkezden tüm sorunları çözebiliyor. Buda maliyet takibi ve maliyetlerin düşürülmesi noktasında müşterimize bir çok doneyi aynı anda sunmamızı sağlıyor.

Yaklaşık 1 yıldır  dünyayı  sarsan Covid 19 pandemisi  boyunca IPS nasıl çalışmalar yaptı ?

Biz tüm bu süreçte aksayan noktaları tespit ederek müşterilerimiz bu sorunları yaşamadan tedbirlerimizi almaya ve servis yedek parça ağımızı artırmaya çalıştık. bir çok nakliye seçenekleri üzerine çalışıp teslim sürelerinde yaşanabilecek aksamları bertaraf etmeye çalıştık. Aynı zamanda servis ağımıza yeni 3 bölge ekleyerek parça beklemeden onarım ve revizyonlarla ürün kullanım ömürlerini artırdık.

Pandemi süresince  kalitesiz ürünler sirkülasyon kazandı   sizin bu konu hakkındaki görüşünüz nelerdir?

Bizimle çalışan müşterilerimiz ürün kalitesi noktasında hiç bir sorun yaşamadılar. Firmamızı yeni tanıyan ve işbirliği içine giren müşterilerimizde etkilenmediler. Pandemi sürecinde parça bulunabilirliğinin azalması düşük kalite yüksek fiyatla satış politikası izleyen firmalar için bir fırsat olmuş olabilir. Ancak bizim anlayışımız her durum ve koşulda sadece en kaliteli hizmeti müşteriye sunmaktır.

2020 gerek ciro gerek proje faaliyetler anlamında  nasıl geçti, hedeflerinize ulaşabildiniz mi? 2021 yılına düşünce  öngörüleriniz  nelerdir?

Daha çok noktada bulunmak, üretim gücümüzü arttırmak, lojistik noktasında zaman ve  maddi kayıpları minimuma indirmek ve en kısa sürede  yurt dışında yeni lokasyonlar kurarak ülkemiz adına  yeni bir markayı  dünyaya tanıtmak amacındayız.

internet ve sosyal ağlar ile ilgili çalışmalarınız  var mı?

Kurulduğumuzdan beri gerek web sayfamızda gerek SM hesaplarında paylaşımlar yapıyoruz  amacımız  daha fazla kitleye ulaşarak bilinirliliğimizi arttırmak

Geleceğe yönelik  plan ve projeleriniz nelerdir?

Kiralama sektöründe bulunmak istiyoruz. Şu anda bu noktada bir fizibilite çalışmamız  var.  ve yeni bölgeler ekleyerek Anadolu ya kadar  servis Ağımızı büyütmeyi  ve Teknisyen kadromuzu geliştirmek istiyoruz. Ayrıca EP  makina ile işbirliğimiz güçlenerek devam ediyor   İstanbul  ve Ankara bölge  bayisiyiz. 65 farklı ülkeye makina satışları  olan bir marka ile çalışmak   bizi de mutlu ediyor. EFl 302 li-ion forklift diesel performans ve diğer li-ion akülü  forklift modelleriyle pazarda popülerliğini gittikçe arttırıyor.  Önümüzdeki i 5 yıl içerisinde li-ıon teknolojiyi çok daha fazla konuşuyor olacağız gerek performans gerek maliyet olarak is hacmini çok ileriye  taşıyacağını  öngörüyoruz.

Sektöründeki teknolojik gelişmelerde öncü bir firma olan Enersys’in Servis Müdürü Oğulcan Gülderen, aküler, akü şarj cihazları, akü yönetim ve değişim sistemlerini ve kısaca Enersys’i sektörde öne çıkaran faktörleri anlattı. Röportajımıza önce Oğulcan Gülderen’i tanımakla başlayalım.

Öncelikle sizi tanıyalım. Enersys’ten önce neler yaptınız? Ve Enersys ile çalışmanız nasıl başladı?

