All for Joomla All for Webmasters

İletişim Tel: +90 544 795 01 01

MANSET GÜNDEM

MANSET GÜNDEM (209)

Pazar, 13 Aralık 2020 14:08

İtalyan Pegasolift Artık Türk Markası

Yazan

2019 yılında SANICA markası ile elektrikli forklift imalatına giren Fatinoğlu Holding, İtalya'nın dünyaca ünlü İstif makinaları markası Pegasolift’i satın aldı. Holdingin Akhisar‘da ısıtma grubu tesislerinin yanında yaklaşık 60.000 metrekare üzerine inşa ettiği istifleme grubu fabrikasında yüksek oranda otomasyonlu tesisi devreye alarak deneme üretimine başladı.

Fatinoğlu Holding Yönetim Kurulu Üyesi Uğur Fatinoğlu, Material Handling dergisinin sorularını cevapladı.

Sizi tanıyabilir miyiz?

Uğur Fatinoğlu, Fatinoğlu Holding Yönetim Kurulu Üyesi olarak aile şirketlerimizin 2. Kuşak temsilcisiyim. Grup olarak 5 farklı sektörde ana iş kollarımız bulunuyor, tüm şirketlerimizde farklı görevlerim var, ağırlıklı olarak yurt içi ve yurt dışı satış odaklı çalışmalar yapmaktayım.

Türkiye’nin önemli firmalarından biri olan Fatinoğlu Holding’i dergimizin okuyucularının da bilgi sahibi olması açısından bize anlatır mısınız?

Fatinoğlu Holding için 1987 yılında temelleri atılarak iş hayatında başlamış kurumsal bir aile şirketi denilebilir. Şu an hali hazırda Türkiye ‘ de 3 farklı şehirde 5 farklı lokasyonda üretimlerini gerçekleştiren, yaklaşık 1000 kişilik bir aileyiz. Yatırımlarımız sadece Türkiye'de de değil. Cezayir‘de boru fabrikamız, İngiltere, Macaristan, Kanada'da lojistik depolarımız ve satış ile satış sonrası hizmetler organizasyonlarımız bulunmaktadır.

Biz tamamen entegre üretim mantığıyla hareket eden mümkün olan tüm hammaddemizi kendimizin ürettiği, tüm üretim gruplarımızda yüksek adetlerle çalışan bir yapıyız. İklimlendirme sektöründe Panel radyatör, havlu radyatör ve kombi olmak üzere üretimlerimiz, tesisat malzemeleri sektöründe gömme rezervuar, alt yapı ve üst yapı plastik boru grupları , banyo sektöründe küvet, duş kabini üretimlerimiz bulunmaktadır. Ayrıyetten cam işleme grubumuz ile hem kendi duş kabinlerimizin camlarını üretirken aynı anda mobilya, beyaz eşya, aydınlatma gibi sektörlerin cam ihtiyaçlarını sağlıyoruz. Bunların dışında en yeni işimiz olan grup ise istifleme grubumuz. Tüm ürün gruplarımızda ana markamız olan Sanica ismiyle üretim yapıyoruz. Her sene açıklanan En büyük sanayi kuruluşları , En yüksek ihracat sıralamaları listelerinde yükselerek yer alıyoruz. Son birkaç senedir Plastik boru grubunda Türkiye ihracat birincisi ödülü alıyoruz.

2019 yılında Türkiye İstifleme sektörüne SANİCA markası ile elektrikli forklift üretimine başlayarak girdiniz bu faaliyetiniz şimdi ne aşamada anlatırmısınız?

İstifleme sektörüne 2019 yılı sonlarında adım attık. Yine entegre bir tesisle, Türkiye’nin yerlilik oranı bu kadar yüksek ( %76) ilk üretimini gerçekleştirdik. Bu sektöre ilk başlangıcımız elektrikli forklift oldu. Geçen bir yıllık zaman zarfında sektörün büyük oranda ithal ürünlerle tedariğinin sağlandığını, ciddi bir dış ticaret açığı verdiğini tespit ettik.

Milli bir görev olarak bunu benimseyerek sektöre daha yüksek çapta yatırım yapma kararı aldık. Bu karar neticesinde manuel transpaletin halen ülkemizde yapılmadığını tüm ihtiyacın Uzakdoğu kaynaklı üretimlerle karşılandığını gördük ve manuel transpalet üretimine karar verdik. Elektrikli forklift ve manuel transpalet üretimi olup, aynı işkolunda eksik hizmet verme şansımız olmadığından dolayı elektrikli transpalet, stacker ve order picker gibi elleçleme, istif grubu ürünleri de portföyümüze ekleme gereği duyduk. Bunun üzerine İtalya’da faaliyetlerine devam eden sektörce dünyada tanınan 30 yıllık bir kuruluş olan İtalyan markası Pegasolift ‘i satın alma işlemi gerçekleştirdik. Tüm fabrikayı Manisa Akhisar ‘da bulunan istifleme grubu tesislerimize taşıyarak üretime başladık.

Akhisar’daki tesisiniz hakkında bilgi verir misiniz?

Akhisar ‘da ısıtma grubu tesislerimizin yanında yaklaşık 60.000 metrekare üzerine inşa ettiğimiz istifleme grubu fabrikamızda yüksek oranda otomasyon kuruldu. İnsan insiyatifine mahal vermeyecek tüm adımlar atıldı, robotlarla üretim yapılıyor ve yüksek düzeyde ürün standardı sağlandı. 2020 yılı için yıllık 2000 adetlik elektrikli forklift üretimi planlıyoruz ve hedeflediğimiz bu rakama da uyacak gibi ilerliyoruz.

Manuel transpalet tarafına geldiğimizde ise Türkiye'nin yıllık ihtiyacının 3 katı kapasiteye sahip tamamen otomasyonlu tesisimizi devreye almak üzereyiz. Deneme üretimlerimiz başladı. Bu sektör dünyada tamamen Çin menşeli mallar kullanıyor, ilk hedefimiz Türkiye pazarının büyük çoğunluğunu almak ve yurtdışı pazarlarda da Çinli firmalarla rekabet ederek ülkemize ciddi oranda döviz girdisi sağlamak. Aynı fabrika içerisinde diğer iş kolumuz ise Pegasolift. Pegasolift fabrikasını da İtalya’dan Türkiye ‘ye taşıdık ve üretim başladı. Ancak fabrikada ciddi modernizasyon çalışmaları ve hızlı şekilde otomasyon teknolojilerine geçeceğiz. Yıllık 5000 adet olan üretim kapasitesini yakın zamanda 20.000 adede çıkarmayı planlıyoruz.

