All for Joomla All for Webmasters

İletişim Tel: +90 544 795 01 01

Super User

Super User

TCM, dayanıklı ve güçlü model seçenekleriyle hem enerji tasarruflu hem de çevreye uyumlu güç üniteleri sunduğu FD60-100 serisinin yeniden girişiyle ağır hizmet forklift pazarında hak iddia ediyor. Yöneticiler, bunun işletmelerin taviz vermesi gerekmediği, ancak operasyonel ihtiyaçlarını karşılamak için gerçek bir çözüm seçeneğine sahip oldukları anlamına geldiğini iddia ediyor.

Yeni versiyonlarda tamamen CE uyumlu ve etkileyici yakıt tasarrufu sunduğunu iddia eden tamamen yeniden yapılandırılmış bir Kubota Euro Stage 1V motor ve egzoz sistemine bulunmaktadır. TCM mühendisleri, 7 tonluk 55kW motorda % 20'ye ve daha büyük 81 kW'lık forkliftte % 5'e varan (önceki modellerine kıyasla) oranda yakıt tasarrufu sağlandığını gösteren yakıt tasarrufu karşılaştırma testlerini tamamladı. Yakıt verimliliğini daha da artırmak için FD 60-100 serisinde ECO modu bulunmaktadır. Bu özellik emisyonları, gürültü seviyelerini ve yakıt tüketimini daha da düşürmektedir. Bu modda çalışıldığında aracın çalışma performansından ödün vermeden olası % 11'lik bir yakıt tasarrufu sağlanmaktadır.

Ürün yelpazesi aynı zamanda 55 kW güçte motora ve 6 veya 7 tonluk yükleme kapasitesi olan iki adet yeni “daha ​​hafif hizmete uygun” forklift içermektedir. Genel operasyonel verimlilik, ekonomi ve değer açısından karşılaştırılabilir rakip forkliftlerden daha iyi performans gösterdiğini iddia eden bu forklfit zorlu görevler için ideal bir seçim haline gelirken daha düşük işletme maliyetlerinden istifade etmeye devam etmektedir.

Tüm yeni forkliftler maksimum iş yeri performansı ve verimliliği için gelişmiş güvenlik, sürücü konforu, bakım ve yönetim gözetimi özellikleri ile donatılmıştır. Yerleşik bir tanılama menüsü, öz-sınama ve raporlama işlevini entegre etmektedir. Bu fonksiyon forkliftin kontrol altında tutulmasına yardımcı olmakta ve bakım ihtiyacında veya problem çözme amaçlı müdahale gerektiğinde uyarı vermektedir.

Daha yoğun operasyonel görevler için TCM, temiz hava teknolojisiyle donatılmış ve son derece düşük egzoz emisyonu değeri olan 6, 7, 8 ve 10 ton kaldırma kapasitesi seçeneklerine sahip yeni 81kW çıkış güçlü Kubota motorlu forkliftini tanıttı.

DOC (dizel oksidasyon katalizörü), DPF (dizel partikül filtresi) ve SCR (seçici katalitik indirgeme) kombinasyonu kullanılarak egzoz emisyonları önemli ölçüde azaltılmıştır. Dizel emisyonlarını önemli ölçüde azaltarak esas kazanımlar daha temiz hava, çevre etkisi ve halk sağlı alanında sağlanmıştır.

Mitsubishi, yeni orta-yüksek seviye sipariş toplayıcı serisi olan yeni VELiA EX modelini geliştirdi.

Zamandan ve paradan tasarruf ederken verimi tetiklemek için tasarlanan VELiA EX, Mitsubishi'nin iddia ettiğine göre rakipsiz 12 m pik yüksekliği ve 1250 kg kapasite sunan 48 voltluk ağır hizmet modeli içermektedir.

Her Mitsubishi sipariş toplayıcısı gibi, VELiA EX de şirketin açıklamasına göre operatörleri ve işverenleri etkileyen standart olarak mevcut önemli özelliklerden faydalanmaktadır.

Geniş girişi ve sadece 215 mm'lik son derece düşük basamak yüksekliğiyle kelimenin tam anlamıyla zahmetsiz bir erişim sunmayı amaçlamaktadır. Kolaylıkla kavranan tutamaçları, platforma girerken / çıkarken ek güvenlik sunar. Kayma ve düşme riskini en aza indirmek için tasarımcılar aleti super-grip bir malzeme ile kaplamıştır.

VELiA EX'in Operatör Varlığı Sensörü (OPS) sayesinde daha fazla koruma sunulmaktadır. Platformda bulunması, yaygın bir takılma tehlikesi olan emniyet şalteri gereksinimini ortadan kaldırmaktadır. OPS geniş bir alanı kapsadığından, operatörlerin kabin içinde hareket özgürlüğü sağlanmış olup, bu sayede yorgunluk ve gecikme riskini azaltılmıştır.