2015 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Ardından uluslararası bir firmada IT Danışmanlık biriminde çalıştım. Bu esnada Galatasaray Üniversitesi – Mühendislik Yönetimi bölümünde yüksek lisans eğitimimi tamamladım. Daha sonra Elektrik Mühendisleri Odası’nda test ve ölçüm mühendisi olarak çalışmaya başladım. Bu deneyimden sonra da üniversite döneminde stajyer olarak 6 ay çalıştığım Enersys firmasında servis ve uygulama mühendisi olarak işe başladım. 2019 Nisan ayından itibaren de servis müdürü olarak çalışmaktayım.

Enersys Servis birimi olarak neler yapmaktasınız?

En genel tabiriyle, müşterilerimize satış öncesi ve sonrasında en iyi hizmeti vermek için yoğun bir biçimde çalışıyoruz. Bu konuda da gün geçtikçe daha iyi bir seviyeye ulaştığımızı görüyoruz. Dijitalleşen iş yaşamı ile biz de müşteri yönetimi, saha servis yönetimi alanlarında yeni yazılımlar ve sistemler kullanmaya başladık. Bu sayede performans ölçümlerimizi objektif bir biçimde yapabiliyoruz. Bu ölçümler de gelişimimizi verilere dayanarak açıkça gösteriyor.

Hizmetlerimize gelecek olursak; şirketimizin satışını yaptığı ürünlerin projelendirme, devreye alma, bakım ve onarım süreçlerinde destek oluyoruz. Yani, satış öncesi gerekli saha, makine, envanter, güç ihtiyacı analizi gibi çalışmaları satış öncesinde tamamlayarak müşterinin ihtiyaçları doğrultusunda en doğru çözümü buluyoruz. Satış sonrasında ise periyodik bakım, onarım, müşterinin kullanım verilerine dayalı analizler ile gelişim noktalarını bularak projeyi en iyi şekilde sürdürmeye gayret ediyoruz.

Yukarıda bahsettiğiniz, performans ölçümlerini biraz daha detaylandırır mısınız?

Tabii ki. Bu ölçümleri yapmak için belirlediğimiz bazı KPI’lar (Anahtar Performans Göstergeleri) var. Bunlar üzerinden kendimizi değerlendiriyoruz. Örnek olarak, müşteriden gelen servis talebine 24 saat içerisinde yanıt vermek gibi bir hedefimiz var. Kullandığımız yazılım sayesinde müşteriden çağrının geldiği ilk tarih ve talebi yanıtladığımız tarihi görebiliyoruz. Bunun gibi başka parametrelerle birlikte bütünsel bir değerlendirme imkânı buluyoruz.

Müşterilerinize ne vaat ediyorsunuz? Yaptığınız hizmetleri biraz daha detaylandırır mısınız?

Çalıştığımız ürünleri 3 ana başlığa ayırabiliriz. Aküler, akü şarj cihazları, akü yönetim ve değişim sistemleri. Aslında üçü de ayrı ayrı ürünler. Bu nedenle hepsine ayrı ayrı anlatmak gerekiyor.

Aküler işimizin en zor kısmını oluşturuyor diyebilirim. Çünkü akü yapısı itibariyle elektrokimyasal bir üründür. Dolayısıyla akü performansını etkileyen birçok dinamikten bahsedilebilir. Operatörün aracı kullanma biçimi bile akü performansında bir etkendir. Bu nedenle, yan yana çalışan iki aküden birinde arıza çıkabilirken, diğerinde çıkmayabilir. Biraz önce en zor kısmı dememin sebebi de tam olarak burada başlıyor. Bu durumu müşteriye anlatmak çoğu zaman meşakkatli bir süreç oluyor. Fakat akü yönetim sistemleri ile aküye dair ‘bilinmezliği’ ortadan kaldırıyoruz. Örneğin akü üzerinde takip ve haberleşme işlevi olan Wi-IQ cihazı sayesinde akünün tüm verilerini alarak olası hataları raporlayabiliyoruz. Böylece kanaate dayalı raporlama yerine veriye dayalı raporlama yapıyoruz. Diğer yandan, asıl amacımız ise akülerin verilerini yorumlamak suretiyle olası arızaları proaktif bir şekilde önlemek. Yani, arızadan sonra müdahale etmek yerine, arıza öncesi müdahale ederek operasyonu etkileyecek potansiyel tehditleri bertaraf etmeye çalışıyoruz.