Türkiye İstifleme sektöründe memnuniyetle karşılanan İtalyan menşeili Pegasolift firmasının satın alınmasını gerçekleştirdiniz Pegasolift firması ve ürünleri hakkında bizi bilgilendirir misiniz?

Tabi bu konu bizim için bir gurur kaynağı. Sektör geçmişimiz bir sene olmasına rağmen İtalya’nın bilinen ve tüm dünyada satış,servis yapısı olan büyük bir şirketini satın almak, Türk Malı haline getirmek mutluluk verici. Pegasolift olarak elektrikli transpalet, stacker olarak tabir edilen istifleme makinaları ,order picker olarak bilinen yüksek raflardan ürün toplamaya yarayan makinalar gibi elleçleme, istifleme ve taşıma sektörünün tüm ihtiyaçlarını üreten bir şirket. Ürün grubunun tamamı akülü. Dünya genelinde pazarı olan, bayilikleri olan 30 yıllık bir şirket.

Pegasolift firmasının dünya genelinde birçok ülkede bayilikleri var. Siz firma olarak bu konuda nasıl bir yapılanma içerisindesiniz anlatır mısınız?

Pegasolift’in tüm dünyada bir yapılanması olması bizi çok heyecanlandıran ve satın alma kararımızı doğrudan etkileyen bir faktör. Baktığınız zaman Pegasolift’in bu tanınırlık seviyesi ve bayi yapısı 30 yılın emeği ve ürünü. Tüm bayi yapısı sektörümüzün önemli firmaları. Kurmuş olduğumuz diğer elektrikli forklift ve manuel transpalet fabrikalarımızın direk potansiyel bayi adayları. Çok kısa bir süre önce Pegasolift şirketinin bünyemize katılmasına rağmen ancak çalışan bir yapıyı satın almamız sebebiyle 2 ay gibi kısa sürede yaklaşık 20 ülkeye ihracat gerçekleştirdik. Mevcut olan tüm bayi yapısına Türkiye’de aynı kalitede üretimin devam edeceğini ve Türkiye şartlarıyla fiyatlama yapılacağını, diğer Batı Avrupalı ve Amerikalı rakiplere göre ciddi avantajlar yaratabildiğimizi gösterdik. Tüm bu yerlilik, otomasyon ve yüksek adette üretim avantajlarımızı kullanarak ciddi maliyet avantajları sağlayacağımızı düşünüyoruz.

Tam manasıyla üretim aşamasına geçtiğinizde Türkiye ve Dünyada yüzde kaçlık bir Pazar payı elde etmeyi düşünüyorsunuz?

Bu sektördeki 3 ürün grubumuzu da hem Pegasolift markası ile hem de diğer tüm ürün gruplarımızda da kullandığımız markamız Sanica olarak farklı satış kanalları ile tüm dünyada satışa sunmayı planlıyoruz. Türkiye’ de hedefimiz elektrikli forkliftte %40 Pazar payı hedefliyoruz. İhracat hedeflerimiz için bir rakam telaffuz etmek doğru olmaz ancak üretimimizin yarısını ihraç etmeyi planlıyoruz. Manuel transpalette çok yüksek kapasiteli full otomasyonlu tesis kurduğumuzdan dolayı Çinli üreticilerle tüm Dünyada ciddi bir rekabete gireceğiz.500.000 adetlik üretim kapasitemizin tamamını hem Pegasolift, hem Sanica hem de OEM üretim yaparak pazarlara sunacağız. Pegasolift'in şu anda kendi pazarı var yıllık 5000 adetlik, bizim hedefimiz bu pazarı 20.000 adete çıkarmak.

Ülkemizde 2013 yılında 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununda yapılan değişiklik ile ivme kazanan Personel Yükseltici Platform sektörünün en önemli aktörlerinden, ülkemizde kiralama sektörünün gelişmesinde önemli rol alan ve Haulotte Markasının Türkiye Distribütörü Acarlar Makine Genel Müdürü Sayın Serkan ACAR ile sektörü konuştuk.

Serkan Bey, Sektörün bu denli hızlı gelişmesine ne sebep oldu kısaca açıklayabilir misiniz?

05.10.2013 tarihli Resmî Gazetede yayınlanan “Yapı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği” ile yüksekte çalışmaya yeni bir tanım getirilmiştir. İlgili yönetmeliğin Ek-4’ünde, Yüksekte Çalışma; “Seviye farkı bulunan ve düşme sonucu yaralanma ihtimalinin oluşabileceği her türlü alanda yapılan çalışma; yüksekte çalışma olarak kabul edilir.” şeklinde yeniden tanımlanmıştır. Bu yeni tanım sektörün gelişmesinde önemli olmuştur. Yapılan değişikliğin yapı işlerinde olması nedeni ile de platformların özellikle İnşaat sektöründe kullanımı hızlı bir şekilde artmıştır.

Bu değişim ile birlikte Ülkemizdeki Platform Kullanımı istenilen seviyeye ulaşabilmiş midir?

İşin açıkçası yeterli değildir. Çünkü, bu ekipmanlar yüksekte güvenle çalışma için tasarlanmıştır. Yüksekte çalışma sadece İnşaat Sektöründe olmamaktadır. İşte burada yanlış bir algı var. Yüksekte çalışma hayatımızın her alanında karşımıza çıkmaktadır. Personel Yükseltici Platformlar, erişimin sağlanamadığı tüm ortamlarda güvenli erişim sağlamaktadır. Bu erişim işin durumuna göre yukarı, aşağı ve yatay olarak gerçekleştirilmektedir. Bu bağlamda; inşaat, havaalanı, tesis yönetimlerinde, dar mekânlarda yükselmek için, tüm imalat sanayinde, mekanik ve elektrik işlerinde, tüm açık ve kapalı alan reklam ve tabela işlerinde, dış cephe temizlik ve tadilat işlerinde, restorasyon işlerinde, nükleer enerjide, rüzgâr enerjisinde, güneş enerjisinde, köprü ve viyadük imalat ve bakımlarında, gıda ve perakendede, petrokimyada, medyada ve daha birçok alanda kullanılmaktadır. Ülkemizde daha çok inşaat sektöründe tercih edildiği için, diğer alanlarda kullanımı yeterince bilinmemektedir.

