All for Joomla All for Webmasters

İletişim Tel: +90 544 795 01 01

Göcek’te karayoluyla bağlantısı olmayan ve tapu kaydında “korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı” şerhi bulunan liman ve iskele, 42 milyon liraya Mavi Göcek adlı şirkete satıldı. Ardından da Mavi Göcek’e MOPAK adlı şirkete tahsis edilen orman arazisinden geçiş izni verildi.

Muğla’nın Fethiye ilçesine bağlı doğa harikası Göcek’te 3. derece doğal sit alanında bulunan liman ve iskelenin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) tarafından milyonlarca liralık bir ihaleyle sessiz sedasız satıldığı ortaya çıktı.

İhale sürecinde Hazine zararı oluştuğu iddiasıyla ÖİB’ye iptal başvurusu yapıldı. Liman ve iskelenin tapu kaydında “korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı” şerhi bulunuyor.

SESSİZ SEDASI SATILDI

Göcek’te marinaların bulunduğu noktada Seka İskelesi olarak bilinen toplam 7 bin 217 metrekarelik liman ve iskele Sümerbank’a aitti. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Sümerbank’ın özelleştirilmesinin ardından liman ve iskeleyi, 2019’da ihaleyle satışa çıkardı. Karayoluyla bağlantısı olmayan iskele ve liman için açılan ihaleyi, 42 milyon lira bedelle Nur Çetin Taşkent kazandı.

Cumhuriyet’ten Hazal Ocak’ın haberine göre; Liman ve iskelenin yakınında bulunan Dalaman Seka Kâğıt Fabrikası ise 2001 yılında MOPAK Kâğıt Karton şirketine satılmıştı. Bu satışla birlikte söz konusu liman ve iskelenin hemen arkasında bulunan 20 bin 510 metrekarelik orman sahası da 2031 yılına kadar MOPAK’a tahsis edildi.

GEÇİŞ İZNİ VERİLDİ

Liman ve iskelenin özelleştirilmesinin ardından ortaya bu kez de geçiş krizi çıktı. Karayoluyla bağlantısı olmayan iskele ve limanı alan Taşkent’in sahibi olduğu şirkete, Göcek Orman İşletme Müdürlüğü tarafından MOPAK’a tahsis edilen araziden geçiş izni verildi.

Bunun üzerine, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na başvuran MOPAK, “Yol izniyle ilgili kendilerine bildirimde bulunulmadığını, kendilerine tahsisli arazinin bir kısmının Taşkent’in sahibi olduğu Mavi Göcek şirketine teslim edildiğini” belirtti.

MOPAK’ın başvurusunda “Yola bağlantı kurulmasının kamu yararı ile bir ilgisi olmayıp, konu tamamen ticari faaliyetle ilgilidir” ifadeleri kullanıldı.

İhale açıldığında liman ve iskelenin karayoluyla bağlantısı olmadığının bilindiğine dikkat çekilen MOPAK’ın dilekçesinde, “İhaleye katılan tüm katılımcılar da parselin yola bağlantısının olmadığını göz önünde bulundurarak fiyat belirlemişler ve teklif sunmuşlardır. Yola bağlantı sağlanabileceği, buna izin verilebileceği ihale öncesi bilinseydi, katılımcıların ihalede daha yüksek fiyat teklifi sunmaları söz konusu olurdu. Verilen yol izni ile taşınmazını şartnamedeki durumu değişmiş ve değeri ihalede belirlenen 42 milyon liranın çok daha üzerine çıkmıştır. Bu durum ihaleye katılan diğer katılımcıların haklarını zedelemiş hem de ülkemizi kaynaklarının daha düşük bedel ile özelleştirilmesi sebebiyle Hazine zararı oluşmuştur” denildi.

DENİZ HABER AJANSI

Lojistik devi DSV, Türkiye’nin Doğu Avrupa pazarında daha güçlü bir pozisyona ulaşması için çok önemli bir hizmet başlatarak Anadolu’daki ihracatçıların ürünlerini Avrupa’ya demiryolu ile direkt taşımaya başladı.

Danimarkalı lojistik devi DSV, demiryolu yatırımlarına bir yenisini daha ekleyerek Köseköy-Brno demiryolu hattını açtı. DSV, yeni hizmeti ile Gebze, İzmit, Bursa, Sakarya gibi Türkiye’nin ticaret açısından önemli noktalarını Doğu Avrupa’ya direkt olarak ulaştırıyor. Railcargo ile DSV ortaklığında Anadolu’yu Avrupa’ya düzenli servislerle bağlayan tren Köseköy-Marmaray-Kapıkule-Budapeste-Brno rotasını izliyor. Anadolu’yu Avrupa’ya bağlayan ilk DSV treni, Köseköy’den Brno’ya 30 Nisan’da kalktı.

‘’Demiryolu sürdürülebilirlik açısından çok önemli!’’

DSV Genel Müdürü Ozan Önder; Türkiye’nin en geniş 45HC ( TIR’a en yakın ölçüde) konteyner filosuna sahip lojistik firması olarak Avrupa demiryolu ağlarını bir adım öteye taşıdıklarına vurgu yaparak, “Anadolu’daki ihracatçılarımızın ürünlerini Avrupa’ya demiryolu ile direkt taşımaya başlıyoruz. Köseköy terminalini aktif hale getirerek Avusturyalı Railcargo firması ile birlikte 40 konteyner taşıma kapasitesine sahip 20 vagonlu trenimizi düzenli olarak haftanın her günü kaldırıyoruz.

Bu yeni projemiz Türkiye’nin Doğu Avrupa pazarında daha güçlü bir pozisyona ulaşması için çok önemli. Gebze, İzmit, Bursa, Sakarya gibi ticaret için kritik önem taşıyan duraklara yeni hattımız ile ciddi bir rahatlama sağlıyoruz. Bir sonraki hedefimizde, Ege Bölgesi’ndeki potansiyeli ortaya çıkarmak için bu hattımızı İzmir’e kadar indireceğiz. Demiryolu taşımacılığının sürdürülebilirlik açısından ne kadar önemli olduğunu pandemi döneminde gördük. Bildiğimiz gibi bir günde sınır kapıları kapandı ve karayolu lojistiği durma noktasına geldi. Biz de sürdürülebilir bakış açımızla yatırımlarımızda demiryolu taşımacılığına ağırlık verdik. Yurtiçinde ve yurtdışında kapıdan kapıya sunduğumuz tüm operasyon süreçlerimizi kendi ekibimizle yapıyoruz. Böylelikle tüm müşterilerimizin taleplerini ve ihtiyaçlarını yüksek hizmet kalitemiz ile karşılıyoruz’’ dedi.