Görünürlük, güvenli ve verimli ürün toplamada önemli bir rol oynamaktadır. Bunun farkına varan Mitsubishi tasarımcıları, operatörün görüş alanını maksimize etmenin yeni yollarını aramıştır.

Bu çalışmanın sonucunda MaxVision direk ve baş üstü muhafazası geliştirilmiştir. Açık görüşlü ön paneller ve çatı sayesinde hassas, hasarsız operasyonlar için VELIA EX'in görünürlüğü artmaktadır.

VELiA EX'in güçlü AC motoru, tam yüklendiğinde bile yüksek sürüş hızı ve hızlanma sağlar.

ECO modu, işverenlerin, makinenin performansını etkilemeden, enerji tüketimini yüzde 12 oranında azaltmalarını sağlamaktadır.

Japon üreticiye göre, orta-yüksek seviyeli sipariş toplayıcının çalışması çok problemsiz, sessiz ve kontrollü olduğundan, VELiA EX sahipleri uzatılmış mil uzunluğundan ve düşük bakım gereksinimlerinden istifade etmektedir

Avrupa'nın en büyük forklift üreticilerinden biri olan Linde Material Handling, lityum iyon güç kaynaklı karşı dengeli forklift serisini 8 tonluk kaldırma kapasitesine kadar genişletti.

Linde'nin elektrikli karşı dengeli forklift serisinin her kapasitedeki modelleri artık lityum-iyon aküler ile birlikte mevcut olup, müşterilere bu popüler modellerin yanı sıra şirketin depo ekipman ürünlerinin çoğunluğu için kurşun-asit veya lityum-iyon pil seçenekleri sunulmaktadır.

Bu yeni serideki tüm modeller 600mm yük merkezinde 6.0, 7.0 ve 8.0t ve 900mm yük merkezinde 8.0t olan olup 120 kWh kapasiteye kadar güçlü 90 volt lityum-iyon akülerle donatılabilir.

Pilleri şarj etmek için 9 kW, 17 kW ve 30 kW çıkışlı şarj cihazları da mevcuttur. Şarj cihazı kapasitesinin seçimi, fırsat şarjı süreleri sırasında enerjinin ne kadar hızlı geri yükleneceğine bağlıdır.

Lityum-iyon akülere sahip bu ağır hizmet tipi forkliftler, motordan güç alan modellerle benzer bir performans sağlayarak, yüklü veya yüksüz şekilde 20 km / saat hızlara ulaşabilir. Geniş bir sıcaklık yelpazesinde çalışabilmeleri onları Birleşik Krallıktaki herhangi bir yerde ve yıl boyunca açık veya kapalı alanda kullanım için uygun kılmaktadır.

Lityum iyon teknolojisi, akü ağırlığının yaklaşık 3 ton ağırlığında olduğu göz önünde bulundurulduğunda önemli bir avantaj olarak bu kapasiteye sahip kamyonlarda batarya değişimi ihtiyacını ortadan kaldırmaktadır.

Forkliftler ayrıca IC motorlu forkliftlere göre daha düşük CO2 seviyeleri üretirler ve kurşun asitli pillerle olduğu gibi şarj işlemi sırasında zararlı pil gazları üretilmez.

Linde Material Handling Karşı Ağırlıklı Forklift Ürün Müdürü Björn Walter'ın açıklaması şu şekildedir:

“Bu yük kategorisinde çok az sayıda üretici elektrikli forkliftler sunuyor ve bu nedenle bu ağır hizmet araçları için bir lityum-iyon pil ve şarj cihazından oluşan eksiksiz bir çözüm sunmaktan gurur duyuyoruz.

“Lityum iyon teknolojisinin Daha uzun araç kullanılabilirliği, pil değişimi olmaması ve daha hızlı sürüş hızı gibi faydaları müşterilerimiz için faydalı imkanlardır.

“Linde'de lityum-iyon gücünün büyük büyüme potansiyelininin farkındayız ve bu nedenle bu tip bir akü ile kullanılabilen karşı ağırlıklı forklift grubunu genişlettik.”

Yale Europe Materials Handling, en yoğun uygulamalarda bile optimum görünürlük, artırılmış kapasite ve dayanıklılık sunmak üzere tasarlanan 8–16 ton kapasiteli forkliftler için bir dizi güncelleme duyurdu.

Yeni yüksek kapasiteli forkliftler, ahşap ve kereste ürünlerinin taşınması, gemi boşaltma ve ağır kargo taşıma, metal stoklama, ön gerilmeli beton, tuğla ve blok ve ağır imalat gibi çeşitli uygulamalara uyum sağlamak için pin ve kanca tipi taşıyıcılar ve yük geri yaslama desteği seçeneklerine sahip iki kademeli direk sunmaktadır.