2019 yılı sonu itibariyle dünya genelinde, personel yükseltici platform kiralama parkındaki sayı 1,5 milyon adetlere ulaşmış bulunmaktadır. 2019 sonu itibariyle ülkemizde makine parkındaki platform sayısı 14.000 adetlere neredeyse ulaştı. Bu adetler hala yeterli değil. Ülkemizde her 100 bin kişiye 13 platform düşerken, bu rakam nüfus olarak bize en yakın olan Almanya’da ise 65 adet platformdur.

Dünya genelinde GSYH’da ilk sıralarda olan ülkelerde her 100 bin kişiye düşen platform sayısının fazla olduğunu görüyoruz. Bu ülkelerde, personel yükseltici platform kullanım alanlarının fazla olması ve yüksekte çalışma gerektiren tüm işlerde tercih edilmesidir. Çünkü bu ekipmanları kullanmak bir kültür haline gelmiştir. Buna ek olarak, personel yükseltici platformlar her türlü imalat sürecini kısaltmaları ile de tercih edilmektedir. Ancak bizde daha önce de bahsettiğim gibi, kullanım alanlarında yeterli bilgiye sahip değiliz.

Serkan Bey sizlere müsaade ederseniz kuruluşu dönemi üzerinden fazla bir süre geçmemesine rağmen Platformder ‘in yapmış olduğu faaliyetler hakkında görüşlerinizi almak istiyorum. Acarlar Makine ve Rent Rise halihazırda dernek üyesi firmalarımız zaten.

Bu soruya cevap vermeden önce neden sektör olarak bir sivil toplum kuruluşunun altında olmalıyız? Bu soruyu cevaplayalım. Sivil toplum kuruluşları, resmî kurumlar dışında ve bunlardan bağımsız olarak çalışan, politik, sosyal, kültürel, hukuki ve çevresel amaçları doğrultusunda lobi çalışmaları yapan kuruluşlardır. STK’ların yapıları her ne kadar birbirlerinden farklılık gösterse de aslında hepsinin temel dayanağı ‘’Birlikten kuvvet doğar.’’ Felsefesidir.

Bugün itibariyle, dünyanın pek çok gelişmiş ülkesinde STK’lar en temel ekonomik ve sosyal güçlerden birisi haline gelmiştir. Bundan dolayı, artık hem yerel hem ulusal hem de uluslararası düzeyde ele alınan politikaların hepsinde STK’lar da göz önünde tutulmaktadır. Hatta, son 30–35 yıldır STK’lar “piyasa” ve “devlet” arasında orta bir yol olarak görülmeye başlanmış ve “üçüncü sektör” olarak adlandırılmıştır.

Bu çerçeveden Platformder’e baktığımızda, hiçbir ticari kaygısı olmayan bu entelektüel oluşum, üyelerinin sosyal ve mesleki gelişimleri için eğitici toplantılar, konferanslar, paneller düzenlemesinin yanında, sektörün gelişimine dair bültenler, dergiler ve raporlar yayımlıyor. Kuruluşunu üzerinden 4 yıl geçmiş olmasına rağmen, sektör adına yüzden fazla etkinlik yapmış olması ve bir o kadarını da önümüzdeki yıllar da yapmak için planlaması bize “PLATFORMDER SEKTÖR ADINA ÖNEMLİ İŞLER YAPIYOR” dedirtiyor.

Bu etkinlikler içinde sizlerin önem verdikleri hangisidir diye sorsak ne dersiniz?

Yapılan etkinlikleri birbirinden ayırmak pek fazla uygun olmaz. Çünkü her biri birbirinden önemli faaliyetlerdir.  Ama sektörde ses getiren en önemli faaliyetlerine baktığımızda, VIPPFUAR- Vinç, İstif Makineleri, Platform, Proje Taşımacılığı İhtisas Fuarı çok önemli bir başarı. Temsil ettiğimiz sektör ve tüm paydaşları için ihtiyaç olan bir fuarı çözüm ortakları ile hayata geçirdiler. Yurt dışında kısa sürede kendinden söz eder hale getirdi.

Yüksekte Çalışmanın sadece yapı işlerinde olmadığını anlatmak için kamu ile yaptığı çalışmalar, eğitim ve seminerler önemli lobi faaliyetleridir diyebilirim. PT20 adıyla her yılın sonunda yapılan ve kiralama parkındaki makine adetlerini gösteren istatistik çalışması çok önemli.

TOBB – Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Makine ve Teçhizatı İmalatı Meclisi altında Kiralama Komitesinin kurulması için yapmış olduğu yoğun çaba ve gayretler çok önemli. Bu sayede artık, Kiralama Sektörü kamuda temsil edilecek.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, İş Sağlığı ve Güvenliği Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü Başkanlığı (İSGÜM) ile yapılan protokol ile Türkiye genelinde üniversitelerde yapılacak olan seminer programları da sektörün gelişmesi adına çok önemli çalışmalardır diyebilirim.

Serkan Bey Sektör Adına önemli konuları bu röportajda bizler ile paylaşma fırsatı buldunuz. Son olarak söylemek istedikleriniz nelerdir?

Sektör adına sürdürülebilir katma değeri üretmek çok önemlidir. Bunun yolu da kurumsallaşmadan geçiyor. Yaptığımız iş riski yüksek olan işlerdendir ve hesap kitap gerektiriyor. Bu hesapların iyi yapılması lazım. Yoksa gün sonunda kazandığımızı zannederken bir de bakmışız ki kaybetmişiz. Personel Yükseltici Platform Sektöründe faaliyet gösteren ve faaliyet gösterecek firmaların, 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve Yapı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği kapsamında verdikleri hizmetler için, işyeri açarken ve sonrasında verecekleri hizmetlerde uyması gereken usul ve esasları belirlemek gerekiyor. Bu sayede sektöre bir kurumsal yapı kazandırılabilir.

Sektörün değer kazanması bizim elimizde. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde Covid-19 salgını sonrası ekonomik durgunluk yaşarken, platform sektöründe kiralamalar yine devam etti. Özellikle Kamu Projelerinde (Pandemi Hastaneleri, kamu binaları, vs.) işlerin güvenli bir şekilde kısa sürede bitmesi için önemli roller üstlendiler. Buradan yola çıkarak şunu demek istiyorum. Bir makinesi olan ile bin makinası olan aynı profesyonellikte hizmet vermelidir. Bu hizmeti vermek için gerekli desteği almalıdır. Alamıyorsa yardım istemelidir. Bizim rekabetimiz verdiğimiz hizmetin kalitesinde olmalıdır. Başka rekabet enstrümanları, bize zarar verir.  Dikkat etmemiz lazım.