90’dan fazla ülkede 60 bin çalışanı var

Dünyanın en büyük lojistik şirketlerinden biri olan Danimarka merkezli DSV, hava, deniz, karayolu taşımacılığı, depo ve lojistik hizmetleri ile binlerce şirketin tedarik zincirlerine çözümler sunan ve yöneten global bir şirket. DSV, 90'dan fazla ülkedeki 60 bin çalışanı ve dünyanın dört bir yanındaki bin 500 ofis, terminal ve depo ile hizmet veriyor.

Türkiye’nin önde gelen lojistik firmalarından Mars Logistics, doğa dostu taşımacılık modeli olan intermodal taşımacılığında, mevcut hatlarına yeni bir hat daha ekledi. Türkiye- Çekya arası hizmet verecek hat ile, haftada 3 kez gidiş dönüş seferi gerçekleştirecek ve toplam 216 ekipman taşınacak.

Mars kurulduğu günden beri toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket eden Mars Logistics, 2012 yılından beri faaliyetini sürdürdüğü Bettembourg ve Duisburg intermodal hatlarına bir yenisini daha ekledi. Halkalı-Kolin arası haftada 3 kez gidiş dönüş seferlerinin düzenleneceği hat ile güvenli, ekonomik ve çevreye duyarlı teslimatlar gerçekleştirilecek.

Intermodal taşımacılığının avantajlarından bahseden Mars Logistics Yönetim Kurulu Üyesi Gökşin Günhan, “Optimum süre, maksimum çevrecilik sloganıyla hayata geçirdiğimiz ve başarıyla yürüttüğümüz Intermodal taşımacılık, karbondioksit salınımını azaltması, güvenli oluşu ve tek seferde taşınan yük miktarının fazla olması sebepleriyle tercih ediliyor.” dedi.

Halkalı-Kolin Arası 96 Saat!

Halihazırda sürdürülen Halkalı-Duisburg ve Trieste-Bettembourg Intermodal hatlarından sonra yeni faaliyete geçen Halkalı-Kolin hattından bahseden Günhan, Türkiye-Çekya arası hizmet verecek hattın  haftada 3 gün gidiş dönüş seferleri yapacağını belirtti ve termin süresinin terminalden terminale 96 saat olduğunun altını çizerek şunları ekledi: “Mars Logistics olarak sunduğumuz hizmetleri her zaman bir üst seviyeye çıkarmak için çalışıyoruz ve toplumsal sorumluluklarımızı göz ardı etmeden, doğa dostu taşımacılık sistemlerine yönelerek yeni hizmetler geliştiriyoruz. Kullanımına başladığımız Halkalı-Kolin hattımız ile haftada 3 kez, 96 saatlik termin süresiyle karşılıklı sefer düzenleyeceğiz. Halkalı-Kolin hattımızla, Mars Logistics güvencesiyle uzun yıllardır verdiğimiz Intermodal hizmetimize yeni bir rota daha ekleyerek müşterilerimizin ihtiyaçlarına cevap veriyoruz.”

Günhan, “Mars Logistics olarak 2012 yılından beri intermodal taşımacılık hizmeti veriyoruz. Intermodal taşımacılık ile karayolu taşımacılığına kıyasla büyük bir oranda daha az karbon salınımı gerçekleştiriliyor. Halkalı-Duisburg ve Trieste-Bettembourg hatlarımız ile yılda ortalama 1,5 milyon ağacın kesilmesini önlüyoruz.” diyerek Intermodal taşımacılığın çevreye olan katkısının da altını çizdi.

15 Milyon Euro Değerinde Yatırım

15 milyon Euro değerinde özmal vagon ve swapbody yatırımı yapılan, tüm organizasyonu Mars Logistics tarafından yönetilen Türkiye-Çekya Intermodal taşımacılık sisteminde Türkiye’deki çeşitli noktalardan alınan malların yüklendiği konteynerler, Halkalı-Kolin arasında tren seferleri ile taşınacak. 45’lik swapbody ve konteynerlerle gerçekleştirilecek taşımada Çekya dışında Polonya, Doğu ve Güney Almanya, Avusturya ve Slovakya gibi ülkelere de hizmet verilecek.

 Yatırımlar Devam Edecek

Günhan, Mars Logistics’te en çok önem verilen noktalardan birinin müşterilerin taleplerine cevap vermek olduğunu söyleyerek, Türkiye’nin önde gelen otomotiv ve yedek parça üreticileri başta olmak üzere beyaz eşya, sağlık, tekstil sektörlerinin önemli firmalarının bu güzergahta intermodal taşımacılığa yoğun ilgi gösterdiklerini ve gelen taleplere istinaden bu hattı açtıklarını belirtti.

Intermodal taşımacılığına yatırım yapmaya devam edeceklerini ifade eden Günhan, “Başta çevre olmak üzere birçok alanda avantajlarıyla öne çıkan Intermodal taşımacılığı, önümüzdeki dönemde odağımızı artıracağımız bir taşımacılık modeli olacak. Üzerine çalıştığımız ve ilerleyen zamanlarda açıklayacağımız yeni demiryolu yatırımlarımızın olduğunu mutlulukla söyleyebilirim.” dedi.

NGL Bulgaristan ve Romanya hattına hızlı giriş yaptıTürkiye ile Avrupa ülkeleri arasında lojistik hizmetler sunan Norther Global Logistics’in (NGL) CEO’su Ferhat Emanetoğlu, Türkiye ile Bulgaristan ve Romanya arasındaki seferlerini karşılıklı olarak iki kat artırdıklarını açıkladı.

Türkiye’nin Avrupa ülkelerine geçiş rotasında bulunan Bulgaristan ve Romanya ile ticaret hacmi istikrarlı şekilde artıyor. TÜİK verilerine göre Bulgaristan ve Romanya’ya ihracat bu yılın ocak-mart döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18.6 artış ile 1milyar 921milyon dolara, ithalat ise yüzde 21.2 yükselişle 1milyar 512milyon dolara ulaştı.