Akü şarj cihazları ise, elektronikteki yetkinliğimizi kullandığımız alan. Buradaki en büyük şansımız, ürünlerimizin tasarımı. Modüler yapıdaki yüksek frekanslı şarj cihazlarımızın modüllerinden birinde dahi arıza çıksa diğer modüller çalışmaya devam ederek operasyonu aksatmıyor. Bu sayede onarım için gerekli sürede, müşterilerimiz operasyonlarını sürdürebiliyor.

Akü yönetim ve değişim sistemleri başlığında ise, akü filo yönetim sistemlerimiz, akü üzerindeki elektronik aksesuarlar ve akü değişim sistemleri bulunmaktadır. Biraz önce dijitalleşen iş dünyasına referans vermiştik. Bu değişimin bizim sektörümüze de çeşitli yansımaları var. Örneğin, Xinx ismini verdiğimiz sistem ile müşterilerimiz akü filolarını bulut temelli bir sistem üzerinde takip etme şansı buluyor. Dahası sistemin arka planında çalışan yapay zekâ sayesinde olası problemlere karşı çözüm önerilerini de görebiliyorlar. Ürünler ile anlattıklarımı toparlayacak olursak, sadece akü değil müşterilerimize uçtan uca çözüm sunuyoruz. Bu da bizim niteliğimizi arttırıyor. Sürece bir bütün olarak yaklaşarak, sorunları daha hızlı ve doğru tespit etmemize olanak sağlıyor.

Çalışma metodumuzu ise ikiye ayırabiliriz. Birincisi, kurulum ve servis çağrıları; ikincisi ise önleyici bakım ve danışmanlık hizmetleri diyebiliriz. Bu kapsamda önleyici bakım hizmetlerine özellikle değinmek istiyorum. Periyodik olarak kontrolümüz altında ilerleyen projelerin, çok daha sağlıklı ilerlediğini görüyoruz. Proje içerisinde yaşanacak olası arızaları vb. ihtimalleri minimuma düşürmek suretiyle olası büyük kayıpların da önüne geçmekteyiz. Derginiz aracılığıyla sektöre bir kez daha hatırlatalım: yaşanması olası büyük kayıplarla karşı karşıya gelmemek için önleyici bakım hizmetlerini ihmal etmemelerini kuvvetle öneriyoruz.

Enersys’i sektörde öne çıkaran faktörler nedir?

 Öncelikle Enersys global bir firma. Yurtdışında da operasyonları bulunan müşterilerimizin çoğu ile küresel çapta partnerlik ilişkimiz var. Dahası Enersys sektöründeki teknolojik gelişmelerde öncü bir firma. Biraz önce bahsettiğim ürünlere ek olarak; Nexsys (İnce plaka saf kurşun), Ironclad gibi aküleri ile geleneksel akülerden farklı çözümleri de mevcut. Farklı özellikleri ve teknolojisi olan ürünler sayesinde terzi usulü çözümler sunabiliyoruz.

Pandemi döneminin servis departmanına yansımaları nasıl oldu?

Enerji depolama sektöründe çalışıyoruz. Ürünlerimiz operasyonların kilit parçalarından. Bakım, onarım işlerinin de yapısı gereği sahada veya servis merkezinde yürütülmesi gerekiyor. Dolayısıyla bu dönemde maksimum tedbir ile durmadan çalışmaya devam ettik.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Konuştuklarımızı özetleyecek olursak, nitelikli bir kadro ile müşterilerimize en iyi hizmeti vermek için hazırız. Sürekli gelişime inanıyoruz ve hep daha iyisini hedefliyoruz.

Ascendum Makina, dijital ortamda gerçekleştirilen ve iş makineleri sektörüne öncülük edecek As-cendum Medya Zirvesi etkinliğinde basın temsilcileri ile buluştu. Online olarak gerçekleştirilen etkinlikte Ascendum Makina COO’su Tolga Polat, Ascendum Makina Pazarlama Müdürü Serhan Özkan ve basın temsilcilerinin sektör, Ascendum Makina ve Volvo İş Makinaları hakkındaki sorula-rını yanıtladı.

