All for Joomla All for Webmasters

İletişim Tel: +90 544 795 01 01

SEKTÖREL HABERLER

SEKTÖREL HABERLER (264)

11 limanlı Körfez, lojistik üssü görevi görüyor. Kocaeli’de 11 tane limana ev sahipliği yapan 173 bin nüfuslu Körfez ilçesi, lojistik üssü görevi görerek her yıl milyarlarca liralık ihracata ev sahipliği yapıyor.

Kocaeli’nin yaklaşık 173 bin nüfuslu Körfez ilçesinden her yıl milyarlarca liralık ihracat ve ithalat yapılıyor. 11 tane limana ve teknoloji sektöründe faaliyet gösteren TÜPRAŞ bata olmak üzere çok sayıda tesise ev sahipliği yapan Körfez ilçesi, sanayi kentinin lojistik merkezi görevini üstleniyor.

Bölgede bulunan limanlara yanaşan gemilerle dünyaya her gün milyonlarca liralık ihracat yapılıyor. Doğu Marmara Gümrük Müdürlüğü’nden alınan verilere göre, bölgeden 2019 yılında toplam 12 milyar 408 milyon 425 bin 660 euro tutarında ihracat yapılırken, 21 milyar 291 milyon 242 bin 650 euro tutarında ithalat gerçekleştirildi. Pandemi sürecinin başladığı 2020 yılında ise bölgeden yapılan ihracat 11 milyar 407 milyon 823 bin 48 euro, ithalat ise 20 milyar 226 milyon 117 bin 762 euro oldu. Her yıl ihracat ve ithalatta yaklaşık 700 bin tır ve konteyner trafiğinin oluştuğu öğrenildi.

ULAŞIM OLANAKLARI CEZBEDİYOR

TEM Otoyolu, Kuzey Marmara Otoyolu, D100 Karayolu’nun güzergahında bulunan ilçedeki limanlar, ulaşım olanakları sebebi ile de ihracat ve ithalatta çevre illerdeki firmalar tarafından da tercih ediliyor. İlçenin önemi ile ilgili bilgiler veren Körfez Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Recep Öztürk, pandemi sürecinde ihracat oranlarının düşmesine rağmen ilçenin bölgenin lojistik yükünü taşımaya devam ettiğine dikkat çekti.

“İLÇEMİZ İTHALAT VE İHRACATTAKİ GEÇİŞ BÖLGEMİZDİR”

İthalat ve ihracatta önemli bir yük taşıyan ilçe ile ilgili bilgiler veren Körfez Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Recep Öztür “Körfez ilçemiz yaklaşık 173 bin nüfuslu bir bölgemizdir. Ama 11 tane limanı, TÜPRAŞ gibi Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşu, 6 tane Türkiye’nin ilk 500’üne girmiş firmamız bulunmaktadır. Onun için çok büyük bir ticari ölçeğe sahiptir. İhracat ve ithalattaki geçiş bölgesidir. 2020 yılında yaklaşık 12 milyar dolar ihracat, 20 milyar dolar da ithalat yapılmıştır. Yıllık tır trafiğine ise bakarsak, ihracat ve ithalatta 700 bin adet tır trafiği olmuştur. Bölge, lojistik açısından ihracat ve ithalat için önemli bir yük taşımaktadır. Bunun için yaşamla lojistiğin ve ticaretin ayrımında sorunlar oluşmaktadır. Biz de Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve körfez Belediyesi ile irtibat halinde olarak bu sorunları çözümü noktasında çaba sarf ediyoruz. E-ticaret anlamında da ciddi çalışmalarımız var. Bölgemizdeki firmalarımızın bu açıda kendilerini yenilemeleri için çalışıyoruz. 2021 yılında biz bölgemiz, olarak ticaretin gelişmesinde ticaret odası ve yerel dinamikler olarak, en üst seviyede dinamizmi sağlamaya çalışıyoruz. Bununla ilgili e-ticareti geliştirmek için eğitimler veriyoruz. Bildiğiniz gibi pandemi sebebiyle e-ticaretin önemi artmıştır. Tarım ve hayvancılığın önemli olduğu kadar bilişimin de gelişmesi ülkemiz için çok önemlidir” dedi.

“KOBİ ÖLÇEĞİNDEKİ FİRMALAR PANDEMİDEN OLDUKÇA FAZLA ETKİLENDİ”

Korona virüs salgının etkileri ile ilgili bilgiler de veren Öztürk, “2020 yılı pandemi sürecinden değinmemiz gereken konu, 2018’in ikinci yarısından itibaren başlayan ülkemizdeki ekonomik sorunların meydana gelmesi. Bunun üzerinde pandeminin bütün dünyayı etkisi altına alması. Pandeminin de gelmesiyle 2020 yılında sektörlerimizde belirli sorunlar oluştu. Üretim ve sanayinin durumu fena olmazken, KOBİ ölçeğindeki üreticilerimizin ve ticaret erbaplarımız, esnafımıza ciddi şekilde etki etmiştir. Korona virüs bütün dünyayı sardığı için bölgemizde KOBİ ölçeğindekiler oldukça fazla etkilendi. Özellikle kısa çalışma ödeneğinin ve yapılan yardımların biraz daha arttırılarak devam ettirilmesini düşünüyoruz” diye konuştu.

Trabzon Limanı, 2021 yılı için hedef büyüttüTrabzon Liman İşletmeciliği A.Ş. Genel Müdürü Muzaffer Ermiş, Nahcivan koridorunun hizmete girmesinin bölgenin talihini değiştireceğini belirtti.

