All for Joomla All for Webmasters

İletişim Tel: +90 544 795 01 01

Seegrid şirketi mobil robotik çözümleri filosunun yeteneklerini daha da genişletti. Bu en son ekleme, şirketin geçtiğimiz günlerde duyurduğu özelliklerle geliştirilmiş Palion Pallet Truck Series 8'in lansmanının ardından geldi.

"AMR portföyümüzü genişletmeye ve güçlendirmeye devam etmekten ve müşterilerimizin filolarını yeni Palion Lift AMR ile bir sonraki seviyeye taşımalarına yardımcı olmaktan gurur duyuyoruz." şeklinde konuşan Seegrid CEO'su Jim Rock şu şekilde devam etti:

"Güçlü yatay ürün yelpazemize bir forkliftin eklenmesi müşterilerimiz tarafından en çok talep edilen bir özelliktir. Sektör lideri Palion AMR filomuzun genişletilmesiyle, kendini kanıtlamış, uçtan uca otomasyon çözümlerine ihtiyaç duyan üretim, e-ticaret ve lojistik şirketleri için yeni otomatikleştirilmiş iş akışları sunulmaktadır. Akıllı, kurumsal sınıf mobil robot ve yazılım çözümleri sunarak tedarik zincirini dönüştürmeye devam etmeye kararlıyız."

Yeni forklift, paletli malların hareketini otomatikleştiriyor ve otomasyon teknolojisi çözüm sağlayıcısı imalat, depolama ve lojistik alanlarında en büyük küresel markalardan bazılarına hizmet verdiği için pazarda büyük bir beklenti var.

Palion Lift, insan çalışma arkadaşlarının yanı sıra dinamik ortamlarda güvenli ve güvenilir bir şekilde gezinmek için kameralar, gelişmiş algoritmalar ve makine öğrenimi kullanan Seegrid'in güvenilir ve esnek navigasyon teknolojisi ile donatılmıştır.

Şirketin ilk AMR forklifti olan Palion Lift, tesislerinde çok az değişiklik yaparak ve değişiklik yapmadan ve malzemeleri daha hızlı ve etkin şekilde hareket ettirmek için doğrudan diğer ekipmanlarla birlikte çalışarak yükleri bir noktadan diğerine taşıyarak 1.8 metreye kadar yüksekliklere yerleştirebilen bir otomasyon çözümüne ihtiyaç duyan şirketler için özel olarak tasarlanmıştır.

Palion Lift AMR, manuel kaldırma operatörü ihtiyacını ortadan kaldırarak palet hareketi için daha güvenli, daha uygun maliyetli bir yöntem sunmakta ve alçak kaldırma palet işleme süreçleri için tam kaynaktan hedefe görev otomasyonu sağlamaktadır.

2020 yılını güçlü bir şekilde kapatan Terex Engebeli Arazi (RT) vinçleri yeni yılda da hız kesmedi. İtalyan bayi Tecno Gru'dan gelen altmış altı adetlik vinç sipariş bunu daha da perçinledi. Yeni alınan sipariş, çok yönlü RT 35-1'den yeni TEOS işletim sistemini içeren tamamen yeni TRT 90'a kadar tüm RT vinç grubunu içermektedir. Vinçlerin teslimatı Nisan ayından itibaren başlayacak ve 2021 yılı içerisinde tamamlanacaktır.

İtalya bölgesi ve Balkan Ülkelerinin çoğu için Terex bayisi olan Tecno Gru'nun satış müdürü Andrea Pavoni'nin konuyla ilgili yorumu şu şekilde: “Geçmişte bir yılın sonuna doğru stok için makineleri sipariş ettik, ancak bu yıl mevcut koşullar nedeniyle beklemeyi ve pazar talebini tam olarak değerlendirmeyi tercih ettik. Bu alışma dönemi artık tamamlandu ve Terex'e bu önemli siparişi vermekten mutluluk duyduk. Bu yatırımın, işlerin iyileşmeye başladığı bu noktada bize, rakiplerimize göre belirgin bir avantaj sağlayacağına inanıyoruz. Yeni ekipman satın alırken mevcut ve yeni müşterilerimizin Tecno Gru'nun olağanüstü parça ve servis destek ağı ile daha da gelişerek mümkün olan en iyi deneyimi yaşamalarını sağlamak için 'son teknoloji' vinçlere yatırım yapmaya devam ediyoruz ”.

Terex RT vinç kıdemli satı müdürü Stefania Dapoli ise konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Bu yeni ve önemli siparişi almaktan kesinlikle çok memnunuz. Tecno Gru ile ortaklığımız gittikçe güçlenmeye devam ediyor ve bu,  gerçekten de büyük bir başarı hikayesi. Sektörümüzde artan bir faaliyet gözlemliyoruz ve bu vinçleri imal ederek Tecno Gru'ya teslim etmek için tüm ekiplerimiz büyük bir tutkuyla çalışıyor."

Otomasyon, robotik ve yapay zeka tedarik zinciri yönetiminin her alanına sızmaya devam ederken, depo rampaları d teknolojik bir görünüm kazanmaktadır.

Güvenilir, sağlam ve bir acil durum yardımına sahip bir tedarik zinciri, bir depoyu veya dağıtım merkezini bir anahtar hareketiyle "sıfırdan" bir "kahramana" dönüştürebilir.

Depolar ve dağıtım merkezleri, paketleme istasyonlarından toplama ekipmanlarına ve malzeme taşıma ekipmanlarına kadar her şeyin bu yeniliklerin etkisini hissetmesiyle son birkaç yıldır yeni teknolojilerin merkezi olmuştur. Konu dışında bırakılmaması gereken yükleme rampalarının da iyileştirme zamanı gelmişti ve bu şekilde yeni donanım, yazılım ve araçlar sayesinde daha akıllı ve daha güvenli hale geliyorlar.

"Hiç şüphe yok ki şirketler, rampaların önemini ve rampanın çalışma süresi ile arıza süresi arasındaki farkı anladı" diyen Rite-Hite'ın müşteri ilişkileri ve satış destek direktörü Walt Swietlik şu şekilde ekliyor: "Herkes, her şeyin çalışmasını gerektiren "ısmarlama mantıkla" çalışıyor, bu kadar. Arıza veya kesintiye yer yok."