Yale Büyük Forklift Global Ürün Müdürü Elmer Dammers'in konuyla ilgili açıklaması şu şekildedir: “Yale'de, ürünlerimizi hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olacak şekilde nasıl geliştirebileceğimizi anlamak için müşterilerimizle konuşmaya zaman ayırıyoruz. Ağır iş uygulamalarında verimliliği ve esnekliği arttırmaya yardımcı olmak için GDP80-120DC ve GBP130-160EC model forkliftlerimizi güncelledik ”.

Operatör görüş güncellemeleri

Yeni tasarımlı yüksek kapasiteli forkliftlerdeki kaldırma zincirleri, direğin dış tarafına taşınarak operatörün direk kanalları arasındaki görüş hattı arttırılmıştır. Operatörün görüşünü daha da desteklemek için kanalların ve çapraz elemanların konumu da kanallar arasında daha fazla alan bırakılacak şekilde optimize edilmiştir.

10–16 tonluk forklift modellerine yönelik açık taşıyıcının üst ve alt kısmında daha fazla alan bulunması operatörlerin şaryo içinden ve üstünden bakmasına olanak vermektedir.

“Direkte yapılan güncellemeler, yükleri tutarken operatörün güvenle ve hassas bir şekilde hareket etmesini sağlamaktadır. Yeniden konumlandırılan zincirler ve açık taşıyıcı özelliği, sürücünün hem taşıyıcının üzerinden hem de içinden bakabilmesine imkan vererek çatal ve yükün iyi bir şekilde görülmesini sağlamaktadır ”şeklinde açıklama yapan Elmer,

“Taşıyıcıdaki valf bloğunun konumu optimize edildi ve forkliftler ayrıca açılı şekilde üst tarafta konumlandırılmış ince çubuklara sahip oldular. Her ikisi de, operatörün görüşünü engelleyen unsurların en aza indirilmesine katkıda bulunmaktadır.” şeklinde sözlerini sonlandırdı.

Daha fazla taşıyıcı çeşidi

Uzun bir pim veya kanca tipi taşıyıcı yelpazesinin genişletilmesi, forkliftlerin bir uygulamanın belirli ihtiyaçlarını karşılamak üzere özelleştirilebileceği anlamına gelmektedir.

Yale® pim tipi yana kaydırmalı taşıyıcılar, apron-tipi taşıyıcılarda herhangi bir çatal konumunda bulunan maksimum yana kaydırma ile maksimum kapasite sağlayabilir. Topuk kısmından kilitlenmeyen çatal optimum pozisyonda sallanmaya imkan verir.

Kanca tipi montaj elemanlarına sahip yana kaydırmalı ve çatal konumlandırmalı (DFSSFP) çift fonksiyonlu taşıyıcılar çatal ve ataşmanların hızlı ve kolayca değiştirilmesini gerektiren uygulamalar için idealdir. Kancalı tipi çatallar hızlı şekilde söküme imkan verirken, taşıyıcı tasarımı, ileri optimize edilmiş ileri görüş sağlamaktadır. Yale DFSSFP taşıyıcılar pim tipi taşıyıcılardan daha büyük bir yana kaydırma aralığına sahip olup, taşıyıcı çerçevesi, yana kayarken yan çerçeveyi hareket ettirmez ve çerçevenin normal forklift genişliğinin dışına çıkmasına önler.

Elmer'in açıklamaları şu şekildedir: “Yüksek kapasiteli Yale forkliftler son derece çok yönlüdür ve geniş bayi ağımız, hangi ataşmanlarla ellerindeki Yale foklift kullanımını maksimize edebileceklerinin tespiti dahil olmak üzere müşterilerle hangi taşıyıcının belirli uygulamalar için en iyi sonucu vereceğini belirlemek için yakın şekilde çalışmaktadır.

Akıllıca tasarlanmış, yeni görünümlü forkliftler yana kaydırmalı pim tipi taşıyıcılar için artık kapasitede 400 kg'a varan artış sunmaktadır.

Elmer bunu " Yüksek mukavemetli çeliklerle oluşturulan açık taşıyıcı tasarımı, kamyonun ön tarafında toplam ağırlığını azaltarak ekstra bir yük kapasitesine sahip olmasını sağlıyor. Aynı şekilde he bireysel hem de dar bireysel lojistik zincirlerinin verimini arttıran indirgenmiş kayıp yük merkezi sayesinde operatörlerin yükleri taşımak için daha az sefer yapması gerekiyor" şeklinde açıklıyor.