Trabzon Valisi İsmail Ustaoğlu, Trabzon Limanı’nı ziyaret ederek Trabzon Liman İşletmeciliği A.Ş. Genel Müdürü Muzaffer Ermiş'den bilgi aldı.

Ermiş, Osmanlı döneminde 1900’lü yılların başında bir ticaret şehri olan Trabzon’da 15-16 başkonsolosluk ve konsolosluk bulunduğuna dikkat çekerek “Nahcivan koridorunun hizmete girmesi bu bölgenin talihini değiştirecektir. İran üzerinden uzun süren yol Nahcivan üzerinden çok kısalacaktır. Umarım Ermenistan’ı yönetenlerin uyum sağlaması halinde Kars Alican Sınır Kapısı üzerinden Erivan Bakü ve Hazar’ı geçerek Aktau veya Türkmenbaşı limanları üzerinden Orta Asya’ya en kısa yoldan ulaşmak mümkün olacaktır. Halen yapımı devam eden Maçka ve Kop Dağı tünellerinin bitmesi halinde sınır kapılarına kış şartlarından etkilenmeden erişim sağlanacaktır. Bu durumda Avrupa ile Asya veya Asya ile Avrupa arasındaki tır taşımacılığı Ro-Ro gemileri ile Trabzon Limanı üzerinden gerçekleşecek olup, liman ve şehrimiz için önemli bir ticari faaliyet ortaya çıkacaktır.

Osmanlı döneminde 1900’lü yılların başında bir ticaret şehri olan Trabzon’da 15-16 başkonsolosluk ve konsolosluk vardı. Buna etki eden en önemli faktör, Trabzon limanı ile bulunduğu stratejik konumu itibarı ile önemli bir transit ticaret merkezi konumundaydı. Bizler de geceli gündüzlü memleketimize hizmet sevdasıyla koşturuyoruz. Bizim en büyük lokomotif gücümüz Gümrük Bölge Müdürlüğü, Gümrük Müdürlüğü ve Liman Başkanlığı'dır. Biz bir tavanın balığı olarak bu kadar teşkilatın olduğu sahada hiçbir problem yaşamadan yıllardır bu hizmeti birlikte sürdürüyoruz.

Liman faaliyetleriyle ilgili ve bağlantılı her kurum liman sahasında bulunmaktadır. Bu durum bizim için önemli bir ayrıcalık ortaya koymaktadır. Ülkemizde faaliyet gösteren uluslararası 182 liman içinde borsaya açılmış olan Trabzon Liman İşletmeciliği A.Ş. olarak öncelikle 2021 yılında mevziyi koruyarak 2 milyon ton yükün üzerine çıkmayı ve projelere ev sahipliği yapmayı hedeflemekteyiz” dedi.

Dünyanın her yerinde olduğu gibi karayolu taşımacılığı Türkiye’nin iç ve dış ticaret faaliyetlerinde önemli role sahip. Ülkemizde uluslararası karayolu yük taşımacılığı değer ve ağırlık bazında uluslararası denizyolu yük taşımacılığından sonra ikinci sırayı almakta, ilk ve son taşıma ayakları haricinde, çıkış ve varış noktaları arasında kesintisiz taşımacılığı olanaklı kılması sebebiyle, taşıma operasyonunun tamamında yüksek oranda karayolu araçları kullanılmaktadır. Yurt içi yük taşıma faaliyetlerinde karayolu yaklaşık %90 oranında tercih edilmektedir.

Bugün karayolu taşımacılığı lojistikçiler, dış ticaret firmaları, dağıtıcılar ve tüketiciler gibi ekonomik hayatın taraflarını çok yakından ilgilendiren bir kriz ile karşı karşıya: şoför krizi. Karayolunun hayat damarı olan şoför istihdamında yaşanan kriz dış ticaret faaliyetlerini etkileyecek duruma gelmektedir. Ekonomiyi iyileştirmek ve ihracatı artırmak amacıyla üretim faaliyetlerinin desteklenmesi, üretilen malların tüketicilere ulaştırılmasında yaşanacak muhtemel sorunlar sebebiyle beklenen etkiyi veremeyebilecektir. Filo sahibi firmaların günümüzde karşılaştığı ve gerekli önlemler alınmazsa kısa vadede ticari faaliyetlerini olumsuz etkileyecek en önemli sorunu şoför istihdam etmek. Lojistik sektöründe önde gelen ülkelerden biri olan Almanya’da bile her yıl yaklaşık 40.000 kamyon sürücüsü açığı bulunmaktadır.

Üretilen malların tüketiciye ulaştırılmasında şoför istihdamı kaynaklı ekonomik etkinin lojistik maliyetleri etkileyen bir başka boyutu da bulunuyor. Filo sahibi firmalar karayolu taşımacılığı faaliyetlerinde istihdam edecekleri şoförleri işbaşında tutabilmek için ekonomik iyileştirmeler yapma yoluna başvuruyor. Firmaların giderlerinin artması ile lojistik maliyetler artacak, ülkeye değer sağlaması beklenen ihracatçı zorlanacak ve artış gösteren maliyetler sebebiyle Türkiye’de üretilen ihracat ürünlerinin rekabetçi gücü olumsuz etkilenecektir. Tüketici fiyatlarının artış göstermesi de beklenebilecek bir sonuçtur.

Şoför krizine giden süreci hazırlayan unsurları tahmin etmek aslında pek de zor değil. Sınır kapılarında özellikle de Kapıkule’de yaşanan uzun beklemeler ve gecikmeler, bu uzun bekleyişlerin insani şartları zorlaması bu unsurların arasında yer almaktadır. Bu soruna yönelik UTİKAD tarafından yapılan basın açıklaması kamuoyunda geniş yer buldu. Bakanlıklar konuyla ilgili çalışmalarda ve tespitlerde bulundular. Bu alanda iyileştirmeler yapılıyor olsa da zaten yorgun düşen kamyon şoförleri pandemiyle tümden zor bir sürece girmiş oldular.

