All for Joomla All for Webmasters

İletişim Tel: +90 544 795 01 01

İnci GS Yuasa ve AKUT iş birliğinde yenilenerek tam donanımlı hale gelen AKUT Manisa yerleşkesine, “Mert Küçükyumuk Lojistik Merkezi” adı verildi.

İnci GS Yuasa, İzmir Depremi’nde eşi ve çocuğuyla birlikte hayatını kaybeden çalışma arkadaşları Mert Küçükyumuk’un anısını Manisa’da yaşatacak. İnci GS Yuasa; İnci Grubu şirketleri, İnci Vakfı ve GS Yuasa’nın da destekleriyle toplanan fon ile AKUT’un Manisa’daki lojistik yerleşkesini yenileyerek, tüm teknik ekipman ihtiyaçlarını karşıladı. Yerleşke bundan böyle, ‘Mert Küçükyumuk Lojistik Merkezi’ olarak faaliyet gösterecek.

 

 

 

 

 

 

 

İnci GS Yuasa İcra Kurulu Direktörü Cihan Elbirlik, merkezin açılış töreninde yaptığı konuşmada “Değerli çalışma arkadaşımız Mert’in ismini bu merkezde yaşatmak bizim için çok anlamlı. AKUT’un olası depremlere karşı toplumu daha hazırlıklı kılabilmesine ve daha çok insana elini uzatabilmesine katkı sağladığımız için mutluyuz” dedi.


İzmir’de 30 Ekim 2020’de yaşanan depremde hayatını kaybedenlerden biri de İnci GS Yuasa OE Satış Yöneticisi Mert Küçükyumuk’tu. Mert Küçükyumuk, eşi Eda ve iki yaşındaki oğlu Ateş ile depremin yıktığı Doğanlar Apartmanı’nda enkaz altında kalmış, 56 saat süren kurtarma çalışmalarının ardından üçünden de acı haber gelmişti.

İnci GS Yuasa, İnci Grubu şirketleri, İnci Vakfı ve GS Yuasa’nın da destekleriyle oluşturulan fon ile AKUT Arama Kurtarma Derneği’nin Manisa’daki lojistik yerleşkesini yenileyerek, tüm teknik ekipman ihtiyaçlarını karşıladı. Ayrıca yerleşkeye, 30 Ekim 2020 tarihinde gerçekleşen İzmir Depremi’nde, eşi ve çocuğuyla birlikte hayatını kaybeden, İnci GS Yuasa OE Satış Yöneticisi Mert Küçükyumuk’un anısına; “Mert Küçükyumuk Lojistik Merkezi” ismi verildi.

Merkezin 19 Mart’ta yapılan açılış törenine, AKUT Başkanı Recep Şalcı, AKUT Manisa Ekip Lideri Hakan Özcan, İnci GS Yuasa İcra Kurulu Direktörü Cihan Elbirlik, İnci GS Yuasa İcra Kurulu Direktör Vekili Hirofumi Umetani, İnci GS Yuasa Yönetim Hizmetleri Genel Müdürü Kadir Kaymakçı, İnci Holding Yönetim Kurulu Başkanı Neşe Gök, İnci Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve İnci Vakfı Güç Kaynağı Ece Elbirlik Ürkmez, İnci Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO’su Zeki Şafak Ozan ve merhum Küçükyumuk’un ailesi katıldı.

“Daha fazla hayat kurtarılmasına destek olacağımız için mutluyuz”

Törende konuşma yapan İnci GS Yuasa İcra Kurulu Direktörü Cihan Elbirlik, “Bir ömrün büyüklüğünü, yaşamımız boyunca çevremizde bıraktığımız güzellikler ve sıcak duygularla ölçebiliriz. İş arkadaşımız Mert, eşi Eda ve oğlu Ateş Küçükyumuk da güzel kalpleriyle çevrelerinde değerli ve ölçülmesi imkânsız samimi duygular bıraktılar. Bugünü bizler için daha anlamlı kılan, bu merkeze verdiğimiz isimdir. Merkezimiz nice ellere, kalplere uzansın, ülkemiz için hayırlı olsun.” açıklamalarında bulundu.

AKUT’la hayata geçirdikleri bu iş birliğinin kendileri için büyük anlam ifade ettiğini söyleyen Elbirlik, sözlerine şöyle devam etti: “AKUT’la uzun yıllardır birlikte çalışıyoruz. İnci Akü markamız ile AKUT’un ihtiyaç duyduğu aküyü, Türkiye’nin neresinde olursa olsun, en yakın bayimiz üzerinden karşılıyoruz. Türkiye’nin kahramanları olan AKUT Gönüllülerinin, araçlarına verdiğimiz enerjiyle her marşa bastıklarında yanlarında olmak bizim için gerçekten büyük bir onurdur. AKUT üyeleri de çalışanlarımıza arama kurtarma eğitimleri vererek bu konuda bizleri bilinçlendiriyor. İzmir’de yaşadığımız acı olay bir kez daha gösterdi ki deprem ülkemizin bir gerçeği. Bizlere düşen sorumluluk ise daha fazla hayat kurtarılmasına destek olmak. Kaybettiğimiz iş arkadaşımız Mert Küçükyumuk’un adını yaşatmak ve AKUT’un arama kurtarma çalışmalarını daha donanımlı kılmak amacıyla İnci GS Yuasa öncülüğünde, İnci Grubu şirketleri, İnci Vakfı ve global ortağımız GS Yuasa’nın da katılımlarıyla ortak bir fon oluşturduk. Burada toplanan bağışlar ile AKUT’un Manisa lojistik yerleşkesini yenileyerek, gerekli teknik ekipman ihtiyaçlarını karşıladık. Mert Küçükyumuk Lojistik Merkezi ile AKUT’un, başta Manisa ve İzmir olmak üzere tüm Türkiye’de ihtiyacı olan herkese elini uzatmasına katkı sağlayacağımız için mutluyuz” dedi.