Linde Material Handling, 20 Eylül'de Aschaffenburg'da düzenlenen Intralogistics Safety Forum'da 'connect' filo yönetim sistemine yönelik yeni modülleri tanıttı. ‘Zone Intelligence’ ve ‘Truck Mapping’ dijital uygulamaları endüstriyel kamyonları daha güvenli ve daha şeffaf hale getirmek için çeşitli teknolojileri kullanmayı amaçlıyor.

Zone Intelligence, yıl başından itibaren hem bir yenileme çözümü hem de fabrika çıkış çözüm olarak mevcut olacak ve salonlar ile diğer kapalı ortamlarda daha fazla güvenlik için önemli bir adım olacağı öne sürülüyor. Halihazırda, sürücüler kendi hızlarını ve bu hızı kavşaklarda veya dar koridorlarda ne ölçüde azaltacaklarını belirleyebiliyorlar. Aynısı, çok fazla kaldırılmış vinç direği ile sürüş için de geçerlidir. Dikkatsizlik kaynaklı kepenk veya tavan desteğine çarpma vakaları her yıl milyonlarca Avro tutarında hasara yol açmaktadır. Linde'nin yeni sensör tabanlı yardım sistemi, bu potansiyel olarak tehlikeleri ve maliyetli durumları azaltmayı amaçlamaktadır. Filo operatörlerinin, depolarda ve üretim alanlarında kamyon hızının otomatik olarak azaltıldığı belirli bölgeleri tanımlamasına izin vermektedir.

Sistem, 4 gigahertz aralığında geniş bant radyo sinyallerini kullanarak çalışmaktadır. Bu sinyaller sabit sensörler ile araçtaki bir sensör arasında değiştirilir ve hatta duvarlardan ve sütunlardan geçebilirler. Filo yöneticisi çeşitli alanları tanımlamak için connect: desk yazılımıyla bilgisayara yüklenmiş olan salon veya tesis yerleşim haritalarını kullanmaktadır. Uygulamada, çeşitli bölgeler bir grafik aracı kullanılarak tek tek yapılandırılır ve bunlara spesifik parametreler atanır. Bunlar, Bölge İşaretleyici olarak adlandırılan belirlenmiş bir çapa noktasının etrafındaki alanla birlikte frenleme alanının büyüklüğü gibi bilgileri içermektedir. Yeni destek sistemi, dört uygulama alanına odaklanmaktadır: birincisi, kamyon kör noktalar, geçitle veya kavşakla gibi genel bir tehlike potansiyeli teşkil eden kritik konumlara yaklaştığında her zaman devreye giren seçici hız ayarlamasıdır. İkinci durumda yoğun yaya trafiği gibi durumlara sahip alanlar için hız ayarlaması yapmak mümkündür. Üçüncü alan panjur veya geçitler ve dördüncü alan da düz olmayan zeminde hız kontrolüdür.

Zone Intelligence, Linde'nin ikinci yardım sistemi olup, kaza riskini daha da azaltmak için ultra geniş bant teknolojisini (UWB) kullanmaktadır. Linde Safety Guard bu yılın başından itibaren hizmete girecek ve kamyon üzerindeki sabit kurulumlar ve vücut üzerinde taşınan mobil üniteler aracılığıyla forklift sürücülerini ve yayaları birbirleri hakkında uyaracaktır. Bu cihazlar sadece akustik ve görsel bir alarm vermekle kalmamakta, aynı zamanda yayaların ileride tehlike olabileceğini gerçekten “hissedebileceği” şekilde titreşmektedir. UWB teknolojisinin sağladığı avantaj burada da kullanılmaktadır: Radyo dalgaları duvarların, rafların ve kapıların "içinden geçebilmekte", böylece bir yaya, daha kapıyı açmadan yaklaşan kamyon hakkında uyarılmaktadır. Bir diğer avantaj da, WLAN, Bluetooth veya RFID gibi diğer ağlarla hiçbir enterferans olmamasıdır.

Truck Mapping, endüstriyel kamyonu operasyonunun kuş bakışı bir görünümünü sağlamaktadır. Yeni telematik donanımı, her bir aracın konumu 5 m'ye kadar doğrulukla tespit etmekte ve bir harita üzerinde görselleştirmektedir. Kamyon filosu ne kadar büyükse ve şirket binaları ne kadar kapsamlıysa, bu fonksiyon daha kullanışlı olur. Tipik bir durumda, bir araç arıza yapar ancak kimse yaklaşmakta olan servis teknisyenine aracın tam olarak nerede olduğunu söyleyemez. Kamyonun çalındığı durum ise daha da sinir bozucu bir durumdur. Truck Mapping filo yöneticileri için daha az problem anlamına gelmektedir. Artık sadece onarılması gereken aracın şirket tesisi içerisinde hangi konumda olduğunu bilmekle kalmıyorlar, aynı zamanda hırsızları caydırmaya yardımcı olacak şekilde tesis dışında da kesin şekilde konumlama yapabiliyorlar.