Bu yılın başında yayınlanan UTİKAD Lojistik Sektörü Raporu 2020’de de bahsedildiği üzere “koronavirüsün fiziksel temas yoluyla bulaşması sebebiyle ülkelerce alınan tedbirlerin başında sınır geçişlerini kapatmak ve sınırlandırmak oldu. Sürücülere getirilen karantina ve sağlık taramaları uygulamaları gibi kısıtlamalar sebebiyle uluslararası yük taşımacılığında gecikmeler yaşandı, sınır kapılarında uzun kuyruklar oluştu. Ülkelerden transit geçecek araçlar için zorunlu konvoy uygulamaları da bu gecikmelere sebebiyet veren bir diğer unsur olarak öne çıktı.” Yüke ilişkin bu sorunlar yaşanırken o yükü taşıyan şoförlerin durumları nasıldı? Şoförler uzun saatler hatta günler boyunca araçlarının içinden çıkmadan beklemek zorunda kaldılar. Bizler evlerimizde sokağa çıkma yasağı yüzünden kısıtlanmış hayatlar yaşarken uluslararası kamyon şoförleri evlerinden kilometrelerce uzaklıkta şoför kabininde günlerini geçirdiler. COVID-19 tedbirleri kapsamında gittikleri ülkelerde karantinaya alındılar. Salgının ilk zamanlarında maske bulmakta zorlandılar. Pandemi öncesi süreçte birçok olumsuz şart altında çalışan kamyon şoförlerinden bir kısmı COVID-19 pandemisinde uluslararası yük taşımacılığı operasyonlarında çalışmayı tercih etmedi.

Hem şoför hem de işveren tarafında yükümlülükler barındıran şoförlük mesleği, sınırlardaki beklemeler, pandeminin getirdiği zorluklar, vize almada yaşanan sıkıntılar, vize sürelerinin dolması ve yenilenmeyen vize problemi, kaçak göçmenlerin şoförlerin hayatlarını ve mesleki kariyerlerini riske atması, mola yerlerinin temiz olmayışı, yemek yemek için uygun yerlerin bulunmayışı, park yerlerinin yeterli olmayışı gibi sebeplerden ötürü cazibesini yitirdi. Önceki dönemlerde iyi kazanç sağlayan, farklı ülkeleri görme fırsatı sunan ve gençler tarafından da tercih edilen bir meslek iken şimdiki dönemde firmalar şoför bulmakta sıkıntı yaşamaktadır. Özellikle pandemiye yakalanmış ve karantinada olan şoförlerin yerine hızlı olarak profesyonel bir şoför bulmak firmalar için oldukça zorlaştı. Yüklerini emanet edecekleri kadar güvenilir, teknik ve mesleki olarak yeterli/tecrübeli şoför arayışına giren firmalar bugünlerde yaşadıkları en önemli sorun olarak bu eksikliği göstermektedirler. İlerisi için ise daha endişeliler.

Uluslararası kamyon şoförlüğü özellikle gençler tarafından tercih edilen bir meslek olmaktan çok uzakta gibi görünmekte. Özellikle 2000’li yıllardan sonra bilimin ve teknolojinin kucağındaki bir dünyaya doğanlar bu mesleği artık tercih etmemektedir. Her ne kadar kamyonlar son teknoloji ile donatılıp geniş bir konfora sahip olsa da yaşam koşullarının zor olması, güzergaha göre iki ay – üç ay boyunca kamyonda kalmak zorunda olunması, sosyal hayatın kısıtlı olması ve tabii ki yukarıda saydığımız diğer sıkıntılar, 80’li 90’lı yıllardaki birçok çocuğun hayalini süsleyen bu meslek için yeterli gelmemektedir.

Gençler tarafından tercih edilmeyen bu meslek kadınlar tarafından da tercih edilmemektedir. Yurt dışında örneklerini görmemize rağmen ülkemizde kadın kamyon şoförü haberlere konu olacak kadar nadirdir. Kadınlar için tüm belirtilen sorunların yanına güvenlik sorununu da eklemek yerinde olacaktır. Kadınların aktif olarak bulunamadığı şoförlük mesleğinde sadece erkek şoförlerin yer alması ve mesleğin “erkek mesleği” imajına sahip oluşu işgücü pazarını kısıtlamaktadır.

Emeklerine ve tecrübelerine ihtiyacımız olan şoförlerin bu mesleği sürdürebilmeleri ve şoförlüğün gençler arasında da tercih edilmesi için görülmekte olduğu gibi birçok paydaşın ortak hedef doğrultusunda hareket etmesi gerekmektedir. Çalışma şartları iyileştirilmeli, gerek vize alımı gerekse sınır geçişlerindeki gibi sorunlarda kolaylıklar sağlanmalı, şoförler dünya vatandaşı olarak kabul edilmeli, dinlenme ve konaklama tesislerinin durumu iyileştirilmeli, şoförlüğün düşük sosyal statü olduğu algısı değiştirilmeli, kurumlar tarafından şoförlük mesleğine özel eğitimler düzenlenmeli, kadınlar da kamyon şoförlüğüne özendirilmeli, en nihayetinde bu meslek yeniden cazip hale getirilmeli ve canlandırılmalıdır. Şoför krizi dış ticaretin tüm paydaşları ile birlikte ele alınmalı ve oluşturulacak eylem planı hızlıca hayata geçirilmelidir.

