1. Haberler
  2. Köşe Yazısı
  3. Gençlere Bu Zamanda Ahiliği Anlatmak

Gençlere Bu Zamanda Ahiliği Anlatmak

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ahi Evran, 1171 yılında İran’ın Hoy şehrinde doğmuş, çok yönlü bir bilgin ve mutasavvıftır. Asıl adı Mahmut, lakabı Nasirüddin’dir. Küçük yaşta başladığı eğitimini Horasan, Bağdat ve Hemedan gibi ilim merkezlerinde tamamlamıştır. Fahreddin Razi’den fen bilimleri, Şeyh Evhadüddin Kirmani’den ise hadis, fıkıh, kelam gibi dini ilimleri öğrenmiştir. Tasavvuf yolunda ilerleyerek ilim ve irfan sahibi bir kişiliğe ulaşmıştır.
Bağdat’ta Abbasi halifesi Nasır Lidinillah’ın kurduğu “Fütüvvet” teşkilatıyla tanışan Ahi Evran, bu anlayışı Anadolu’ya taşıyarak Ahilik sistemine dönüştürmüştür. Fütüvvet, gençliği nefis terbiyesi, yardımseverlik ve hoşgörü esaslarına göre eğiten, manevi temellere dayalı bir teşkilattır. Ahi Evran, bu yapıyı geliştirerek üretime, meslek ahlakına ve toplumsal dayanışmaya dayanan Ahilik sistemini kurmuştur.
Ahi Evran, Anadolu’ya geldikten sonra Kayseri’ye yerleşip deri atölyesi kurmuş, burada esnafları örgütleyerek ilk Ahi birliklerini oluşturmuştur. Bu yapı, zamanla 32 çeşit esnaf grubunu içine alan güçlü bir teşkilata dönüşmüştür. Ahilik sisteminde çıraklık, kalfalık ve ustalık aşamalarıyla hem mesleki hem ahlaki eğitim veriliyordu. Çırak yalnızca meslek öğrenmez; aynı zamanda sabır, saygı, doğruluk ve yardımseverlik gibi değerlerle yetişirdi.
Ahilik sadece erkekleri değil kadınları da kapsıyordu. Kadınlar “Bacıyan-ı Rum” adı altında teşkilatlanmış, üretim süreçlerinde aktif rol almış, aynı zamanda ahlaki ve mesleki eğitim almışlardır. Bu yönüyle Ahilik, dönemin en kapsayıcı toplumsal yapılanmalarından biridir.
Ahiliğin temel ilkeleri alın teriyle kazanmak, helal lokma yemek, kul hakkı yememek, misafiri memnun etmek, komşunun siftahını gözetmek, dürüst ve kanaatkâr olmak gibi yüksek ahlaki değerlerdir. Bu sistemin amacı yalnızca iyi bir meslek sahibi yetiştirmek değil, aynı zamanda iyi bir insan ve vatandaş yetiştirmektir. Ahi Evran’ın hedefi, toplumda güvene dayalı bir düzen kurmaktı.
Ahi Evran’ın bu teşkilat yapısı kısa sürede Anadolu’nun dört bir yanına yayıldı. Ahilik teşkilatı, özellikle Selçuklu ve Osmanlı döneminde şehirlerin ticaret ve sosyal hayatında belirleyici rol oynamıştır. Ahi birlikleri, üye olan esnafa hem ekonomik hem ahlaki rehberlik sunmuş; çarşılarda kalite kontrolü yapmış, fiyatları belirlemiş ve tüketiciyi korumuştur. Ayıplı mal satan esnafın dükkanına pabucunun ters asılması, Ahilikte dürüstlüğün ne kadar önemli olduğunu gösteren sembolik bir uygulamadır.
Fatih Sultan Mehmet’in bir çarşıyı gezerken bir dükkâna girip alışveriş yaptıktan sonra ikinci dükkâna girdiğinde, esnafın “Komşum henüz siftah yapmadı, alışverişinizi ondan yapın” demesi üzerine söylediği “Ben bu milletle dünyayı fethederim” sözü, Ahilik ahlakının Osmanlı’ya nasıl sirayet ettiğini açıkça ortaya koyar.
Bugün Ahi Evran’ın kurduğu sistemin yerini çok sayıda kurum almıştır: Meslek odaları, kooperatifler, esnaf birlikleri, zabıtalar, tüketici hakem heyetleri, mesleki yeterlilik kurumları… Ancak sayıca fazla bu yapılar, Ahi Evran’ın kurduğu tek ve sade teşkilatın yerini dolduramamaktadır. Çünkü modern sistemde iş ahlakı geri planda kalmış, bireysel kazanç ve hız ön plana çıkmıştır. Bunun sonucunda kolon kesen müteahhitten, iş güvenliğini ihmal eden kaynak ustasına kadar birçok kötü örnek karşımıza çıkmaktadır.
Ahilik eğitimi, hayat boyu süren bir disiplindir. Teorik bilginin yanında uygulamalı eğitim esas alınır. Her meslek dalında lonca sistemiyle çalışan bir yapı vardır. Her loncanın başında “Ahi Baba” bulunur ve eğitimden, denetimden sorumludur. 740 kuraldan oluşan Ahilik yasasında, çıraklara dair 124 madde yer alır. Bu da gençliğe verilen önemi gösterir. Genç birey önce terbiyeyi, sonra mesleği öğrenir; usta olmadan önce insan olmayı öğrenir.
Ahilik yalnızca tarihsel bir miras değil, bugünün de toplumsal sorunlarına çözüm sunabilecek bir modeldir. Bugünün gençleri için Ahilik sistemi; meslek seçimi, üretkenlik, dürüstlük, paylaşım ve toplumla bütünleşme açısından bir rehber olabilir. Bu kültür yeniden canlandırıldığında, işsizlik, mesleksizlik, iş ahlakı eksikliği gibi sorunlara güçlü bir zeminle yaklaşmak mümkün olur.
Mehmet Akif Ersoy’un “Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası, dostunun yüz karası, düşmanın maskarasıdır” dizesi, üretmenin, çalışmanın ve alın terinin önemini vurgular. Aşık Veysel’in “Hakka halka yarayacak bir iş tut” sözü de Ahilik felsefesini özetler niteliktedir.
Bu değerli mirası yaşatmak hepimizin görevidir. Ahi Evran-ı Veli’yi ve Ahilik kültürünü bizlere miras bırakan ecdadımızı rahmetle anıyor, muhtelif etkinliklerde ismini yaşatanlara şükranlarımı sunuyorum.

Erol DEMİR

Gençlere Bu Zamanda Ahiliği Anlatmak
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

Yorumlar kapalı.

Giriş Yap

İstif Material Handling ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin
Bize Katılın