Gök: “Tam donanımlı müdahale ile nice hayatlar kurtarılmasına destek olacağız”

İnci Holding Yönetim Kurulu Başkanı Neşe Gök de Türkiye’de son yıllarda olası afetlerin yönetilmesi konusunda önemli yol kat edildiğinin görüldüğünü belirterek, şunları söyledi: “Ancak yapılacak daha çok şey var. Bunların en başında da eğitimle gelen farkındalık yer alıyor. İnci Grubu olarak biz de AKUT’un desteği ile yüzlerce çalışma arkadaşımıza deprem bilinçlendirme eğitimi düzenliyoruz. İnci Holding olarak bu kez amacımız, sadece grubumuzla kalmayıp, toplumun bilinçlendirilmesine de katkı sunmaktır. Olası afetlerde müdahale için hayati önem taşıyan ekipman desteğinde bulunmak ve can kayıplarının önüne geçmek için yardımcı olabilmektir. Bu amaçla, Mert Küçükyumuk Lojistik Merkezi projesi için İnci GS Yuasa öncülüğünde açtığımız fonda, tüm İnci Grubu şirketleri ve global ortağımız GS Yuasa’nın destekleriyle bağışlarımızı topladık. Benzer felaketler yaşanması durumunda, tam donanımlı müdahale ile nice hayatlar kurtarılmasına destek olmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Bizim için büyük anlam taşıyan bu merkezimizin açılışını, pandemi kuralları gereği sınırlı sayıda katılımcı ile yapsak da Mert’in tüm ekip arkadaşlarının kalben yanımızda olduğunu hissediyoruz. Kaybettiğimiz arkadaşımız Mert’in adını yaşatacağımız bu lojistik merkezin yapımında emeği geçen ve bu vesileyle nice hayatlara dokunacak olan herkese çok teşekkür ediyorum.”

“Ege için eğitim merkezi haline geleceğiz”

Öncelikle İzmir Depremi’nde hayatını kaybeden Mert Küçükyumuk ve eşi ve çocuklarına, bir kez daha Allah’tan rahmet ve yakınlarına baş sağlığı dileyen AKUT Başkanı Recep Şalcı ise doğru önlemlerin depremlerin verdiği zararı azalttığının altını çizerek, “İş dünyamız ile oluşturduğumuz iş birlikleri, toplum olarak eksikliğini duyduğumuz afet kültürü oluşturmak konusunda çok etkili araçlar. Bunu her zaman gözlemliyoruz. Ülkemiz, dünyanın en başarılı arama kurtarma ekiplerine sahip. Ancak AKUT Başkanı olarak bununla övünmek yerine; etkili bir afet bilinci oluşturmakla ve depreme dayanıklı yapılarımızla övünmek isterdim. Örneğin son yaşanan İzmir Depremi’ne bakacak olursak, bu büyüklükte bir depremde bina yıkımı kesinlikle normal bir durum değildir. Kentsel dönüşüm sürecimizi, özellikle büyük şehirlerimiz öncelikli olmak üzere, bir an önce tamamlamalıyız.” dedi.

Konuşmasında, Manisa ve İzmir’deki AKUT faaliyetlerine de kısaca değinen Şalcı, sözlerini şöyle tamamladı: “Manisa’da 87 gönüllü ile faaliyet gösteren merkezimiz, bugüne kadar 81 operasyona katılarak 37 insanımız ve 21 hayvanın kurtarılmasını sağladı. Gönüllü seminerlerimiz ile Manisa ve İzmir başta olmak üzere; olası afetlere yönelik bölge halkını bilinçlendiriyoruz.”

İnci GS Yuasa Hakkında

Akü sektöründe üretim ve satış faaliyetleri yürüten İnci GS Yuasa, İnci Holding ve GS Yuasa iştirakidir. Manisa’daki üç fabrikası ve 800 çalışanı ile Türkiye’nin en büyük akü üreticisi konumundadır. Tüm süreçlerinde mükemmelliği ilke edinen İnci GS Yuasa, tüketici odaklı yaklaşımı ve geliştirdiği yeni teknolojilerle 6 kıtada 80’in üzerinde ülkede ürünlerini ve hizmetlerini tüketicilere ulaştırmaktadır. İnci GS Yuasa, yurt içinde 80 ana bayi, 200 enerji uzmanı, 300 yetkilendirilmiş servisi ve 3 bin 500 perakende satış noktası ile faaliyet göstermektedir. Uluslararası marka değerlendirme kuruluşu Brand Finance tarafından hazırlanan “Türkiye’nin En Değerli Markaları 2020” listesinde İnci Akü en değerli akü markası seçilmiştir. Sektörün ilk Ar-Ge merkezini kuran İnci GS Yuasa, yenilikçi bakış açısı ve teknolojik ürünleriyle sektöre ve paydaşlarına değer katar, sürdürülebilir çevre yaklaşımı ile en güvenilen enerji depolama şirketi olma vizyonuyla çalışır.

Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği UTİKAD, T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından her yıl farklı bir tema çerçevesinde verilen Dünya Gümrük Günü Liyakat Sertifikası için UTİKAD üyesi Arkın Obdan’ı aday gösterdi. UTİKAD Gümrük ve Antrepo Çalışma Grubu Başkanı ve Obdan Sistem Antrepoculuk ve Taş. Tic. A.Ş. kurucusu Obdan, Bakanlık tarafından ödüle değer görüldü.

T.C. Ticaret Bakanlığı, 26 Ocak Dünya Gümrük Günü’nü her yıl farklı bir temayla gerçekleştirdiği Dünya Gümrük Örgütü Liyakat Sertifikası Ödül Töreni ile kutluyor. Bu çerçevede kurumlar tarafından aday gösterilen kamu ve özel sektör profesyonelleri ödüllendiriliyor.

Bakanlığın 2021 teması; gümrük idarelerinin COVID-19 salgının neden olduğu krizi atlatabilmek adına göstermiş olduğu çabalar ile insanlara ve iş dünyasına verdiği desteklere adanarak, "Sürdürülebilir Tedarik Zincirlerindeki Canlanma, Yenilenme ve Dayanıklılığın Desteklenmesinde Gümrükler" olarak belirlendi.

