Türkiye’nin istif makineleri sektöründe öncü bir kuruluş olan İstif Makinaları Distribütörleri ve İmalatçıları Derneği (İSDER), sektörün büyümesine ve gelişimine yön veren çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Derneğin Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Karataş ile gerçekleştirdiğimiz bu röportajda, İSDER’in kuruluş amacından sektöre katkılarına, düzenlediği fuarlardan eğitim projelerine kadar pek çok önemli konu ele alınıyor. Ayrıca, Türkiye’nin istif sektöründeki mevcut konumu, yerli üretimin önemi ve gelecek hedefleri gibi kritik başlıklar da derinlemesine inceleniyor. Serkan Karataş’ın samimi ve bilgilendirici cevapları, sektörün dinamiklerini anlamak isteyenler için değerli bir rehber niteliğinde.
İstif Makinaları Distribütörleri ve İmalatçıları Derneği yani kısa adıyla İSDER’in kuruluşundan, amacından ve Türkiye istif sektörüne katkılarından kısaca bahsetmeniz mümkün mü?
İSDER, 2006 yılında, sektörün öncü firmaları önderliğinde kurulan bir sektör kuruluşu. Dernek; istif makinaları, vinç, platform, depo ve raf sistemleri gibi bir çok sektörü bir araya getiren, büyümesine katkı sunan, sektöre dair problemlerin çözümü için çalışan, kamuyla etkileşimde bulunarak sektörü büyütmeyi hedefleyen bir kuruluş. 2006 yılından günümüze geldiğimizde hem üye hem kapsam açısından sektörün ilk ve tek temsilcisi konumunda. İSDER, bizim çok değer verdiğimiz bir kuruluş. Tarihsel olarak önce İMDER (Türkiye İş Makinaları Distribütörleri ve İmalatçıları Derneği) kuruluyor, daha sonra istif makinaları sektörünün potansiyeli gözetilerek sektöre doğrudan odaklanabilmek amacıyla kardeş kuruluş olarak İSDER kuruluyor. Ben de kuruluşundan beri hem İSDER’de hem de İMDER’de farklı görevler aldım. Genel kurulumuz ve yönetim kurulumuzun takdiriyle mevcut dönemde İSDER’in Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı icra ediyorum. Türkiye istif sektörü denilince akla gelen ilk isimlerden biridir Serkan Karataş. Sektörde yeni olan okurlarımız için kendinizi tanıtır mısınız?
1996 yılında Çukurova Grubu’nda iş ve istif makinaları sektörüne adım attım. Bugün itibariyle aynı şirkette Genel Müdür olarak görevimi icra ediyorum. Türkiye istif sektörünün öncü derneklerinden biri olarak muhtelif sektör organizasyonları düzenlemektesiniz. KOMATEK, Hub of Warehouse gibi sektörü domine eden fuarlara destek vermektesiniz. 2025 ve 2026 yılında, İSDER olarak ne gibi planlarınız var?
Hem derneğimiz hem de sektör paydaşlarımız için fuarlar çok önem arz ediyor. Biz de dernek olarak bunun farkındayız ve gerekli tüm atılımları yapmaya çalışıyoruz. Bizim üyelerimiz iki gruptan oluşuyor: Üreticiler ve ticaret yapan kurumlar.
Sektörde temsiliyetimiz yüzde doksana yaklaştı. Bunun için yaptığımız her organizasyonun uluslararası ölçekte olması gerekiyor. 2025 yılında, 18-20 Eylül tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde Hub of Warehouse Fuarı’nı Hannover Messe ile birlikte düzenleyeceğiz. 2026 yılı için de yine Komatek Fuarı organizasyonumuz olacak.
Komatek’te uzun yıllardır ağırlıklı olarak iş makinaları üzerine düzenlenen bir fuar ama son iki yıldır İSDER’in katkılarıyla istif makinaları da yoğun olarak bulunuyor. Bu fuarların dışında, sektörel kongreler ve toplantılar da İSDER bünyesinde gerçekleşiyor.

Hub of Warehouse Fuarı hakkında görüş ve düşüncelerinizi alabilir miyiz? Bu fuarla ilgili sektör takipçilerine ve fuar ziyaretçilerine neler söylemek istersiniz?
Bu fuarın sektör açısından önemi, yeni nesil bir depo içi yönetim fuarı olması. Dolayısıyla yalnızca bizim sektörümüze hitap eden, odak noktası tamamen istif makinaları sektörü olan bir fuar. Hannover Messe ile birlikte yaklaşık iki yıldır bu etkinlikle ilgili çalışıyoruz.