Dünya her ne kadar dijitalleşme yolunda ilerlese de insan gücü ve insana duyulan ihtiyaç yadsınamaz bir gerçektir. Sürücüsüz araçlar, otonom kamyonlar neredeyse her platformda dile getirilse bile unutulmamalı ki dünya hala insanların avucunun içinde. Bu yüzden insanların şekillendirdiği bir dünyada sürücüsüz araçlar tasarlanıyor olsa dahi insanın varlığını göz ardı etmemek gerekir. Aksi takdirde taşınan yükler gelecek dönemde sektöre ağır gelmeye başlayacaktır.

 

Türkel İstif Makinalarında Hedef: Her yıl +20 Makina Alımı

Türkel İstif Makinalarında Hedef:

Her yıl +20 Makina Alımı

Jungheinrich iklim koruma ve sürdürülebilirlik alanında dünyanın önde gelen şirketlerinin bir grup "50 Sürdürülebilirlik ve İklim Liderleri" girişimine katıldı. Kampanyaya katılan farklı sektörlerden 50 uluslararası şirket, iklim değişikliğiyle mücadelede öncü bir rol üstlenmeyi ve böylece 17 Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi'ne (UNSDGs) ulaşmalarına katkıda bulunmayı hedeflemiştir.

Jungheinrich AG Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Lars Brzoska.

"İklim değişikliği zamanımızın en acil konularından biridir. Jungheinrich olarak sürdürülebilirliği ekonomik, ekolojik ve sosyal yükümlülüğümüz olarak görüyoruz. '50 Sürdürülebilirlik ve İklim Liderleri' girişimine katılımımız bunu yansıtmaktadır. Enerji tasarruflu forkliftlerimiz ve akıllı otomasyon çözümlerimizle, intralojistikte CO2 emisyonlarını azaltıyoruz. Bu şekilde, sürdürülebilir bir değer yaratıyor ve iklim değişikliğine karşı yarışın birlikte kazanılmasına katkıda bulunuyoruz, "diye açıklıyor

Jungheinrich, yakın zamanda sunduğu Strateji 2025+'ta sürdürülebilirlik konusunu şirkete daha da sağlam bir şekilde yerleştirmiş ve iddialı hedefler koymuştur. Bunun bir parçası olarak, Grup co2 tarafsızlığı elde etme hedefini kendisi belirlemiştir. Jungheinrich, şirket içinde ve tüm tedarik zinciri boyunca sistematik sürdürülebilirlik yönetimini tanıtarak net sorumluluklar tanımlıyor ve daha fazla sürdürülebilirlik için şeffaflık yaratıyor. Dr Brzoska : "Jungheinrich bir aile şirketi olarak, kurumsal sorumluluk üstlenerek sosyal ve ekolojik yönleri ile karlı büyüme birleştirmek anlamına gelir. Bu öz-imaj bizi sektörümüzün ve ötesindeki geleceği şekillendirmeye itiyor."

Jungheinrich depolamada enerji verimliliğinde bir numaradır ve yenilikçi enerji sistemlerinin geliştirilmesinde intralojistik içinde lider bir konuma sahiptir. Jungheinrich tarafından üretilen forkliftlerin  yaklaşık yüzde 98'i şu anda elektrikle çalışıyor. Bu da Jungheinrich'i kendi sektöründe önde gidiyor. Şirket kurulduğu 1953 yılından bu yana elektrikli sürücüler kullanıyor.

Şu anda dünya çapında 1.000.000'den fazla Jungheinrich elektrikli forklift kullanılmaktadır. İntralojistikte başka hiçbir şirket lityum-iyon bataryaya bu kadar tutarlı bir şekilde dayanmaz. Bir özelliği: Jungheinrich kendi ürettiği pillerde kritik hammadde kobalt gerektirmeyen bir hücre kimyası kullanır. Bir lityum-iyon forklift dizel motorlu bir daha yüzde 52 daha az CO2e yayar. Bu, uzun ömürlü pillerin daha fazla kullanım ömrü için yeniden kullanılmasını içermez.

Jungheinrich, forkliftlerin endüstriyel olarak yeniden üretilmesi sayesinde iklim korumasına önemli bir katkı sağlıyor. Kullanılmış forkliftlerin  yenilenmesi ve iki adet inoluşturulması, bazı durumlarda üç yaşam döngüsü hammadde ve enerji tüketimini önemli ölçüde azaltır. CO2e emisyonlarının yaklaşık yüzde 80'i yeni üretime kıyasla bu şekilde kaydedilebilir.

Aynı zamanda, kullanılan forkliftler kelimenin tam anlamıyla yeni kadar iyi duruma gelir. Jungheinrich'in kullanılmış forkliftleri böylece ekonomik, teknik ve ekolojik avantajları bir araya getirmektedir. Yüksek kaliteli yenileme nedeniyle, Jungheinrich kullanılan forkliftlerin özellikle güvenilir ve arıza riski düşüktür.

Jungheinrich aynı zamanda otomasyon ve dijitalleşme alanlarında da öncüdür. Depo teknolojisi, kamyonlar ve yazılımlar büyük bir bütün oluşturur ve insan, makine ve deponun iletişim kurmasını, işbirliği yapmalarını ve birbirini tamamlamalarını sağlar. Bu, sürücüsüz taşıma araçları tarafından küçük bir ölçekte ve 40 metreden yüksek otomatik yüksek raflı depolar tarafından büyük ölçekte gösterilmiştir. Otomasyon çözümleri daha az hata yapar, gereksiz taşımalardan kaçınır, daha az kazaya neden olur ve böylece lojistikte enerji tüketiminin ve emisyonların azaltılmasına önemli ölçüde katkıda bulunur. Jungheinrich, bir ortakla birlikte "dikey tarım" için tam otomatik bir çözüm geliştirmiştir. Buradaki temel faktör, bu yeni, modern tarım türünde mümkün olduğunca çok şekilde verimlilik ve sürdürülebilirlik elde etmek ve etkinleştirmek için akıllı çözümler kullanmaktır.