Yaya güvenliği göz ardı edilebilecek bir konu değildir. Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Enstitüsü'ne (NIOSH) göre, tüm forklift kazalarının yüzde 20'sine yakınında, forklift tarafından bir yayaya çarptırılmaktadır ve bu da yılda yaklaşık 19.000 kişiye karşılık gelmektedir.

Dünya genelinde forklift kamyonlarının neden olduğu yaşamı tehdit eden, yaşamı değiştiren veya ölümle sonuçlanan kaza olayları oldukça iyi şekilde bilinmektedir. Bu durum, faaliyet gösterdikleri çeşitli sektörler üzerinde olumsuz etki yapmaya devam etmektedir. Dahası, 2017 İSG rakamları, kaza rakamlarının azalmadığını, bir tipte veya çeşitli tiplerdeki forkliftlerin neden olduğu yaralanmalar sebebiyle günlük hastaneye yatış ortalamasının 3.56 kişi olduğunu göstermektedir. Forkliftler ABD'de, yılda yaklaşık 85 ölüm ve 35.000 ciddi yaralanmadan sorumludurlar ve istatistiklere göre yıllık olarak bir kazaya bir forkliftin müdahil olma olasılığı 10'da 1'dir.

Hareket eden bir kamyonun çarpması, ölümler, majör yaralanmalar ve üç günden fazla süreli yaralanmalar açısından en büyük sorun olmakla birlikte, toplam kaza sayısı, diğer kaza türlerinden yaklaşık beş kat daha fazladır. Yayaların işyerindeki forkliftlere neden dikkat etmediklerine dair detaylı bir araştırma yapılmış olup, bu soru kendilerine yöneltildiğinde çoğu yayanın "Forklifti Görmedik" cevabını verdikleri görülmüştür.

Ve dünyadaki tüm üreticiler, operatör için daha güvenli forkliftler geliştirirken, forkliftler ve yayalar arasındaki güvenliği artırabilecek girişimler, şimdiye kadar nispeten zor anlaşılır şekilde uygulandı. Şimdiye kadar durum böyleydi.

FORKLIGHT'ın arkasındaki İngiltereli tasarım ekibi, göze çarpmayla (gözlemcinin normalde bir şeye bakmasa dahi onu fark etmek için uyarılma kapasitesi) ilgili araştırmaları takiben forklift ve yayalar arasındaki sorunu araştırdı. Sonuç olarak, bir forkliftin yakınındayken yayanın dikkati hemen çeken düşük maliyetli bir çözüm geliştirdiler.

FORKLIGHT, bu nedenle, operasyonel performans avantajlarının sağlanmasına yardımcı olan yeni ve yenilikçi, patentli bir güvenlik sistemidir. Öncü çözümün, her tip forkliftle çalışan veya bu fokliftlerin yakınındaki çalışanlara yeni güvenlik seviyeleri sağlayabileceğine inanılmaktadır.

Oldukça basit olan ve ustalıkla çalışan sistem çatalların bir girintisi içine monte edilmiş sağlam, endüstri standardı LED'lerinin kullanılması sayesinde yayaları forkliftin konumu ve çok geniş açıyla çatalların pozisyonuyla ilgili olarak anında uyarır.

Düşük maliyetli bir çözüm olarak hizmet veren sistem, yayalar için yeni bir güvenlik seviyesi sağlayan ya da satış sonrası bir donanım olarak sunulan OEM'ler tarafından basitçe entegre edilebilir.

“FORKLIGHT'ın hem operasyonel personel hem de bunların yakınında çalışmak üzere görevlendirilenler için forklift güvenliğini iyileştirmesi ve ilerletmesini ölçüde etkileme kabiliyetine sahip olduğuna inanıyoruz. Sistem hemen dikkatinizi çekmekle kalmıyor, aynı zamanda hem parlak ışıklı üretim alanlarında hem de kısık ışıklı depolama alanlarında net şekilde görülebilir özelliktedir" şeklinde açıklama yapan FORKLIGHT Direktörü Jonathan Laker, şu şekilde devam etti:

Bununla birlikte sistemin tek özelliği dünya genelindeki forklift üreticilerine hitap edecek güvenlik özellikleri değil, aynı zaman da son kullanıcılarla uyum sağlaması kuvvetle muhtemel çifte ticari avantajıdır. Patentli sistem taşıyıcıda veya ürün alma veya palet yükleme hazırlığı için direkte bir hareket tespit etmesi halinde kendiliğinden güvenli ve hızlı bir şekilde yanıp sönen emniyet durumundan beyaz duruma geçmektedir. Aracın hareket halinde olduğunu algıladığında sistem, yanıp sönen güvenlik moduna geri döner.