Bu artışlar lojistik sektörüne de olumlu yönde etki etti. Avrupa ülkeleri ile Türkiye arasında kara yolu odaklı taşımalar gerçekleştiren Norther Global Logistics (NGL), geçtiğimiz yıl sonunda açtıkları Romanya ve Bulgaristan hattını daha da güçlendirdi. Özmal araçlar ile bu ülkelere gerçekleştirdikleri sefer sayılarını karşılıklı olarak iki kat artırdıklarını ifade eden NGL CEO’su Ferhat Emanetoğlu, kısa sürede bu hattın önemli oyuncularından biri haline geldiklerini vurguladı.

“Sefer sayımız ile birlikte yeni araç sayımızı da artırıyoruz”

Türkiye ile Bulgaristan ve Romanya arasında parsiyel ve komple taşımacılık hizmeti verdiklerini söyleyen Emanetoğlu, kara yolu taşımacılığında uzmanlaşmış bir şirket olarak güçlü acente ağına sahip olduklarını ve müşteri memnuniyeti odaklı çözümler sunduklarını belirtti.

Açtıkları yeni hatlar ve artan seferlerle eş zamanlı araç yatırımlarına da devam ettiklerini belirten Emanetoğlu, 2021’nin ikinci yarısında yeni bir araç yatırımı daha planladıklarını sözlerine ekledi.

LOJİPORT

Çin’in montaj odaklı teklifini reddeden ve konteyner fabrikası kurma kararı alan Reysaş Yönetim Kurulu Başkanı Durmuş Döven, “Lojistiğe de tek kamyonla başlamıştım, şimdi en büyük oyunculardan biriyiz. Denemek istiyorum” dedi.

Türkiye’nin önde gelen lojistik gruplarından Reysaş, konteyner piyasasında önemli bir yatırıma imza atmaya hazırlanıyor. Reysaş Yönetim Kurulu Başkanı Durmuş Döven, Türkiye’de bir konteyner fabrikası kurmak için çalışmalara başladıklarını açıkladı.

Depolama hizmetleri ve demiryolu taşımacılığında Türkiye’nin en büyük firmalarından biri olduklarını hatırlatan Durmuş Döven, pandemiyle birlikte lojistik talebinin arttığını belirterek, “Şu anda depolarımız tamamen dolu. Hatta depoların girişini bile kullanmak zorunda kalıyoruz, 1 metre bile boş alanımız yok. Yeni yatırım yapmak istiyoruz ancak hammaddede yaşanan sorunlar bunu zorlaştırıyor. Demiryolunda ise en erken 1.5 ay sonrasına rezervasyon yapabiliyoruz” dedi.

Bu yüksek talep karşısında konteyener ihtiyaçlarının da arttığını ifade eden Döven, ancak küreselde yaşanan arz sıkıntısından dolayı yeterli sayıda konteyner ithal edemediklerini, ayrıca maliyetlerin de çok yüksek olduğunu belirterek, bu gelişmeler sonrası yerli üretim kararı aldıklarını açıkladı. Durmuş Döven, “Konteyner fiyatları çok arttı. Bu fiyatları görünce arazimiz var, binalarımız var neden bir konteyner fabrikası kurmayalım diye düşündüm. yıllık 5-10 binlik adetlerle üretime başlama planları yaptık. Araştırmalara başladık ve Çin’le bağlantıya geçtik. Görüştüğümüz Çinli üreticiler, ‘Biz yılda 2.5 milyon milyon üretiyoruz. Siz 5-10 bin üretecekseniz. Bizden alın, ya da biz size hammaddeyi gönderelim, montajı siz yapın. Ama sertifika sahibi olmazsınız’ dedi. Ancak biz tüm riskleri göze alarak yola çıkmakta kararlıyız” diye konuştu.

“Bölgesel üretim üssü olabiliriz”

Reysaş, planlanan bu fabrikada sadece lojistiğe yönelik değil, pandemiyle birlikte talebin arttığı özel amaçlı kullanılan konteynerleri de üretmeyi hedefliyor. İlk etapta 10 bin adetlik üretimle başalanacak. 5 yıl içerisinde 50 bin adetlik üretim hedefleniyor. Döven, Türkiye'nin yıllık konteyner ihtiyacının yaklaşık 100 bin adet olduğunu aktardı. Döven, konteyner fabrikası için Hendek’te bulunan 100 dönümlük araziyi kullanabileceklerine işaret ederek; insansız, tam otomasyona dayalı bir üretim planladıklarını açıkladı. Türkiye’nin Çin’e karşı lojistik avantajını bulunduğunu hatırlatan Durmuş Döven, “Biz sadece Türkiye’deki talebi karşılamak değil, Avrupa ve Ortadoğu ülkelerine de ihracat yapmak istiyoruz. Çünkü Çin talebe hemen cevap veremediği gibi, 1.700 dolar da nakliye maliyeti yaratıyor. Ama pahalı ama ucuz biz işi yapmak istiyoruz. Çin kadar ucuza satamasak da talep görebileceğimize inanıyoruz. Başlangıç için yaklaşık 15 milyon dolarlık bir yatırım öngörüyoruz. Bu Reysaş için çok büyük bir rakam değil” dedi. Döven, konteyner piyasasında asıl büyük krizin tam açılma ile başlayacağı uyarısını yaptı.

“Tarihi ticari harekete hazırlıklı olmalıyız"

Durmuş Döven, küresel ticarette 2021’in ikinci yarısından başlayarak, tarihi ticari faaliyetlerin yaşanacağını vurgulayarak, “Bunu kısmı açılmalarda görüyoruz. Şu anda deseler ki, ‘yasaklar kalktı, pandemi bitti’ insanlar çılgınlar gibi alışveriş yapacak. Ticaret inanılmaz hızlanacak. Türkiye’nin ihracatını artırmanın yolu da sadece satmak ve pazarlamaktan geçmiyor, bunu nihai hedefe götürecek kanallara ihtiyaç var. O nedenle lojistiğe ve lojistik şirketlerine önem verilmeli. Yatırımların önü açılmalı" dedi.

Volvo Trucks, daha fazla yük kapasitesine ve yenilikçi güvenlik özelliklerine sahip tamamen yenilenen kabinli yeni Volvo FMX'in tanıtımını gerçekleştirdi. 20 tona kadar artan ön aks ve 38 ton arka aks kapasitesi ile yeni Volvo FMX, en ağır şartlar ve en zorlu görevler için tasarlandı.