Röportaj:

Abdullah TUNCER

Platformder Genel Sekreter Yardımcısı

Mars Logistics, EnerSys®‘in NexSys TPPL teknolojili aküleriyle, depo operasyonlarındaki üretkenliği ve güvenliği artırıyor.

Mars Logistics , toplamda 1.500’ün üzerinde profesyonel çalışanıyla merkezi İstanbul Güneşli'de olmak üzere Hadımköy, Tuzla, Tepeören, Esenyurt, Kocaeli, Bursa, İzmir, Manisa, Adana, Ankara, Eskişehir, Mersin, İskenderun, İstanbul Havalimanı, Atatürk Havalimanı, Adnan Menderes Havalimanı, Esenboğa Havalimanı, Adana Şakirpaşa Havalimanı’nda, yurtdışında ise Barselona, Madrid, Irun, Lüksemburg, Trieste, Guangzhou ve Shanghai'da şubeleri bulunan kara, hava, deniz, fuar ve etkinlik lojistiği, demiryolu nakliyesi, gümrükleme, sigorta ve lojistik hizmetlerinin kusursuz olarak sunulduğu, sektöre sayısız yenilikler getirmiş olan kurumsal bir lojistik firmasıdır.

Mars Logistics  bu kusursuz hizmetin sürdürülebilirliği için forklift ve depo ekipmanlarında “Gerçek Lithium Alternatifi” NexSys aküleri kullanıyor. Nexsys aküler TPPL (Thin Plate Pure Lead) bakım gerektirmeyen kuru tip akülerdir.  Yedek akü kullanılmayan ve akü değişimine gerek duyulmayan bu teknoloji sayesinde zaman ve iş gücü ve maliyet tasarrufu sağlanıyor.

Nexsys aküler 3 vardiya çalışılan Mars Logistics  depo operasyonlarında, fırsat şarjına uygun kimyasal yapısı ile operasyonel verimliliğini zirveye çıkarıyor. NexSys Core akülerini kullanan Mars Logistics  son yatırımlarında karbon takviyeli, yüksek döngü sayısına sahip uzun ömürlü NexSys Pure akülerini tercih etti.

Beklenti ve Hedefler

  • Lojistik merkezlerinde kullandıkları ekipmanlarda yedek akü ihtiyacını ortadan kaldırarak tek bir akü ile vardiyalı çalışmayı sağlamak
  • Akü bakımları için ekstra personel istihdamını ortadan kaldırmak
  • Depo içerisinde şarj odası alan ihtiyacını ortadan kaldırarak yeni depolama alanları yaratmak
  • Akü değişim ihtiyacını tamamen ortadan kaldırarak işçi sağlığı ve iş güvenliğini maksimum seviyeye çıkarmak
  • Akü kullanım ömrünü uzatmak
  • Enerji tasarrufu sağlamak
  • Yeni nesil HF şarj cihazları ile yüksek enerji verimliliği sağlamak
  • Maliyetleri düşürmek ve yapılan yatırımın karşılığını kısa sürede geri kazanmak

Seçim Aşaması

Yeni yatırımlarında performans beklentilerini karşılayacak ve operasyonel verimliliği artırabilecek bir akü teknolojisi arayışında olan Mars Logistics  TPPL teknolojisine adım atmaya karar verdi. Tüm maliyetler göz önünde bulundurulduğunda önerilen performans ile ihtiyaçlar arasında en iyi dengeyi sağlayabilecek akü ve redresör teknolojisine sahip NexSys ürünlerini tercih ettiler.

NexSys ürünlerini tercih etmelerinin bir başka nedeni de geleneksel sulu tip akülerin bakım zorluğundan ve maliyetlerinden kurtulmak istemeleriydi. Böylece yedek akü ihtiyacını da ortadan kaldırılarak, zaman ve alan tasarrufu da sağlanacaktı.

Kullanılan Çözüm

Kurşun asit akümülatörlerin yeni nesli olarak tanımlanan TPPL (İnce Plakalı Saf Kurşun aküler) 2007 yılından itibaren EnerSys tarafından Traksiyoner akü pazarı için üretilmeye başlandı. Bu teknoloji material handling ekipmanları ve otonom araçlar için dünya genelinde birçok önemli müşteride kanıtlandı ve teknoloji dönüşüm süreci içerisinde önemli bir konuma ulaştı.

İstif makinelerinde sıkça rastlanan akülerin düzenli şarj edilememesi, akü değiştirme için zamanlarının planlanamaması, gün sonunda mesailerin uzaması, yüksek enerji maliyetleri, gibi kronik hale gelmiş olan sorunlar NexSys akülerle çözülebilmektedir.

EnerSys’in TPPL teknolojisi ile ürettiği Nexsys CORE ve Nexsys PURE aküler, yedek akü olmaksızın kullanım ve gerçek Lithium alternatifi olma konseptiyle her türlü uygulamayı destekleyebilmektedir. İster hafif ve orta yoğunlukta isterse ağır hizmet koşullarında NexSys aküler işletmelerin ihtiyaçlarını kolaylıkla karşılar.

NexSys CORE ve NexSys PURE, %35’e kadar yüksek enerji verimliliği sunar. Sıfır akü değiştirme (Zero Battery Change) uygulamaları için tercih edilmeye başlayan NexSys aküler geleneksel sulu akülerin aksine, esnek çalışmaya izin vermekle kalmayıp aynı zamanda hızlı şarj avantajı da sunmaktadır.

NexSys Core ve NexSys Pure aküler NexSys+ redresörleri ile birlikte kullanılmaktadır. Bu redresörler modüler yapısı gereği hem daha az yer kaplamakta hem de çalışma esnekliği sağlamaktadır. NexSys+ şarj üniteleri IQ özelliği sayesinde akü ile haberleşmekte böylece şarj profilini akünün son durumuna göre ayarlayabilmektedir. Bu özellik, akülerin beklenen ömürlerinin uzamasını ve yüksek enerji verimliliği elde edilmesini sağlamaktadır.

NexSys CORE ve NexSys PURE aküler ile birlikte sunulan Wi-IQ akü izleme adaptörü, akü filosunun kontrol edilmesine, operasyonun ölçülebilmesi ve optimize edilmesine olanak sağlamaktadır. Böylece büyük masraflara yol açabilecek hasar riskleri ortadan kaldırılır. Akü ve filo yönetim raporları sayesinde işletmeler envanterlerinde ciddi yer tutan akülerinden maksimum faydayı elde ederler. Wi-IQ cihazları aynı zamanda ENS Connect isimli mobil uygulama tarafından kolaylıkla gerçek ve geçmiş zamanlı olarak takip edilebilmekte ve akülerle ilgili bilinmezliği ortadan kaldırmaktadır. TPPL aküler Li-ion akülerin geri dönüşüm zorluklarının aksine kolayca ve neredeyse tamamen geri dönüştürülebilir. Li-ion akülerin imha ederken kullanıcılara ek maliyetler çıkartabilirken, TPPL NexSys akülerin kolay geri dönüşümü ile şirketler gelir elde edebilmekteler.