Çalışma ışığı modu, operatör bir paletle uğraşırken çatalların pozisyonunu hızlıca tanımlarken veya paleti konumlandırırken odaklanmış aydınlatmalı bir alan sunarken yükleme ve boşaltma hızlarını arttırmaktadır.

“FORKLIGHT'ın cazibesi sadece sadeliği değil, hem sağlık hem de güvenlik açısından operasyonel avantajlar sağladığı gerçeğidir ve çeşitli son kullanıcılarla görüşmelerde bulunmaktayız ve bu sistemin entegrasyonunun sağlık ve güvenlik konuları yanında forklift ekipmanı alımı/kiralamasıyla ilgilenenler için kesinlikle öncelik konusu olacağını düşünüyoruz. Bu nedenle, forklift/yaya güvenliği alanında dünya genelinde yeni bir standart belirleyerek sistemin piyasaya sürülmesi için küresel bir ortakla işbirliği yapma veya şirket ve fikri mülkiyetin satılarak bir üreticiye sistem üzerinde münhasır hak sağlanması veya tamamlamaları için teknolojiyle ilgili lisans verme seçenekleri arayışı içerisindeyiz.

SOCAR Türkiye’nin iştiraki Petlim Konteyner Terminali’nin ikinci fazının inşaatı tamamlanarak hizmete açıldı.

APM Terminals İzmir tarafından işletilen ve 7 Aralık 2016’da ilk geminin yanaştığı toplam 450 milyon dolar yatırım ile hayata geçen Petlim, ikinci fazın devreye girmesiyle birlikte 750 bin TEU olan kapasitesini, gerekli işletme izinlerinin alınmasının ardından 1.5 milyon TEU’ya yükseltecek.

Petlim Konteyner Terminali’nin inşaatının bitirilerek limanın işletmecisi APM Terminals İzmir’e devri kapsamında 15 Eylül’de limanın rıhtımında bir tören gerçekleştirildi. Törende Petlim Genel Müdürü Doğan Çırakoğlu ile limanı 28 yıllığına işletecek olan dünyanın en büyük konteyner terminal işletmecilerinden APM Terminals İzmir’in Genel Müdürü Robert Hambleton, inşaatın son betonunu atarak projenin inşaatını tamamladı.

APM Terminals, Petkim’e ait Petlim’i 28 yıl boyunca işletecekti

Dünyanın en büyük liman işletmecilerinden biri Hollandalı APM Terminals’in Türkiye pazarından çekildiği öğrenildi. Danimarka merkezli AP Moller-Maersk Group’un bir parçası olan, 22 bin çalışanıyla dünyanın 50 farklı ülkesinde liman işleten APM Terminals, 2012’de Türkiye’ye adım attı. Türkiye’ye İzmir’den giren APM Terminals, Petkim’e ait Petlim’i 28 yıl boyunca işletecekti. Türkiye’deki varlığını APM Terminalleri adlı şirket ile sürdüren Hollandalı dev, Türkiye’den çekilme kararı aldı.

Socar İle Masaya Oturdu

Petlim’in sahibi olan Azerbaycan kamu enerji şirketi SOCAR ile masaya oturan APM, Türkiye’deki tek varlığını satacak. SOCAR Turkey Enerji şirketi, APM Terminalleri Liman İşletmeciliği’nin %100 sahibi olacak. Hollandalı şirketin yönettiği İzmir’deki Petlim Limanı, 700 metre rıhtım uzunluğuna, 1.5 milyon TEU kapasiteye sahip. Ege Bölgesi’nin dünya ticaretine açıldığı kapı olan bu liman, Türkiye’nin de en büyük 3’üncü büyük konteyner merkezi.

Hollanda İle Ticaret Hacmimiz Artıyor

2017 yılında Hollanda’ya ihracatımız 3 milyar 863 milyon Dolar, Hollanda’dan ithalatımız ise 3 milyar 748 milyon Dolar olmak üzere ticaret hacmimiz 7 milyar 610 milyon Dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu rakam 2016 yılına kıyasla ikili ticaret hacmimizde % 15,5’lik bir artışa tekabül etmektedir. 2017 yılında ülkemizi yaklaşık 799.006 Hollandalı turist ziyaret etmiştir.

2017 yılı sonu itibariyle ülkemizde 2.776 Hollanda sermayeli şirket faaliyet göstermektedir

Merkez Bankası verilerine göre 2002-2017 döneminde Hollanda sermayeli firmalar tarafından ülkemize gerçekleştirilen doğrudan yatırımların toplamı 23 milyar 725 milyon Dolar tutarındadır. Aynı dönemde Türk sermayeli firmaların Hollanda’ya gerçekleştirdiği doğrudan yatırımların toplamı 10 milyar 756 milyon Dolar olmuştur.