UTİKAD tarafından Dünya Gümrük Örgütü Liyakat Sertifikası’na aday gösterilen UTİKAD Gümrük ve Antrepo Çalışma Grubu Başkanı ve Obdan Sistem Antrepoculuk ve Taş. Tic. A.Ş. kurucusu Arkın Obdan, Bakanlık tarafından ödüle layık görüldü. 27 Ocak 2021 tarihinde Ankara’da yapılan ödül törenine katılan UTİKAD Gümrük ve Antrepo Çalışma Grubu Başkanı Arkın Obdan; Liyakat Sertifikası’nı T.C. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın elinden aldı.

Hem gümrük müşaviri hem de antrepo işletmecisi olarak ülkedeki önemli tedarik zincirlerinin sağlıklı ve verimli bir şekilde yürütülmesine yönelik çalışmaların içerisinde aktif rol alan UTİKAD Gümrük ve Antrepo Çalışma Grubu Başkanı Arkın Obdan; aynı zamanda UTİKAD ve Ticaretin Kolaylaştırılması Koordinasyon Komitesi çerçevesindeki çalışmalarıyla ülkemizin tedarik zincirlerini etkileyen hususların çözümlenmesine katkı sağlamaya, komite toplantıları kapsamında lojistik ve gümrükleme ile ilgili gelen sorulara eksiksiz ve detaylı cevaplar vererek çözümler üretmeye ve süreçlerin ülkemiz lehine kolaylaştırılması yönünde çaba harcamaya devam ediyor. Obdan, bunların yanı sıra CLECAT ve FIATA gibi UTİKAD’ın üye olduğu uluslararası platformlarda da Türkiye’nin tedarik ve lojistik zincirlerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalarda ülkemizi başarıyla temsil ediyor.

Yale Europe Materials Handling, ERP16-20UXT ile daha az zorlayıcı uygulamalara yönelik çığır açan ürün yelpazesini genişletti. Malzeme taşıma ekipmanının aralıklı kullanımını gerektiren uygulamalar için uygun olan üç tekerlekli elektrikli karşı ağırlıklı forklift, birçok sektördeki müşterilere operasyonlarında yardımcı olabilir.

Yale® UX Serisi, Yale'in aralıklı olarak kullanılan, ancak yine de yüksek verimlilik ve üretkenlik seviyelerine sahip ürünlere yönelik talebi tespit etmesinin ardından ilk olarak 2020 yılında piyasaya sürüldü. Küçük ve orta ölçekli şirketler veya basit yük hareketlerine ihtiyaç duyan büyük şirketleri hedefleyen ERP16-20UXT, düşük sahip olma maliyeti nedeniyle iyi bir seçimdir.

Yale EMEA Çözüm Yöneticisi Matt Hardy konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “ERP16-20UXT elektrikli karşı ağırlıklı forklift, deneyimli Yale bayi ağının sağladığı ek bakım ve destek avantajıyla ve güvenilir Yale adıyla gelen destek sayesinde müşterilere uygun fiyatlı bir çözüm sunuyor. Bu nedenle bahçe merkezleri, hafif veya küçük ölçekli üretim şirketleri ve üçüncü taraf lojistik operatörlerinin ihtiyaç duydukları çözüm olabilir. Küçük baskı şirketleri ve çiftlikler de ERP16-20UXT'un gereksinimlerini karşıladığını görebilir."

ERP16-20UXT'nin en kısa kullanım süresinde bile yüksek düzeyde verim sağlayabilmesi için forklift, operatörlere mükemmel görüş, rahat ergonomi ve son derece duyarlı direksiyon sunacak şekilde tasarlanmıştır.

Net bir görüş

ERP16-20UXT, geniş bir asansör penceresi sayesinde operatöre yükleri taşırken ve taşırken net bir görüş sağlamaktadır. Forkliftin şekli sayesinde operatörler, ERP16-20UXT'nin kabininde iyi bir arka görüşün keyfini çıkarabilirler.

Ergonomik bölmenin içindeki tüm kontrollere operatörün yorgunluğu azaltacak ve konforunu yükseltmek için kolayca erişilebilir. Gösterge paneline monte edilmiş IP65 konsol, hızlı onarım sağlamak için pil deşarj göstergesi, hareket hızı ve hata kodları gibi temel bilgileri bir bakışta sunmaktadır. Sık olmayan malzeme işleme ihtiyaçları olan işletmeler, aynı zamanda kompakt çalışma ortamlarına da sahiptir. ERP16-20UXT'un üç tekerlekli tasarımı, kamyonun dönüş yarıçapını en aza indirirken, son derece duyarlı direksiyon operatörün kolaylıkla hareket etmesini sağlar.

Çalışanları uyarma

Malzeme taşıma ekipmanının sürekli kullanımda olmadığı uygulamalarda, etraftaki insanların yakınlarında çalışan bir forklift olduğuna dair uyarılması hayati önem taşımaktadır. ERP16-20UXT, yayalara hareket halinde bir forklift olduğuna dair uyarıda bulunmak için standart olarak kehribar renkli bir flaş ışığı ile birlikte gelir. Arka tutma kolunda, operatörün geri geri giderken kolayca ek bir sesli uyarı vermesine olanak tanıyan entegre bir korna düğmesi bulunur.

Hardy'nin konuyla ilgili açıklamaları şu şekildedir: "UX serimiz, müşterilerden içgörülerin toplanmasının ardından geliştirildi. Daha az zorlayıcı operasyonlar için çok yönlü bir malzeme taşıma ekipmanına ihtiyaç duyan müşterilere uygun fiyatla bir dizi çözüm sunma fırsatını fark ettik. ERP16-20UXT üç tekerlekli elektrikli karşı ağırlıklı forklift, bu seriye yapılan ilgi çekici bir ekleme olup, gelişmiş performans ve düşük sahip olma maliyeti sunmaktadır."