İnşaatta güvenliğin çehresini değiştirmek için nasıl bir araya geldi?

Vinç operasyonlarında güvenliğin arttırılması endüstri için değişmez bir hedeftir. Kablosuz bir yük kontrol sisteminin geliştirilmesi, personelin asılı bir yüke yakın olması gerekliliğinin ortadan kaldırılmasının mümkün olduğunu göstermektedir.

Önde gelen küresel inşaat şirketi Multiplex, Roborigger ile ilk kez 2017 yılında, mühendislik şirketi TENSA Equipment, vinç güvenliğini artırmayı vaat eden kablosuz bir yük kontrol cihazı prototipiyle karşılarına geldiğinde ilgilenmeye başladı.

İnsanların yüklerin yakınında olmaması durumunda yaralanamayacakları prensibiyle çalışan Roborigger, yükü uzaktan kontrol edip yönlendirerek işaretçilerin slogan kullanma veya asılı bir yüke yakın olma ihtiyacını  ortadan kaldırabileceklerini gösterdi.

Multiplex CEO'su John Flecker'e göre bu, Multiplex'e hitap eden bir fikirdi ve güvenlik açısından oyunun kurallarını değiştirecek potansiyelini hızla gördüler.

John Flecker konuyu şu sözleriyle açıklıyor: "Kapsamlı stratejimiz, tasarım açısından daha güvenli olmak ve kritik risklere odaklanmaktır ve Roborigger, çalışanların yüksek riskli bir faaliyetin yakınında olma ihtiyacını ortadan kaldırarak mükemmel bir şekilde uyum sağlamaktadır".

Roborigger Genel Müdürü Derick Markwell, Multiplex ile işbirliğinin Roborigger'ın gelişiminin temeli olduğunu açıklıyor.

“Perth'e döndüğümüzde, Roborigger'ımızın küçük bir prototipini yaptık ve onu Multiplex'e götürdük. İtiraf etmeliyim ki, onlara o aşamada oldukça ortalama bir konsept gösterdik. 'Devam edin, çalışır hale getirin zira bunun için bir pazar olduğunu düşünüyoruz, Bunu kullanabiliriz" dediler.

"Böylece, bir girişimde daha bulunduk,  bir tane imal ederek  sunumunu yaptık. Multiplex çok etkilendi ve resmen geliştirme ortağı oldu. "

Ortaklığın, yenilikçi Roborigger teknolojisinin başarıyla denendiğinin ve piyasaya sürüldüğünün görmesinin ardından, Roborigger Pty Ltd ayrı bir şirket haline geldi ve Roborigger ürünü artık ülke çapında bir dizi şantiyede kullanılıyor.

Vinç güvenliği için yeni bir standart

Bir asansörün altında veya yakınında durmak hala yaygın bir durumdur ve bazı durumlarda inşaat sektöründe kaçınılmaz endüstri uygulaması olup her yıl bir takım riskler ile bir dizi güvenlik olayına neden olmaktadır.

Özellikle bir yükün bir yapının derinliklerine indirilmesi gibi zor manevra operasyonlarını gerçekleştirirken, yükün yakınına konumlandırılan ve onu manuel olarak pozisyona yönlendiren çok sayıda işçinin görülmesi yaygın olup, genellikle ek işaretçilerin ve özel erişim sistemlerinin sağlanmasını gerektirmektedir.

Roborigger yeni bir yaklaşım benimseyerek, yükü bir el kumandası kullanarak kablosuz olarak döndürmek ve kontrol etmek için atalet ve jiroskopik kuvvetleri kullanmaktadır.

Ayrıca, lojistik bilgileri ve verimlilik verilerini izlemek için Nesnelerin İnterneti (IoT) teknolojisini kullanarak vinç işlemlerinin şeffaf bir görünümünü sunmaktadır.

Roborigger, orijinal olarak, rüzgar türbinlerini rüzgarın 12 deniz milinden daha büyük olduğu zamanlarda şu anda kurulumunu yapamadıkları Kuzey Denizi'nde açıklarındaki rüzgar türbinleri kurma görevi için geliştirmiştir. Perth'e döndüklerinde, global kule vinç pazarının ilk bakılması gereken pazar olduğunu fark ettiler.

 "Sektörden daha fazla kişiyle konuştukça, güvenliğin temel endişe olduğunu anladık" diyen Markwell şöyle devam etti: "Sonuç olarak, Roborigger, yükü sabit tutan bir cihazdan, yükleri uzaktan döndürüp yönlendirebilen ve belirli bir konumda tutabilen bir cihaza   çevrildi."

Gelişimin anahtarı istişare

Roborigger-Multiplex ortaklığının temel unsurlarından biri, saha çalışanlarıyla etkileşim ve istişaredir. İşaretçilerin (Roborigger'ın nihai kullanıcıları) gerçek inşaat kaldırma operasyonlarında Roborigger'ı kullanması ve denemesi için makul bir süre ve fırsat sağlamak için 12 aylık bir deneme dönemi tasarlandı.