Swietlik, şirketlerin bu talepleri yönetmelerine yardımcı olmak için Rite-Hite'ın akıllı rampa konseptini yaklaşık bir yıl önce tanıttığını söylüyor. Teknoloji özünde, treylerin yükleme rampasına yanaştığı andan o rampadan ayrıldığı ana kadar etkinliği izlemektedir. Arada geçen zamanda, treylerin rampada geçirdiği süreyi, treylerin aktif olarak yüklenmesi veya boşaltılması için ne kadar zaman harcandığını ve ne kadar kesinti yaşandığını takip etmektedir.

Swietlik, küresel salgında tedarik zincirlerinin ve ulaşım ağlarının kapasitelerinin sınırlarında çalışmasıyla, şirketlerin bu metriklere 2020 yılında daha fazla değer verdiğini söylüyor. "Özellikle son altı ayda, birçok müşteri bu fırsatlar hakkında daha fazla bilgi edinmeye istekli olduklarını belirtti" diyen Swietlik, bunun "sadece yeni binalar için değil, aynı zamanda mevcut tesisleri için de bu geçerli" olduğunu söylüyor.

Kendini savunma

OSHA'nın, depolarda meydana gelen yaralanmalarının yaklaşık %25'inin yükleme rampasında meydana geldiğini gösteren raporu, tüm dağıtım merkezi ve ikmal operatörleri açısından işçi güvenliğinin bir endişe konusu olmaya devam ettiğini ortaya koymaktadır. Listeye sosyal mesafe, temassız işlemler ve salgınla ilgili sağlık sorunları gibi yeni zorluklar eklendiğinde, bu güvenlik endişeleri 2020'de daha da şiddetlenmiştir.

Systems LLC'nin başkanı Mike Pilgrim, uçtan uca rampa yönetim sistemlerinin, faaliyetlerinin bu alanının verimli olduğu kadar güvenli olduğunu bilmelerinin şirketlerin daha rahat etmesine yardımcı olduğunu söylüyor. Pilgrim konuyla ilgili olarak "Bu sistemlerin, eskiden ayrı ayrı monte edilen ve "birbirine bağlı" olmaları gerekmeyen araç kısıtlamaları, yükleme rampaları, yanaşma kapıları, ışıklar ve diğer bileşenleri içermekte olduğunu, Artık Nesnelerin İnterneti (IoT) ve diğer bağlantı platformları sayesinde "rampa körüğü etrafındaki bileşen karmaşasının bir ana kontrol panelinde toplandığını" söylüyor.

Pilgrim şu şekilde devam ediyor "Bu eğilim, ikmal sürecini kolaylaştırmak ve süreçleri otomatikleştirmeye, verimi iyileştirmeye ve daha güvenli bir iş yeri oluşturmaya yardımcı olan teknolojiyi dağıtmak amaçlı daha geniş kapsamlı dalgayla uyumludur.

"Rampa alanının içindeki 15 metrede bulunan her türlü üretkenlik aracı, depo yönetim sistemi (WMS) ve ayrıca dış faaliyetler için açık depo yönetim sistemleri (YMS) mevcuttur." "Bununla birlikte, yükleme rampasındaki ve kapının 15 metre içerisindeki geçiş alan resmen kendi kendine korunmaya bırakıldı."

Not verme

Bazı şirketler rampalarını yönetmek için Excel elektronik tablolarına, panolara ve sözlü iletişimlere bel bağlamaya devam ederken, diğerleri operasyonlarının bu alanını kolaylaştırmak için akıllı kontroller, Bulut teknolojisi ve veriler kullanıyor. Systems LLC, bu ihtiyaçları karşılamak adına şirketlerin yükleme rampası işlemlerini yönetmede kullanabilecekleri Wi-Fi özellikli akıllı denetleyicileri piyasaya sundu.

Pilgrim "Yükleme rampası alanında bulunan verileri Buluta taşımanın arkasındaki katalizörünün bu olduğunu" ve "şirketlerin zaman dilimlerini, bağımsız iskeleleri ve tüm tesisleri birbiriyle karşılaştırabildiğini" söylüyor.

Bu içgörülerle ellerini güçlendiren depo operatörleri, yeni temel performans göstergeleri (KPI'ler) oluşturabilmekte, tetikleyebilmekte, performansı artırarak ve güvenliği artırabilmektedir. Bunları ve diğer ölçütleri ön plana çıkaran rampa yönetim sistemleri, çalışanların hangi rampada hangi kamyonun olduğunu, ne kadar süredir orada olduğunu ve bu süre zarfında neler olduğunu kolayca belirlemelerine yardımcı olmaktadır. Bu da şirketlerin gecikme ücretlerini en aza indirmesine ve sürücülerin yola daha hızlı çıkmasına yardımcı oluyor ki- hizmet saatleri (HoS) kurallarına uymak zorunda olanlar için bu büyük bir artıdır.

Satıcılar da rampa ekipmanlarını mevcut malzeme taşıma ekipmanlarıyla entegre etmeye yönelik yeni yollarla karşımıza çıkmaktadır. Örneğin Southworth Products Corp.'un Paket Boşaltıcıları, çeşitli konteynerleri konveyörlere ve otomatik sıralama sistemlerine yüklemek için kullanılabilir. Yerleşik PLC kontrolleri ile bu boşaltıcılar, mevcut konveyör/tasnif sistemleriyle basitleştirilmiş bir entegrasyon sağlamaktadır. İsteğe bağlı bir titreşimli ölçüm/topaklanma önleyici aksesuar, tüm öğelerin sisteme operatör müdahalesine gerek kalmadan beslenmesini sağlamaktadır.

Kaç kamyon yüklüyoruz?