Dünyanın en büyük malzeme elleçleme şirketlerinden biri olan Crown, şirketin sürekli ürün geliştirme çabalarının bir parçası olarak GPC ve MPC Serisi sipariş toplayıcılarının ve TC Serisi çekici tasarımını geliştirdi. Her üç seri de artık sipariş toplama süreçlerini daha hızlı, daha verimli ve kullanıcı dostu hale getirmek için çeşitli ergonomik geliştirmeler sunuyor.

Sipariş toplama uygulamaları, diğer tüm depo faaliyetlerinden daha çeşitli ve zahmetlidir. Bu nedenle Crown'un GPC, MPC ve TC Serileri, mükemmel performansı, operatörler üzerindeki fiziksel yükü hafifletmek ve günlük üretkenliklerini artırmak için tasarlanmış yüksek düzeyde konforla birleştirmektedir. Kapsamlı bir ek ekipman ve aksesuar yelpazesi, operatörlerin araçlarıyla etkileşim halindeyken hareketlerini daha da azaltarak ve düzene sokarak çeşitli depo uygulamalarının özel gereksinimlerine oldukça etkili bir çözüm sağlamaktadır.

Geliştirilmiş platform süspansiyonu operatör açısından gerginliği azaltmaktadır.

Sürekli ürün geliştirme felsefesine uygun olarak, Crown şimdi bu ekipmanın bir kısmını revize etmiş ve geliştirmiştir. Bunlar arasında örnek vermek gerekirse ergonomik tam süspansiyonlu operatör platform yer almaktadır. Yeni süspansiyon sistemi, platformdaki şokları eskiye göre çok daha etkili bir şekilde azaltarak operatörlerin vardiyalarındaki yorgunluğunu azaltmaktadır. Bu, forkliftlerin güvenli ve verimli bir şekilde çalıştırılmasında önemli bir faktör olup, üretkenliğin artmasına ve müşterilerin işletme maliyetlerinin azalmasına neden olmaktadır.

Ürün güncellemesinin odak noktası operatör konforudur. Crown, yeni manyetik saklama tepsileri ve yazı pedleri dahil olmak üzere kapsamlı Work Assist aksesuar yelpazesini buna göre daha da genişletmiştir. Denenmiş ve test edilmiş Work Assist aksesuar tüpünün yanı sıra, artık entegre kablo yönetimine sahip, yeni bir isteğe bağlı sürüm de mevcut olup, daha iyi erişilebilirlik ve görünürlük için tüpe daha da fazla güç kaynaklı aksesuarın monte edilmesine imkan tanınmaktadır.

Öne çıkan diğer bir özellik ise, operatörün büyük boyutu ve kamyonlar üzerindeki stratejik konumu sayesinde önemli işletim verilerini kolayca görüntülemesini sağlayan yeni sezgisel ekrandır. QuickPick Remote Ready seçeneği gelecekteki iş akışı otomasyonunu öngörmektedir. Her üç seri de isteğe bağlı olarak Crown'un QuickPick Remote Sipariş Toplama Teknolojisi için hazırlanmış bir yapılandırmada sipariş edilebilir. Bu seçenek, araçlarının daha sonraki bir aşamada Crown'un ödüllü, iş akışını iyileştiren teknolojisiyle yenilenmesini sağlamak isteyen müşteriler için idealdir.

QuickPick Remote sistemi, yüksek yoğunluklu toplama uygulamalarında iş akışlarını düzenlemektedir. Operatörler, iş eldivenlerinin içine yerleştirilmiş veya parmaklarına bağlanmış bir uzaktan kumanda birimini kullanarak bir düğmeye dokunmak suretiyle sipariş toplayıcıları veya çekicileri bir sonraki toplama konumuna uzaktan yönlendirebilmektedir. 2013 yılından beri kullanımda olan bu teknolojinin, operatörün yürüme mesafelerini ve fiziksel stresini en aza indirdiği ve böylece toplama hızını ve genel üretkenliği artırdığı pratikte kanıtlanmıştır.

KARL LAGERFELD’in 45 ülkedeki lojistiği Netlog'un iştirakine emanet Türkiye’nin önde gelen lojistik şirketi Netlog’un iştiraki Bleckmann, dünyanın bir numaralı moda markalarından KARL LAGERFELD’in 45 ülkedeki lojistik operasyonlarını yönetecek.

Dünya moda endüstrisinin lider firmaları arasında yer alan KARL LAGERFELD uluslararası büyümesini Bleckmann ile hızlandırıyor. İki şirket arasında varılan ve Ocak 2021’den itibaren geçerli olan anlaşmaya göre, KARL LAGERFELD’in 45 ülkedeki lojistik operasyonları uçtan uca Bleckmann tarafından yönetilecek. Bleckmann söz konusu operasyon için Hollanda’nın Enschede bölgesinde bulunan deposunun 6 bin metrekarelik bölümünü de KARL LAGERFELD ürünlerine ayıracak. Söz konusu anlaşma aynı zamanda Türk lojistik sektörü açısından da büyük önem taşıyor. KARL LAGERFELD’in Avrupa operasyonlarını yönetecek Bleckmann’in hisselerinin yaklaşık yüzde 90’u Türkiye’nin en büyük lojistik şirketi Netlog’a ait.

KENDİ ALANINDA AVRUPA’NIN EN BÜYÜĞÜ

Bugün itibarıyla Avrupa’nın en büyük fashion & life style lojistik şirketi konumunda bulunan Bleckmann, 159 yıllık geçmişiyle kıta Avrupa’sının en köklü markaları arasında yer alıyor.  Netlog’un Bleckmann yatırımının geçmişi ise bundan 7 yıl öncesine dayanıyor.

Netlog 2014’te Avrupa’da ciddi iki satın alma gerçekleştirirken; Hollandalı TNT Lojistik ile Belçikalı Belspeed firmalarını bünyesine katmıştı. Daha sonra bu iki şirketin operasyonları Bleckmann çatısı altında birleştirildi. Netlog, geçtiğimiz yıllarda gerçekleştirdiği ikinci tur yatırımıyla da Bleckmann’deki hisselerini yüzde 90’un üzerine taşıdı.