Bu, başlangıçta yerel vinç yüklenicisi FG Cranes'ın şantiyelerinde gerçekleştirildi ve Roborigger ile ilgili kullanılabilirlik, performans ve olası zorluklar hakkında veri toplama, çalışma sahası gözlemi ve geri bildirim toplanmasına izin verdi. Süreçte, kontrol ve yönlendirme yönteminde önemli değişiklikler yapıldı ve çok daha basit bir kullanıcı arayüzü geliştirildi.

Multiplex Bölgesel  Müdürü Darren Ridley, katılım sürecinin her iki taraf için de kritik olduğunu söyledi.

Bu durumu "Roborigger ekibinin, iş operasyonlarımız ve en önemlisi son kullanıcı (işaretçiler) için güvenlik avantajları ve işlevselliği olan Roborigger birimleri oluşturmaya odaklanmasına imkan verirken ve aynı zamanda cihazın öğrenilmesi ve kullanılmasının kolay olmasını ve sahada konuşlandırılan son kullanıcılar tarafından bir kez kabul edilmesini sağladı" sözleriyle açıklayan Ridley şu şekilde devam etti:

"Sonuç olarak, şantiyelerimizdeki işaretçilerin geri bildirimleri gerçekten olumlu oldu. Ayrıca, başlangıçta beklemediğimiz güvenlik avantajları hakkında da geri bildirimler alıyoruz. Örneğin işaretçiler, askıya alınmış yükleri sloganlar aracılığıyla fiziksel olarak manipüle etmek zorunda kalmadan Roborigger'ın "manuel işlemin" çoğunu yapması nedeniyle iş günü boyunca yaşanan yorgunluk ve fiziksel stres seviyesinde gözle görülür bir iyileşme olduğunu bildirmiştir.

Roborigger'ın sahaya götürülmesi

Her iki tarafın da prototipin sahada test edilmeye hazır olduğundan emin olmasının ardından deneme süreci Roborigger'ın 2019 yılında New Museum for WA şantiyesindeki ilk ticari kullanımına kadar uzatıldı. O zamandan beri cihaz, Sydney's Quay Quarter Tower ve 388 George Street dahil olmak üzere Multiplex'in en karmaşık projelerinden bazılarında kullanılmaktadır. İkinci proje, Sidney'in en yoğun kavşaklarından birinde bulunmaktadır ve Roborigger, dar bir inşaat bölgesinde inşaat yaparken trafikle ilgili riski önemli ölçüde azaltmaya yardımcı olmuştur.

Aynı zamanda, şu anda güney yarımkürenin en yüksek konutları olan Melbourne'daki Avustralya 108'deki ikonik yıldız yağmuru özelliğinin yapımına yardımcı olmak için de kullanılmaktadır.

Yıldız yağmurunun inşası, her birinin ağırlığı sekiz tona kadar çıkabilen altın dış cephe panellerinin cadde seviyesinden 210 metre yüksekte montajını gerektirmiş olup, yük dönüş kontrol sistemi, 88. kata kaldırma esnasında uzun ve ağır panelleri sabitleyerek kaldırma operasyonları esnasında kaldırma görevlilerinin emniyetli bir mesafeden yönlendirme yapmasına izin vermiştir.

Ridley konuyla ilgili "Bu zorlu ve karmaşık bir görevdi, ancak Roborigger, Melbourne ekibimizin kurulum güvenliğini ve verimli bir şekilde sağlamasına yardımcı oldu" şeklinde konuştu.

Sahada kullanım, Roborigger ile yalnızca kaldırma operasyonunu daha güvenli hale getirmekle kalmayıp aynı zamanda azaltılmış döngü süreleri ve artan çalışma penceresi sayesinde verimli hale getirerek cihazın verimlilik faydalarını da öne çıkardı.

Ridley şöyle devam etti: "Rüzgarlı koşullarda, daha geniş yüzey alanlı ve rüzgardan etkilenen yükleri içeren kaldırma operasyonları için çalışma penceresini artıran Roborigger sayesinde fayda sağladık. Bu, potansiyel olarak rüzgar hızları arttığında operasyonlara daha uzun süre devam etmemize izin veriyor, ancak yine de vincin güvenli çalışma sınırları içindeyiz.”

Daha geniş bir endüstri etkisi

Denemeler tamamlanmasıyla Roborigger'in artık ticari üretimde olduğundan sektörde şimdiden bir etki yaratmaktadır. Cihaz kısa süre önce Batı Avustralya Maden, Endüstri Düzenleme ve Güvenlik (DMIRS) tarafından İş Sağlığı ve Güvenliği Riski için En İyi Çözüm olarak kabul edildi ve WA Innovator of the Year 2019'da üç ödül kazandı.

Markwell, Roborigger'ın güvenli vinçli kaldırma operasyonları için de facto standart olmayı hedeflediğini ve ekibin artık yerel ve denizaşırı inşaat ve kaynak endüstrilerinde daha fazla müşteri elde etmek için çalıştığını söylüyor.

Avustralya'da öncü Roborigger kullanımının liderliğini üstlenen Multiplex'e ek olarak, Roborigger artık Roborigger ünitelerini Japonya ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki önde gelen inşaat şirketlerine yıl sonuna kadar teslim etmeye yönelik anlaşmalar da yapmıştır.

Ridley, Roborigger'ın ülke çapında Multiplex projelerinde kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte, yüklenicinin sektör genelinde güvenliği artırmak için daha geniş bir alım görmeyi umduğunu söylüyor ve şu şekilde devam ediyor:

"Bu yüzden öğrendiklerimizi diğer müteahhitlerle paylaşıyoruz, böylece onlar ve tüm sektör gerçek bir inşaat ortamında Roborigger hakkındaki bilgi ve deneyimlerimizden yararlanabilir"

"Nihai umudumuz, asılı yüklerin altında veya yakınında duran işçilerin müdahil olduğu inşaat olaylarının Roborigger kullanımıyla tamamen ortadan kaldırıldığını görmektir."