Bilgi Çağı, ihtiyaç duyan şirketlere birçok veriyi sunmaktadır, ancak 4Front Engineered Solutions'ın ABD dağıtım direktörü Rich Schlesinger, rampa ile ilgili bilgi ihtiyaçlarının şirkete ve sektöre göre değişebileceğini söylüyor. Şu anda en büyük "talep" gören bilgilerin şunları içerdiğini söylüyor: Kaç kamyon yüklüyoruz? Kamyonları ne kadar çabuk yüklüyoruz? Ve bu ölçütleri nasıl geliştirebiliriz?

"Geçmişte, nakliye ve operasyon müdürü, belirli bir günün raporuna dayanarak kabaca kaç kamyon yüklediklerini biliyordu" diyen Schlesinger şu şekilde devam ediyor: Başka bir deyişle, toplam 20 kamyonun dağıtım merkezine giriş çıkışını yaptıklarını biliyorlardı, ancak bunun ne zaman gerçekleştiğini veya bu işlemlerin ne kadar verimli olduğunu bilmiyorlardı.

Aynı yöneticiler, HMI arayüzlerini (basmalı butonlar yerine) içeren 4Front Engineered Solutions kontrol panellerini kullanarak, treylerin etkinliği varış süreleri, rampada ne kadar süreyle kaldıkları ve rampadan ne zaman serbest bırakıldıkları gibi farklı veri noktalarına göre ayrıştırabilmektedir.

4Front Engineered Solutions gibi şirketler, işlem yapılabilir verileri rampa amirlerinin ve yöneticilerinin ellerine teslim ederek, büyük ölçüde kendi cihazlarına bırakılmış bir depo alanına yeni bir ışık tutmaya yardımcı oluyor. İşgücü sıkıntısı ve daha az öngörülebilir nakiye sürelerini bugünkü rampa teknolojisi adaptasyonunun iki anahtarı olarak gören Schlesinger, "Dağıtım merkezlerinde ve üretim tesislerinde çok sayıda bağlantı, verimlilik, otomasyon ve robotik gördüklerini, ancak yükleme ramplarının büyük ölçüde bu konunun dışında bırakıldığını" söylüyor.

Genel olarak teknolojinin benimsenmesi, daha akıllı, daha verimli rampa operasyonlarına yönelik ilgiyi daha fazla arttırıyor.  "Herkesin evlerinde termostatlardan kapı zillerini çalan birinin video görüntüsüne kadar her şey hakkında sürekli bilgi almaya alışkın" olduğunu söyleyen Schlesinger, "Diğer her şeyin aydınlatıldığı yerde rampalar uzun süredir kör nokta oldu" şeklinde ekleme yapıyor.

"Yeni normal" de faaliyet gösterme

Temassız işlemlerin ve etkileşimlerin tercih edildiği bir dünyada Schlesinger, 4Front Engineered Solutions'ın 4SIGHT Connect platformunun, sürücülerin binaya girdiklerinde araçlarından çıkmak zorunda kalmamaları için kurulabilen bir kapı ürünü içerdiğini söylüyor.

"Kabinlerinin içinden her şeyi yapabildikleirni ve tesise gelmeleri veya çalışanlarınızla etkileşime girmelerinin gerekmediğini" söyleyen Schlesinger şu şekilde devam ediyor: "Yakın vadede, bu, etkileşimleri sınırlamaya çalışan şirketlerin istediği bir şey olacak."

Covid sonrası dünyaya bakan Schlesinger, şirketlerin akıllı rampalarda sınırları zorlamaya devam etmesini bekliyor. Örneğin, kuruluşlar insan emeğine olan bağımlılıklarını azaltmak ve operasyonları düzene koymak için çalıştıkça şoförsüz açık depo işaretçileri ve forkliftler büyük olasılıkla daha fazla önem kazanacaktır. Birinci sınıf depo alanı ve fiziksel ayak izlerini optimize etmek için çalışan şirketler ile, bu hedeflere hem yükleme rampasında hem de dört duvarı içinde ulaşmaya yardımcı olmak için daha fazla sayıda ekipman ve yazılıma ihtiyaç duyulacaktır.

Swietlik, bu ihtiyaçları karşılamak için, Rite-Hite'ın otomatikleştirilmiş kontrolleri ve diğer teknolojileri, bu kontroller için belirli ve mevcut talep ne olursa olsun yükleme kilitlerine, rampalarına ve diğer ekipmanlarına entegre ettiğini söylüyor. Bunu şirketlerin mevcut ihtiyaçlarının ötesinde düşünmelerine ve geleceğe hazırlanmalarına yardımcı olmanın bir yolu olarak gören Swietlik, "Şirketlerin otomasyon şu anda satın alıp almamasından bağımsız olarak, geleceğe hazırlıklı olmalarını istediklerini" söylüyor.

Akıllı rampa teknolojisinin demokratikleştirilmesi

İleriye dönük olarak, her büyüklükteki şirketler faaliyetlerinin bu alanında verimlilik çabası içerisinde oldukça, akıllı yükleme rampa teknolojisinin demokratikleştiğini görmeyi umuyoruz.

Pilgrim, Nesnelerin İnternetini bu geçişte çok sayıda farklı sistemi etkin bir şekilde bağlayabilmesi ve ardından Bulut'u kullanarak verileri ve diğer bilgileri kullanıcılara çok uygun maliyetli ve yönetilebilir bir şekilde dağıtabilmesi açısından kilit bir bileşen olarak görüyor.

2021 yılında yükleme rampası ekipmanına yatırım yapacak şirketlere bunu özellikle dikkate almalarını söyleyen Pilgrim, "beş veya on rampaya sahip şirketlerin rekabet edebilmesi için teknolojinin mevcut" olduğunu söylüyor ve şu şekilde devam ediyor: "Şu anda kontrolleri entegre etmeye ve KPI'leri kurmaya hazır olmasanız bile, büyük olasılıkla tesis için 20 yıldan fazla ömürlü sermaye varlığı satın alıyorsunuz. Bugün hazır olmasanız bile, neden kendinizi önümüzdeki yirmi yıl için sınırlayasınız? "

Hubtex, uzun, ağır ve hacimli malların taşınması için dünyanın ilk tam otomatik elektrikli çok yönlü yandan yüklemeli istifleme aracını piyasaya sürdüğünü bildirdi: PhoeniX AGV'yi tanıtarak Hubtex, çok çeşitli teknolojiler ve ortaklarla bir otomasyon danışmanı olarak itibarını daha da güvence altına alıyor. 2021 yılında müşteriye özel AGV tasarımları, diğerlerinin yanında ahşap, sac, cam ve otomotiv endüstrilerine yönelk elektrikli araç ürün yelpazesinin tamamına dahil edilecek.