ÇALIŞAN SAYISI 6 BİNE KADAR ÇIKIYOR

Dünyanın en önemli fashion & lifestyle markalarıyla çalışan Bleckmann yılda 300 milyondan fazla ünitenin dağıtımını ve depolamasını gerçekleştiriyor. Avrupa genelinde 2 bin mağazanın dağıtımını üstlenen Bleckmann, milyonlarca müşterisinin de e-ticaret kaynaklı siparişlerini kapıya kadar teslim ediyor. Belçika, Hollanda, İngiltere ve ABD’de kendisinin birebir opere ettiği 32 deposu olan Bleckmann’in normal dönemde 4.500 olan çalışan sayısı yüksek sezonlarda 6 bine kadar çıkıyor.

Dünyanın her yerinde olduğu gibi karayolu taşımacılığı Türkiye’nin iç ve dış ticaret faaliyetlerinde önemli role sahip. Ülkemizde uluslararası karayolu yük taşımacılığı değer ve ağırlık bazında uluslararası denizyolu yük taşımacılığından sonra ikinci sırayı almakta, ilk ve son taşıma ayakları haricinde, çıkış ve varış noktaları arasında kesintisiz taşımacılığı olanaklı kılması sebebiyle, taşıma operasyonunun tamamında yüksek oranda karayolu araçları kullanılmaktadır. Yurt içi yük taşıma faaliyetlerinde karayolu yaklaşık %90 oranında tercih edilmektedir.

Bugün karayolu taşımacılığı lojistikçiler, dış ticaret firmaları, dağıtıcılar ve tüketiciler gibi ekonomik hayatın taraflarını çok yakından ilgilendiren bir kriz ile karşı karşıya: şoför krizi. Karayolunun hayat damarı olan şoför istihdamında yaşanan kriz dış ticaret faaliyetlerini etkileyecek duruma gelmektedir. Ekonomiyi iyileştirmek ve ihracatı artırmak amacıyla üretim faaliyetlerinin desteklenmesi, üretilen malların tüketicilere ulaştırılmasında yaşanacak muhtemel sorunlar sebebiyle beklenen etkiyi veremeyebilecektir. Filo sahibi firmaların günümüzde karşılaştığı ve gerekli önlemler alınmazsa kısa vadede ticari faaliyetlerini olumsuz etkileyecek en önemli sorunu şoför istihdam etmek. Lojistik sektöründe önde gelen ülkelerden biri olan Almanya’da bile her yıl yaklaşık 40.000 kamyon sürücüsü açığı bulunmaktadır.

Üretilen malların tüketiciye ulaştırılmasında şoför istihdamı kaynaklı ekonomik etkinin lojistik maliyetleri etkileyen bir başka boyutu da bulunuyor. Filo sahibi firmalar karayolu taşımacılığı faaliyetlerinde istihdam edecekleri şoförleri işbaşında tutabilmek için ekonomik iyileştirmeler yapma yoluna başvuruyor. Firmaların giderlerinin artması ile lojistik maliyetler artacak, ülkeye değer sağlaması beklenen ihracatçı zorlanacak ve artış gösteren maliyetler sebebiyle Türkiye’de üretilen ihracat ürünlerinin rekabetçi gücü olumsuz etkilenecektir. Tüketici fiyatlarının artış göstermesi de beklenebilecek bir sonuçtur.

Şoför krizine giden süreci hazırlayan unsurları tahmin etmek aslında pek de zor değil. Sınır kapılarında özellikle de Kapıkule’de yaşanan uzun beklemeler ve gecikmeler, bu uzun bekleyişlerin insani şartları zorlaması bu unsurların arasında yer almaktadır. Bu soruna yönelik UTİKAD tarafından yapılan basın açıklaması kamuoyunda geniş yer buldu. Bakanlıklar konuyla ilgili çalışmalarda ve tespitlerde bulundular. Bu alanda iyileştirmeler yapılıyor olsa da zaten yorgun düşen kamyon şoförleri pandemiyle tümden zor bir sürece girmiş oldular.

Bu yılın başında yayınlanan UTİKAD Lojistik Sektörü Raporu 2020’de de bahsedildiği üzere “koronavirüsün fiziksel temas yoluyla bulaşması sebebiyle ülkelerce alınan tedbirlerin başında sınır geçişlerini kapatmak ve sınırlandırmak oldu. Sürücülere getirilen karantina ve sağlık taramaları uygulamaları gibi kısıtlamalar sebebiyle uluslararası yük taşımacılığında gecikmeler yaşandı, sınır kapılarında uzun kuyruklar oluştu. Ülkelerden transit geçecek araçlar için zorunlu konvoy uygulamaları da bu gecikmelere sebebiyet veren bir diğer unsur olarak öne çıktı.” Yüke ilişkin bu sorunlar yaşanırken o yükü taşıyan şoförlerin durumları nasıldı? Şoförler uzun saatler hatta günler boyunca araçlarının içinden çıkmadan beklemek zorunda kaldılar. Bizler evlerimizde sokağa çıkma yasağı yüzünden kısıtlanmış hayatlar yaşarken uluslararası kamyon şoförleri evlerinden kilometrelerce uzaklıkta şoför kabininde günlerini geçirdiler. COVID-19 tedbirleri kapsamında gittikleri ülkelerde karantinaya alındılar. Salgının ilk zamanlarında maske bulmakta zorlandılar. Pandemi öncesi süreçte birçok olumsuz şart altında çalışan kamyon şoförlerinden bir kısmı COVID-19 pandemisinde uluslararası yük taşımacılığı operasyonlarında çalışmayı tercih etmedi.