Ascendum Makina, pandemi şartlarına uygun olarak dijital ortamda gerçekleştirilen etkinlikle basın temsilcileri ile bir araya geldi. Yenilikçilik yaklaşımı ile hazırlanan etkinlik, iş makineleri sektörü adına bir ilk olma özelliği taşıyor. 18 Mart 2021 tarihinde gerçekleştirilen etkinlikte Ascendum Makina COO’su Tolga Polat, Ascendum Makina Pazarlama Müdürü Serhan Özkan ve basın temsilcilerinin sorularını yanıtladı. Geniş katılıma sahne olan dijital etkinliğin son bölümünde ise basın temsilcileri Ascendum Makina yetkililerinin hazırladığı mini yarışmada sürpriz ödüllerin sahibi oldu. Etkinliğin dijitalleşme çalışmalarının yoğunlaştığı bu günlerde tüm sektöre örnek olmak adına planlandığını belirten Polat, bundan sonraki dönemlerde de Ascendum Makina’nın benzer organizasyonlarla sektöre öncülük etmeye devam edeceğini söyledi.

14 ülke ile Volvo’nun en büyük distribütörü

Soru cevap şeklinde devam eden etkinlikte Tolga Polat Ascendum Group’a yönelik olarak şu ifadeleri kullandı; “Ascendum Group, 14 ülke ile Volvo İş Makinaları’nın dünyadaki en büyük distribütörü durumunda. Ascendum Makina olarak Türkiye’de Volvo’nun yanı sıra SDLG ve Sany markalarının da distribütörlüğünü yürütüyoruz.” Pandemi sürecinin pek çok sektör ile organik bağlantısı olan iş makineleri sektörünü de etkilediğini belirten Polat, “Her şeye rağmen pandemi döneminde dahi müşterilerimize en kaliteli ve en hizmeti sunmaya devam ettik” ifadelerini kullandı. Bunu yapabilmelerini güçlü bayi yapıları ve paniğe kapılmadan süreci yönetmelerine bağlayan Polat şunları söyledi; “3 ana bayimizin yanında 3 bölgesel satış sonrası bayi ve toplamda 600’ü aşkın çalışanımız ile tüm Türkiye’ye hizmet veriyoruz.”

Müşterilerimizi mağdur etmedik

Müşterilerin mevcut makine parklarını koruma amacıyla hareket ettiklerini, bunun sonucunda satış sonrası hizmetlerin çok önemli hale geldiğini belirten Polat şunları söyledi; “Halihazırdaki dijital sistemleri pandemi döneminde optimum şekilde kullandık. Bu sayede makineleri uzaktan sürekli gözlemleyip olası sorunları önceden tespit ederek arıza yaşanmadan müdahale ettik” şeklinde konuştu. Satış sonrası süreçlerinde aksama yaşanmaması adına da pandeminin başında yaptıkları yeni lojistik anlaşmaları ile yedek parça envanterlerini genişlettiklerini belirten Polat şu ifadeleri kullandı; “Müşterilerin yedek parçadan kaynaklı iş kaybı yaşamasının da önüne geçtik. Bu dönemde kullanıcı beklentilerinde de değişiklik oldu. Aldığımız doğru kararlar sayesinde pandemi döneminde müşterilerimizi mağdur etmedik.”

2040 yılında fosil yakıtlı makine üretimi sona erecek

Düşük emisyon değerlerine sahip makineler üretmek küresel anlamda iş makinesi üreticilerinin birinci gündemi haline geldi. Volvo İş Makinaları’nın bu noktada öncü rol üstlendiğine değinen Polat, Volvo’nun bu noktada en somut adım atan marka olduğunu hatta üretilen yüzde 100 elektrikli kompakt makinelerin Avrupa’da satışa sunulduğunu belirterek, elektrikli makine üretimine yönelik olarak şu ifadeleri kullandı, “Volvo kompakt sınıftaki üretimini büyük tonajlı makinelerde de hayata geçirmek için çalışmalar yürütüyor. 2025 yılına kadar da orta ve büyük sınıftaki bazı modellerde elektrikli yükleyici ve ekskavatör seri üretimine geçilecek. 2030 hedefi ise üretimin yarısının elektrik ve hidrojen yakıtla çalışan iş makinelerinden oluşması yönünde. Uzun vadeli ana planlarından biri de 2040 yılına kadar fosil yakıtla çalışan makine üretmeyi tamamen bırakmak.” Elektrikli makinelerin Türkiye pazarında da daha sık yer alması için hazırlıklar yaptıklarını belirten Polat, Ascendum Makina olarak yüzde 100 elektrikli kompakt makineleri 2022 yılında Türkiye pazarında satışa sunmayı planladıklarını bildirdi.