Yeni PhoeniX elektrikli çok yönlü yandan yüklemeli istifleme aracının giriş modeli, Hubtex tarafından tam elektrikli direksiyondan istifade eden adım adım otomasyon için tasarlanmış olup, daha düşük enerji tüketimi sayesinde daha uzun çalışma süreleri sağlamaktadır. Şimdi üretici, bu giriş ürünü temelinde tam otomatik PhoeniX AGV'yi geliştirmiştir. "Sadece başka bir AVG çözümünü tanıtmıyor, halihazırda uzun, ağır ve cüsseli yüklerin taşınmasına yönelik çok az sayıda otomatik çözümün olduğu hiş bir pazara giriş yapıyoruz" şeklinde açıklama yapan Huntex Satış ve Satın Alma Genel Müdürü Hans-Joachim Finger, "PhoeniX, konseptin tüm elektrikli Hubtex forkliftlerimize nasıl aktarılabileceğinin mükemmel bir örneğidir." şeklinde devam ediyor.

Phoenix AGV, çok yönlü yandan yüklemeli istifleme araçları açısından çok önemli olan, forklift boyunu aşan çeşitli uzun malları tanıma konusunda benzersiz bir yeteneğe sahiptir. Forklift ayrıca standart olarak dinamik haritalama, hassas konumlandırma ve blok depolama özelliklerini içermektedir. Bir bakışta benzersiz özellikleri şu şekildedir:

• Nesne tabanlı gezinme

Nesne tabanlı navigasyonu kullanan Hubtex, navigasyon sensörlerinden, kişisel koruma sensörlerinden ve makine koruma sensörlerinden gelen verileri birleştirir. Kişisel koruma sensörleri, hareket yönünde yatay bir koruyucu bölge sağlar. Uyarı alanında bir kişi veya nesne belirirse, forklift durana kadar sürüş hızı otomatik olarak azaltılır. Ek olarak, kişisel koruma tarayıcıları, AGV'yi depo koridoruna doğru bir şekilde yönlendirmek için kullanılır. Forklift, kişisel koruma tarayıcılarının yanı sıra çarpışmalara karşı koruma sağlayan makine koruma tarayıcılarıyla donatılmıştır. Kişisel koruma tarayıcısı, düşük bir yükseklikte yalnızca tek boyutlu bir tarama düzlemini izlediğinden, örnek vermek gerekirse forkliftin yoluna çıkan nesneleri algılamamaktadır. Başka bir navigasyon tarayıcısı, çevredeki konsol rafları, duvarlar veya sütunlar gibi nesneleri tanımlayarak ek bir koruma görevi görür. Tarayıcılardan gelen birleştirilmiş veriler, deponun etkileşimli, sanal bir haritasını oluşturur. Bu harita daha sonra Phoenix AGV'nin salon içindeki kesin konumunu belirlemek ve depolama yerinin konumunu belirlemek için kullanılır.

• Uzun yüklerin güvenilir şekilde tespiti

Başka bir benzersiz özellik ise patentli uzun ürün algılama işlevidir. Bu özellik, hareket aralığını uygun şekilde ayarlayarak uzun malların güvenilir bir şekilde algılanmasını ve alınmasını sağlar. Eşit olmayan şekilde dağıtılmış yükler veya farklı uzunluklardaki profiller, sertifikalı sensörlerin algılama alanında görülebilir. Bunun için forlifte bakan yük konturu taranır. Forklift nakliye emrinin güvenilirlik kontrolünü gerçekleştirmek için barkodları algılar ve yükü almak için çatallarla erişilebilen boş alanları tespit eder. Yük uzunluğunun doğru bir şekilde belirlenmesi büyük önem taşımaktadır. Şayet yük forkliftten önemli ölçüde daha uzunsa, koruma bölgelerinin ve rotaların buna göre ayarlanması gerekecektir.

Gelecekteki intralojistik zorluklarının üstesinden gelme

İntralojistik gereksinimleri artmaya devam ettikçe, depo süreçlerinin kısmi veya tam otomasyonuna ve bunların esnekliğine odaklanma gereksinimleri de artmaktadır. Bu nedenle Hubtex, çözümün müşteriye özel olarak tasarlandığı bütünleştirici bir konsepte güvenmektedir. "Geniş otomasyon teknolojilerimiz ve çeşitli taşıma görevleri için kapsamlı forklift konseptlerimizle, tasarımlarımızı ağaç işleme, çelik veya otomotiv gibi temel endüstrilerimizin gereksinimlerine uyarlıyoruz" diyen Hans-Joachim Finger sözlerine "Danışmanlarımız, her bir kullanıcı için uygun otomasyon seviyesini belirler ve ortaya çıkan maliyetleri hesaplar. En başından itibaren sezgisel sorular sorarak, tutarlı ve son derece uygun maliyetli bir AGV çözümü sağlayabiliyoruz." şeklinde devam ediyor.

Türkiye ile Rusya arasındaki karşılıklı ticaretin 100 milyar dolara ulaştırılması hedefinin ardından yenilenen uluslararası karayolu taşımacılığı anlaşması onay için Meclis’e gönderildi.