NexSys Kullanılarak Elde Edilen Kazançlar

  • İşletmelerde akünün şarj edilebilmesini kısıtlayan zaman ve yer problemleri bu teknoloji sayesinde aşılmıştır. Araçların kullanımı için gereken güç sürekli hazır ve ulaşılabilir duruma gelmiştir.
  • Yedek akü kullanıma ihtiyaç olmadığı için zaman ve yer tasarrufu sağlanmıştır
  • Akü değişiminden kaynaklı oluşabilecek riskler ortadan kaldırılmış, iş güvenliği kalitesi artırılmıştır.
  • Kullanım ve bakım aşamasında asit taşması/dökülmesi gibi riskler ortadan kaldırılmış, güvenli ve temiz bir çalışma alanı sağlanmıştır.
  • Şarj odası ihtiyacı ortadan kaldırılarak depolarda asıl faaliyet için ekstra alan sağlanmıştır.
  • Akü takip cihazları (Wi-IQ) ve mobil uygulama ile akülerin kullanım verisi ulaşılabilir hale getirilmiştir.
  • Operasyonel süreçlerde hız ve verimlilik sağlanmıştır.

Gelecek Planları

Mars Logistics  tüm lojistik merkezlerinde geleneksel sulu tip aküleri ve akü değişim işlemini ortadan kaldırmayı ve bakım gerektirmeyen NexSys aküleri kullanmayı planlıyor. Bu aküler ile birlikte şarj ünitelerini de yeni nesil yüksek frekanslı redresörlerle değiştirip enerji tasarrufunu yüksek seviyelere çıkarmayı amaçlıyor. Ayrıca öngörülmeyen maliyetleri minimize ederek, operasyonel süreçlerini uçtan uca, hızlı ve güvenli yönetebilmelerine olanak sağlayan uzaktan izleme konseptinden faydalanmaya devam etmeyi planlıyor.

"Mars Logistics  sektörün en yenilikçi ve teknolojiyi takip eden firmalarındandır. Bu nitelikleri sayesinde 4 yıl önce yeni depo merkezlerinde kullanacakları akü teknolojisinde NexSys kullanmaya karar verdiler. Enerji depolama ve kullanma süreçleri her sektörde olduğu gibi material handling sektöründe de özel dinamikler barındırıyor. Bu sektördeki kullanıcılar için enerji depolamada, maliyet ve zaman yönetimi konuları yüksek önem taşıyor.

EnerSys olarak biz tüm sektörlerde kullanılan aküleri, “çok bilinmeyenli bir kara kutu” olmaktan çıkararak ölçülebilen, öngörülebilen ve yönetilebilen ekipmanlar kategorisine taşıyoruz. Böylece Mars Logistics , farklı lokasyonlarında bulunan akülerini, herhangi bir ilave ekipmana ihtiyaç duymadan ENS Connect cep telefon uygulaması ile takip edebilmekte.

Ayrıca yakın zamanda Bulut teknolojisi tabanlı XINX akü yönetim sistemine adım atarak mevcut verilere uzaktan erişme ve analiz edebilme olanağına da sahip olacaklar. Nexsys ürünleri sayesinde 4 yıldır akü kullanımlarında sorun yaşamayan Mars Logistics , bu özellikler sayesinde akü kullanım ömürlerini arttırıp, operasyonel maliyetlerini büyük ölçüde düşürmüş olacak."

Pazar, 13 Aralık 2020 14:06

Forkliftler, Elektrikli Oluyor

Yazan

Konecranes E-VER, Konecranes Ecolifting ailesinin en yeni üyesi. Tamamen elektrikli hareket aksamı ve en gelişmiş eko verim özelliklerine sahip olan ürün, sıfır doğrudan emisyona sahip sessiz ve verimli bir araç.

Konecranes Lift Trucks, 1959 yılından bu yana, dünyanın dört bir yanındaki müşterilerine güçlü, esnek ve güvenilir forkliftler tedarik ediyor ve modeller yıllar içinde daha güçlü, ekonomik ve eko-verimli hale geldi.  Kutu tipi şasisi ve hidrolik yük algılama sistemi olan yenilikçi istifleme aracı konseptimiz 1995 yılında piyasaya sürüldü ve diğer dişli pompası üniteleri ile karşılaştırıldığında %15’e kadar yakıt tasarrufu sağladı.  2013 yılında, dünyanın ilk hibrit konteyner istifleyicisini piyasaya sürdük ve bunu kanca ile 152 ton kaldırabilen en yüksek kapasiteli konteyner istifleyicisi takip etti.  Bugün, şirket ilk elektrikli istifleyicisi ile gıpta edilen itibarını devam ettiriyor.

Kanıtlanmış teknoloji: faaliyetleriniz için daha iyisi

Elektrikli istifleme araçlarının geliştirilmesine yönelik şirket programına liderlik eden Kıdemli Proje Müdürü Lisa Martinsson, “Elektrikli kaldırma ürünleri Konecranes’in oturmuş ürün gamını meydana getiriyor ancak bu projede yenilik yaptık ve elektrik sistemini yeni bir seviyeye taşıdık” dedi.  “Bir kez daha endüstri standardını biz belirledik.”

Çevre konusundaki avantajları sadece bir başlangıç.  Konecranes E-VER, standart dizel motorla karşılaştırıldığında %70’e kadar enerji tasarrufu sağlıyor.  İstifleme aracının iki motoruna enerji veren lityum iyon batarya birçok avantajından dolayı tercih edildi.  Tamamen dolması sadece 45 dakika sürdüğünden zamandan tasarruf sağlıyor.  Forklift hareket halindeyken, fren enerjisini şarj için kullanıyor.  Koruyucu gövdeye sahip forklift fiziksel hasar açısından güvenli ve her yerde şarj edilebilir.  Son olarak, diğer batarya türleri ile karşılaştırıldığında 4 kat daha uzun ömürlü olduğundan 3000 tam şarj çevrimine kadar kullanılabilir.