Volvo Trucks Başkanı Roger Alm, "İnşaat sektörü müşterilerimiz sürdürülebilirlik, maliyet verimliliği ve güvenlik gibi alanlarda giderek artan iyileştirme ihtiyaçlarıyla karşı karşıya kalıyor. Operasyonlarını daha kolay, daha güvenli ve daha kârlı hale getirmelerine yardımcı olacak yenilikçi hizmetler ve sağlam kamyonlar üreterek müşterilerimizi destekleme taahhüdümüzü, yeni Volvo FMX ile kanıtlamış oluyoruz." diyor.

Daha sağlam dış tasarımı ile tamamen yenilenen kabin

Yeni Volvo FMX, Volvo'nun sağlam ve işlevsel inşaat kamyonları üretme konusundaki uzun süreli ve başarılı deneyimine dayanan, tamamen yeni bir kabin platformunu temel alıyor. Volvo Trucks Tasarım Şefi İsmail Ovacık, Yeni Volvo FMX tasarımıyla ilgili olarak şunları söyledi: "Yeni Volvo FMX, çeviklik ve dayanıklılığın üstün bir kombinasyonunu sunmak üzere tasarlandı. Yeni kabin, kolayca değiştirilebilir sağlam parçaları bulunan bir ön bölmeye, far koruyucularına ve yeni “V” şeklinde LED farlara sahip. Bununla birlikte sürücülerin araca binip inmesini kolaylaştırmak için yeni kaymaz basamaklar bulunuyor."

Daha da artırılan sürücü odağı

Yeni Volvo FMX'in daha fazla iç hacme sahip kabininde 800 litreye kadar saklama alanı bulunuyor. Ayrıca alçaltılmış kapı çizgisi ve yeni dikiz aynaları sayesinde sürücüler iyileştirilmiş görüş elde ediyor. Kamyonun yan kısmındaki kör nokta için tamamlayıcı nitelikte görüş imkanı sunan yan görüş kamerasının eklenmesiyle görüş daha da iyileştiriliyor.

İç mekân, daha fazla saklama alanı, yeni döşeme renkleri ve modern bir gösterge tablosuna sahip yeni ön konsol ile ön plana çıkıyor. Aynı zamanda, sürücünün sürüş durumuna bağlı olarak ilgili bilgileri hemen görebilmesini ve dört farklı ekran görünümü arasında seçim yapmasını sağlayan kullanıcı dostu bir ara yüze ve 12 inç yüksek çözünürlüklü dinamik bir gösterge ekranına sahip.

Yeni Volvo FMX isteğe bağlı 9 inçlik bir yan multimedya ekranıyla bilgi-eğlence, navigasyon desteği, sürüş bilgileri ve kamerayla izleme özelliği sunuyor. Erişimi kolay olan yan ekran, direksiyon üzerindeki düğmeler, sesli komut veya doğrudan dokunmatik ekran kontrol paneli ile sürücünün birçok yoldan etkileşime girmesine olanak tanıyor. Bununla birlikte hem gösterge tablosunda, hem de yan ekranda çok sayıda dil seçeneği bulunuyor.

Yeni Volvo FMX’te ayrıca, sürücünün hem yolda hem de arazide potansiyel olarak tehlikeli durumlar ile karşılaştığında kolaylıkla başa çıkmasına yardımcı olan yeni çekiş kontrol paneli bulunuyor. Sürücü kontrol panelindeki düğmeler sayesinde diferansiyel kilitlerini etkinleştirerek gösterge ekranında çekiş durumunu görebiliyor. Yatırılabilir kolon seçeneğine sahip yeni direksiyon ise sürücüye daha ergonomik bir sürüş pozisyonu sağlıyor.

Daha fazla saklama alanına sahip ve daha konforlu yaşam alanı

Yeni Volvo FMX'in yataklı kabini, yükseltilmiş yatağın altında geniş bir saklama bölmesi ve LED panelli bölme ayırıcılarıyla kabin arkasında üst saklama alanı dahil iyileştirilmiş saklama olanakları bulunuyor. Soğuğu, sıcağı ve gürültüyü engellemeye yardımcı olan iyileştirilmiş yalıtımı sayesinde ise kabin konforu daha da artıyor. Bununla birlikte ergonomik olarak tasarlanmış yeni, daha ince I-Shift vites kolu ile sürücü koltuğundan yatak alanına geçmek kolaylaşıyor.

150 tona kadar izin veren toplam katar ağırlığı (GCW) ile verimlilik artıyor

Yeni Volvo FMX, 150 tona kadar Toplam Katar Ağırlığına (GCW) izin veren 38 ton arka aks kapasitesi ile Volvo kamyon serisindeki en ağır yüklemeyi sunuyor. Ek olarak, güncellenen havalı ön süspansiyon 10 tona kadar ön aks yüküne veya çift ön akslar için 20 tona kadar izin veriyor. Dümenlenebilir avara veya itici aksı bulunan kamyonlar için dönüş açıları iyileştirilerek daha iyi manevra kabiliyeti ve daha az lastik aşınması elde ediliyor. Yeni Volvo FMX’teki tüm bu iyileştirmeler inşaat taşımacılığı işleri için daha fazla verimlilik ve maliyet avantajı sağlıyor.

Kazaları önlemeye yardımcı olan güvenlik özellikleri

Yeni Volvo FMX, 0 km/saate kadar tüm hızlarda çalışan Adaptif Hız Sabitleyici (ACC) ile sunuluyor. Volvo FMX'in güvenliği arttıran diğer özellikleri arasında, yokuş aşağı inerken istenmeyen hızlanmayı önlemek için maksimum hızı ayarlayan yokuş iniş hız sabitleyicisi bulunuyor. Acil Durum Fren Destekli Çarpışma Uyarısı ve Elektronik Stabilite Kontrolü gibi güvenlik özellikleri için bir ön koşul olan Elektronik Kontrollü Fren Sistemi (EBS) ise yeni kamyonda artık standart olarak yer alıyor. Şerit Takip Desteği ve Stabilite Yardımı güvenlik sistemleriyle birlikte Volvo Dinamik Direksiyon da seçenek olarak sunuluyor.

Yeni Volvo FMX’de yol işaretlerini tanıma sistemi sayesinde şerit değiştirme kısıtlamaları, yol türü ve hız sınırlarının tespiti ile sürüş güvenliği daha da geliştirildi.

Madencilik gibi özellikle zorlu uygulamalar için Volvo FMX, kapağın tamamını açan acil çıkış koluna sahip, çelik tavan kapağı ile isteğe bağlı olarak donatılıyor.