İlk kez elektronik geçiş belgelerinin kullanımına da olanak sağlayacak anlaşmayla, geçiş belgesinden muaf tutulacak alanlar belirlendi. İki ülke arasındaki eski taşımacılık anlaşmasının yenilenmesi amacıyla 6 Kasım 2020’de Moskova’da imzalanan yolcu ve eşya taşımacılığına ilişkin önemli yenilikler içeren anlaşmada izin belgesi aranmayacak taşımacılık faaliyetleri şöyle belirtildi:

İZİN BELGESİ ARANMAYACAK

“İzin verilen toplam dolu ağırlığı römork ya da yarı römork dahil 6 tonu aşmayan ya da izin verilen yük taşıma kapasitesi römork ya da yarı römork dahil 3.5 tonu aşmayan taşıtlar ile yapılan eşya taşımaları. Arızalı ya da hasar görmüş taşıtlar ile yapılan taşımalar ya da teknik yardım taşıtlarının geçişi. Diğer ülkenin topraklarında arızalanmış taşıtı değiştirmek üzere boş olarak gönderilen taşıt ile yapılan taşımalar ve tamirden sonra arızalanmış taşıtın dönüşü.

Hayvan taşımacılığı için tasarlanmış ya da kalıcı olarak bu tür taşımaları yapmak üzere dönüştürülmüş olan ve tarafların yetkili makamlarınca bu tür taşımalar için tanımlanmış taşıtlar ile yapılan taşımalar. Başta doğal afet ve insani yardım olmak üzere acil durumlarda gerekli tıbbi malzeme ve ekipmanın taşınması. Sanat eserleri, çalışmaları ve objeleri ile fuar ve sergi ekipman ve malzemelerinin taşınması.

Tiyatro, müzik, sinema, spor faaliyetleri ya da sirk gösterileri, fuar ya da festivaller için eşya, aksesuar ve hayvanlar ile radyo kayıtları, film ya da televizyon programları için kullanılacak malzemelerin taşınması. Ölü kişilerin cesetlerinin ya da küllerinin taşınması. Posta gönderilerinin taşınması.” Taşımacılık faaliyetleri için gereken ve her yıl için hazırlanan izin belgeleri ise bir sonraki yılın 31 Ocak tarihine kadar geçerli olacak.

YILPORT, Bolivar Limanı’nda yeni vinçlerini hizmete aldıYILPORT, Porto Bolivar Limanı’nda 2 adet STS vinç ve 6 adet RTG vincini düzenlenen törenle hizmete aldı. Ayrıca YILPORT'un limana 450 metre uzunluğunda yeni iskele inşa edeceği açıklandı.

Yıldırım Holding bünyesindeki YILPORT, Porto Bolivar Limanı’na yapacağı yatırımlar kapsamında 35 milyon dolar değerindeki 2 adet STS vinç ve 6 adet RTG vincini limanda düzenlenen törenle hizmete aldı.

2016 yılından bu yana Yıldırım Holding tarafından işletilen limanda düzenlenen törene liman yetkilileri ve Porto Bolivar topluluğunun bir parçası olan Ekvador’un ana nakliye hatları, ihracatçılar, ithalatçılar, derneklerin ve sendikaların temsilcileri katıldı. Törene katılan davetlilere son teknoloji ekipmanlar tanıtıldı ve katılımcılar, terminal projelerindeki gelişmeler hakkında bilgilendirildi.

Ekvador Ulaştırma ve Bayındırlık Bakanı Marcelo Loor, YILPORT LATAM Kurumsal İlişkiler Bölge Müdürü Alfredo Jurado, El Oro Eyaleti Valisi Clemente Bravo, El Oro Eyaleti Valisi Danny Gamez ve MSC del Ecuador Genel Müdürü Christian Elte törende konuşma yaptılar.

Konuşmacılar, terminalin rekabet gücünü önemli ölçüde artıran ve bölgenin ekonomik kalkınmasına katkıda bulunan YILPORT’un yatırımlarının önemini vurguladı.

SON TEKNOLOJİ VİNÇLER

Puerto Bolivar Limanı’nda törenle hizmete alınan yeni vinçler, 2021 yılı için planlanan toplam 3 teslimatın ilk partisini oluşturuyor. Puerto Bolivar Terminali Genişletme ve Modernizasyon Projesi’nin bir parçası olan yatırımın 22 milyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor.

2 yeni STS vinç, 14.000 TEU gemiye hizmet vermek üzere tasarlanmış 62 metreye (22 sıra) kadar erişime sahipken RTG’ler operasyonlara ek olarak 1’den 6’ya kadar yüksek ve 7+1 genişliğe erişime sahip. Vinçler YILPORT Puerto Bolivar terminalinin yeni kapasitelere ulaşmasını ve verimliliğini ve kapasitesini artırmasını sağlayacak.

Çin'in boş konteynerleri toplayarak ülkeler arasında stratejik güç olarak kullanmaya başlaması sonrası Türk firmalar hem maliyetlerin arttığını hem de lojistik süreçlerin aksadığını belirterek tepki gösterdi.

Pandemi sürecini diğer ülkelere nazaran erken sonuçlandıran Çin, boş konteynerlerin stratejik güç olarak kullanmaya başladı. Türk lojistik sektörü temsilcileri, Çin'in boş konteynerleri topladığını, ABD'nin ise ülkesinden mal almayan firmalara konteyner göndermediğini dile getirdi. Dr. Önder Türker, maliyet ve sürecin uzamasına dikkat çekerek ihracat yapmanın giderek zorlaştığına vurgu yaparken, firmaların artan maliyetler sonrası bu durumu vatandaşlara da yansıtmak zorunda kaldığını belirtti.

İhracatcılar Etkileniyor

Pandemi süreciyle birlikte Çin'in boş konteyner alımlarına ilişkin konuşan Dr. Önder Türker, "Şu anda dünya üzerinde su üzerinde devam eden bir ticaret savaşı sürüyor. Özellikle Çin ve ABD arasında gelişen bu ticaret savaşı pandemiyle birlikte ciddi oranda etkilendi. Pandemi sürecinden ilk çıkan ülke Çin oldu. Bütün dünya üretimi durdurmuşken Çin çok hızlı bir üretim sürecine girdi. Çin dünya üzerindeki tüm limanlardan boş konteyner toplamaya başladı. Sonuç olarak birçok ülkede olduğu gibi Türkiye'deki ihracatçılarda oldukça fazla etkileniyor. İhracatçı şu an malını gönderecek konteyner bulamıyor. Çin'den Türkiye'ye konteyner çekmek istese normalde iki bin dolar olması gereken rakamlar şu anda dokuz bin dolar civarında seyrediyor. Bu durumdan en fazla etkilenenlerde vatandaşlarımız oluyor. Bu durumun önüne geçmemiz lazım. ABD bu durum için bazı tedbirler aldı. Şu an ABD'deki herhangi bir limana gittiğinizde boş konteyner almanıza izin vermiyor. İsrail ve Yunanistan ise sadece 50 konteyner almanıza izin veriyor. Bizler de Türkiye olarak şu an için Yunanistan ve Mısır üzerinden konteyner çekiyoruz ve şu an için limanlarımızda ciddi bir boş konteyner sorunu var" diye konuştu.