Konecranes E-VER elektrikli forklift, yayın olarak kullanılan elektrikli modüller ve az sayıda hareketli parça barındırdığından bakım için daha az süre ve harcama gerektiriyor.  Isı olmadığından ve titreşim azaldığından, parçalar daha uzun ömürlü olacak.  Yağ kullanılmaması kimyasal atıkların ve servis ihtiyacının azalması anlamına geliyor.

Sorunsuz ve güvenli: sürücüler için daha iyisi

Konecranes, kumanda, kontrol ve güvenlik açısından her zaman en iyisini sunan forkliftler geliştirdi.  Konecranes E-VER da bundan farklı değil.  Güçlü ve hızlı manevra kabiliyeti olan bu elektrikli araç, dizel motordan daha verimli bir motorla çalışıyor.  Daha sorunsuz hareketler ve daha hızlı ivmelenme sürücünün yükü güvenli ve verimli bir şekilde kaldırmaya odaklanmasını sağlıyor.  Kabin çalışma alanının geniş, engelsiz bir şekilde görülmesini sağlıyor ve benzeri görülmemiş görünürlük ve araç açısından rahat kumanda imkanı veren net grafik ekran bulunan ergonomik bir konsolla donatılmış.

Bu elektrikli forklift, daha hızlı teşhis ve sorunsuz işleve yönelik yedek sensörler ile güvenliği bir adım öteye taşıyor.  Ekranın yanı sıra, makinenin dört bir yanındaki elektrikli uyarılar sürücüyü operasyon esnasında, ne zaman yeniden şarj edileceği gibi önemli detaylar konusunda uyarıyor.

Bağlantı olanağı: filo optimasyonu için daha iyisi

Konecranes E-VER aynı zamanda Akıllı Bağlantıya Sahip bir Forklift.  TRUCONNECT® Uzaktan İzleme, enerji tüketimi ve kazanımı ile birlikte batarya şarj durumunu takip ediyor.  yourKONECRANES.com müşteri portalınız bütün bu bilgileri tek bir yerde toplayarak yönetim ve işletim KPI’larını ve ayrıca veri görselleştirme ve trend çizelgelerini ortaya koyuyor ve forkliftin işletim verimi, güvenlik ve çevresel etkisinin izlenmesi ve kontrol edilmesini sağlıyor.  Yeni Nesnelerin İnterneti platformumuz araç ve tüm diğer şeyler arasındaki iletişimi desteklemek için tasarlandı ve bu da forklift ve etkileşim halinde olduğu herhangi bir sistemden gelen verilerin doğrudan aktarılması ve en yüksek veri güvenliği ve siber güvenlik seviyeleri ile desteklenmesi anlamına geliyor.  Ayrıca, IoT platformu müşterinin forklift filosunun izlenmesi, kontrol edilmesi ve analiz edilmesini ve faaliyetlerin optimize edilmesini kolaylaştırıyor.

Konecranes İstifleme Araçları Birimi Kıdemli Başkan Yardımcısı Andreas Falk, “Son teknoloji ürünü Akıllı Bağlantı teknolojimiz ile donatılmış olan yeni Konecranes E-VER elektrikli forklift, çevresel etkiyi en aza indirgerken gelişmiş performans sağlayarak müşterilerimize avantaj sunacak” dedi.  “Birçok müşteri yakın gelecek için tamamen karbon nötr faaliyetler planlıyor ve bu konuda izlenecek en mantıklı yol elektrikli araçlara geçilmesi.  Onlara en ideal çözümü sunarak yardımcı olmak istiyoruz.”

E-VER, Konecrane’in ayak izini asgari düzeye indirmeyi ve terminaller ve ağır endüstriyel uygulamalara yönelik ekipmanın el izinin iyileştirilmesi amaçlayan vizyonu Ecolifting’in bir parçası.  Dizel araçların eko-optimizasyonundan hibritleşmeye ve tam elektrikli filolara geçiş esnasında daha az ile daha fazlasını başarmaya devam edeceğiz.

Pazar, 13 Aralık 2020 14:05

Sensörlü Rulman; Variosense

Yazan

SCHAEFFLER, veri ölçümü yapan sensörlerin, makinaların kalbi olan rulmanlara entegreedildiği ürünü olan Variosense’i sundu.

Modüler dizaynı ile rulmanı çevreleyen yapıyı ek sensörlerle donatan ürün, uygulamaya özel olarak kullanıcıya; dönüş sayısı, dönüş hızı, karşılaştırmalı konum ve açısal ivmelenmeleri ölçme fırsatı sunuyor. Ölçülmek istenen verilere bağlı olarak sensör grubu, müşteri isteği ve uygulamaya göre farklı şekillerde yapılandırılabilir.

Bu ek özellikler rulmanın standart mekanik karakteristiğinde değişikliğe yol açmaz. Standart yük taşıma katsayıları, devir limitleri vb. teknik özellikler katalog değerlerinde kalır. Geliştirilmiş tasarımı sayesinde eksenel ve radyal yönde rulman pozisyonlamasında ortaya çıkabilecek mekanik kasmaların önüne geçen Variosense, kullanıcıya eşi benzeri görülmemiş bir uygulama esnekliği sağlamaktadır.

Vinç uygulamaları, asansör çalışma platformları, konveyör sistemleri, otomatik güdümlü araçlar, elektrik motoru ve redüktörler gibi farklı uygulama alanlarında bakım gerektirmeden kullanıcının beğenisine sunulan Variosense, -40 °C and +125 °C arasındaki sıcaklıklarda kullanıma uygunluk gösterebilmektedir. Şimdilik yalnızca 25 ve 30 mm. şaft çapları için seri üretime geçilen üründe, çok yakın zaman içinde daha geniş şaft çapları için de üretim mümkün olacaktır.

Fronius, akü ömrü ve performansında %40, elektrik tüketiminde %30'a varan avantaj sağlıyor.

Wels, 04.11.2020 – Selectiva 4.0 ürün ailesi ile, Fronius, intralojistikteki traksiyoner aküleri için yeni nesil başarılı akü şarj sistemlerini piyasa sürüyor. Bu kurşun-asit aküleri şarj etmek için akıllı işlevlerin yanı sıra en koruyucu ve en enerji tasarruflu yöntem özelliğiyle de ön plana çıkmaktadır. Ayrıca akıllı ağlandırma için uygundurlar. Bununla birlikte istifleme aracı işletmecileri şu anki ve gelecekteki zorlu görevler için donatılmış olup aynı zamanda işletme giderleri, elektrik ve CO2’den tasarruf edebilir.