Hem şoför hem de işveren tarafında yükümlülükler barındıran şoförlük mesleği, sınırlardaki beklemeler, pandeminin getirdiği zorluklar, vize almada yaşanan sıkıntılar, vize sürelerinin dolması ve yenilenmeyen vize problemi, kaçak göçmenlerin şoförlerin hayatlarını ve mesleki kariyerlerini riske atması, mola yerlerinin temiz olmayışı, yemek yemek için uygun yerlerin bulunmayışı, park yerlerinin yeterli olmayışı gibi sebeplerden ötürü cazibesini yitirdi. Önceki dönemlerde iyi kazanç sağlayan, farklı ülkeleri görme fırsatı sunan ve gençler tarafından da tercih edilen bir meslek iken şimdiki dönemde firmalar şoför bulmakta sıkıntı yaşamaktadır. Özellikle pandemiye yakalanmış ve karantinada olan şoförlerin yerine hızlı olarak profesyonel bir şoför bulmak firmalar için oldukça zorlaştı. Yüklerini emanet edecekleri kadar güvenilir, teknik ve mesleki olarak yeterli/tecrübeli şoför arayışına giren firmalar bugünlerde yaşadıkları en önemli sorun olarak bu eksikliği göstermektedirler. İlerisi için ise daha endişeliler.

Uluslararası kamyon şoförlüğü özellikle gençler tarafından tercih edilen bir meslek olmaktan çok uzakta gibi görünmekte. Özellikle 2000’li yıllardan sonra bilimin ve teknolojinin kucağındaki bir dünyaya doğanlar bu mesleği artık tercih etmemektedir. Her ne kadar kamyonlar son teknoloji ile donatılıp geniş bir konfora sahip olsa da yaşam koşullarının zor olması, güzergaha göre iki ay – üç ay boyunca kamyonda kalmak zorunda olunması, sosyal hayatın kısıtlı olması ve tabii ki yukarıda saydığımız diğer sıkıntılar, 80’li 90’lı yıllardaki birçok çocuğun hayalini süsleyen bu meslek için yeterli gelmemektedir.

Gençler tarafından tercih edilmeyen bu meslek kadınlar tarafından da tercih edilmemektedir. Yurt dışında örneklerini görmemize rağmen ülkemizde kadın kamyon şoförü haberlere konu olacak kadar nadirdir. Kadınlar için tüm belirtilen sorunların yanına güvenlik sorununu da eklemek yerinde olacaktır. Kadınların aktif olarak bulunamadığı şoförlük mesleğinde sadece erkek şoförlerin yer alması ve mesleğin “erkek mesleği” imajına sahip oluşu işgücü pazarını kısıtlamaktadır.

Emeklerine ve tecrübelerine ihtiyacımız olan şoförlerin bu mesleği sürdürebilmeleri ve şoförlüğün gençler arasında da tercih edilmesi için görülmekte olduğu gibi birçok paydaşın ortak hedef doğrultusunda hareket etmesi gerekmektedir. Çalışma şartları iyileştirilmeli, gerek vize alımı gerekse sınır geçişlerindeki gibi sorunlarda kolaylıklar sağlanmalı, şoförler dünya vatandaşı olarak kabul edilmeli, dinlenme ve konaklama tesislerinin durumu iyileştirilmeli, şoförlüğün düşük sosyal statü olduğu algısı değiştirilmeli, kurumlar tarafından şoförlük mesleğine özel eğitimler düzenlenmeli, kadınlar da kamyon şoförlüğüne özendirilmeli, en nihayetinde bu meslek yeniden cazip hale getirilmeli ve canlandırılmalıdır. Şoför krizi dış ticaretin tüm paydaşları ile birlikte ele alınmalı ve oluşturulacak eylem planı hızlıca hayata geçirilmelidir.

Dünya her ne kadar dijitalleşme yolunda ilerlese de insan gücü ve insana duyulan ihtiyaç yadsınamaz bir gerçektir. Sürücüsüz araçlar, otonom kamyonlar neredeyse her platformda dile getirilse bile unutulmamalı ki dünya hala insanların avucunun içinde. Bu yüzden insanların şekillendirdiği bir dünyada sürücüsüz araçlar tasarlanıyor olsa dahi insanın varlığını göz ardı etmemek gerekir. Aksi takdirde taşınan yükler gelecek dönemde sektöre ağır gelmeye başlayacaktır.

Ezgi Demir

UTİKAD Sektörel İlişkiler Uzmanı

Filo yatırımlarına devam eden Arkas Lojistik, Ford Otosan’ın ağır ticari markası Ford Trucks ile olan iş birliğini sürdürüyor. Bu kapsamda Uluslararası Yılın Kamyonu (ITOY) ödüllü 40 adet Ford Trucks F-MAX çekici yatırımı daha yapan Arkas Lojistik, filosunu gençleştirmeye ve karbon salınımını azaltmaya devam ediyor. Yeni yatırımla birlikte Arkas Lojistik’in çevre dostu Euro 6 motora sahip araç oranı da %50’ye yükseldi.

Arkas Lojistik’in filosunu güçlendirmek, gençleştirmek ve verimliliğini artırmak amacıyla yaptığı yatırımları bu yıl da hız kesmiyor. 35 milyon lira değerindeki yatırımla filosuna 40 Ford Trucks F-MAX daha çekici ekledi.   

Karayolu taşımacılığının Türkiye’de %91,5 oranında karbon salınımına sebep olduğu göz önünde alındığında çevre dostu teknolojilerin lojistik sektöründe kullanımının artırılması sürdürülebilirlik açısından büyük önem taşıyor. Deniz, kara, hava ve demiryolu taşıma hizmetleri ile depolama, dağıtım, özel proje taşımaları ile komple lojistik hizmeti sunan Arkas Lojistik, tüm iş süreçlerinde ve özellikle büyük bir kara nakliye filosuna sahip olmanın sorumluluğuyla sürdürülebilirliği de yatırımlarında dikkate alıyor. Araçlarını her yıl yenileyerek filosunun genç ve güçlü kalmasını sağlarken sürdürülebilir dünyanın çevre gerekliliklerine uygun araçlar tercih ediyor.

Arkas Lojistik Genel Müdürü Serhat Kurtuluş, yaptığı açıklamada, “Pandemi koşullarında; sunduğumuz “komple lojistik” hizmetinin tanımı ve fonksiyonunun önemi çok net görüldü. Diğer taraftan uzun yıllardır gündemimizde olan yeşil lojistiğin gerekliliğinin de altı tekrar çizildi. Bizim Arkas Lojistik olarak yeni dönemde ana stratejimiz mevcut koşullara uygun şekilde dijital çözümlerle temassız hizmet modelini yaygınlaştırarak müşterilerimize hızlı çözümler sunmak. Bu yolda mevcut hizmetlerimizi büyütmeye ve yeni iş alanlarındaki fırsatları değerlendirmeye yönelik yatırımlara devam ediyoruz.