Kaynak: Kerim Ülker- Dünya, MFA

Arkas Petrol, Japon Sumitomo ile sıvılaştırılmış doğal gazın (LNG) gemi yakıtı olarak Türkiye ve çevresindeki denizlerde kullanılmaya başlaması amacıyla ortak bir protokole imza attı.

Her geçen gün doğa ve çevre dostu binalar, gemiler ve yakıtlar gündemdeki yerlerini artırırken, devletlerin ve sivil inisiyatiflerin doğaya karşı olan sorumlulukları hatırlatan yeni uygulamaları çoğalıyor.

Birleşmiş Milletler’in denizcilik teşkilatı ve uluslararası denizcilik için düzenleyici otorite olan IMO’nun (International Maritime Organization) 2020 yılında yürürlüğe girecek olan uluslararası düzenlemeleri, gemilerde kullanılacak yakıtların sülfür oranlarının daha düşük olmasını zorunlu hale getirecek.

Bu kapsamda harekete geçen Türkiye’nin son üç yıldır gemi yakıt ikmalinde EPDK  verilerine göre birincisi olan Arkas Petrol ve aynı sektörde faaliyet gösteren Japon Sumitomo “Geleceğin Yakıtı” için masaya oturdu.

Türkiye ve çevresindeki denizler yıllık 2.8 milyon ton ile coğrafi açıdan Doğu Akdeniz’den geçen gemiler için en büyük yakıt tedarik merkezlerinden biri konumunda. Bu durumu göz önüne alarak Arkas Petrol ve Sumitomo tarafından oluşturulan ortak projede Türkiye ve Doğu Akdeniz Bölgesi’nin büyük bir LNG Petrol Ürünleri merkezine dönüştürülmesi hedeflenirken, 2020 yılında devreye girecek yeni regülasyonlara uygun olarak LNG kullanan gemilere verilecek hizmet için hazırlıklara bugünden başlanılmış olunuyor.

Arkas Petrol hali hazırda Türkiye’de yapılan ikmallerin üçte birini gerçekleştiriyor. Sumitomo ise dünyada LNG operasyonları konusunda uzman. 

Türkiye’de gemiden gemiye LNG yani sıvılaştırılmış doğal gaz satışı ve ikmali ilk defa yapılmak için hazırlıklara başlayan iki şirket, özellikle Türkiye ve çevresindeki dağıtım ve alt yapı konusunda bir çalışma protokolü imzaladı.

16 Ekim Salı günü İzmir’de, Arkas Holding merkezinde düzenlenen imza töreninde konuşan Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, “Faaliyet gösterdiğimiz alanlarda geleceğe yönelik yatırım yapmak ve öngörülü olmak hem bize hem ülkemize hem müşterilere değer katan yanımızdır. Sürdürülebilirliğin önemi her geçen gün artıyor ve dünyayı korumaya yönelik alternatif yakıt kullanımları çevre konularının başında geliyor. Regülasyonların gerektirdiği kurallara uymak için alternatif yakıtlar mutlaka devreye girecek. Biz de önümüzdeki döneme hazırlık olması amacıyla Türkiye’de üç gemiden birinin yakıtını sağlayan Arkas Petrol şirketimiz ve dünyada bu işin uzmanı Japon Sumitomo ile birlikte gemilere sıvılaştırılmış doğalgaz satışı ve ikmali konusunda bugünden hazırlıklara başladık.” dedi.

Sumitomo Corporation Petrol, LPG ve Offshore Ticaret Genel Müdürü Shu Nakamura ise “Arkas Petrol ile imzaladığımız protokolle Türkiye ve çevresindeki denizlerde alternatif bir yakıt olarak LNG, yani sıvılaştırılmış doğalgaz tedarikine yönelik önemli bir adım atmış olmaktan ötürü heyecanlıyız. Şu an Tokyo Körfezi’nde gemiden gemiye LNG satışı ve ikmali için çalışmalar yürütüyor ve bu bölgede edindiğimiz deneyimin Türkiye’deki girişimimize katkıda bulunacağına inanıyoruz. Arkas Petrol ile yaptığımız iş birliği sonucunda Türkiye’yi Doğu Akdeniz’de önde gelen bir LNG merkezi haline getirmeyi hedefliyoruz. Küresel olarak denizcilikte LNG kullanımını teşvik ederek çevreyle uyumlu ve sürdürülebilir bir katkı koyacağız” yorumunda bulundu.