Selectiva ürün ailesi, 2, 3, 8, 16, 18 ve 30 Kilowatt güç sınıflarında birden fazla model içermektedir. Kullanıcılar bu sayede traksiyoner aküleri on iki ilâ 80 Volt’luk çıkış gerilimleri ile şarj edebilirler. Özel bir avantajı ise yüksek esnekliktir: Cihazlar yalnızca tüm standart kurşun-asit, Lead-Crystal, CSM ve jel aküleri için karakteristiklere sahip değil, aynı zamanda farklı gerilimlere sahip akü tiplerini de şarj etmektedirler. Bu, şarj süreçlerini basitleştirme ve maliyetlerden tasarruf etme konusunda istifleme aracı işletmecilerine yardımcı olmaktadır.

Fronius Perfect Charging bölümünün global direktörü olan Patrick Gojer, “Ayrıca yeni cihaz nesli ile, ağlandırma, maliyet optimizasyonu veya alternatif tahrikler gibi önemli trendleri yakalayarak müşterilerimizin ihtiyaçlarına daha iyi yanıt veriyoruz” vurgusunu yapmıştır.

Bunlar arasında ayrıca kurşun akülerin hızlı ve ara şarjını belirgin şekilde iyileştiren Power Charging opsiyonu gibi yeni ürün işlevleri bulunmaktadır. Cold Logistics opsiyonu, bunları şarj işleminin başlangıcında artan enerji miktarıyla ısıtarak akülerin düşük sıcaklıklarda verimliliğini artırmaktadır.

Yeni şarj sistemlerinin sürdürülebilirliği, geliştirme sırasında açıkça odak noktasıydı. Patrick Gojer, “Müşterilerimizin yatırım kararından yalnızca bugün değil, gelecek yıllarda da faydalanması bizim için önemlidir” demiştir. Selectiva akü şarj cihazları ayrıca uzun kullanım ömrüyle ön plana çıkmaktadır. Bu nedenle Fronius beş yıllığına tam ürün garantisi vermektedir. Patrick Gojer, “Fronius böylece akü şarj sistemlerinin bugün dijital olarak ağlandırılmış bir üretim ve lojistik ortamında kullanım için hazır bulunmasıyla gelecek sözünü yerine getiriyor” dedi.

Selectiva 4.0 aynı zamanda sürdürülebilirlik yönüyle de ön plana çıkmaktadır. Patrick Gojer, “Her şarj işlemi akünün ihtiyaçlarına en uygun şekilde uyarlanmıştır. Bu, çok soğuk ve itinalı bir şarj sağlar. Enerji tüketimi diğer teknolojilerle kıyaslandığında yüzde 30’a kadar azaltılabilir ve tasarruflu şarj teknolojisi sayesinde CO2 emisyonları da belirgin şekilde azalır” demiştir.

Büyük bir işlev kapsamı ve özel uygulama durumları için geniş bir özel çözüm yelpazesi, çekici genel paketi tamamlamaktadır. Selectiva akü şarj cihazları, servis, danışmanlık ve sistem bileşenlerinden meydana gelen müşteriye yönelik kapsamlı bir çözüm konseptinin bir parçasıdır. Fronius, kullanıcıları sürdürülebilir ve verimli akü şarj çözümlerinin ideal donatımında destekler ve böylece elektrikli istifleme araçlarının işletme giderlerini sürdürülebilir bir şekilde optimize etmeye yardımcı olur.

Hyundai Material Handling, yeni 9V dizel ‘akıllı’ forklift araçlarını tanıttı. Yeni seri birçok ‘akıllı’ özellikle dikkat çekerken, Avrupa V. Aşama emisyon seviyelerine uyum sağlayarak endüstrideki en iyi standart garantiyi sunuyor.

‘İleriye Gitme’ misyonunu benimseyen Hyundai mühendisleri, maksimum yakıt verimi, daha yüksek verim, ekstra güvenlik özellikleri, iyileştirilmiş çalışma süreleri ortaya koyarak ve sürücü konforunu devam ettirerek müşteri memnuniyetinde benzersiz bir seviye elde etmeyi hedeflediler.  2.5 ila 3.5 ton kaldırma kapasitesine sahip bu yeni nesil forkliftler (Dizel 9V serisi) ve 3,5 ila 5 ton’luk (Dizel 9VB/VC serisi) makineler bu yaklaşımın en mükemmel örnekleri oldu. 

Avrupa V. Aşama emisyon seviyelerine uygun olan bu forkliftler tüm önemli kriterler açısından akıllı özellikler ortaya koyarak pazardaki ihtiyacın ötesine geçti.

Bu yeni forklift serisinde en fazla önem verilen konular yakıt verimi, verim, güvenlik, rahatlık ve daha fazla kullanım süresi.Hyundai Material Handling, bu ‘akıllı’ özellikleri desteklemek için endüstrideki en iyi standart garantiyi ortaya koydu.  2 yıl/3000 saatlik standart forklift garantisine ek olarak, yeni Hyundai aktarma aksamı, aktarma aksamı açısından 2 yıl/4000 saat garanti sağlayan ek 1000 saatlik garanti ortaya koyuyor.

Malzeme Elleçleme Batı Avrupa Satış Müdürü Christopher Thompson yeni dizel forklift serisi hakkında şu yorumlarda bulundu:  “Yeni V. Aşama ‘Akıllı’ dizel forklift serimiz Hyundai’nin Avrupalı müşterilerin ihtiyaçlarına cevap vermek için ürünlerin sürekli olarak geliştirilmesi konusundaki kararlılığını ortaya koyuyor.

Yeni V. Aşama motorlar kolay bakımın yanı sıra yakıt veriminde ciddi iyileşmeler sağlayarak işletim maliyetlerini azaltıyor. Ancak, hepsi bu kadar değil. 

Aynı zamanda sürücü konforu, güvenliği ve performansı konusunda olumlu etkisi olacak yeni ve iyileştirilmiş özellikler geliştirme fırsatını değerlendiriyoruz.  Endüstrideki en iyi standart garantiye ek olarak, Hyundai Material Handling’in güvenilir bir ortak olduğunu biliyorsunuz.”

Hyundai forklift Türkiye’de Tetaş A.Ş. tarafından temsil ediliyor.

Doosan, küçük ila orta ölçekli veya ara sıra kullanım veya hafif işlerin standart olduğu işletmelerin ihtiyaçlarına uyygun olan dört tekerlekli elektrikli karşı ağırlıklı forkliftlerden oluşan NXE Serisini piyasaya sürdü.