Sürücü güvenliğini ve rahatlığını merkezine alan marka vizyonu ile daha fazla yük taşıma ve kolay manevra kabiliyetine sahip yeni Volvo FMX, inşaat sektöründe hem verimliliği hem de kârlılığı artırmaya yardımcı oluyor.

Yeni Volvo FMX hakkında bilgiler

Kabinler: Yataksız kabin, yataksız alçak kabin, yataklı alçak kabin, yataklı kabin, Globetrotter kabin, ekip kabini, kişisel tasarım için dış ve iç döşeme paketleri.

Daha ergonomik bir sürüş pozisyonu için yatırılabilir kolon seçeneğine sahip yeni direksiyon.

Motorlar: Dizel motorlar farklı emisyon standartlarıyla sunuluyor.

Vites değiştirme sistemi: Farklı uygulama alanları için yazılım paketleri ile birlikte I-Shift ve karınca vitesli I-Shift.

Lambalar: Halojen veya LED farlar.

Hyster Europe’dan Platform Lideri Phil Ireland, Hyster® lityum iyon forkliftlerdeki en son gelişmeleri ve neden ortak yanlış kanıların işletmelerde optimal çözüm fırsatlarının kaçırılmasına neden olduğuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Geçmişte elektrikli forkliftler, içten yanmalı motorlu (ICE) muadilleri kadar 'dayanıklı' olmadıkları için tercih edilmemekteydi. Doğru uygulama ile eşleştirildiğinde elektrikli forkliftler verimli şekilde çalışsalar da, endüstri genelinde eşdeğer bir ICE forklift ile karşılaştırıldığında % 70 veya daha az verimlilik sağladıkları yönünde bir görüş hâkimdi. Elbette “şimdiye kadar”.

Lityum iyondaki yeni gelişmeler

Hyster Europe Platform Lideri Phil Ireland ile Hyster’deki gelişmeleri değerlendirdik. Ireland, “2020'de Hyster, tam entegre lityum iyon akülere sahip J7.0-9.0XNL serisini piyasaya sürdü. 7-9 ton kaldırma kapasitesine sahip bu sıfır emisyonlu elektrikli forkliftler, teknoloji ve forklift tasarımındaki önemli gelişmeler sayesinde hızlı şarj etme olanağının yanı sıra ICE forkliftle karşılaştırılabilir bir performans sunmaktadır. Bu yönüyle artık bir lityum iyon forklift alabilir ve onu “bir dizel forklift gibi” kullanabilirsiniz” dedi.

Phil Ireland “Elektrikli forkliftlerle ilgili ortak bir itiraz ise çalışma süresidir.  Bu aküler çok fazla güç depolayabilir ancak lityum iyon forkliftler yapılan operasyonlardan önce yeniden şarj etme için zaman ve altyapının hesaba katılması gerektiğinden, ICE forkliftler daha basit bir seçenek haline gelmişti.  Ancak lityum iyon akü ile şarj etme bu durumu değiştirmektedir” diyerek geliştirilen şarj sisteminin avantajlarına değindi.

“Akü değişimi yapma ve ayrı bir şarj odası ihtiyacını ortadan kaldırarak, iki veya üç vardiyalı operasyonlarda akü kolayca şarj edebilir. Akünün bakımı elektrolitik akülerin aksine, sulama veya eşitleme gerektirmez. Haftanın yedi günü, tek vardiyada kullanılan elektrolitik akülü forkliftte 16 saat boyunca her altı döngüde bir eşitleme yapılmalıdır” şeklinde konuşan Phil Ireland, “Ayrıca, lityum iyon akü, yüksek seviyelerde enerji tasarruflu frenleme akımının emilmesine izin vererek çalışma süresini uzatır ve verimliliği artırır. Bu çalışma modu yalnızca elektrikli bir forkliftte mümkündür ve frenlerde daha az aşınma ve yıpranma sağlayarak bakım maliyetlerini düşürür” dedi.

Sırrı voltajda saklı

Yeni Hyster ® J7.0-9.0XNL serisi hakkında bilgiler veren Ireland, “J7.0-9.0XNL serisinin temel farklarından biri voltajdır. 350V teknolojisi, yüksek güçlü şarj ve yoğun performans sağlar. Yoğun kullanımda sık aralıklı şarj veya kapasite kaybından kaynaklanan performans kaybı bulunmamaktadır.

Daha yüksek voltaj sistemi, 50kW'a kadar şarj etmeyi sağlayarak süreci hızlandırır. Lityum iyon akü, boş haldeyken 80 dakikadan daha kısa bir sürede% 100 şarja ulaşabilir. Daha da önemlisi, yüksek güçlü şarj hızlı bir basınç artışı - belirli uygulamalar için bir dakikalık şarj, dört dakikaya kadar sürüş zamanı oluşturabilir” şeklinde konuştu.

Yüksek voltaj uygulamasının diğer avantajlarına da değinen Ireland, “Daha düşük voltajlı aküler, aynı güç seviyesi için daha yüksek bir akıma neden olur ve yoğun çalışma döngülerinde aşırı ısınabilir. Aksine, 350V akü, hem yoğun kapasiteler ve sürekli ağır hizmet kullanımına sahip uygulamalarda yüksek verimlilik (çalıştığı saat başına ton cinsinden) sağlar” dedi.

Bu özellikleri ile Hyster’in bu yeni elektrikli forklift serisinin istenen dayanıklılık ve verime sahip olduğunu belirten Phil Ireland, bakım maliyetlerinin düşüklüğünün altını çizdi. Ireland, “Hyster ® J7.0-9.0XNL serisi aynı zamanda dayanıklı güç aktarımına, basit mühendisliğe, daha uzun servis aralıkları ve forkliftin kullanım ömrü boyunca dayanacak şekilde üretilmiş bileşenlere sahiptir, bu sayede forkliftin bakım ihtiyacı en aza iner“ diye konuştu.

Hyster ® J7.0-9.0XNL serisinin özelliklerini bir çok noktada büyük avantaj sağladığına kaydeden Phil Ireland “Ayrıca ele alınması gereken bir başka önemli efsane daha bulunmaktadır - "elektrikli forkliftler her zaman aşırı ısınır". Hyster ® J7.0-9.0XNL forkliftler, yalnızca ısı oluşumunu büyük ölçüde azaltan yüksek voltajlı (ve dolayısıyla düşük akım) bir sistemle tasarlanmakla kalmaz, aynı zamanda,  özel olarak tasarlanmış su soğutmalı motorları ve tahrik kontrol cihazı içermektedir. Bu sayede forkliftin genel verimliliği artar.  Akü izleme sistemleri akünün az veya aşırı şarj edilmesini yakından takip etmek için dahil edilmiştir” dedi.