11 limanlı Körfez, lojistik üssü görevi görüyor. Kocaeli’de 11 tane limana ev sahipliği yapan 173 bin nüfuslu Körfez ilçesi, lojistik üssü görevi görerek her yıl milyarlarca liralık ihracata ev sahipliği yapıyor.

Kocaeli’nin yaklaşık 173 bin nüfuslu Körfez ilçesinden her yıl milyarlarca liralık ihracat ve ithalat yapılıyor. 11 tane limana ve teknoloji sektöründe faaliyet gösteren TÜPRAŞ bata olmak üzere çok sayıda tesise ev sahipliği yapan Körfez ilçesi, sanayi kentinin lojistik merkezi görevini üstleniyor.

Bölgede bulunan limanlara yanaşan gemilerle dünyaya her gün milyonlarca liralık ihracat yapılıyor. Doğu Marmara Gümrük Müdürlüğü’nden alınan verilere göre, bölgeden 2019 yılında toplam 12 milyar 408 milyon 425 bin 660 euro tutarında ihracat yapılırken, 21 milyar 291 milyon 242 bin 650 euro tutarında ithalat gerçekleştirildi. Pandemi sürecinin başladığı 2020 yılında ise bölgeden yapılan ihracat 11 milyar 407 milyon 823 bin 48 euro, ithalat ise 20 milyar 226 milyon 117 bin 762 euro oldu. Her yıl ihracat ve ithalatta yaklaşık 700 bin tır ve konteyner trafiğinin oluştuğu öğrenildi.

ULAŞIM OLANAKLARI CEZBEDİYOR

TEM Otoyolu, Kuzey Marmara Otoyolu, D100 Karayolu’nun güzergahında bulunan ilçedeki limanlar, ulaşım olanakları sebebi ile de ihracat ve ithalatta çevre illerdeki firmalar tarafından da tercih ediliyor. İlçenin önemi ile ilgili bilgiler veren Körfez Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Recep Öztürk, pandemi sürecinde ihracat oranlarının düşmesine rağmen ilçenin bölgenin lojistik yükünü taşımaya devam ettiğine dikkat çekti.

“İLÇEMİZ İTHALAT VE İHRACATTAKİ GEÇİŞ BÖLGEMİZDİR”

İthalat ve ihracatta önemli bir yük taşıyan ilçe ile ilgili bilgiler veren Körfez Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Recep Öztür “Körfez ilçemiz yaklaşık 173 bin nüfuslu bir bölgemizdir. Ama 11 tane limanı, TÜPRAŞ gibi Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşu, 6 tane Türkiye’nin ilk 500’üne girmiş firmamız bulunmaktadır. Onun için çok büyük bir ticari ölçeğe sahiptir. İhracat ve ithalattaki geçiş bölgesidir. 2020 yılında yaklaşık 12 milyar dolar ihracat, 20 milyar dolar da ithalat yapılmıştır. Yıllık tır trafiğine ise bakarsak, ihracat ve ithalatta 700 bin adet tır trafiği olmuştur. Bölge, lojistik açısından ihracat ve ithalat için önemli bir yük taşımaktadır. Bunun için yaşamla lojistiğin ve ticaretin ayrımında sorunlar oluşmaktadır. Biz de Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve körfez Belediyesi ile irtibat halinde olarak bu sorunları çözümü noktasında çaba sarf ediyoruz. E-ticaret anlamında da ciddi çalışmalarımız var. Bölgemizdeki firmalarımızın bu açıda kendilerini yenilemeleri için çalışıyoruz. 2021 yılında biz bölgemiz, olarak ticaretin gelişmesinde ticaret odası ve yerel dinamikler olarak, en üst seviyede dinamizmi sağlamaya çalışıyoruz. Bununla ilgili e-ticareti geliştirmek için eğitimler veriyoruz. Bildiğiniz gibi pandemi sebebiyle e-ticaretin önemi artmıştır. Tarım ve hayvancılığın önemli olduğu kadar bilişimin de gelişmesi ülkemiz için çok önemlidir” dedi.

“KOBİ ÖLÇEĞİNDEKİ FİRMALAR PANDEMİDEN OLDUKÇA FAZLA ETKİLENDİ”

Korona virüs salgının etkileri ile ilgili bilgiler de veren Öztürk, “2020 yılı pandemi sürecinden değinmemiz gereken konu, 2018’in ikinci yarısından itibaren başlayan ülkemizdeki ekonomik sorunların meydana gelmesi. Bunun üzerinde pandeminin bütün dünyayı etkisi altına alması. Pandeminin de gelmesiyle 2020 yılında sektörlerimizde belirli sorunlar oluştu. Üretim ve sanayinin durumu fena olmazken, KOBİ ölçeğindeki üreticilerimizin ve ticaret erbaplarımız, esnafımıza ciddi şekilde etki etmiştir. Korona virüs bütün dünyayı sardığı için bölgemizde KOBİ ölçeğindekiler oldukça fazla etkilendi. Özellikle kısa çalışma ödeneğinin ve yapılan yardımların biraz daha arttırılarak devam ettirilmesini düşünüyoruz” diye konuştu.

Trabzon Limanı, 2021 yılı için hedef büyüttüTrabzon Liman İşletmeciliği A.Ş. Genel Müdürü Muzaffer Ermiş, Nahcivan koridorunun hizmete girmesinin bölgenin talihini değiştireceğini belirtti.