Karayolunda yılda 30.500.000 km yol kat ettiğimiz özmal kara filomuzla hedeflerimizi büyütüp; hizmet kalitesini yükseltiyoruz. Özmal kara filomuz, uzman iş ortaklarımız ve çalışanlarımız ile lojistiğin arkasındaki güç olmaya ve ekonomimize değer üretmeye devam ediyoruz. Bu noktada iş ortaklarımız olarak nitelendirdiğimiz Ford Trucks ile güvene dayalı uzun süreli iş birliğimiz var. Tamamen Türk mühendislerinin geliştirdiği ve Türkiye’de üretilen çekicileri bir kez daha filomuza katmaktan mutluyuz. Hali hazırda filomuzdaki Ford Trucks çekicilerimizden performans, yakıt tüketimi ve teknolojik donanımlarının yanı sıra sahip olma maliyeti bakımından da çok memnunuz.” dedi.

Yeni yatırımla birlikte Arkas Lojistik’in çevre dostu Euro 6 motora sahip araç oranı da % 50’ye yükseldi. Euro 6 normuna sahip Ford Trucks çekiciler yakıt tasarrufu ile karbon salınımını azaltıyor.  Yeni araçların yakıt tüketimi km’de litre bazında % 5 iyileşme sağlayacak.  40 araç ile birlikte ayda 240.000 km yol kat edilmesi öngörülüyor. Arkas Lojistik yılda 117 bin litre yakıt tasarrufu sağlayacak. 

Lojistik sektörünün lider markalarından Arkas Lojistik’le iş birliklerini büyütmekten dolayı mutlu olduklarını belirten Ford Trucks Türkiye Direktörü Burak Hoşgören ise şunları söyledi:

“Ford Trucks olarak, Arkas Lojistik’le halihazırda yıllardır süregelen iş birliğimiz güçlenerek büyüyor. Uzun yıllardır hem satış, hem de satış sonrası servis ve hizmetlerde güvene dayalı ve köklü ilişkilerimiz var. Geçtiğimiz yıl uluslararası ödüllü çekicimiz F-MAX ile bu iş birliğinde yeni bir sayfa daha açmıştık. Şimdi de 40 adet F-MAX'i daha Arkas Lojistik’e teslim ederek, Arkas Lojistik'te bugüne kadar teslim ettiğimiz toplam Ford Trucks markalı araç sayımızı 175’e yükseltiyoruz. Arkas Lojistik'in araç parkında yer alan Ford Trucks araçların sayısının yükselmesi bu iş birliğimizin güçlenerek büyüdüğünü gösteriyor. Yurt içinde ve yurtdışında yoğun talep gören F-MAX'in 500 PS güce sahip, düşük yakıt tüketimiyle dikkat çeken yüksek performanslı motoru ve ileri teknolojik donanımları ile Arkas Lojistik'e büyük verimlilik ve katkı sağlayacağına inanıyoruz. 2020 yılında kendi segmentinde Türkiye’nin en çok tercih edilen çekici modeli olan F-MAX, üstün aerodinamik, aktarma sistemi kalibrasyonu ve yakıt tüketimi açısından mükemmel performans ile önceki modellere göre %6'lık iyileştirme sağlıyor. Ayrıca, F-MAX'in ConnecTruck uygulaması ile filo sahipleri araçların nerede, ne zaman, ne yaptığını, hangi rotada olduğunu harita üzerinde görebiliyor, anlık ve geçmişe dair tüm araç bilgilerine ulaşabiliyor. F-MAX, bakım maliyetlerinin azalması ve sahip olma maliyetini düşürmesinin yanı sıra geniş ve konforlu kabiniyle de Arkas Lojistik kaptanlarının gerekli ihtiyaçlarını karşılayacak. Arkas Lojistik'e bize ve markamıza duydukları güven için çok teşekkür ediyoruz.”

Yiğit Akü, Otomotiv Endüstrisinde en fazla ihracat yapan otomotiv ve yan sanayi şampiyonları arasında yerini aldı.

Yiğit Akü; Türkiye’nin Otomotiv Sektörü ilk 100 İhracatçı firması arasında 27. sırada yerini alarak, %100 Milli Sermaye gücü ile ihracattaki başarılarını bir kez daha kanıtladı.

Yiğit Akü, Uludağ Otomotiv Endüstri İhracatçıları Birliği (OİB) tarafından ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verileri baz alınarak derlenen; Türkiye’nin Otomotiv Sektöründeki ilk 100 İhracatçı firması arasında 27. sırada yerini alarak, global üretici ve tedarikçi unvanındaki başarılarına bir yenisini daha ekledi.

Türkiye ekonomisine önemli katkılar sağlamaya devam eden Yiğit Akü, otomotiv sektöründe her yıl istikrarlı bir ivme göstererek, adından söz ettirmeye devam ediyor.   İnovasyon, Ar-Ge, Ür-Ge ve yüksek katma değer sıralamalarında yerini alan ve sektörün temsilcisi olarak adından sıkça söz ettiren Yiğit Akü,  bir önceki yıl ihracatta gösterdiği başarı grafiğini korumaya devam edeceğini belirtirken, her yıl etkin bir şekilde büyüme planlarının ve stratejilerinin de olduğunu da aktarıyor.  6 kıtada 100’ün üzerinde ülke ile iş birliği içinde olan Yiğit Akü, uluslararası arenadaki başarı grafiğinde, ihracat performanslarının ve politikalarının önemini vurguluyor. 