Sarı forkliftler için yeşil bir opsiyon

“Hyster ® J7.0-9.0XNL serisi elektrikli forkliftler sıfır emisyon üretmektedir. Bu, çevreye verilen zararı azaltmak isteyen kuruluşlar için bir avantajdır.  Küresel olarak, IC motorlu araçlara daha katı mevzuatlar ve yasaklar uygulanmasına başlamıştır. Kuruluşlar bu nedenle daha fazla elektrikli araçlar kullanmayı tercih etmektedir” sözleriyle dünyadaki elektrikli forklift kullanımına yönelik dönüşüme değinen Ireland Hyster ® J7.0-9.0XNL serisinin özelliklerinden söz ederek bu dönüşümde neden tercih edildiklerine ışık tuttu.

Hyster ® J7.0-9.0XNL serisi forkliftler ek havalandırma olmadan dahili olarak çalıştırma ve şarj etme imkanı iç / dış mekanda kullanıma uygun şekilde kirliliğe yol açmayan bir seçenek sunduğunu kaydeden Phil Ireland, “Elektrikli forkliftlerin yüksek seviyede denetlenebilir olması sayesinde, forkliftler dar koridor aralığına sahip yerler gibi dar alanlarda çalışmak için idealdir.

Hyster ® lityum iyon forkliftler hem çalışırken hem de rölantideyken daha sessizdir, operatör konforunu artırır, aynı zamanda kentsel alanlardaki dış mekan operasyonlarının gürültü seviyesi mevzuatına uygun olmasını sağlar ve komşuları rahatsız etmez” dedi.

Uygulamaya bağlıdır

Geliştirilen bu elektrikli forklift teknolojisinin sunduğu avantajların altını çizen Phil Ireland, elektrikli forklift tercihinde Hyster’in uzman bayi ağından destek alınması gerektiğine işaret ederek “Her çözümün her uygulama için doğru olmadığını unutmamak önemlidir. Lityum iyonla çalışan elektrikli forkliftler daha pahalıdır ancak uzun bir çalışma ömrüne sahiptirler ve doğru uygulama ile eşleştirildiklerinde maliyeti telafi edebilecek verimlilik kazanımları sunacaklardır. Hyster, hem şirket içinde hem de güvenilir bayi ağımız aracılığıyla, ICE'den elektriğe geçiş, doğru şarj stratejileri ve doğru çözümü uygulamanın özel ihtiyaçları ile eşleştirme konusunda uzmandır” şeklinde konuştu.

Sağladığı istihdamın yanı sıra üretim ve ihracat başarılarıyla ülke ekonomisi için katkı sunmaya devam eden Maxion Jantaş, kuruluşundan bu yana en yüksek aylık üretim adedine ulaşarak rekor üretim seviyelerine çıktığı 2021’in ilk yarısında aynı zamanda ağır ve ticari araç segmentinde 33.333.333’üncü jantını üreterek şirket tarihinde önemli bir kilometre taşına imza attı. Bu önemli eşik, fabrikada sosyal mesafe kurallarına uygun olarak, açık havada düzenlenen bir etkinlikle kutlandı.

Maxion Jantaş’ın, bugüne dek ürettiği bu 33.333.333 jant yan yana dizildiğinde dünyanın yarısını çevreleyebiliyor; üst üste dizildiğinde ise Eyfel Kulesi’nin yaklaşık 31 bin katı yüksekliğine ulaşıyor.

Türk otomotiv tedarik sanayinin öncülerinden Maxion İnci Jant Grubu bünyesindeki Maxion Jantaş A.Ş., yüksek hedeflerle başladığı 2021 yılında gerek sağladığı istihdamla gerekse üretim ve ihracat başarılarıyla ülke ekonomisi için katkı sunmaya devam ederken, şirket tarihi için önemli bir eşiği de geçti.  Mart 2021’de pandemi kaynaklı zorlu piyasa koşulları ve malzeme tedariğindeki güçlüklere rağmen kuruluşundan bu yana gerçekleşen en yüksek üretim ve montaj adetlerine ulaşan şirket, ağır ve ticari araç segmentinde 33 milyon 333 bin 333’üncü jant üretimini gerçekleştirdi.

Manisa Organize Sanayi Bölgesi’ndeki 4 fabrikasıyla, toplam jant üretim kapasitesi yaklaşık 12 milyon olan Maxion İnci Jant Grubu, 1.700 çalışanı ile 5 kıtada 60’ın üzerinde ülkeye yaptığı ihracat ile ülke ekonomisine katkı sunuyor. Dünyanın en büyük jant üreticisi Maxion Wheels ile İnci Holding iştiraki olan Grup, Maxion İnci ve Maxion Jantaş olmak üzere 2 şirket olarak faaliyet gösteriyor; ayrıca mevcut 4 fabrikası ile Avrupa’nın tek lokasyonda binek, hafif ticari, ağır ve ticari araçlar için üretim yapan en büyük alüminyum ve sac jant üreticisi olma özelliğini taşıyor. Ortaklığın 29. yılında, Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde 5. jant fabrikasını açmaya hazırlanan Grup, yeni fabrikası ile toplam jant üretim kapasitesini 13 milyon adet ve ağır ve ticari araç sac jant üretim kapasitesini ise 3 milyon adede çıkaracak. Maxion İnci Jant Grubu insan odaklı yaklaşımı kapsamında Endüstri 4.0 ve dijital dönüşüm çalışmalarıyla ve hayata geçirdiği otomasyon, üretim-verimlilik projeleriyle kapasitesini ve üretim adetlerini artırmaya, sektörün öncüsü olmaya devam ediyor.

Maxion Jantaş,  33.333.333’üncü jant üretimini kutlamak için sosyal mesafe kurallarına uygun olarak açık havada kısa bir etkinlik düzenledi. Maxion İnci ve Maxion Jantaş Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Zaim’in, üst yönetimin ve çalışanların katılımlarıyla gerçekleşen etkinlikte Maxion İnci ve Maxion Jantaş Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Zaim şunları söyledi: “Covid-19 salgınının zorlu şartlarına rağmen 2021 yılına güçlü ve motive bir şekilde başlamanın bir sonucu olarak satış ve dolayısı ile üretim adetlerimiz hızla artıyor. Üst üste gelen üretim rekorları ve üretimde gerçekleşen başarıların ardından bizim için önemli bir eşiği kutluyoruz. Sağladığımız istihdamla, ihracatımızla ülke ekonomisi için sürdürülebilir değer oluşturmaktan ve müşterilerimize katma değer yaratmaktan dolayı da mutlu ve gururluyuz. Maxion Jantaş başta olmak üzere, Grubumuzun tüm çalışanlarına değerli katkılarından dolayı gönülden teşekkür ediyorum.”