Olympia Grubu'nun bir üyesi ve enerji üretimi ve depolama alanında lider bir uluslararası teknoloji firması olan SUNLIGHT, yeni iş stratejisini yansıtacak şekilde kurumsal kimliğini güncelledi.

Yakın zamanda İtalyan enerji depolama üreticisi BMG Energy ile ortak bir girişim tamamlamış olan ve Kuzey Carolina, ABD'de yeni bir yan kuruluş açma planları ile, şirket iş modelini geliştirerek uluslararası pil ve enerji depolama pazarında hakim olma hedefini güçlendiriyor. Yeni model, şirketin dünya çapında 100'den fazla ülkede müşterilerine yenilikçi ve yeşil enerji depolama seçenekleri sunması için yardımcı olacaktır.

“Güç bilgidir” sloganıyla Yeni iş stratejisinin bir parçası olarak şirket, yenilikçi lityum pil teknolojisi ile yeşil enerji için araştırma ve geliştirmeye (Ar-Ge) 105 milyon Euro yatırım yapıyor ve 2021'in ilk çeyreğinde Yunanistan'ın Başkenti Atina'da yeni bir araştırma merkezi kuruyor. Ayrıca iç ve uluslararası pazarlardan üst düzey yöneticiler işe alarak c-suite ekibi güçlendiriyor, son  Lityum Ar-Ge Direktörü olarak Dr Nikos Tsiouvaras dahil, Roberto Denti Operasyon Direktörü ve Ioanna Gavrielatou Pazarlama Direktörü olarak bulunuyorlar.

Şirketin uluslararası alanda büyük pazar payları olduğu kurşun teknolojileri (sarı) gibi mavi ve sarının karışımından esinlenen logosunun yanı sıra tüm kurumsal kimliğini ve yatırım stratejisinde kökleşmiş lityum teknolojilerini (mavi) içeriyor. Aynı zamanda, Sunlight fabrikaları, geri dönüşüm tesisleri ve iştirakleri, yani Yunanistan, İtalya ve ABD ‘deki  şehirleri sembolize eder.

SUNLIGHT'ın Pazarlama Direktörü Ioanna Gavrielatou, "Yeni kurumsal kimliğimiz, sektördeki en iyi teknoloji çözümlerini sunarak tüm enerji ekosistemine getirmek istediğimiz değişimi ifade ediyor." dedi. "Amacımız, Büyük Veri'yi teknoloji trendleriyle (Machine Learning ve Customer Personalization gibi) birleştirmek ve müşterilerimizin ihtiyaçlarına hizmet eden ve herkesin hayatını iyileştiren yenilikçi ürünler yaratmaktır.” diye konuştu.

Malzeme taşıma uygulamalarına yönelik EnerSys akü ve şarj cihazı çözümleri, yeni bir anlaşma kapsamında KION satış sonrası aksesuar programı aracılığıyla sunulacak.

KION satış sonrası programı, şirketin 223 lokasyonda 81 bayiden oluşan bayi ağına hizmet etmekte ve malzeme taşıma operasyonları için Linde ve Baoli endüstriyel araçları serisine yönelik yüksek kaliteli parçalar ve aksesuarlar için doğrudan bir kaynak sağlamaktadır.

KION Kuzey Amerika, genel olarak artan operasyonel verimlilik için güvenilir ekipmanı garanti etmek adına kapsamlı ürün testleri gerçekleştirmekte ve tedarikçilerini sıkı bir şekilde seçmektedir.

EnerSys Amerika Tahrik Sistemleri  Başkan Yardımcısı Chad Uplinger  yaptığı açıklamada : "KION Kuzey Amerika ile işbirliği yapmaktan ve bayi ağına Hawker markalı pil ve şarj cihazları ile neredeyse bakım gerektirmeyen NexSys PURE İnce Plakalı Saf Kurşun (TPPL) pil dahil olmak üzere çok çeşitli birinci sınıf güç kaynaklarımızı sunmaktan memnuniyet duyuyoruz."dedi.

KION Kuzey Amerika Müşteri Hizmetleri Başkan Yardımcısı Daniel Schlegel ise  "Hem EnerSys hem de Hawker ürünleri, KION Kuzey Amerika'nın sektöre sunduğu kaliteli araçları mükemmel bir şekilde tamamlıyor. EnerSys ile işbirliği yaparak  sınıfının en iyisi elektrikli forklift ve istif makinalarını  sunan KION, geniş bir elektrikli ürün portföyü sunarak bayi ağını daha da güçlendiriyor"  diye konuştu.

Bu yıl açıklanan IFOY Ödülü (Uluslararası Intralogistics ve Yılın Forklifti) finalistleri, 36 başvuru arasından seçilen 14 üreticiye ait 17 cihaz ve çözüm oldu.

"Bu yıl, jüri klasik forklift ve depo ekipmanlarındaki birkaç üst modele dikkatlerini vererek adaylıklarda çok da uzak olmayan gelecekteki depolara çok güçlü şekilde odaklandı.  IFOY jüri başkanı Anita Würmser adaylıklarla ilgili olarak "Bu, intralojistikteki yolculuğun nereye gittiğinin açık bir ifadesidir; otonomizasyon, teknoloji, yazılım ve bütünsel çözümler şu anda her zamankinden daha önemli " şeklinde konuştu.