İnsansız makine prototipleri deneniyor

Volvo’nun elektrikli makinelerin yanı sıra sürücüsüz modeller üzerinde de çalışmalar yaptığını aktaran Polat, bu projeye yönelik üretilen prototiplerin özel olarak oluşturulan bir sahada demo çalışmalarının sürdüğünü ifade etti. Projenin insan faktörünü en aza indirmeyi amaçladığını belirten Polat şunları söyledi; “Otonom makine projesi bu özellikteki makinelerle kurulmuş bir filonun uzaktan kontrol edilip, saha şartlarına göre senkronize şekilde çalışarak yükleme ve boşaltma süreçlerini gerçekleştirmesini amaçlanıyor. Bu projeden elde edilecek verilerin ardından otonom iş makinelerinin üretiminin artması ve sahalarda daha fazla karşımıza çıkması mümkün.”

Büyük makinede lider Volvo

Volvo İş Makinaları küresel pazarda özellikle büyük makine gruplarında lider konumda bulunuyor. Buna yönelik olarak Tolga Polat; “GPE dediğimiz büyük iş makinelerinde 2019 global verilerine göre Volvo dünyada yüzde 14 ile pazar lideri konumunda. Bunun yanında belden kırma kamyon sınıfında yüzde 38,7 ile dünya açık ara lider. Lastikli yükleyici sınıfında da durum farklı değil. Bu ürün grubunda da Volvo yüzde 20,7 ile tüm markalar arasında ilk sırada yer alıyor” ifadelerini kullandı.

2021 yılına yönelik beklentiler hakkında değerlendirmeler yapan Polat şunları söyledi, “Türkiye’de özellikle 2017 ile 2019 yılları arasında iş makineleri pazarında yüzde 70 civarında bir daralma yaşandı. Bu daralmanın ve 2020 yılında başlayan pandeminin de etkisiyle birlikte birikmiş bir talep oluştu. 2021 yılında bu talebin realize olacağını ve 2021’de pazarın geçtiğimiz yıla göre yüzde 15 ila 20 arasında büyüyeceğini bekliyorum.”

Dijitalleşme kadar tecrübeli çalışan da önemli

Ascendum Makina olarak Türkiye’ye yönelik yatırımlarının devam edeceğinden söz eden Polat, buna yönelik planlarının hazır olduğunu ve bu planları teker teker hayata geçireceklerini söyledi. Dijitale yönelik yatırımlarının ilk sırada yer aldığını belirten Polat, bunun yanında yeni şube yatırımları da yapacaklarını ifade ediyor. “Dijitalleşmenin önemi her geçen gün artıyor ancak bizim sattığımız ürünler yatırım malları. Bizimki gibi premium ürünler sadece güçlü dijital alt yapılar ile değil tecrübeli ve yetkin çalışan kadroları ile gerçekleştirilebilir” diyen Polat, yeni açılacak şubeler için yeni istihdamlar da yapılacağını sözlerine ekledi.

Friedrichshafen, Almanya. ZF, Avrupa ve Orta Doğu’da ticari araçlarını Transics markalı gelişmiş bağlanabilirlik çözümleriyle donatmak üzere; global bir entegre lojistik hizmetleri tedarikçisi olan Türkiye merkezli Barsan Global Lojistik ile bir anlaşma imzaladığını duyurdu.