Çözüm odaklı yaklaşımı, yenilikçi yapısı ve ihracattaki başarıları ile 40 yılı aşkın süredir hizmet ve faaliyetlerine devam eden Yiğit Akü, ekonomik gelişmenin kaynağı ve yatırımları ile Türkiye’nin akü sektöründe yüzde 100 Milli sermayesine sahip tek kurumu olarak, global üretici ve tedarikçi zincirlerinde, ülke ekonomisine önemli katkılar sağlamaya devam edeceğini sözlerine ekliyor.

Detaylı Bilgi ve Görsel İçin:

Emel Ercan İletişim Danışmanlığı

Emel ERCAN

Yiğit Akü Basın Yayın ve İletişim Danışmanı

0533 170 97 40

Türkel İstif Makinalarında Hedef: Her yıl +20 Makina Alımı

Türkel İstif Makinalarında Hedef:

Her yıl +20 Makina Alımı

Jungheinrich iklim koruma ve sürdürülebilirlik alanında dünyanın önde gelen şirketlerinin bir grup "50 Sürdürülebilirlik ve İklim Liderleri" girişimine katıldı. Kampanyaya katılan farklı sektörlerden 50 uluslararası şirket, iklim değişikliğiyle mücadelede öncü bir rol üstlenmeyi ve böylece 17 Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi'ne (UNSDGs) ulaşmalarına katkıda bulunmayı hedeflemiştir.

Jungheinrich AG Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Lars Brzoska.

"İklim değişikliği zamanımızın en acil konularından biridir. Jungheinrich olarak sürdürülebilirliği ekonomik, ekolojik ve sosyal yükümlülüğümüz olarak görüyoruz. '50 Sürdürülebilirlik ve İklim Liderleri' girişimine katılımımız bunu yansıtmaktadır. Enerji tasarruflu forkliftlerimiz ve akıllı otomasyon çözümlerimizle, intralojistikte CO2 emisyonlarını azaltıyoruz. Bu şekilde, sürdürülebilir bir değer yaratıyor ve iklim değişikliğine karşı yarışın birlikte kazanılmasına katkıda bulunuyoruz, "diye açıklıyor

Jungheinrich, yakın zamanda sunduğu Strateji 2025+'ta sürdürülebilirlik konusunu şirkete daha da sağlam bir şekilde yerleştirmiş ve iddialı hedefler koymuştur. Bunun bir parçası olarak, Grup co2 tarafsızlığı elde etme hedefini kendisi belirlemiştir. Jungheinrich, şirket içinde ve tüm tedarik zinciri boyunca sistematik sürdürülebilirlik yönetimini tanıtarak net sorumluluklar tanımlıyor ve daha fazla sürdürülebilirlik için şeffaflık yaratıyor. Dr Brzoska : "Jungheinrich bir aile şirketi olarak, kurumsal sorumluluk üstlenerek sosyal ve ekolojik yönleri ile karlı büyüme birleştirmek anlamına gelir. Bu öz-imaj bizi sektörümüzün ve ötesindeki geleceği şekillendirmeye itiyor."

Jungheinrich depolamada enerji verimliliğinde bir numaradır ve yenilikçi enerji sistemlerinin geliştirilmesinde intralojistik içinde lider bir konuma sahiptir. Jungheinrich tarafından üretilen forkliftlerin  yaklaşık yüzde 98'i şu anda elektrikle çalışıyor. Bu da Jungheinrich'i kendi sektöründe önde gidiyor. Şirket kurulduğu 1953 yılından bu yana elektrikli sürücüler kullanıyor.

Şu anda dünya çapında 1.000.000'den fazla Jungheinrich elektrikli forklift kullanılmaktadır. İntralojistikte başka hiçbir şirket lityum-iyon bataryaya bu kadar tutarlı bir şekilde dayanmaz. Bir özelliği: Jungheinrich kendi ürettiği pillerde kritik hammadde kobalt gerektirmeyen bir hücre kimyası kullanır. Bir lityum-iyon forklift dizel motorlu bir daha yüzde 52 daha az CO2e yayar. Bu, uzun ömürlü pillerin daha fazla kullanım ömrü için yeniden kullanılmasını içermez.

Jungheinrich, forkliftlerin endüstriyel olarak yeniden üretilmesi sayesinde iklim korumasına önemli bir katkı sağlıyor. Kullanılmış forkliftlerin  yenilenmesi ve iki adet inoluşturulması, bazı durumlarda üç yaşam döngüsü hammadde ve enerji tüketimini önemli ölçüde azaltır. CO2e emisyonlarının yaklaşık yüzde 80'i yeni üretime kıyasla bu şekilde kaydedilebilir.

Aynı zamanda, kullanılan forkliftler kelimenin tam anlamıyla yeni kadar iyi duruma gelir. Jungheinrich'in kullanılmış forkliftleri böylece ekonomik, teknik ve ekolojik avantajları bir araya getirmektedir. Yüksek kaliteli yenileme nedeniyle, Jungheinrich kullanılan forkliftlerin özellikle güvenilir ve arıza riski düşüktür.

Jungheinrich aynı zamanda otomasyon ve dijitalleşme alanlarında da öncüdür. Depo teknolojisi, kamyonlar ve yazılımlar büyük bir bütün oluşturur ve insan, makine ve deponun iletişim kurmasını, işbirliği yapmalarını ve birbirini tamamlamalarını sağlar. Bu, sürücüsüz taşıma araçları tarafından küçük bir ölçekte ve 40 metreden yüksek otomatik yüksek raflı depolar tarafından büyük ölçekte gösterilmiştir. Otomasyon çözümleri daha az hata yapar, gereksiz taşımalardan kaçınır, daha az kazaya neden olur ve böylece lojistikte enerji tüketiminin ve emisyonların azaltılmasına önemli ölçüde katkıda bulunur. Jungheinrich, bir ortakla birlikte "dikey tarım" için tam otomatik bir çözüm geliştirmiştir. Buradaki temel faktör, bu yeni, modern tarım türünde mümkün olduğunca çok şekilde verimlilik ve sürdürülebilirlik elde etmek ve etkinleştirmek için akıllı çözümler kullanmaktır.

We use cookies to improve our website. By continuing to use this website, you are giving consent to cookies being used. More details…