Maxion İnci Jant Grubu Hakkında

Türkiye’de jant üretimine yön vererek sektörün lokomotif firmalarından Brezilyalı Maxion Wheels ve İnci Holding iştirakleri, Maxion İnci Jant Grubu’nun şirketi olan Maxion Jantaş, 1968 yılında Cevdet İnci tarafından kuruldu. 1974 yılında Maxion Jantaş ticari ve ağır vasıta sac jant üretimine başladı. 2000 yılında üretiminin yüzde 70’ini dünyaya ihraç etmeye başlayan Maxion Jantaş, Avrupa’da en çok tercih edilen tedarikçi konumuna yükseldi. Ticari ve ağır vasıtalar grubunun lider jant üreticisi olan Maxion Jantaş, bugün yıllık 2.4 milyon jant üretim kapasitesine sahip 20 bin m2’si kapalı alan olmak üzere toplam 34 bin m2’lik tesisinde üretimini gerçekleştirmektedir.

1992’de binek ve hafif ticari araç sac jant üretimi için kurulan bir başka iştirak Maxion İnci ise Manisa Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikasında üretime başladı. Maxion İnci Çelik adı altında bugün yıllık 5 milyon jant üretim kapasitesine sahip 19 bin m2’si kapalı olmak üzere toplam 36 bin m2’lik fabrikasında üretimini gerçekleştirmektedir. Bu üretim kapasitesiyle Türkiye’nin en büyük otomobil sac jant üreticisi olma özelliğine sahiptir.

2006’da yine Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde binek ve hafif ticari araçlara alüminyum jant üretme kararı alan Maxion İnci, Maxion İnci Alüminyum olarak üretime başladı. Bugün yıllık 4.5 milyon jant üretim kapasitesine sahip 70 bin m2’si kapalı olmak üzere toplam 100.000 m2’lik tesislerinde üretim yapmaktadır. 

Yıllık yaklaşık 12 milyon jant üretim kapasitesine sahip olan Maxion İnci Jant Grubu, tek lokasyonda en geniş ürün yelpazesine sahip jant üreticisi konumunda üretimine devam etmektedir.

Kendimi sektöre kabul ettirinceye kadar ciddi zorluk çektim. “Bir kadın sanayide olamaz, kadınlar anlamaz” gibi eleştiriler aldım. Artık böyle yaklaşımlarla karşılaşmıyorum. Galiba başardım.

“Yapamaz dediler. Ben bu sözü çok duydum. Peki, ben ne yaptım? Kadın yapamaz tabusunu filtreledim. Hayatımdan çıkardım.” Bu sözler, And Filtre’nin sahibi Fidan Taşkın’a ait.

Bugün erkeklerin yoğun çalıştığı filtre sektöründe gösterdiği başarıyla taktir edilen Fidan Taşkın, liseyi bitirince evlenmiş. Sonrasında üç çocuğu olmuş. Çocukları biraz büyüyünce üniversite eğitimini tamamlamış. Bununla da yetinmeyip serbest muhasebeci mali müşavir (SMMM) sınavına girmeye karar vermiş. Çevresinden yine “Yapamazsın” demişler. Aldırmamış, girdiği ilk sınavı kazanmış. Ardından muhasebe denetim alanında yüksek lisans yapmış. 2016 yılında mütevazi bir şirket kimliğinde olan And Filtre’yi, bugün yıllık 10 milyon üretim kapasitesiyle, Orta Doğu, Afrika, Rusya gibi ülkelere sürekli ihracat yapar hale getirmiş. And Filtre’nin sahibi Fidan Taşkın ile girişimcilik serüvenini ve bu yolda aştığı zorlukları konuştuk.

Filtre sektörü erkek egemen görülen sektörlerden birisi. Bu sektörü neden seçtiniz? Ne gibi fırsatlar gördünüz?

And Filtre’yi 2016 yılında satın aldım. Piyasada tanınan bir firma değildi. Ailemde filtre sektöründe çalışan olduğu için bu sektörü tercih ettim. Filtre sektörüne sürekli ilgim vardı. And Filtre’yi satın alarak sektöre dahil oldum. Filtre sektöründe endüstriyel grup, jeneratör, iş makinesi ve forklift grubunun filtrelerini üretiyoruz. Özel üretim gerektiren kimsenin bir adım önde olduğumuzu düşünüyorum.

Nasıl başardınız?

Kadın yapamaz tabusunu filtreledim. Hayatımdan çıkardım. Bu cümlenin benim hayatımı tam anlamıyla ifade ettiğini düşünüyorum. Lise mevzunuydum. Evlendim. Üç çocuk annesiyim. Çocuklarım biraz büyüyünce üniversite okumaya karar verdim. Eşim ve ailem bana destek oldu. Birinci sınıftan ikinci sınıfa geçince kendime güvenim geldi. Derken üniversiteyi bitirdim.

2013 yılında SMMM sınavına girmek istedim. Kendi hemcinslerimden “Sen yapamazsın. Sınav çok zor. Çalışma hayatın hiç olmamış kazanamazsın, boşa uğraşma” diyen çok oldu. Ben daha çok hırslandım. SMMM sınavını ilk girişte kazandım. Muhasebe denetim alanında yüksek lisans yaptım. Ben inanıyorum ki kadının yapamayacağı hiçbir şey yok. Kadın isterse her şeyi başarır.

Sektörde kadın olmanın zorluklarını yaşadınız mı?

Araç ve iş makineleri sektörü erkeklerin yoğun olduğu bir sektör. Sektör de bayan olunca ciddi bir ön yargıyla karşılaştım. Kendimi sektöre kabul ettirinceye kadar ciddi zorluk çektim. “Bir bayan sanayide olamaz. Kadınlar anlamaz” gibi eleştiriler aldım. Artık böyle yaklaşımlarla karşılaşmıyorum. Galiba başardım.

And Filtre, kuruluşundan bu yana nasıl bir gelişim gösterdi? Bugün ulaştığınız büyüklük nedir? Hangi sektörlere hizmet veriyorsunuz?