Trabzon Valisi İsmail Ustaoğlu, Trabzon Limanı’nı ziyaret ederek Trabzon Liman İşletmeciliği A.Ş. Genel Müdürü Muzaffer Ermiş'den bilgi aldı.

Ermiş, Osmanlı döneminde 1900’lü yılların başında bir ticaret şehri olan Trabzon’da 15-16 başkonsolosluk ve konsolosluk bulunduğuna dikkat çekerek “Nahcivan koridorunun hizmete girmesi bu bölgenin talihini değiştirecektir. İran üzerinden uzun süren yol Nahcivan üzerinden çok kısalacaktır. Umarım Ermenistan’ı yönetenlerin uyum sağlaması halinde Kars Alican Sınır Kapısı üzerinden Erivan Bakü ve Hazar’ı geçerek Aktau veya Türkmenbaşı limanları üzerinden Orta Asya’ya en kısa yoldan ulaşmak mümkün olacaktır. Halen yapımı devam eden Maçka ve Kop Dağı tünellerinin bitmesi halinde sınır kapılarına kış şartlarından etkilenmeden erişim sağlanacaktır. Bu durumda Avrupa ile Asya veya Asya ile Avrupa arasındaki tır taşımacılığı Ro-Ro gemileri ile Trabzon Limanı üzerinden gerçekleşecek olup, liman ve şehrimiz için önemli bir ticari faaliyet ortaya çıkacaktır.

Osmanlı döneminde 1900’lü yılların başında bir ticaret şehri olan Trabzon’da 15-16 başkonsolosluk ve konsolosluk vardı. Buna etki eden en önemli faktör, Trabzon limanı ile bulunduğu stratejik konumu itibarı ile önemli bir transit ticaret merkezi konumundaydı. Bizler de geceli gündüzlü memleketimize hizmet sevdasıyla koşturuyoruz. Bizim en büyük lokomotif gücümüz Gümrük Bölge Müdürlüğü, Gümrük Müdürlüğü ve Liman Başkanlığı'dır. Biz bir tavanın balığı olarak bu kadar teşkilatın olduğu sahada hiçbir problem yaşamadan yıllardır bu hizmeti birlikte sürdürüyoruz.

Liman faaliyetleriyle ilgili ve bağlantılı her kurum liman sahasında bulunmaktadır. Bu durum bizim için önemli bir ayrıcalık ortaya koymaktadır. Ülkemizde faaliyet gösteren uluslararası 182 liman içinde borsaya açılmış olan Trabzon Liman İşletmeciliği A.Ş. olarak öncelikle 2021 yılında mevziyi koruyarak 2 milyon ton yükün üzerine çıkmayı ve projelere ev sahipliği yapmayı hedeflemekteyiz” dedi.

Dünyanın her yerinde olduğu gibi karayolu taşımacılığı Türkiye’nin iç ve dış ticaret faaliyetlerinde önemli role sahip. Ülkemizde uluslararası karayolu yük taşımacılığı değer ve ağırlık bazında uluslararası denizyolu yük taşımacılığından sonra ikinci sırayı almakta, ilk ve son taşıma ayakları haricinde, çıkış ve varış noktaları arasında kesintisiz taşımacılığı olanaklı kılması sebebiyle, taşıma operasyonunun tamamında yüksek oranda karayolu araçları kullanılmaktadır. Yurt içi yük taşıma faaliyetlerinde karayolu yaklaşık %90 oranında tercih edilmektedir.

Bugün karayolu taşımacılığı lojistikçiler, dış ticaret firmaları, dağıtıcılar ve tüketiciler gibi ekonomik hayatın taraflarını çok yakından ilgilendiren bir kriz ile karşı karşıya: şoför krizi. Karayolunun hayat damarı olan şoför istihdamında yaşanan kriz dış ticaret faaliyetlerini etkileyecek duruma gelmektedir. Ekonomiyi iyileştirmek ve ihracatı artırmak amacıyla üretim faaliyetlerinin desteklenmesi, üretilen malların tüketicilere ulaştırılmasında yaşanacak muhtemel sorunlar sebebiyle beklenen etkiyi veremeyebilecektir. Filo sahibi firmaların günümüzde karşılaştığı ve gerekli önlemler alınmazsa kısa vadede ticari faaliyetlerini olumsuz etkileyecek en önemli sorunu şoför istihdam etmek. Lojistik sektöründe önde gelen ülkelerden biri olan Almanya’da bile her yıl yaklaşık 40.000 kamyon sürücüsü açığı bulunmaktadır.

Üretilen malların tüketiciye ulaştırılmasında şoför istihdamı kaynaklı ekonomik etkinin lojistik maliyetleri etkileyen bir başka boyutu da bulunuyor. Filo sahibi firmalar karayolu taşımacılığı faaliyetlerinde istihdam edecekleri şoförleri işbaşında tutabilmek için ekonomik iyileştirmeler yapma yoluna başvuruyor. Firmaların giderlerinin artması ile lojistik maliyetler artacak, ülkeye değer sağlaması beklenen ihracatçı zorlanacak ve artış gösteren maliyetler sebebiyle Türkiye’de üretilen ihracat ürünlerinin rekabetçi gücü olumsuz etkilenecektir. Tüketici fiyatlarının artış göstermesi de beklenebilecek bir sonuçtur.

Şoför krizine giden süreci hazırlayan unsurları tahmin etmek aslında pek de zor değil. Sınır kapılarında özellikle de Kapıkule’de yaşanan uzun beklemeler ve gecikmeler, bu uzun bekleyişlerin insani şartları zorlaması bu unsurların arasında yer almaktadır. Bu soruna yönelik UTİKAD tarafından yapılan basın açıklaması kamuoyunda geniş yer buldu. Bakanlıklar konuyla ilgili çalışmalarda ve tespitlerde bulundular. Bu alanda iyileştirmeler yapılıyor olsa da zaten yorgun düşen kamyon şoförleri pandemiyle tümden zor bir sürece girmiş oldular.