Hannover Messe’nin global anlamdaki fuarcılık tecrübesiyle İSDER’in Türkiye istif sektörü üzerindeki kapsayıcılığı bir araya gelince çok önemli bir fuar olacağını düşünüyorum. Fuarın katılımcıları ve ziyaretçileri, sektördeki tüm yeniliklerden haberdar olacak. Artık yeni dünyada otonom ürünler de devrede. Bu ürünlerin de sergileneceği bir fuar olacak Hub of Warehouse. Hem yerli üreticiler hem yurt dışından sektör temsilcileri hem de bayilerin misafir edileceği uluslararası bir fuar olacak.
Sürekli yeni ve önemli markaların bünyenize katıldığını görüyoruz. İSDER’in kaç üyesi bulunmakta? Bununla alakalı yeni hedefleriniz var mı?
Tabii ki hitap ettiğimiz sektörlerde yeni oyuncular devreye giriyor. Son yıllarda Türkiye’deki pazar dünyaya nazaran hızla büyüyor. Şu an itibariyle 51 üyemiz var. Yeni hedeflerimizde sayıdan ziyade nitelik kaygısı güdüyoruz. İSDER’e üye olabilmeniz için üretici veya distribütör olmanız gerekiyor. Doğru ve kaliteli ürünü, kamunun belirlediği standartlarla üreten veya bu tür bir ürünü getiren firmalara kapımız her zaman açık.
Fuarlar ve konferanslar dışında İSDER’in projeleri var mı? Varsa bu konuda bilgilendirme yapabilir misiniz?
İSDER olarak biz fuar ve organizasyonların dışında ilgili bakanlıklar ve genel müdürlüklerle her daim iletişim halindeyiz. Yeni regülasyonları ve taslak programları ortak aklı çalıştırarak ilgili kurumlarla görüşme halindeyiz. Eğitime çok önem verdiğimizi söylemem gerekiyor. Meslek yüksek okullarıyla ilgili ciddi projelerimiz var. Geçtiğimiz dönemlerde “7 Bölgede 7 Okul” isimli bir projeyi hayata geçirdik. Eğitim hem sektörün kalifiye insan kaynağı anlamında hem de sosyal sorumluluk anlamında çok önem verdiğimiz bir konu. Sürdürülebilir başarı eğitimden geçiyor. Bunun dışında malumunuz, elektrikli ürünlerde lityum pile geçiş söz konusu. Bu konuyla ilgili yakın zamanda büyük bir çalıştay düzenleyeceğiz.
Türkiye istif sektörünü dünya klasmanında nerede görmektesiniz? Bu konu İSDER penceresinden nasıl görülmektedir?
Türkiye istif makineleri sektörü büyük ve önü açık bir pazar. Tüm ürün gruplarıyla toplam değerimiz yaklaşık 3,5 milyar dolar seviyesinde. İhracat olarak baktığımızda da 1 milyar dolara yaklaştık. Bu verilere baktığımızda on yıl öncesiyle bugünkü seviyemiz arasında çok ciddi farklar var. Türk markalı ürünlerin yurt dışı fuarlarda yer alması, lansmanlarının yapılması, beğeni toplaması hiç kolay olmuyor. Hem üreticiler hem de dernek olarak bizler Türk ürünlerinin global pazara dahil olması için çok çalışıyoruz. Türkiye olarak, dizel forkliftlerde dünyaya nazaran çok geriden geliyorduk fakat elektrikli ürünlerde dünyayla eşzamanlı bir şekilde gelişim kaydettiğimizi söyleyebilirim. Bu anlamda da elektrikli ürünleri çok önemsiyoruz.
Yerli teşebbüslerin devlet teşekküllerinden yeterince destek aldığını düşünüyor musunuz? Yerli yatırım konusunda başarılı olan ve pozitif ayrımcılığı hak ettiğini düşündüğünüz yerli markalarımıza örnek vermeniz mümkün mü?
Yerli üretim her geçen yıl artarak devam ediyor. İSDER’de hem üreticiler var hem tedarikçiler var. Dernekte bu harmoniyi; sektörün tüm paydaşları daha güçlü olsunlar ve bu sinerjiden Türkiye ekonomisi faydalansın diye sağladık. Yerli üretimde pozitif ayrımcılık tabii ki olmalı ama pratikte bu desteğin yeterli seviyede gerçekleştiğini maalesef söyleyemeyeceğim
Fuar destekleri oluyor fakat bunlar da yeterli değil. Bizim imalatçılarımız çok özverili bir şekilde bütün fuarlarda kendi ürünlerini sergilemek için uğraşıyorlar. Özellikle istif tarafında global anlamda bazı ürün grupları çok güçlü ülkeler var ama biz de İSDER olarak uzun yıllara sâri başarılar yakalamak için adım adım çalışmalarımıza devam ediyoruz.