LNG ile zararlılarda yüzde 99’a varan azalma

Atılan bu adımla geleceğin yakıtı olabilecek LNG kullanımının yaygınlaştırılarak, çevreye zararlı kükürt oksit, nitrojen oksit ve karbondioksit salınımlarının en aza indirilmesi öngörülüyor. LNG yani sıvılaştırılmış doğal gaz, yüzde 25’e kadar daha az karbondioksit, yüzde 99 daha az kükürt ve parçacık madde ile yüzde 85 daha az nitrojen oksit salınımı sağlıyor.

Atlas Lojistik Ödülleri 2018 start aldı. Bu yıl 9’uncusu düzenlenen yarışma, her yıl artan bir itibarla devam ediyor.

Lojistik Ödülleri Yarışması ve sektörün sembol ödülü haline gelen Atlas’a sahip olmak için geride kalan yıllarda 442 başvuru yapıldı. Geçen sürede, 86 proje ise jüri üyeleri tarafından değerlendirilmek üzere yarışmaya başvurdu. İnternet üzerinden oylanarak seçilen sektörün en iyileri dalında 106 kişi ve kuruluş oylamaya katıldı.

“Kalıcı ve güvenilir bir etkinlik olarak kabul edilen Lojistik Ödülleri Yarışması, aynı zamanda Türkiye’nin taşımacılık ve lojistik endüstrisinin vitrini durumunda,” diyen Organizasyon Komitesi Başkanı İlker Altun; “Sektörün tüm taraflarını yarışmaya katılmaya bekliyoruz. Şirketler ve yöneticilerin ayrı ayrı yarışabilecekleri kategoriler var ve özel bir puanlama yöntemi ile son derece adil bir ödül dağıtımı gerçekleştirilmektedir,” şeklinde konuştu. İlker Altun yarışmaya ilişkin olarak şunları söyledi:

“Atlas ödülünü almak için başvuran kişi ve şirketlerin itibarı ile ödülün kendisi arasında doğrudan bir etkileşim söz konusudur.

Ödülü hak ederek alan ve müzesine götürenlerin itibarı aynı zamanda ödülün itibarını da artırmaktadır. Bu olumlu etkileşim nedeniyle Atlas Lojistik Ödülünü almak isteyenlerin sayısı ve niteliği artmaktadır.”

İlker Altun son olarak; “Yaptığı işe güvenen, hayata geçirdiği inovatif projesi olan, vizyoner ve övgüyü hak ettiğine Lojistik Ödülleri Organizasyon Komitesi Başkanı İlker Altuninanan herkesi yarışmaya katılmaya davet ediyorum,” şeklinde konuştu.

BİLGİ NOTU: Lojistik Ödülleri Yarışması ve yarışmanın özel ödülü ATLAS, 15 Kasım 2018 tarihinde gerçekleştirilecek törenle sahiplerini bulacak.

Yarışmaya katılım süreci:

Kurumsal yarışma ile ilgili başvurular web sitesindeki başvuru formları aracılığıyla yapılıyor. Online yarışma kategorisi ise iki etaptan oluşuyor. İlk etapta adaylar online olarak gösteriliyor, ikinci etapta da belirlenen adaylar dijital ortamda oylanıyor. İhracat firmalarına özel ‘Lojistiğe Katkı Ödülü’ aday gösterme işlemleri de yine ödül web sitesi üzerinden yapılıyor.

Lojistik Ödülleri 2018 kurumsal başvuru ve online oylama işlemlerinin tümü www.lojistikodulleri.com adresi üzerinden yapılmaktadır. Tüm başvuru işlemleri ücretsizdir.

Arkas ve Sealand ortaklığı ile taze meyve ve sebze sezonuna bağlı olarak tekrar açılan reefer servisi “Rusya Ekspres Servis”, Kasım ayı itibariyle Mersin Limanı’ndan hizmet vermeye başlayacak.

Arkas ve Sealand Hatlarının birer gemiyle sürdüreceği bu ortak servis sayesinde taze ürün ihracatı yapacak tüm tedarikçiler, 4 gün gibi kısa bir sürede, Novorossiysk üzerinden Rusya piyasasıyla buluşacak. Haftalık olarak hizmet verecek bu servise Cosco Hattı da yer anlaşmasıyla katılacak.

İlk aşamada servis rotasyonu olarak sırasıyla Ashdod, Mersin ve Novorossiysk limanları arasında faaliyet gösterecek “Rusya Ekspres Servis”in ilk gemisi olan Emma A, 1 Kasım 2018 tarihinde Ashdod uğrağını yaptıktan sonra 4 Kasım 2018 tarihinde Mersin Limanı’ndan demir alacak.

Sayfa 1 / 29
We use cookies to improve our website. By continuing to use this website, you are giving consent to cookies being used. More details…