Doosan’ın ‘değer ortaya koyan’ GX IC serisinin dengi olan bu elektrikli seri, kullanıcılara ikinci el veya yenilenmiş forklift almak yerine, güvenilir düşül maliyetli ‘yeni’ bir alternatif sunan dört tekerlekli uygun fiyatlı seride elektrik gücünün tüm avantajlarını sunuyor. Serinin B20NS, B25NS, B30NS ve B35NS olmak üzere dört modeli var ve kapasiteleri 2.0 ila 3.5T arasında değişiyor.

Doosan, elektrik gücünün deponun içinde ve sahada temiz işletim performansı sağladığını vurguluyor.  Standart güvenlik özellikleri arasında, direğin ötesinde net bir görüş sağlayan mükemmel görüş alanı, kör noktaları azaltan alçak ön kaput ve hızlı, tepkisel frenleme için elektronik ayak pedalı yer alıyor.

Modeller ayrıca, eğimlerde yuvarlanmanın engellenmesi, dönüşlerde otomatik hız kontrolü, otomatik park freni, ISO 3691 hidrolik kule kilitleme valfi ve forkliftin sadece sürücü oturduğunda çalışmasını sağlayan operatör algılama sistemine sahip.
NXE Serisi gelecek aylarda 1.5 ila 1.8 T kapasiteli modeller ile genişletilecek ve Doosan’ın yeni NX Plus IC motor serisi ile birlikte kullanıcılara ikinci el veya yenilenmiş modellere karşılık “yeni” alternatifler sunacak.

İşyerinde sosyal mesafenin korunmasının çok zor olabileceğini hepimiz biliyoruz. Bir işveren olarak, işyerinde güvenliği koruma yükümlülüğüne sahipsiniz. Peki sosyal mesafeyi nasıl sağlarsınız? Çalışanlarınızın sorumluluk almasını nasıl sağlarsınız? Ve yönetim gözlemlemediğinde, çalışanlar birbirlerini nasıl kontrol eder? Hepimiz çalışanların sosyal mesafe kurallarını bozarak fazla yakınlaştığı durumlara şahit oluyoruz. Bu ofis, fabrika, sınıf, mutfak ve çoğu işyeri ortamlarında sürekli olarak meydana gelen bir durum.

Radiusafe Ürün Görseli şirketlerde sosyal mesafenin korunmasına yardımcı olan teknoloji

Radiusafe - çalışanların çok fazla yakınlaşması durumunda bunu algılar | RADIUSAFE bu sorunu çözer.  

Çalışanlar patentli Radiusafe’i kullanır. Diğer çalışana çok fazla yakınlaştıklarında ünite titreşim veya uyarı sesi verir. Kişisel veriler kaydedilmez, uygulanması zor bir teknoloji değildir. Sadece kutuyu açın ve kullanın. Her bir Radiusafe ünitesinde, çalışanların birbirlerine ne kadar yakın durduğunu grafiksel olarak gösteren Nextometer ışık göstergesi vardır.    Kırmızı çok yakın olunduğu, sarı dikkatli olunması gerektiği ve yeşil de her şeyin yolunda olduğu anlamına gelir. Toplantı yaparken herkesin birbirinden en az altı feet uzakta olduğundan emin olmak mı istiyorsunuz?  Nextometer ışıklarına bakın ve herkesin yeteri kadar uzakta oturduğundan emin olun.   Bir fabrikada çalışma alanı mı oluşturuyorsunuz?   Nextometer ışıklarına bakın ve herkesin sosyal mesafeyi uyguladığından emin olun. 

Basıldığında, Radiusafe kullanıcısının gün içindeki etkileşimlerini rapor eden bir düğme bulunuyor. Bu, çalışanların sosyal mesafeyi korumak konusundaki performansı hakkında anında geri bildirimde bulunulmasını sağlıyor. Cihazın bir akıllı telefona veya bilgisayara bağlanmasına gerek yok, yapmanız gereken tek şey cihazın düğmesine basmak.

Toplantınızı yapın, çalışma alanını oluşturun, çalışanların işini yapmasına izin verin ve sonra kontrol edin ve sosyal mesafe konusunda ne yaptıklarını görün! Hasta çalışanınız mı var?   Kimin kiminle etkileşime girdiğini gösteren veriler indirilebilir.

Radiusafe birçok uygulama için mükemmeldir:
İmalat: Radiusafe imalat ortamları düşünülerek tasarlanmıştır.  Takı ve saatlerin yasak olduğu fabrikalar için mükemmeldir.

Sınıflar

Finansal hizmetler: bankacılık merkezleri, ticari alanlar

Mutfak, gıda servis faaliyetleri

Basın odaları, yayın merkezleri

Hukuk büroları: müvekkillerle toplantılar, hukuk personeli

Radiusafe patentli bir üründür ve endüstriyel ürünler geliştirilmesi konusunda 30 yıldır lider konumunda olan Cypag tarafından İtalya’da üretilmektedir.

“Yiğit Akü, Türkiye’ninİlk 1000 İhracatçı firması listesinde 158. sırada yerini alarak, Akü sektöründe ve ihracat başarısında yine zirvede.”

Yiğit Akü; Türkiye İhracatçılar Meclisi TİM tarafından derlenen; Türkiye’nin ilk 1000 İhracatçı firması arasında her yıl olduğu gibi bu yıl da yerini alarak, %100 Milli Sermaye gücü ile ihracattaki başarılarını bir kez daha kanıtladı. Yiğit Akü, 2019 Yılı Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçı firması listesinde 158. sırada yerini aldı.

Yiğit Akü ihracatta gösterdiği başarı grafiğini korumaya devam ediyor. Bu başarı grafiğinde, ihracat başarı performanslarının ve ihracat politikalarının önemini vurguluyor. Her geçen gün dünya akü sektöründe lider şirket olma yolundaki hedeflerine bir adım daha yaklaştıklarını dile getiren Yiğit Akü; 6 kıtada 100’ün üzerinde ülke ile olan işbirliği içinde olduğunu ifade ediyor. Tüm hizmet ve faaliyetlerinde; çalışıyor, geliştiriyor, fikir ihracatını destekleyerek, üretim kapasitemizi güçlendiriyoruz” diyor.

Türkiye’nin %100 Milli Sermayesine sahip tek kurumu olarak, global üretici ve tedarikçi zincirlerinde Türkiye ekonomisine önemli katkılar sağlamaya devam ediyor.

Sayfa 1 / 15
We use cookies to improve our website. By continuing to use this website, you are giving consent to cookies being used. More details…