And Fitre satın aldığımda mütevazi bir firmaydı. Firma olarak imalatı geliştirebilmek için ilk önce hammadde tedarik sorununu çözdüm. Bugün firmam hammadde ihtiyaçlarını aracı olmada direkt ithalatını yaparak sağlıyor.Üretim kapasitemizi geliştirdik. Yıllık bir milyon adet üretimi, yıllık 10 milyon adet olarak arttırdık. Ürettiğimiz filtreler hava ve hidrolik filtresi grupları. Firmamıza ait olan And Filtre, Forkliftlift, MF Power Filter patentli markalaırımız bulunuyor. 14 çalışanımız var. Zaman zaman çalışan sayımız artabiliyor ya da azalabiliyor. Orta Doğu ülkeleri, Afrika, Rusya gibi ülkelere sürekli ihracat yapıyoruz.

And Filtre; 2 bin 500 metrelik depo, bin metrelik filtre üretim tesisiyle her tür inşaat, nakliyat, denizcilik, güç üretimi, endüstriyel tarım ve enerji piyasasına hizmet verebilecek yapıda çalışıyor.

Salgın sizi nasıl etkiledi? İş planlarınızda ne gibi değişiklikler yapmak zorunda kaldınız?

Covid 19 tüm dünyayı olduğu gibi bizi de etkiledi. Üretimde hammadde sıkıntısı, kısıtlı çalışma saatleri, personel eksikliği gibi sorunlarla karşılaşıyoruz. İş planlarımızda çalışma saatlerinde değişiklik yapmak zorunda kaldık. Sosyal mesafeye uygun olarak çalışma sağladık. Maske, mesafe ve hijyen kurallarına dikkat ediyoruz.

Sektörünüzde nasıl gelişmeler yaşanıyor?

Dünya genelinde hammadde sıkıntısı var. Bu bize de yansıyor. Filtre üretiminde kullandığımız poliüretan, metal sac gibi hammaddelerin hem fiyatları çok yükseldi hem de tedarik kısmında sıkıntı yaşıyoruz.

2021 için planlarınız nedir? Daha uzun vadede And Filtre’yi nerede görüyorsunuz?

2021’deki ilk hedefimiz; imalat kapasitemizi ve istihdam kapasitemizi yüzde otuz oranında arttırmak. İhracatımızı bu orantıda yükseltmek, üretime devam etmek ve farklı pazarlara yönelmek ilk hedefimiz.

Kadın girişimciler yer almak istedikleri sektörü iyi

analiz etmeliler. Sektördeki boş alanları, ihtiyaç

önceliğine göre talepleri araştırıp analiz etmek bence bir yol haritası olacaktır.

Kadın girişimciler için önerileriniz neler olabilir?

Kadınlar iş dünyasında çok başarılı. Ülkemizde de bir çok başarılı örnekleri var. Kadınların son yıllarda iş dünyasında aktif olarak yer almaları sonucunda farklı ve yeni iş fikirlerinin ortaya çıktığını gözlemliyorum.

Kadın girişimciler hangi sektörde yer almak istiyorlarsa sektörü iyi analiz etmeliler. Sektördeki boş alanları, ihtiyaç önceliğine göre talepleri araştırıp analiz etmek bence bir yol haritası olacaktır.

Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda sizce bugün neredeyiz?

Toplumsal cinsiyet eşitliği, toplumun her katmanında karşımıza çıkıyor. Cinsiyet eşitliği demek, kadınların erkeklerle aynı olmak değil, aynı gibi değerlendirilmesi demektir. Kadınların erkeklere göre çalışma şartları daha zor olmasına rağmen kadınlar yine de zoru başarabilecek güce sahipler. Toplumumuzda geçmişten günümüze değerlendirirsek “Kız çocukları okutulmaz, kadınlar çalışmaz, kadın kısmı evdedir” gibi tabular varken, bugün kız çocuklarının okutulduğu, kadınların her sektörde yer aldığı, ekonomiye katkı sağladığı bir toplum haline geldik. Bu anlamda çok güzel gelişmeler var. Ama maalesef her gün kadının eşi veya erkek akrabası tarafından öldürüldüğü günümüzde, kadına şiddetin önlenmesi ve kadınların değerlerinin korunduğu, kadınların ekonomiye katkıda bulunduğu, hak ettiği yerde olması çağdaş toplum olma yolunda en önemli unsurlar. Kadına şiddet önlenmeli ve ağır yaptırımlara tabi tutulmalıdır. Kadın annedir, kadın eşittir, kadın emektir, kadın herşeydir…

Hangcha, Li-ion serisini tanıttı

HC Forklift America Corporation, Amerika Birleşik Devletleri'nde lityum iyonla çalışan yeni bir Hangcha malzeme taşıma ekipmanı serisini piyasaya sürdü.

Hangcha, malzeme taşıma uygulamaları için lityum iyon akü paketleri oluşturmak üzere dünyanın en büyük lityum iyon akü paketi üreticisi olan CATL ile işbirliği yapmaya başladı.

Bunun sonucunda Lityum Demir Fosfat (LiFePO4) ile çalışan ve güvenlik ve güvenilirlik açısından 273'ten fazla sefer test edilmiş eksiksiz bir malzeme taşıma ekipmanı serisi ortaya çıktı. Seride, ABD'de hâlihazırda satılan beş modele ek olarak Sınıf 1, 2, 3 ve 6'da 16 yeni model yer almaktadır.

Yeni modeller arasında 1 T'den 30 T'ye kadar üç ve dört tekerlekli forkliftler, çatallı forkliftler, sipariş toplayıcılar, transpaletler ve çekici traktörler yer almaktadır.

Hangcha'ya göre, lityum iyon teknolojisi, ekipmanın çok vardiyalı operasyonlarda çalışmasına olanak tanıyan, fırsat şarjı da dahil olmak üzere birçok avantaja sahipken, hızlı şarj özelliği ekipmanın iki saat gibi kısa bir sürede şarj edilmesini sağlamaktadır.

Akü grupları bakım gerektirmemekte olup tamamen güvenlidir. Ayrıca asit kullanılmadığı ve zararlı aktarma organları dumanları olmadığı için çevre dostudurlar.

Yeni modeller için 10 yıl veya 20.000 saate kadar garanti sunulmaktadır.

We use cookies to improve our website. By continuing to use this website, you are giving consent to cookies being used. More details…