  • ZF’nin lider Transics markalı bağlanabilirlik çözümleriyle donatılmış, 800 kamyon ve 1.000 treylerden oluşan Barsan filosu
  • ZF’nin Türkiye otomotiv pazarında filolara verdiği desteğin büyük ölçüde artması
  • Barsan, ZF’nin gelişmiş Filo Yönetim Sistemi’ne dahil olan büyük global lojistik liderlerinden biri oluyor

 

ZF’nin WABCO’yu satın almasıyla oluşturulan Ticari Araç Kontrol Sistemleri Departmanı, yapılan anlaşma kapsamında Barsan’ın 800 kamyon ve 1.000 treylerini, lider Transics markalı TX-SKYTM yerleşik bilgisayarları ve TX-TRAILERPULSETM gelişmiş treyler takip sistemi ile birlikte uzaktan arıza teşhis çözümleriyle donatacak. Bulut tabanlı dijital servis platformlarıyla bağlantılı olarak TX-CONNECTTM ve TX-TRAILERFITTM; filolara treyler durumuna erişim sağlarken, aynı zamanda treyler kapasitesini ve kullanımını optimize etmeye yardımcı olan operasyonel verilere de gerçek zamanlı olarak erişim sağlamaktadır.

Gerçek zamanlı filo yönetim imkanları ve veriye dayalı sunduğu bilgiler sayesinde, ZF’nin gelişmiş Filo Yönetim Çözümleri (FMS), dijital dönüşüm serüvenini destekleyerek ve operasyonel verimliliğini artırarak Barsan’ın güçlü müşteri hizmetlerinde ve kalite odaklı yaklaşımında daha da fark yaratmasını sağlayacaktır.

Bu anlaşma ZF’nin uzun süreli Türk ortağı olan İntermobil ile yakın bir iş birliği içinde gerçekleştirilmiştir.

Barsan Global Lojistik’in kurucusu Kamil Barlın, “Günümüzün oldukça rekabetçi lojistik pazarında dünya çapındaki müşterilerimize birinci sınıf lojistik desteği sunabilmek bizim için büyük önem taşıyor, bu yüzden de ZF gibi ortaklarımızla azmimizi ve değerlerimizi paylaşabilmek oldukça önemli.” diyor. “Avrupa çapındaki servis ağı ile birlikte, ZF’nin kamyon ve treylerlere yönelik gelişmiş Filo Yönetim Çözümü imkanları verimlilik kazanımları sağlamanın yanı sıra, dijitalleşme serüvenimizi daha da hızlandırmaya destek olacaktır.”

Barsan, Avrupa ve Asya ile Birleşik Devletler ve Çin de dahil olmak üzere 38 ülkede yer alan 74 merkeziyle hizmetlerini global şirketlere sunuyor.

İntermobil Genel Müdürü Rıfat Perahya “ZF’nin Türkiye’deki uzun süreli temsilcisi ve distribütörü olarak, ZF’nin bu önemli bölgedeki daimi büyümesini destekleyerek ortaklığımızı daha da geliştirmekten mutluluk duyuyoruz.” diye ekliyor.

Ticari Araç Kontrol Sistemleri ile EMEA Dijital Müşteri Hizmetleri Yöneticisi Peter Bal, “ZF, Barsan’ın global liderlik konumunu değerli bir müşteri olarak ağırlamaktan gurur duyar. Gelişmiş bağlanabilirlik çözümlerimizin Barsan’ın dijitalleşme serüvenini destekleyeceğine ve gelişmiş müşteri hizmetlerini bir üst seviyeye taşıyacağımıza inanıyoruz.” diyor.

Bal, “Bu anlaşma, ZF’nin pazardaki lider konumunu güçlendirerek Türkiye’deki stratejik önem taşıyan otomotiv pazarında devam eden büyümemize dikkat çekmektedir ve kamyon ve treylerler için entegre çözümlere yönelik kapsamlı portföyümüzün sunduğu katma değerin en güncel kanıtıdır. Türkiye’de devam eden desteği ve iş birliği için uzun süreli ortağımız İntermobil’e teşekkürlerimizi sunarız.” diye ekliyor.

Sayfa 1 / 18
We use cookies to improve our website. By continuing to use this website, you are giving consent to cookies being used. More details…