Finalistler arasında otomatik yönlendirmeli araçlar (AGV'ler), robotlar, özel araçlar, yazılım ve karmaşık depo çözümleri yer alıyor. Arculus, Cargotec Engineering, Hai Robotics, Hänel, H + E Produktentwicklung, HHLA Sky, BMW yan kuruluşu IDEALworks, Interroll Group, Nimmsta, Oppidum Tic, Still, Synaos, Volume Lagersysteme ve Waku Robotics şirketlerinin tümü birinciliği kazanmak istiyor.

Tüm finalistler, 22-26 Mart tarihleri arasında uluslararası IFOY TEST GÜNLERİ sırasında ilk kez Messe Dortmund fuar merkezinde üç aşamalı IFOY Denetiminden geçecek.

2021 finalistleri şu şekilde:

arculus: arculus Fleet ve arculee2

Cargotec Mühendislik İrlanda: MOFFETT E4-25.3NX

HAI ROBOTICS: HAIPICK A42N ve HAIPICK A42T temelli Depo Çözümü

Hänel: MSC Technologies Projesi

H+E Produktentwicklung: HUSKi

HHLA Sky: Entegre Drone Kontrol Merkezi

IDEALworks: iw.hub

Interroll Group: Küçük Palet Taşıyıcı (SPM)

NIMMSTA: HS 50

Oppidum Tic: Logistics Interchat

Still: Danfoss Projesi EXH-S 25

Synaos: Snya.OS Logistics

Volume Lagersysteme: Volume WAVE

Waku Robotics: WAKU Sense

Özellikle Alman Bundeswehr'e (Federal Silahlı Kuvvetler) yönelik filo hizmeti şirketi olan BwFuhrparkService GmbH, geçen yıl Mart ayında 39 Konecranes istifleme aracı sipariş etti. Zorlu koşullar için özel olarak uyarlanmış olan istifleme araçları, ülke genelindeki askeri lokasyonlarda konteyner taşımasında kullanılacaklar. Teslimat, Eylül 2020'de başladı ve Şubat 2021'de tamamlanacak.

1955'te kurulan Bundeswehr, Alman ordusunu, donanmasını ve hava kuvvetlerini tek bir komuta altında birleştiriyor. Almanya ve AB topraklarını savunmadaki rolünün yanı sıra, BM gibi küresel organlarla da işbirliği içinde çalışıyor. Bu işlemleri gerçekleştirirken verimliliklerini en üst düzeye çıkarmak adına, ekipman ve malzemeleri taşımak için konteynerler kullanıyorlar ve bunları taşımak için yüksek performanslı bir istifleme aracı filosuna ihtiyaç duymaktalar. Eylül 2020'nin başından bu yana Konecranes, Almanya genelinde çeşitli askeri lokasyonlarda Bundeswehr'in araç filosu hizmet şirketi olan BwFuhrparkService GmbH'ye haftada iki Konecranes SMV 2216 TC3 istifleme aracı teslimatı ile filoyu modernize etmektedir.

Bu siparişte Konecranes ile yakın işbirliği içinde çalışan yerel distribütör Richter Fördertechnik GmbH & Co. KG. Arka Ofis Satış Yönetimi Şefi Michael Antschischkin konuyla ilgili olarak "Artımlı sevkiyat, bu kadar çok sayıda istifleyiciyi ülke çapında ve yurtdışındaki operasyonlara sorunsuz bir şekilde entegre etmemize yardımcı oluyor." "Araçlar geldiği andan itibaren, askeri operatörler ve teknisyenler yerinde tam sürücü ve hizmet eğitimi alıyor." şeklinde açıklama yaptı.

Konecranes Lift Trucks Almanya Satış Müdürü Ralf Gowin konuyla ilgili olarak şöyle konuştu: "Konecranes'den, birçok farklı konumda verimli çalışma esnekliğine sahip, taşıması kolay kompakt bir konteyner taşıma makinesi sağlaması istendi." "Müşterinin katı gereksinimlerini dikkatle inceledik ve mevcut modellerimizden birini tüm ihtiyaçlarına uyacak şekilde uyarladık."

39 adet özel yapım Konecranes istifleme aracı asker yeşili renkte boyanmış olup, 5500 mm dingil mesafesine sahiptir ve 22 tonluk konteynerleri ilk sırada üç kat yüksekliğe, ikinci ve üçüncü sırada sırasıyla 16 ton ve 6 tonluk konteynerleri istifleyebilmektedir. Diğer özelleştirilmiş modifikasyonlar şunları içermektedir: aracı kurtarmak veya düz olmayan bir zeminde takılırsa diğer forkliftlere yardımcı olmak için özel bir bağlantı ve zorlu ortamlarda aşınmayı, yakıt tüketimini azaltmaya ve güvenliği artırmaya yardımcı olmak için lastik basıncı izleme fonksiyonu. Bundeswehr'in talep ettiği şekilde tamamen güvenli bir sürüş alanı için ekstra güvenlik özellikleri eklendi.

Özel müşteri gereksinimlerinden bir tanesi de uzun mesafelerde taşımayı kolaylaştırmaktı. Bu nedenle Konecranes, bir nakliye taşıyıcısındayken her bir istifleyiciyi sabitlemek için ön aks ile karşı ağırlık arasına özel güvenlik gözleri ve ve tekerleklerin hareket etmesini durdurmak için metal plakalar yerleştirmiştir. Ek olarak, söküm ve montaja yardımcı olmak için forkliftlerde bom ve yayıcı üzerindeki hidrolik hortumlar için özel bir bağlantı sistemi bulunmaktadır.

We use cookies to improve our website. By continuing to use this website, you are giving consent to cookies being used. More details…