İSDER başkanlığı görevine tekrar seçildiniz. Sektörün size olan teveccühünü neye bağlıyorsunuz? Yeni yönetiminizle en büyük hedefiniz nedir?
İSDER’in onuncu genel kurulu yapıldı ve genel kurulumuzla yönetim kurulumuzun takdiriyle bu görev bana tevdi edildi. Geçmiş dönemde yaptığımız ve takip ettiğimiz projelerin ve verimliliğin devamını ana hedef olarak koyuyoruz. Çünkü son üç-dört yıldır bağlı olduğumuz Avrupa’daki federasyona göre bir organizasyon yapısına geçtik.European Materials Handling Federation (FEM)’in yürütme kurulu üyesiyiz. FEM’in organizasyon yapısını İSDER’e entegre ettik. Bünyemizdeki alt sektörlerin dinamikleri birbirinden farklı olduğu için her alt sektörde görevli başkan yardımcılıklarımız var. Bu yönetim yapısının çok faydalı olduğunu gördük. Önümüzdeki dönemde de hep beraber takım oyunu içinde sektöre katkı sağlamaya devam edeceğiz.

Son yıllarda ülkemizde akü, forklift veya teker üretiminde birbirinden değerli başarı hikayelerine rastlıyoruz. Siz yerli üretim konusundaki seviyemizi nasıl değerlendiriyorsunuz? Bizim üretmemiz gerekiyor. Üreten her firma bizim baş tacımız. İSDER olarak yerli üretim olmazsa olmazımız ve sektörümüzün ihracattaki ciro artışını desteklediğimiz için pozitif etkiler de oluyor. Kamuda üreticinin işini kolaylaştıracak mevzuat düzenlemelerinden tutun da çeşitli organizasyonların hazırlanmasına kadar her platformda yerli üreticilere desteğimizi gösteriyoruz.
Türkiye’nin çok ciddi bir üretim potansiyeli var, bu potansiyeli değerlendirerek üreticilerimizin uluslararası pazarda daha da güçlenmesi gerekiyor. Bulunduğumuz nokta kötü değil; çoğu ürün grubunda eskiden Türk firmaları distribütör iken bugün artık distribütörlük veren konumuna geldiler. Eskiden ziyaretçi olarak katıldığımız fuarlarda artık ziyaretçi alan pozisyondayız.
Bu dönüşüm bir anda olmadı, 15 yıllık bir planlama ve vizyonumuzun etkisiyle adım adım bugüne geldi. Hem ürün çeşitliliği hem de kalite bakımından daha gidecek yolumuzun olduğunun farkındayız. İnşallah bundan sonra baş tacımız olan üreticiler pazarlama tarafında, kurumsal yapı olarak ve finansal açıdan daha da güçlenerek büyürler. Biz buna inanıyoruz.
Sözlerinizin arasında kurumsal yapıya dikkat çektiniz. Forklift lastiği tarafında yeni girişimler mevcut ama bu girişimlerin akü tarafındaki kurumsallığa kavuşmaları bambaşka bir hikayenin ortaya çıkmasına vesile olur.
Bu büyümede, arkadan gelen jenerasyonun da bakışı çok önemli. Dünyaya baktığımız zaman iki yüz-üç yüz yıllık çok firma vardır ama Türkiye’de biz iki yüz değil, yüz yıllık firma dediğimizde birkaç firma öne çıkıyor.
Kurumsallık ve sürdürülebilirlik benim çok önemsediğim bir konu. Bu üretim hikayesi tüm jenerasyonların aynı hevesle ilgilenmesiyle yazılacak. Türkiye güçlü bir ülke ve üretmeyi seviyor.
İstif Material Handling ve Hannover Messe’nin birlikte hazırladığı IMH World 4.0 Warehouse Türkiye İstif özel sayısı hakkındaki görüşlerinizi alabilir miyiz?
Sektörel yayıncılık bizim için çok kıymetli. Bu tarz fuar ve organizasyonlarda siz bize güç katıyorsunuz. Yayınlarınızı yakından takip ediyoruz.
Hub of Warehouse’un da birlikte iyi tanıtımı yapılan ve iyi planlanan bir organizasyon olması için gayret edeceğiz. Birlikteliğimizden güzel bir sinerji doğacak.
Eklemek istediğiniz bir konu var mıdır Sayın Başkan?
Hem alakanız hem de katkılarınız için teşekkür ediyorum. Sektörümüzü uluslararası boyutta büyütmeye devam edeceğiz. Hub of Warehouse çok kıymetli bir fuar olacak. Herkesi bekliyoruz.





Yorumlar kapalı.