Bu yılın başında yayınlanan UTİKAD Lojistik Sektörü Raporu 2020’de de bahsedildiği üzere “koronavirüsün fiziksel temas yoluyla bulaşması sebebiyle ülkelerce alınan tedbirlerin başında sınır geçişlerini kapatmak ve sınırlandırmak oldu. Sürücülere getirilen karantina ve sağlık taramaları uygulamaları gibi kısıtlamalar sebebiyle uluslararası yük taşımacılığında gecikmeler yaşandı, sınır kapılarında uzun kuyruklar oluştu. Ülkelerden transit geçecek araçlar için zorunlu konvoy uygulamaları da bu gecikmelere sebebiyet veren bir diğer unsur olarak öne çıktı.” Yüke ilişkin bu sorunlar yaşanırken o yükü taşıyan şoförlerin durumları nasıldı? Şoförler uzun saatler hatta günler boyunca araçlarının içinden çıkmadan beklemek zorunda kaldılar. Bizler evlerimizde sokağa çıkma yasağı yüzünden kısıtlanmış hayatlar yaşarken uluslararası kamyon şoförleri evlerinden kilometrelerce uzaklıkta şoför kabininde günlerini geçirdiler. COVID-19 tedbirleri kapsamında gittikleri ülkelerde karantinaya alındılar. Salgının ilk zamanlarında maske bulmakta zorlandılar. Pandemi öncesi süreçte birçok olumsuz şart altında çalışan kamyon şoförlerinden bir kısmı COVID-19 pandemisinde uluslararası yük taşımacılığı operasyonlarında çalışmayı tercih etmedi.

Hem şoför hem de işveren tarafında yükümlülükler barındıran şoförlük mesleği, sınırlardaki beklemeler, pandeminin getirdiği zorluklar, vize almada yaşanan sıkıntılar, vize sürelerinin dolması ve yenilenmeyen vize problemi, kaçak göçmenlerin şoförlerin hayatlarını ve mesleki kariyerlerini riske atması, mola yerlerinin temiz olmayışı, yemek yemek için uygun yerlerin bulunmayışı, park yerlerinin yeterli olmayışı gibi sebeplerden ötürü cazibesini yitirdi. Önceki dönemlerde iyi kazanç sağlayan, farklı ülkeleri görme fırsatı sunan ve gençler tarafından da tercih edilen bir meslek iken şimdiki dönemde firmalar şoför bulmakta sıkıntı yaşamaktadır. Özellikle pandemiye yakalanmış ve karantinada olan şoförlerin yerine hızlı olarak profesyonel bir şoför bulmak firmalar için oldukça zorlaştı. Yüklerini emanet edecekleri kadar güvenilir, teknik ve mesleki olarak yeterli/tecrübeli şoför arayışına giren firmalar bugünlerde yaşadıkları en önemli sorun olarak bu eksikliği göstermektedirler. İlerisi için ise daha endişeliler.

Uluslararası kamyon şoförlüğü özellikle gençler tarafından tercih edilen bir meslek olmaktan çok uzakta gibi görünmekte. Özellikle 2000’li yıllardan sonra bilimin ve teknolojinin kucağındaki bir dünyaya doğanlar bu mesleği artık tercih etmemektedir. Her ne kadar kamyonlar son teknoloji ile donatılıp geniş bir konfora sahip olsa da yaşam koşullarının zor olması, güzergaha göre iki ay – üç ay boyunca kamyonda kalmak zorunda olunması, sosyal hayatın kısıtlı olması ve tabii ki yukarıda saydığımız diğer sıkıntılar, 80’li 90’lı yıllardaki birçok çocuğun hayalini süsleyen bu meslek için yeterli gelmemektedir.

Gençler tarafından tercih edilmeyen bu meslek kadınlar tarafından da tercih edilmemektedir. Yurt dışında örneklerini görmemize rağmen ülkemizde kadın kamyon şoförü haberlere konu olacak kadar nadirdir. Kadınlar için tüm belirtilen sorunların yanına güvenlik sorununu da eklemek yerinde olacaktır. Kadınların aktif olarak bulunamadığı şoförlük mesleğinde sadece erkek şoförlerin yer alması ve mesleğin “erkek mesleği” imajına sahip oluşu işgücü pazarını kısıtlamaktadır.

Emeklerine ve tecrübelerine ihtiyacımız olan şoförlerin bu mesleği sürdürebilmeleri ve şoförlüğün gençler arasında da tercih edilmesi için görülmekte olduğu gibi birçok paydaşın ortak hedef doğrultusunda hareket etmesi gerekmektedir. Çalışma şartları iyileştirilmeli, gerek vize alımı gerekse sınır geçişlerindeki gibi sorunlarda kolaylıklar sağlanmalı, şoförler dünya vatandaşı olarak kabul edilmeli, dinlenme ve konaklama tesislerinin durumu iyileştirilmeli, şoförlüğün düşük sosyal statü olduğu algısı değiştirilmeli, kurumlar tarafından şoförlük mesleğine özel eğitimler düzenlenmeli, kadınlar da kamyon şoförlüğüne özendirilmeli, en nihayetinde bu meslek yeniden cazip hale getirilmeli ve canlandırılmalıdır. Şoför krizi dış ticaretin tüm paydaşları ile birlikte ele alınmalı ve oluşturulacak eylem planı hızlıca hayata geçirilmelidir.

Dünya her ne kadar dijitalleşme yolunda ilerlese de insan gücü ve insana duyulan ihtiyaç yadsınamaz bir gerçektir. Sürücüsüz araçlar, otonom kamyonlar neredeyse her platformda dile getirilse bile unutulmamalı ki dünya hala insanların avucunun içinde. Bu yüzden insanların şekillendirdiği bir dünyada sürücüsüz araçlar tasarlanıyor olsa dahi insanın varlığını göz ardı etmemek gerekir. Aksi takdirde taşınan yükler gelecek dönemde sektöre ağır gelmeye başlayacaktır.

 

We use cookies to improve our website. By continuing to use this website, you are giving consent to cookies being used. More details…